Sünen-i İbn Mâce · 824
Arapça metin
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، أَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي قَيْسٍ، عَنْ أَبِي فَرْوَةَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ {الم * تَنْزِيلُ} وَ {هَلَ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ} . قَالَ إِسْحَاقُ هَكَذَا حَدَّثَنَا عَمْرٌو عَنْ عَبْدِ اللَّهِ لاَ أَشُكُّ فِيهِ .
Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazın ('ın ilk rek'atın)de: Secde ve (ikinci rek'atinde): İnsan surelerini okurdu. İshak demiştir ki: Amr, bize Abdullah'tan böylece tahdis etti. Bunda şüphem yoktur." Not: Bu hadisin isnadının sahih ve ricalinin sika olduğu Zevaid'de bıldirilmiştir. Bu Hadis’i: İbn-i Mace'den başka Kütüb-i Sitte sahiplerinden rivayet eden yoktur, Beyhaki ve Taberani de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA (821, 822, 823 ve 824) Müteaddit senedlerle ve müteaddit sahabilerden rivayet olunan bu hadisler, Nebi (s.a.v.)'in Cum'a günü sabah namazının ilk rek'atinde Secde suresini ve ikinci rek'atinde , El-İnsan suresini okuduğuna delildirler. Ebu Davud'un, süneninde buradaki başlığa benzer bir ifadeyle açtığı bab'ta rivayet ettiği İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini açıklayan EI-Menhel yazarı şu bilgiyi verir: «Hadis, Cuma günü sabah namazında bu iki sure'nin okunmasının meşruluğuna delildir. Hadisin zahirine göre Nebi (s.a.v.), Cuma günü sabah namazında daima bu iki sureyi okuyormuş, Taberani'nin İbn-i Mes'ud (r.a.)'dan rivayet ettigi hadisin sonunda İbn-i Mes'ud (r.a.)'ın: ..... "Nebi (s.a.v.) Cuma günü sabah namazında bu iki sureyi okumayı devam ettirirdi.» cümlesi bunu te'yid eder. Yine hadisin zahirine göre Nebi (s.a.v.) bu iki sure'nin tamamını okurdu: Bazı adamların, Cuma günü sabah namazında anılan surelerin birer parçasını okumaları, hadisin zahirine ters düşer. Nevevi. 'Er-Ravda' adlı kitabında: 'Eğer kişi, içinde secde ayetinin bulunduğu bir iki ayeti sırf tilavet secdesini yapmak maksadıyla okumak isterse, bunun hükmü hakkında arkadaşlarımızın her hangi bir sözüne rastlamadım. Selef alimleri, bu adamın kıraatı hakkında ihtilaf etmişlerdir, Şeyh bin Abdi's-Selam, bunu yapmanın yasaklığına ve namazın bozulmasına sebep olduğuna fetva vermiştir, İbn-i Ebi Şeybe, Ebu'l-Aliye ile Şa'bi'nin secdeyi ihtisar etmenin mekruh olduğunu söylediklerini rivayet etmiştir. Şa'bi şunu da söylemiştir: Alimler namazda secde ayetini okudukları zaman tilavet secdesini etmeden, o ayeti takib eden ayetlere geçmekten hoşlanmazlardı. İbn-i Sirin ve el-Hasan da secde ihtisarını mekruh görmüşlerdir. İbrahim en-Nehai de, alimlerin, secde ihtisarını mekruh gördüklerini nakletmiştir Said bin el-Müseyyeb ve Sehl bin Havşeb'den rivayet edildiğine göre secde ihtisarı, halkın ihdas ettiği bir şeydir. Secde ihtisarı şudur: Secde ayetlerini toplayıp onları okumak ve tilavet secdesini yapmaktır Bir kavle göre secde ihtisarı, Kur'an okuyup secde ayetlerini anlamaktır. Her iki hareket de mekruhtur. Çünkü, selef'ten böyle bir şey varid olmamıştır,' demiştir. Sahabilerden Cuma günü sabah namazında hadiste geçen Secde ve El-İnsan surelerini okuyan zatlar, Ömer bin el-Hattab, İbn-i Abbas, İbn-i Mes'ud, İbn-i Ömer ve İbn-i Zübeyr (r.a.)'dur. Tabiilerden de İbrahim bin Abdirrahman bin Avf'tır. Allah hepsinden razı olsun. MEZHEBLERİN BU KONUDAKİ GÖRÜŞLERİ: 1 Hanefi alimlerine göre, sünnete uymak maksadı olduğu zaman Cuma sabah namazında bu iki sureyi okumak müstahabtır. Ama bu maksad olmaksızın, daima Kur'an'ın belirli bir yerini okumak mekruhtur. Çünkü böyle bir davranış, Kur'an'ın diğer yerlerini terketmeye ve Onun bir kısmını diger bir kısmına tercih etmek zannına yol açar. 2- Şafii'ye ve Ahmed bin HanbeI'e göre mezkur sureleri, Cuma'nın sabah namazında okumak sünnettir. Fakat Hanbeliler'e göre bunu devamlı yapmak mekruhtur. 