İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i İbn Mâce · 4103

Zuhd

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ سَهْمٍ، - رَجُلٌ مِنْ قَوْمِهِ - قَالَ نَزَلْتُ عَلَى أَبِي هَاشِمِ بْنِ عُتْبَةَ وَهُوَ طَعِينٌ فَأَتَاهُ مُعَاوِيَةُ يَعُودُهُ فَبَكَى أَبُو هَاشِمٍ فَقَالَ مُعَاوِيَةُ مَا يُبْكِيكَ أَىْ خَالِ أَوَجَعٌ يُشْئِزُكَ أَمْ عَلَى الدُّنْيَا فَقَدْ ذَهَبَ صَفْوُهَا قَالَ عَلَى كُلٍّ لاَ وَلَكِنْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَهِدَ إِلَىَّ عَهْدًا وَدِدْتُ أَنِّي كُنْتُ تَبِعْتُهُ قَالَ ‏ "‏ إِنَّكَ لَعَلَّكَ تُدْرِكُ أَمْوَالاً تُقْسَمُ بَيْنَ أَقْوَامٍ وَإِنَّمَا يَكْفِيكَ مِنْ ذَلِكَ خَادِمٌ وَمَرْكَبٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ فَأَدْرَكْتُ فَجَمَعْتُ ‏.‏

Ebu Vâil (Şakîk bin Seleme)'nin kavminden bir adam olan Semûre bin Sehm (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ebu Hâşim bin Utbe (r.a.), veba hastalığına yakalanmış halde iken yanına vardım. Biraz sonra Muâviye (bin Ebî Süfyan) (r.a.), onun ziyaretine geldi. Ebu Hâşim bir ara ağladı. Bunun üzerine Muâviye: Seni ağlatan şey nedir? Ey Dayım! Seni ızdırab'a sokan bir acı'mı, yoksa artık safası gitti (diye) dünyaya düşkünlük mü? dedi. Ebu Hâşim: Onların hiç birisi için değildir. Ve lâkin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana bir tavsiyede bulundu, keşke o tavsiyeye uymuş olaydım (diye hayıflanıyorum). O : (Ey Eba Haşim!) Senin, bâzı kavimler arasında taksim edilecek (hazîneye âit) bir takım mallara yetişmen kuvvetle umulur. O mallardan sana ancak bir hizmetçi ve Allah yolunda (üstünde yolculuk edeceğin) bir binek hayvanı yeter, buyurdu (idi). Sonra ben (o mallara) yetiştim de (o tavsiye hilâfına mal) biriktirdim." Diğer tahric: Bu hadisi Tirmizi, Nesai ve İbni Hibban da rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce, 4103

Benzer hadisler

HadisSünen-i Tirmizî

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ جَاءَ مُعَاوِيَةُ إِلَى أَبِي هَاشِمِ بْنِ عُتْبَةَ وَهُوَ مَرِيضٌ يَعُودُهُ فَقَالَ يَا خَالُ مَا يُبْكِيكَ أَوَجَعٌ يُشْئِزُكَ أَمْ حِرْصٌ عَلَى الدُّنْيَا قَالَ كُلٌّ لاَ وَلَكِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَهِدَ إِلَىَّ عَهْدًا لَمْ آخُذْ بِهِ قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا يَكْفِيكَ مِنْ جَمْعِ الْمَالِ خَادِمٌ وَمَرْكَبٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ وَأَجِدُنِي الْيَوْمَ قَدْ جَمَعْتُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَى زَائِدَةُ وَعَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ أَبِي وَائِلٍ عَنْ سَمُرَةَ بْنِ سَهْمٍ قَالَ دَخَلَ مُعَاوِيَةُ عَلَى أَبِي هَاشِمٍ فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ بُرَيْدَةَ الأَسْلَمِيِّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Ebû Vâil (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Muaviye hasta olan Ebû Haşim b. Utbe’nin yanına ziyarete gelmişti ve şöyle demişti: Ey dayım! seni ağlatan nedir? Seni rahatsız eden bir sancı mı? Yoksa dünya hırsı mı? Ebû Haşim şu cevabı verdi: “Hiçbiri değil fakat Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bana bir şeyler buyurmuştu ki onu tutamadım; şöyle buyurmuştu: Mal varlığı olarak sana yetecek bir şey bir hizmetçi ve Allah yolunda kullanacağın bir binit, fakat ben bugün kendimi pek çok mal biriktirmiş olarak görüyorum.” (Nesâî, Ziyne: 120; İbn Mâce, Zühd: 17) Zaîde ve Ubeyde b. Humeyd bu hadisi Mansur’dan, Ebû Vâil’den, Semura b. Sehm’den rivâyet ederek şöyle demişlerdir: “Muaviye Ebû Haşim’in yanına girdi…” diyor ve bu hadisin bir benzerini rivâyet ediyor. konuda Büreyre el Eslemî’den de hadis rivâyet edilmiştir

Sünen-i Tirmizî, 2327
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ جَمِيعًا عَنْ غُنْدَرٍ، قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، سَمِعْتُ أَبَا جَمْرَةَ، حَدَّثَنِي زَهْدَمُ بْنُ، مُضَرِّبٍ سَمِعْتُ عِمْرَانَ بْنَ حُصَيْنٍ، يُحَدِّثُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ خَيْرَكُمْ قَرْنِي ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عِمْرَانُ فَلاَ أَدْرِي أَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ قَرْنِهِ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثَةً ‏"‏ ثُمَّ يَكُونُ بَعْدَهُمْ قَوْمٌ يَشْهَدُونَ وَلاَ يُسْتَشْهَدُونَ وَيَخُونُونَ وَلاَ يُتَّمَنُونَ وَيَنْذُرُونَ وَلاَ يُوفُونَ وَيَظْهَرُ فِيهِمُ السِّمَنُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ ve İbni Beşşâr hep birden Gunder'den rivayet ettiler. ibni Müsennâ dediki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Ben Ebû Cemre'den' dinledim. (Dediki): Bana Zehdem b. Mudarrib rivayet etti. (Dediki): İmran b. Husayn'i rivayet ederken dinledim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Sizin en hayırlılarınız benim asrımdır. Sonra onların peşinden gelenler. Daha sonra onların peşinden gelenler. Daha sonra onların peşinden gelenlerdir.» buyurmuşlar. İmran: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendi asrından sonra iki defa mı dedi, üç mü bilemiyorum demiş : «Onlardan sonra bir kavim gelecek ki, şâhid çağrılmadıkları halde şehâdet edecekler. Hıyanet edecekler. Emniyet olunmayacaklar. Nezredecek, yerine getirmeyecekler. Aralarında şişmanlık zuhur edecektir.» buyurmuşlar

Sahîh-i Müslim, 6475
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ جُمَيْعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الطُّفَيْلِ حَدَّثَنَا حُذَيْفَةُ بْنُ الْيَمَانِ، قَالَ مَا مَنَعَنِي أَنْ أَشْهَدَ، بَدْرًا إِلاَّ أَنِّي خَرَجْتُ أَنَا وَأَبِي - حُسَيْلٌ - قَالَ فَأَخَذَنَا كُفَّارُ قُرَيْشٍ قَالُوا إِنَّكُمْ تُرِيدُونَ مُحَمَّدًا فَقُلْنَا مَا نُرِيدُهُ مَا نُرِيدُ إِلاَّ الْمَدِينَةَ ‏.‏ فَأَخَذُوا مِنَّا عَهْدَ اللَّهِ وَمِيثَاقَهُ لَنَنْصَرِفَنَّ إِلَى الْمَدِينَةِ وَلاَ نُقَاتِلُ مَعَهُ فَأَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْنَاهُ الْخَبَرَ فَقَالَ ‏ "‏ انْصَرِفَا نَفِي لَهُمْ بِعَهْدِهِمْ وَنَسْتَعِينُ اللَّهَ عَلَيْهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir h. Ebî Şeybe rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Usâme, Velîd b. Cümey'den rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû't-Tufeyl rivayet etti. (Dediki): Bize Huzeyfetü'bnü'I-Yemân rivayet etti. (Dediki): Bedir'de bulunmamdan beni meneden bir şey yoktu. Şu kadar var ki ben, babam Huseyl ile beraber (yola) çıktım da bizi Kureyş kâfirleri yakaladılar. — Siz muhakkak Muhammed'in yanına gitmek istiyorsunuz! dediler. — Biz onun yanına gitmek istemiyoruz; biz ancak Medine'ye gitmek istiyoruz! dedik. Bunun üzerine bizden mutlaka Medine'ye gideceğimize, onunla birlikte harb etmiyeceğimize Allah'a ahdü misâk aldılar. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bu haberi kendisine ilettik de: «Haydi gidin! Biz onlara verdiğimiz sözü tutar; onlara galebe için Allah'tan yardım dileriz!» buyurdular