3- Malikiler'e göre içinde secde ayeti bulunan her hangi bir sureyi kasden farz namazda okumak mekruhtur İbn-i Kasım'ın Malik'ten rivayeti böyledir. Eşheb'in Malik'ten rivayetine göre imam'ın arkasında az bir cemaat bulunup namazı şaşırmalarından korkulmadığı zaman, içinde secde ayeti bulunan bir sureyi farz namazda okumak caizdir. İbn-i Habib ise şöyle bir ayırım yapmıştır: Gizli namazlarda secde ayeti bulunan sure'yi okumak caiz değildir. Çünkü cemaati şaşırtır. Fakat cehri namazlarda caizdir. Çünkü cemaatın şaşırmasından emin olunur. Maliki alimlerinin bahsettikleri şaşırma şudur: İmam, zammi surede secde ayetini okuyunca hemen tilavet secdesine varıp bir defa secde ettikten sonra tekrar ayağa kalkar ve müteakip ayetlerle kıraatına devam eder. Kıraatını tamamlayınca, normal rüku' ve secdeye varır. Secde ayeti dolayısıyla varılan tilavet secdesi, durumdan haberdar olmayan kişileri şaşırtabilir.! El-Fetih yazarı: 'Nebi (s.a.v.)'in, namazda Secde suresini okurken secde ayetine vardıgı zaman hemen tilavet secdesini yaptığına dair herhangi bir açıklamaya, mevcut tariklerde rastlamadım. Yalnız İbn-i Ebi Davud'un eş-Şeria adlı kitabında İbn-i Abbas (r.a.)'dan şöyle bir rivayete rastladım: «Ben Cuma günü sabah namazında Nebi (s.a.v.)'in yanına vardım. İçinde secde ayeti bulunan bir sure okudu da secdc etti.» Bu hadisin isnadında, hali incelenecek ravi vardır. Bir de Taberani'nin M. Sağirinde Ali (r.a.)'den rivayet edilen şu mealdeki bir hadisi gördüm: «Nebi (s.a.v.) sabah namazında ''Secde suresini okuduğunda tilavet secdesi etti.'' Lakin bu hadisin isnaclında zayıflık vardır,' der. Nebi (s.a.v.)'in Cuma'nın sabah namazında mczkur sureleri okumasının hikmeti şudur: Bu iki sure, Cuma günü vuku bulmuş ve vuku bulacak rnühim olaylardan bahseder Çünkü bu ikı sure'de Adem (a.s.)'ın yaradılışı, öldükten sonra dirilme ve kulların mahşer'e sevkinden bahsedilir. Bu olaylar, Cuma günü vuku bulur Cuma günü bu surelerin okunması ile mezkur olaylar, muslümanlara hatırlatılmış olur. Amaç bu olunca. kıraat esnasında tilavet secdesi dolaylı olarak yapılır. Yani sure, tilavet secdesi yapmak içın okunmuş olmaz. El-Huda yazarı Nebi (s.a.v.), Cuma günü sabah namazında ''Secde ve el-İnsan''.. surelerini okurdu. Bir çok cahillerzannediyorlar ki, maksad, o günkü sabah ..... namazla bir secde ilave etmektir Ve o bilgisizler o secdeye Cuma secdesi ismini verirler. Onlardan birisi bu sureyi okumadığı zaman içinde secde ayeti bulunan başka bir sureyi okumaktan hoşlanır. Ta ki tilavet secdesi yapabilsin. Bunun içindir ki cahillerin yanlış anlamalarını önlemek maksadıyla bazı imamlar, Cuma günü sabah namazında Secde suresini devamlı okumayı mekruh görmüşlerdir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّائِبِ، قَالَ قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ بـ {الْمُؤْمِنُونَ} فَلَمَّا أَتَى عَلَى ذِكْرِ عِيسَى أَصَابَتْهُ شَرْقَةٌ فَرَكَعَ . يَعْنِي سَعْلَةً .
Abdullah bin es-Saib (r.a.)'dan: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında Mu'minun suresini okudu. İsa (A.S.)'ın zikredildiği yere gelince onu bir şarka tuttu. Bunun üzerine hemen rüku 'etti. Yani öksürük (tuttu.)" AÇIKLAMA (816, 817, 818, 819 ve 820): Kutbe (r.a.)'in hadisini Müslim ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. Tirmizi'nin rivayetinde hadisteki ayetin bulunduğu sure'nin sabah namazının ilk rek'atınde okunduğu bildirilmiştir. Tirmizi, Kutbe (r.a.)'in hadisinin hasen - sahih olduğunu da söylemiştir. Müslim'in bir rivayeti Tirmizi'nin rivayeti gibidir. Diğer bir rivayetinde; Nebi (s.a.v.)'inKaf suresini okuduğu tasrih edilmiştir. Bu hadise göre Nebi (s.a.v.) sabah namazının ilk rek'atinde 'Kaf suresini okumuştur. Amr bin Hureys (r.a.)'in hadisini Müslim, Ebu Davud ve Nesai de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Bütün rivayetlerden çıkarılan netice, Peygamber (s.a.v.)'in sabah namazında Tekvir suresini okumuş olmasıdır. Ebu Berze (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Bu rivayetlere göre Peygamber (s.a.v.)'in sabah namazında okuduğu ayetlerin sayısı, altmış ile yüz arasında dolaşırdı. Ebu Katade (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetlerin metni daha uzuncadır. Bu hadise göre Peygamber (s.a.v.), öğle, ikindi ve sabah namazlarının ilk rek'atlerinde kıraatı uzatır. İkinci rek'atlerinde, birinci rek'ate nisbeten kıraatı kısaltırdı. Buhari'nin Ebu Katade (s.a.v.)'den olan rivayetinde Peygamber (s.a.v.)'in öğle ve ikindi farzının ilk iki rek'atinin her birinde Fatiha suresini ve başka bir sureyi okuduğu belirtilmiştir. Ebu Davud'un rivayeti de, Buhari'nin rivayetine benzer. El-Menhel yazarı 'Öğle namazındaki kıraat babı'nda rivayet olunan bu hadisi açıklarken ez cümle şöyle der: Fatiha'dan sonra kısa dahi olsa bir surenin tamamını okumanın, başka bir surenin bundan daha uzun bir parçasını okumaktan daha efdal olduğu, Buhari ve Ebu Davud'un rivayetinden anlaşılıyor. Yine bu rivayetlerden anlaşılıyor ki sure okumak, namazın ilk iki rek'atına mahsustur. Dört rek'atli farz'ın son iki rek'atında Fatiha'ya sure eklenmez. cumhurun kavli de budur. Şafii alimlerinin ekserisi böyle fetva vermişlerdir. Nebi (s.a.v.)'in, ilk rek'atı ikinci rek'at'ten fazla uzatmasının sebebi, gecikenlerin ilk rek'ata yetişmelerine yardım etmektir. Çünkü ibn-i Huzeyme ve Abdürrezzak'ın rivayetlerinde Ma'mer: Nebi (s.a.v.)'in ilk rek'atı uzatmasından maksadının, halk'ın ilk rek'ate yetişmeleri olduğunu zannediyoruz, demiştir. Ata' dan rivayet edildiğine göre, kendisi: Gerçekten ben imamı, her namazın ilk rek'atını uzatmasını istiyorum. Taki cemaat çoğalsın, demiştir. İlk rek'atı uzatmanın hikmeti, ondaki neş'enin çokluğu ve dolayısıyla huşu ve huzurun çokluğudur, diyenler de vardır. Birinci rek'atı uzatmak, ya çok ayetleri okumakla, yada okunan ayetleri yavaş yavaş ve tecvid kaidelerine fazlasıyla