Sahîh-i Müslim, 4639
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنِ الصُّنَابِحِيِّ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ إِنِّي مِنَ النُّقَبَاءِ الَّذِينَ بَايَعُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ بَايَعْنَاهُ عَلَى أَنْ لاَ نُشْرِكَ بِاللَّهِ شَيْئًا، وَلاَ نَسْرِقَ، وَلاَ نَزْنِيَ، وَلاَ نَقْتُلَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ، وَلاَ نَنْتَهِبَ، وَلاَ نَعْصِيَ بِالْجَنَّةِ إِنْ فَعَلْنَا ذَلِكَ، فَإِنْ غَشِينَا مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا كَانَ قَضَاءُ ذَلِكَ إِلَى اللَّهِ‏.‏

Ubade b. es-Samit r.a. şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile bey'atleşen nakiblerden birisiyim. Devamla dedi ki: Biz onunla Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, hak ile olması hali dışında Allah'ın haram kıldığı canı öldürmemek, kimsenin malını haksızca almamak;-bunları yaptığımız takdirde, (onu yapan hakkında) cennetlik olacağına hüküm vermemek üzere bey'atleştik. Eğer bunlardan birisini işleyecek olursak bu işe dair hüküm vermek de Allah'a aittir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Mekke'de Ensarın heyet halinde gelmeleri ve Akabe bey'atL" İbn İshak ve başkalarının zikrettiklerine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Talib'in vefatından sonra Taif'te bulunan Sakif kabilesine onları kendisine yardım etmeye davet etmek üzere çıkıp gitmişti. Daha önce Bed'u'I-Halk (yaratmanın başlaması) bölümünde açıklandığı üzere (3231 nolu hadis) onun bu isteğini kabul etmedikleri için o da Mekke'ye geri dönmüştü. Hac mevsimlerinde ise kendisini himaye etmeyi Arap kabilelerine teklif ediyordu. (İbn İshak'ın) farklı senetlerle zikrettiğine göre o Kindelilere, Ka'b oğullarına, Huzeyfe oğullarına, Amir b. Sa'saa oğullarına ve başkalarına gitmiş, fakat bunlardan hiçbirisi onun istediğini olumlu karşılamamışt!. Musa b. Ukbe, ez-Zühri'den naklen der ki: "Bu yıllarda -yani hicretten önce kendisini (himaye etmeyi) kabileiere teklif ediyor ve her bir kavmin önderleri ile konuşuyordu. Onlardan sadece kendisini barındırmalarını ve korumalarını istiyor ve, sizden hiçbir kimseyi herhangi bir işi yapmaya zorlarnam, diyordu. Bunun yerine sizden beni bana eziyet edenlere karşı korumanızı istiyorum. Böylelikle Rabbimin risaletini tebliğ edebileyim. Fakat kimse onun istediğini kabul etmiyor, hatta şöyle diyorlardı: Bir adamın kendi kavmi onu daha iyi bilirler." Hakim, Ebu Nuaym ve Delailu'n-Nubuwe adlı eserinde Beyhaki hasen bir senedie İbn Abbas'tan şöyle dediğini rivayet etmektedirler: "Ali b. Ebi Talib bana anlattı, dedi ki: Allah nebisine kendisini Arap kabilelerine (korumalarını) teklif etmesini emredince, onunla birlikte ben ve Ebu Bekir, Mina'ya çıktık. Nihayet Arapların meclislerinden bir meclise girdik. Ebu Bekir öne geçtL O iyi bir nesep bilgini idi. Kimlerdensiniz, diye sordu. Onlar, biz Rabia kabilesindeniz dediler. Siz Rabia'nın hangi kolundansınız diye sorunca onlar, biz Zuhl'deniz dediler -ve karşılıklı olarak konuşmalarını anlatan ve sonunda olumlu karşılık vermediklerini belirten uzunca açıklamalar ihtiva eden hadisi zikrettiler.- (Ali devamla) dedi ki: Daha sonra Evslilerle Hazredilerin medisine gittik. Bunlar ise Resulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in kendilerine Ensar adını verdiği kimselerdir. Çünkü bunlar kendisini barındırmak ve ona yardım etmek isteğine olumlu cevap vermişlerdi. (Ali devamla) dedi ki: Resulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'e bey'at etmeden yerlerinden kalkmadılar." İbn İshak'ın zikrettiğine göre birinci Akabe bey'atinde bulunanlar şu aItı kişi idiler: Ebu Umame, Esa'd b. Zurare en-Neccarı, Rafi' b. Malik b. el-Adan elAdanı, Kutbe b. Amir b. Hadide, Cabir b. Abdullah b. Riab, Ukbe b. Amir -bu (son) üç kişi Seleme oğullarındandır- ile Malik b. en-Neccar oğullarından Avf b. el-Haris b. Rifaa'dır. İbn İshak der ki: "Bana Asım b. Ömer b. Katade kavminden yaşlı bazı kimselerden naklen anlattı, dedi ki: Nebi sallAllahu aleyhl ve sellem onları görünce siz kimlerdensiniz diye sordu. Onlar, biz Hazredilerdeniz dediler. Peki sizinle konuşmak üzere oturmaz mısınız deyince, onlar olur dediler. Kendilerini Allah'ın yoluna çağırdı. Onlara Müslüman olmayı teklif etti, onlara Kur'an okudu. Allah'ın onların lehine yaptıklarından birisi de şu idi: Yahudiler onların yurtlarında onlarla beraber idi. Kitap ehli kimselerdi. EvsliIer ile Hazrediler de sayıca onlardan fazla idi. Bundan dolayı aralarında bir şeyolduğu zaman şöyle derlerdi: Pek yakında bir Nebi gönderilecek, artık onun gönderilme zamanı geldi. Biz dea Nebie uyacağız, onunla birlikte sizi öldüreceğiz. Nebi sallAllahu aleyhi vesellem onlarla (Hazredilerle) konuşunca bu anlatılanın o olduğunu anladılar. Biri diğerine, Yahudiler bu işte bizim önümüze geçmesin, dediler. Bunun üzerine iman edip onu tasdik ettiler. Kendi kavimlerini de davet etmek üzere yurtlarına geri döndüler. Onlara olanı haber verdiklerinde içinde Resulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in adı anılmadık kavimlerine mensup hiçbir kimsenin evi kalmadı. Ertesi sene hac mevsiminde onlardan oniki kişi Nebi ile bir araya geldi." İbn İshak der ki: "Bana Ma'bed b. Ka'b b. Malik anlattı: Kardeşi Abdullah -ki Ensarın en bilginleri idi- kendisine anlattığına göre babası Ka'b kendisine anlatmıştır. Ka'b de Akabe'de bulunanlardan ve orada bey'atleşenlerden idi. Dedi ki: Kavmimizin müşrikleri ile birlikte haccetmek üzere çıktık. O zamana kadar namaz kılmış, fıkh etmiş (dini öğrenmiş) idik. Beraberimizde efendim,iz ve büyüğümüz olan el-Bera b. Ma'rur da vardı. Onun Ka'be'ye doğru namaz kılışını sözkonusu ederek- dedi ki: Bizler Mekke'ye vardığımı'da daha önceden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i görmemiştik. Onu sorduk. O mescidde el-Abbas ile birliktedir, diye cevap verildi. Biz de içeri girdik, yanına oturduk. el-Bera ona kıbleyi sordu. Sonra da hacca gitmek üzere yola çıktık. Onunla Akabe'de buluşmak üzere sözleştik. Beraberimizde Cabir'in babası Abdullah b. Amr vardı ve henüz Müslüman olmamıştı. Ona İslamı anlatınca derhal Müslüman oldu ve Nakiblerden oldu. (Ka'b) dedi ki: Akabe'nin yakınında yetmiş üç adam toplandık. Beraberimizde Mazin oğullarından birisinin hanımı olan Ka'b kızı Ümmü Umare ile Selerne oğullarından birisinin hanımı olan Amr b. Adiy kızı Esma adında iki hanım da vardı. j Nebi beraberinde el-Abbas olduğu halde geldi. Söbayarak dedi ki: Şüphesiz Muhammed'in aramızdaki durumunu biliyorstınuz. Biz onu (ona zarar vermek isteyenlere karşı) koruduk. O güçlü bir ortamda bulunuyor. Eğer sizler onu kendisine davet ettiğiniz hususları ona karşı eksiksiz yerine getirmeyi ve ona muhalefet edenlere karşı onu korumayı istiyor iseniz biz sizi isteğinizle baş başa bırakabiliriz. Aksi takdirde şimdiden bu işten vazgeçiniz. (Ka'b b. Malik) dedi ki: Biz konuş ey Allah'ın Resulü, dedik. Kendin için istediğin sözü aL. O da konuştu. Allah'a davet etti, Kur'an okudu, İslama bağlılığı teşvik etti, sonra şöyle buyurdu: Hanımlannızı, evlatlarınızı neye karşı koruyorsanız beni de öylece korumanız şartıyla sizinle bey'atIeşiyorum. (Ka'b) dedi ki: el-Bera b. Ma'rur onun elini tutarak: Evet dedi" ve hadisin geri kalanın! zikretti. Bu hadise göre Resulullah sallalli\hu aleyhi ve selle m onlara dedi ki: "Siz kiminle barış yaparsanız ben de onunla barış yaparım, kiminle savaşırsanız ben de onunla savaşırım. Sonra da, bana aranızdan on iki nakib gösterin, diye buyurdu." İbn İshak nakibleri de zikretmektedir. Nakibler şunlardır: Es'ad b. Zurare, RMi' b. Malik, el-Bera b. Ma'rur, Ubade b. es-Samit, Abdullah b. Amr b. Haram, Sa 'd b. er-Rebi, Abdullah b. Revaha, Sa 'd b. Ubade, el-Münzir b. Amr b. Hubeyş, Useyd b. Hudayr, Sa'd b. Hayseme ve Ebu'I-Heysem b. et-Teyyihan'dır. İbn İshak dedi ki: "Bana Abdullah b. Ebi Bekr b. Hazm'in anlattığına göre Resulullah sallalli\hu aleyhi ve sellem nakiblere, sizler havarilerin Meryem oğlu İsa'ya kefil oldukları gibi kavminize karşı kefilsiniz dedi. Onlar da, evet dediler." Yine onun zikrettiğine göre Kureyş'e bey'at haberi ulaştı. Ancak onlarla birlikte gelmiş olanlar böyle bir şeyin olmadığını söylediler. Aralarından müşrik olanlar -ki sayıca onlardan fazla idi, beşyüz kişi olduğu söylenmiştir- böyle bir şeyin olmadığına dair yemin ettiler. Çünkü onlar olan bitenden haberdar değillerdi. İbn İshak'ın belirttiğine göre Nebi sallalli\hu aleyhi ve selle m bu on iki adam ile birlikte Abdu'd-Dar oğullarından Mus'ab b. Umeyr'i de göndermişti. Daha sonra onların kendilerine dini ve Kur'an'ı öğretmek üzere istekte bulunmaları üzerine kendilerine Mus'ab'ı gönderdiği de söylenmiştir. Mus'ab, Es'ad b. Zurare 'ye misafir oldu. Ebu Davud'un, Abdurrahman b. Ka'b b. Malik yoluyla şöyle dediği rivayet edilmektedir: "Babam Cuma için ezanı işitince Es'ad b. Zurare'ye Allah'tan mağfiret dilerdi. Ona (sebebini) sordum dedi ki: Medine'de Cuma için bizi ilk toplayan kişi o olmuştu." Darakutni de İbn Abbas'tan şunu rivayet etmektedir: "Nebi s.a.v. Mus'ab b. Umeyr'e Cuma için onları topla, diye mektup yazdı." Ensar'dan pek çok kimse Es'ad b. Zurare'nin de yardımcı olması suretiyle Mus'ab b. Umeyr vasıtası ile Müslüman oldu ve nihayet İslam Medine'de yayıldı. Bu ise onların bir sonraki sene yola çıkmalarına sebep oldu. Nihayet onlardan yetmiş kişi hatta daha fazla Akabe'de bulundu ve -daha önce geçtiği gibi- bey'atleştiler