riayet etmekle olur. İLK REK'AT'I İKİNCİ REK'AT'TAN FAZLA UZATMAK HAKKINDA ALİMLERİN GÖRÜŞLERİ : 1- Sevri, Malikiler, Muhammed bin el-Hasan ve Şafiilerin çoğu; Bütün namazlarda ilk rek'atı ikinci rek'at'tan daha fazla uzatmak müstahabtır, demişlerdir. Onların delili Ebu Katade (r.a.)'in mezkür hadisidİr. Bir de Müslim'in Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet ettiği (İbn-i Mace'nin 825 noda rivayet ettiği) hadistir. Nevevi: Birinci rek'atta kıraati uzatmakla hükmetmek, hadislerin zahirine uygun olan, muhtar ve yegane sahih olan kavİldİr. 2- Alimlerden bir cemaat; İlk iki rek'at'ın kıraat bakımından eşit olması müstahabtır, demişlerdir. Bunların delilleri. Müslim ve Ahmed'in Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet ettikleri: 'Nebi (s.a.v.) öğle farzının ilk rek'atının her birisinde otuz ayet kadar okurdu.' mealindeki hadistir. Diğer bir delilleri de buna benzeyen Sa'd bin Ebi Vakka s (r.a.)'in hadisidir. Ebu Hanife ve Ebu Yusuf, bu görüşte olan alimlerdendirler. Şu farkla ki : Bu iki imam, sabah vakti ğaflet ve uyku zamanı olduğu için, halk'ın cemaata yetişmesine yardımcı olmak üzere sabah namazında birinci rek'atin ikinciden daha fazla uzatılmasına hükmetmişlerdir. Bu görüşteki alimlere göre Nebi (s.a.v.)'in, birinci rek'atı ikinci rek'at'ten fazla uzatmasının sebebi, ilk rek'atta iftitah duası ve istiazenin bulunmasıdır. Beyhaki, ilk rek'atı uzatmaya ait hadisler ile, bu rek'atın ikinci rek'ata eşit olduğuna dair hadislerin arasını şöyle bulmuştur: İmam gelecek bir kimseyi bekliyorsa, ilk rek'atı uzatır, kimsenin geleceğini ummuyorsa birinci rek'ati ikinci rek'ate eşit kılar. İbn-i Hibban da arasını şöyle bulmuştur: ilk iki rek'atte okunan miktar eşit olmakla beraber ilk rek'atteki kıraatı, imam çok ağır okuduğu için o rek'at uzatılmış olur. Abdullah bin es-Saib (r.a.)'in hadisini Buhari ta'lik'en rivayet etmiş, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Müslim ve Ebu Davud'un rivayeti mealen şöyledir: 'Abdullah bin es-Saib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: ''Nebi (s.a.v.) Mekke'de bize sabah namazını kıldırdı ve (Fatiha'dan sonral Mu'miniin suresini okumaya başladı. Musa ile Harun'un yahut İsa'nın zikri geçen yere varınca (burada ravi tereddüt etmiştir. Nebi (s.a.v.)'i öksürük tuttu. Bunun üzerine hemen rükua gitti. Abdullah bin es-Sllib (r.a.) de bu namazda hazır bulunuyordu.' Hadiste anlatılan namaz kıldırılışı, Nesai'nin rivayetinde belirtildiği gibi Mekke'nin fethi yılında olmuştur. Nebi (s.a.v.), sabah namazında Fatiha'dan sonra Mu'minun suresini başından itibaren okumuştur. Musa (a.s.)'ın ve Harun (a.s.)'ın zikredildigi: ...... ayetine varınca veya İsa (a.s.)'ın zikredildiği; ........ ayetine varınca Onu öksürük tutmuş ve bunun üzerine kıraatı keserek rükuya varmıştır. Müslim'in ve Ebu Davud'un rivayetinde; ......... kelimesi yerine;....... kelimesi geçer. 