Sahîh-i Buhârî, 3893
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِذَا حَضَرْتُمُ الْمَرِيضَ أَوِ الْمَيِّتَ فَقُولُوا خَيْرًا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ يُؤَمِّنُونَ عَلَى مَا تَقُولُونَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَلَمَّا مَاتَ أَبُو سَلَمَةَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا سَلَمَةَ قَدْ مَاتَ قَالَ ‏"‏ قُولِي اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَلَهُ وَأَعْقِبْنِي مِنْهُ عُقْبَى حَسَنَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَقُلْتُ فَأَعْقَبَنِي اللَّهُ مَنْ هُوَ خَيْرٌ لِي مِنْهُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Şakîk'den, o da Ümmü Seleme'den naklen rivayet etti. Ümmü Seleme şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}. «Hastanın veya ölen kimsenin yanında bulunursanız hayır söyleyin. Zira melekler sizin söylediklerinize: Âmîn, derler.» buyurdu, Ebû Seleme vefat ettiği zaman ben Peygamber {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına giderek: — «Yâ Resülullah! Ebû Seleme vefat etti.» dedim, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — Allah'ım beni de, onu da affet ve bana onun ardından güzel bir bedel ihsan et, de!» buyurdular. Ben de öyle dua ettim. Bunun üzerine Allah bana Ebû Seleme'den daha hayırlısını, Muhammed {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i ihsan buyurdu

Sahîh-i Müslim, 2129
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، أَنَّ أَبَا عُثْمَانَ، حَدَّثَهُ عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ كَانَ رَجُلٌ لاَ أَعْلَمُ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ مِمَّنْ يُصَلِّي الْقِبْلَةَ مِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ أَبْعَدَ مَنْزِلاً مِنَ الْمَسْجِدِ مِنْ ذَلِكَ الرَّجُلِ وَكَانَ لاَ تُخْطِئُهُ صَلاَةٌ فِي الْمَسْجِدِ فَقُلْتُ لَوِ اشْتَرَيْتَ حِمَارًا تَرْكَبُهُ فِي الرَّمْضَاءِ وَالظُّلْمَةِ ‏.‏ فَقَالَ مَا أُحِبُّ أَنَّ مَنْزِلِي إِلَى جَنْبِ الْمَسْجِدِ فَنُمِيَ الْحَدِيثُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ عَنْ قَوْلِهِ ذَلِكَ فَقَالَ أَرَدْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ يُكْتَبَ لِي إِقْبَالِي إِلَى الْمَسْجِدِ وَرُجُوعِي إِلَى أَهْلِي إِذَا رَجَعْتُ ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ أَعْطَاكَ اللَّهُ ذَلِكَ كُلَّهُ أَنْطَاكَ اللَّهُ جَلَّ وَعَزَّ مَا احْتَسَبْتَ كُلَّهُ أَجْمَعَ ‏"‏ ‏.‏

Ubey İbn Ka'b'dan; demiştir ki: Bir adam vardı; Medinelilerin içinde müslümanlardan evi mescide onunkinden daha uzak olan bir kimseyi tanımıyorum. Bu adam cemaatle namazı katiyyen kaçırmazdı. (Bir gün) kendisine, "Bir eşek satın alsan da karanlıkta ve şiddetli sıcaklarda binsen" dedim. "Evimin mescid'in yanında olmasını istemiyorum (bu benî sevindirmez)" karşılığını verdi. Hadise Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ulaştırıldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o zata durumu sordu. Adam şu cevabı verdi: "Ya Resulullah ben mescid'e gidişimin ve ailemin yanına dönüşümün benim lehime (sevab olarak) yazılmasını istedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de o'na; "Allah bütün bunları sana verdi, Allah senin istediğin şeylerin hepsini sana verdi" buyurdular. Diğer tahric:Müslim, mesacıd; ibn Mace, mesacid; Darimi, salat; Ahmed b. Hanbel III, 226, 283; V

Sünen-i Ebû Dâvûd, 557

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.