'Sa'le' ve 'Su'le' diye okunabilen bu kelime, öksürük demektir. Müellifin rivayetinde, yukarıda da anlatıldıgı gibi 'Sa'le' kelimesi yerine 'Şarka' kelimesi geçer, Bu da bogaz tıkanıklığı demektir. EI-Menhel'in bildirdiğine göre Peygamber (s.a.v.), okuduğu ayetlerdeki kıssayı düşününce ağlayacak hale gelmiş ve bu nedenle boğazı tıkanmış ve Onu öksürük tutmuştur, Artık sureyi tamamlayamadan kıraati keserek rüku'ya varmıştır. BU HADiSLERİN FIKIH YÖNÜ : 1- Sabah namazında kıraatı uzatmak müstahabtır. 2- Fatiha'dan sonra sure okunurken doğacak bir ma'zeret dolayısıyla kıraatı kesip.rüku'a gitmek caizdir. 3- İhtiyaç olduğu zaman bir sure'nin bir kısımnı okumak, alimlerin ittifakıyla kerahatla birlikte caizdir. İhtiyaç olmadığı zaman sure'nin bir parçasını okumak, cumhura göre evlaya muhaliftir. 4- Sabah öğle ve ikindi namazlarının ilk rek'atlerındaki kıraatı, ikinci rek'atlerındaki kıraattan daha fazla uzatmak meşrudur
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مُخَوَّلِ بْنِ رَاشِدٍ، عَنْ مُسْلِمٍ الْبَطِينِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ تَنْزِيلَ السَّجْدَةِ وَ { هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ } .
İbn Abbâs (r.a.)'dan; rivayet edildiğine göre; Nebi (s.a.v.) cum'a günleri sabah namazında Secde ve İnsan sûrelerini okurdu. izah: Buhârî, cuma; Müslim, cuma; İbn Mâce, ikâme; Nesâî, cum'a, Tirmizî, cum'a ; Beyhakî, es-Sunenü'l-kubrâ, II, 389. Hadis-i şerif cuma günleri sabah namazlarında secde ve insan (dehr) surelerinin okunmasının sünnet olduğuna delâlet etmektedir. Hadisin zahiri Hz. Nebi'in bu sûrelere devam ettiğini gösterir. Yine bu rivayetten Efendimizin, adı geçen sûrelerin tamamını okuduğunu anlıyoruz. Sahâbîlerden İbn Abbâs, Ömer b. el-Hattâb, İbn Mes'ûd, ibn Ömer ve Abdullah b. ez-Zübeyr cuma gününün sabah namazında bu sûrelere devam edenlerdendir. Şafiî ve Han belilere göre, bu sureleri okumak sünnettir. Ancak Hanbe-lîler devamlı bunları okumanın mekruh olduğunu söylerler. Mâlikîlerden İbn el-Kâsım'ın, imam Mâlik'ten yaptığı rivayete göre farz namazlarda bile bile içerisinde secde olan sûre okumak mekruhtur. Esheb'in rivayetine göre ise, imamın arkasında cemaat az olur da karışıklıktan emin olunursa içerisinde secde olan sûreyi okumak caizdir. İbn Habîb konuya daha genişçe bakmış ve cehri namazlarda, içinde secde âyeti olan sûreleri okumanın caiz olduğunu gizlilerde ise, caiz olmadığını söyler. Bu ayırıma sebep, cemaatin hatasından emin olunup olunmamasıdır. Sabah namazına secde sûresinin okunması bu anlayışa göre değerlendirilecektir. Hanefilere göre ise, bu sûreleri okumaktan maksat, Hz. Nebi'in sünnetine uymaksa okunmaları müstehabtır. Ancak genel manada, namazlarda devamlı aynı sûreleri okumak mekruhtur. Çünkü bu diğer sûrelerin terkine ve bazı surelerin diğerlerinden daha efdaî olduğuna dair bir intibaın doğmasına sebep olur. İbn Hacer Fethu'l-Bârî'de Ebû Davud'un oğlunun Kitâbu'ş-Şeria'sının dışında hiçbir yerde Hz. Nebi'in sabah namazında bu sûreyi okuyunca secde yapıp yapmadığına dair bir kayda rastlamadığını söyler. Adı geçen kitapta rivayet edilen bir haberde İbn Abbâs, sabah namazında Hz. Peygambere gittiğini, Resûlullah'ın içerisinde secde olan bir sûre okuyup secde ettiğini söyler. Taberânî'nin el-Mü'cemuVSağîri'nde de Hz. Ali'den rivayet edilen "Resûlullah sallellahü aleyhi ve sellem sabah namazında okuduğu Tenzil (es-Secde) sûresinde secde yaptı" tarzında bir haber vardır. Ancak isnadı zayıftır. Hz. Nebiin cuma gününün sabah namazlarında bu süreleri okumasındaki hikmet bu sûrelerin cuma gününde olan ve olacak olan bazı hâdiseleri muhtevi olmasıdır. Bu surelerde, Hz. Âdem'in yaratılması, dirilme gibi konular yer almaktadır
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سِنَانٍ، عَنْ أَبِي الزَّاهِرِيَّةِ، عَنْ أَبِي عِنَبَةَ الْخَوْلاَنِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي الْجُمُعَةِ بِـ {سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى} وَ {هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ} .
Ebu İnebe el-Havlani (r.a.)'den: şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a namazında (birinci rek'atte)! سبح اسم ربك الأعلى [A’la] suresini ve (ikinci rek'atte); هل أتاك حديث الغاشية Ğaşiye suresini okurdu." Not: Zevaid'de: Ravi Said bin Sinan zayıftır. Hadisin aslı Buhari, Müslim ve diğer kitapıarda, başka bir sened ile rivayet edilmiştir, diye bilgi vardır. AÇIKLAMA (1118, 1119 ve 1120): 1118 nolu UbeyduIIah bin Ebi Rafi' (r.a.)'ın hadisini Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de az lafız farkı ile rivayet etmişlerdir. Hepsinden, Nebi (s.a.v.)'in Cuma namazının ilk rek'atinde Cuma suresini ve ikinci rek'atında el-Münafikun suresini okuduğu anlaşılır. Ebu Hureyre (r.a.)'ın sözü sanki bir sorunun cevabıdır. Çünkü UbeyduIIah (r.a.): Ali (r.a.)'ın Kufe'de devamlı okuduğu Mezkur sureleri okudun! derken; bunun Nebi (s.a.v.)'e dayalı bir yönü var mı demek istemiş? Bu iki sureyi cuma namazında okumanın hikmetini el-Menhel yazarı şöyle anlatır: "Cuma suresinde Cuma ile ilgili hükümler, Mü'minlere övgü, Nebi (s.a.v.)'in gönderilmesinin faziletleri ve ibadete teşvik vardır. Münafikıun suresindede, münafıklar, tevbe etmeyişlerinden ve Nebi (s.a.v.)'e kendilerinin günahlarının bağışlanması yolunda dua ve istiğfar etmesi için müracaat etmeyişlerinden dolayı kınanıyor ve güzel nasihatlar ihtiva ediyor." 1119 nolu UbeyduIIah bin AbdiIIah'ın hadisini Malik, Ahmed, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Dahhak (r.a.)'ın yazışma suretiyle Nu'man (r.a.)'a Mezkur soruyu sorduğu Müslim'in rivayetinde de belirtilmiştir. Dahhak (r.a.) ve çevresi Nebi (s.a.v.)'in cuma'nın ilk rek'atinde Cuma. suresini okuduğunu bildikleri için yalnız 2. rek'atte ne okuduğunu sormuşlardır. 1120 nolu Ebu İnebe (r.a.)'in hadisini Ahmed, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki, Ebu İnebe (r.a.)'den değil Semure bin Cündüb (r.a.)'den başka bir senedIe rivayet etmişlerdir. Bu hadis, Nebi (s.a.v.)'in Cuma namazının ilk rek'atinde EI-A'Ia suresini ve ikinci rek'atte EI-Ğaşiye suresini okuduğuna delalet eder. Bu babta rivayet olunan hadislerden alınan netice şudur ki cuma namazının ilk rek'atinde Cuma suresini, son rek'atte EI-Münafikun suresini; yahut ilk rek'atte Cuma ve son rek'atte EI-Ğaşiye surelerini veyahut ilk rek'atte EI-A'la ve ikincisinde El-Ğaşiye surelerini okumak sünnettir. Bunlardan hangilerinin afdal olduğu hususunda ihtilaf vardır. 1- Şafii ve Ahmed, Cuma ve Münafikun surelerini tercih etmişler. 2- Malik, Cuma ve Ğaşiye surelerini seçmiştir. 3- Hanefi alimleri: İmam vakit namazlarında olduğu gibi Cuma namazında da istediği yerden okur. Bu rivayetlerin hepsi sabittir. Şunu buna tercih etmenin nedeni yoktur, demişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُبَيْدَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي الْعِيدَيْنِ بِـ {سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } وَ {هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ } .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan: şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), her iki bayram namazında (Fatiha'dan sonra); A’la ve Ğaşiye surelerini okurdu. AÇIKLAMA (1281, 1282, 1283): Bu hadis Nu'man (r.a.)'ın 1281 nolu hadisinin aynısıdır. Müellif'ten başka kim tarafından rivayet edildiğini bulamadım. Nu'man (r.a.) ve İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadislerine göre Nebi (s.a.v.) bayram namazlarında Fatiha'dan sönra ilk rek'atta el-A'la suresini ve ikinci rek'atta Ğaşiye suresini okurdu. Ubeydullah (r.a.)'ın hadisine göre Nebi (s.a.v.) ilk rek'atta Kaf suresini ve ikinci rek'atta el-Kamer suresini• okurdu. Bu hadiste Ömer (r.a.)'in Nebi (s.a.v.)'in hangi sureleri okuduğunu Ebu Vakıd (r.a.)'a sorduğu bildirilmiştir. Ömer (r.a.) gibi bir zat'ın bundan haberdar olması gerektiği halde bunu sordurmasının sebebi kendisinin bir şüpheye düşmüş olması ve bu şüpheyi gidermek için sordurduğu muhtemeldir. Yahut Ebu Vakıd (r.a.)'ın bunu bilip bilmediğini anlamak için sordurmuş olabilir. Yahut cemaatın bunu duymasını ve öğrenmesini istemiş olabilir. Hadislerden anlaşılıyor ki Nebi (s.a.v.) bazen bayram namazında el-A'la ve el-Ğaşiye surelerini bazen de Kaf ve el-Kamer surelerini okurdu. Nebi (s.a.v.)'in bayram namazlarında bu surelerin tamamını okuduğu el-MenheI'de belirtilmiştir. Beyhaki ve Nevevi, UbeyduIIah'ın Hz. Ömer (r.a.)'i görmediğini söylediklerine göre hadis münkati'dir. Lakin Müslim ve Beyhaki'nin rivayetine göre UbeyduIIah bu olayı Ebu Vakıd (r.a.)'den rivayet etmiştir.UbeyduIIah'ın Ebu Vakıd (r.a.) zamanına yetiştiği sabittir. Bu sebeple hadis muttasıldır
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ عَنِ الْقُنُوتِ، فَقَالَ قَنَتَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ الرُّكُوعِ .
Muhammed (bin Sirin) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben Enes bin Malik (r.a.)'e (sabah namazındaki) Kunut durumunu sordum. Dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüku'dan sonra Kunut okumuştur. AÇIKLAMA (1182, 1183, 1184): Ubeyy (r.a.)'ın 1182 nolu hadisini Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Vitir namazında Kunut duasının rüku'dan önce okunduğuna hükmeden Hanefi alimleri, bu hadisi delil göstermişlerdir. Enes (r.a.)'in 1183 nolu hadisi Zevaid türündendir. Tahavi de rivayet etmiştir. İkinci hadisini Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud ve Tahavi de rivayet etmişlerdir. Ebu Davud'un rivayeti mealen şöyledir: "Nebi (s.a.v.) sabah namazında Kunut okumuş mu? diye Enes (r.a.)'a sorulmuş, kendisi: Evet diye cevap vermiş. Bunun üzerine: rüku'dan önce mi, sonra mı? diye sorulmuş, kendisi: rüku'dan sonra diye cevap vermiştir. Ravi Müsedded: (Kunut okunması) az bir müddet (sürmüş)' kaydını ilave etmiştir ... Enes (r.a.)'in ilk (1183.) hadisi, sabah namazında Kunut'un rüku'dan önce de, sonra da okunabileceğine delildir. İkinci hadisi ise, Kunut'un rüku'dan sonra okunmasına delildir. Sabah namazında Kunut okunup okunmaması ihtilaflı bir mes'eledir. 117. bab'ta anlattığım gibi sahabilerden ve tabiilerden bir cemaat, sabah namazında Kunufun meşru olduğuna hükmetmişlerdir. Malik ve Şafii'nin kavli de budur. Yine sahabilerden ve tabiilerden bir cemaat: Bir bela olmadıkça sabah namazında Kunut okumak meşru değildir, demişlerdir. EI-Menhel yazarı, iki grubun delillerini uzunca nakletmiştir. Sabah namazında Kunut vardır, diyen alimlerin bir kısmı: rüku'dan sonra okunur, demişlerdir. Böyle hükmedenlerin başında Hulefa-i Raşidin, Ebu Kılabe, Şafii ve Malikiler'den İbn-i Habib bulunur. Rüku'dan öncıdir, diyen alimlerin başında İbn-i Abbas, Bera', Ömet bin Abdülaziz, İbn-i Ebi Leyla, Malik ve İshak (r.a.) bulunur. \ EI-Müdevvene'de beyan edildiğine göre sabah namazındaki Kunut hakkında Malik: Kunut, rüku'dan önce de, sonra da okunabilir. Ben şahsen: rüku'dan önce okumayı tercih: ederim, demiştir. El-Menhel yazarı; Kunut'un rüku'dan sonra okunması tercihe şayandır. Çünkü merfu' hadislerle sabittir, demiştir. El-Hakim'in rivayetine göre Hasen-i Basri: Ben Bedir ehlinden yirmisekiz zat'ın arkasında sabah namazını kıldım. Hepsi rüku'dan sonra Kunut okurdu, demiştir. Fakat El-Hafız, bu hadisin isnadının zayıf olduğunu söylemiştir. Dört mezhebin bu husustaki görüşlerini 1178 nolu hadisin izahında anlatmıştık
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِسْحَاقَ الْجَوْهَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، أَنْبَأَنَا الْمَسْعُودِيُّ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي نَذَرْتُ أَنْ أَنْحَرَ بِبُوَانَةَ فَقَالَ " فِي نَفْسِكَ شَىْءٌ مِنْ أَمْرِ الْجَاهِلِيَّةِ " . قَالَ لاَ . قَالَ " أَوْفِ بِنَذْرِكَ " .
İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Bir erkek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: Ya Resulallah, ben buvane de deve kesmeyi adadım, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o'na: «Cehiliyyet devri işinden bir şey senin kalbinde var (mı)? » buyurdu. Hayır, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nezrini yerine getir.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ben derim ki, bu hadisi Ebu Davud kendi süneninde Abdullah bin Ömer'in hadisi olarak rivayet etmiştir. İbn-i Abbas'ın hadisinin senedindeki raviler de sika zatlardır. Lakin onun senedinde el-Mes'udi bulunur. Bu ravinin adı Abdullah bih Mes'ud'dur. Ömrünün son zamanlarında rivayetleri karıştırmıştır. İbn-i Hibban: onun rivayetleri karışmış, birbirinden ayırd edilemiyor, bırakılmaya müstahaktır, demiştir. AÇIKLAMA 2131’de