Sünen-i İbn Mâce · 850
Arapça metin
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ كَانَ لَهُ إِمَامٌ فَإِنَّ قِرَاءَةَ الإِمَامِ لَهُ قِرَاءَةٌ " .
Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Namaz kılan bir kimsenin imamı bulunursa, imamın kıraati, onun için kıraattir.» Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadında Cabir el-Cu'fi bulunur ki, O kezzab'tır. Bu hadis Kütüb•i Sitte sahiplerinin rivayet ettikleri Ubade (r.a.)'in hadisine muhaliftir, deniliniştlr. Diğer tahric: Darekutni ve Tahavi AÇIKLAMA : İmam'ın arkasında namaz kılan kimse kıraat etmez, diyen alimlerin gösterdikleri delillerden birisi de bu hadistir. Tuhfetü'I-Ahvezi yazarı, 'Cehri namazıarda imama uyan'ın, kıranti terketmesi babı'nda şöyle der: 'İmam'a uyan kimse kıraat etmez, diyen alimlerin delillerinden birisi de Cabir (r.a.)'in bu hadisidir. Ben derim ki ; Bu hadisi delil göstermek sahih değildir. Çünkü hadis bütün tarikleriyle zayıftır. Ei-Hafız da Fethu'I-Bari'de bu hadisin hadis hafızları yanında zayıf olduğunu söylemiş, Darekutni ve başkalarının da aynı şeyi söylediklerini nakletmiştir. Hadisin sahih olduğunu teslim etsek bile, bizim birkaç cevabımız vardır. Bunlardan birisi şudur: Bu hadis Fatiha'nın okunmayacağına kesin delil değildir, Buna muhtemel olduğu gibi, sure kıraatına da muhtemeldir. Öte yandan imama uyanın Fatiha okumasının vacibliğine veya müstahsen olduğuna açıkça delalet eden Ubade (r.a.)'in ve başkalarının sahih rivayetleri ortadadır, Şu halde bu rivayetleri t.akdim etmek gerekir.' ALİMLERİN, İMAMA UYANIN FATİHA OKUYUP OKUMAMASI HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ : EI-Menhel 'yazarının bu konuda verdigi malumat özetle şöyledir: 1- Ebu Hanife, Sevri, İbn-i Uyeyne ve Malikiler'den İbn-i Veheb ile alimlerden bir cemaat: Cehri ve gizli hiç bi'" namazda me'mum (imama uyan kişi) bir şey okumaz. Yani ne Fatiha ne ele sure. Delilleri ise: a) Darekutni'nin AbduIIah bin Şeddad'dan, mürsel olarak, rivayet ettigi şu mealdeki hadistir: ''Namaz kılan bir kimsenin imam'ı bulunursa. imam'ın kıraatı onun için kıraattir..'' İbnü'l-Humam: İlim ehlinin çoğunluğu yanında mürsel hadis, hüccet sayılır, Bunun hüccet olduğu kabul edilmese, Ebu Hanife sahih bir senedle rivayet ettiğine göre AbduIIah bin Şeddad, Cabir (r.a.) aracılığıyla merfu' olarak rivayet etmiştir. b) El-Hakim'in Cabir (r.a.)'den rivayet ettiğine göre, bir adam Nebi (s.a.v.)'in arkasında namaz kılarken kıraat etmiş, Ashab'dan birisi de namazda kıraat etmemesini kendisine işaret etmiş, adam namazdan çıkınca kendisini uyaran zat'a: Sen, beni Resulullah (s.a.v.)'in arkasında kıraattan men mi ediyorsun? demiş ve nida etmiş, nihayet konuyu Nebi (s.a.v.)'e intikal ettirmişler. Nebi (s.a.v.) de: ''Kim imam arkasında namaz kılarsa. şüphesiz ki imam'ın kıraatı onun için kıraattır.'' buyurmuştur. c) Tahavi'nin İbn-i Mes'ud (r.a.)'den rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: "imam'ın kıraatı için sus. Çünkü namazda bir "meşguliyet vardır. imam'ın kıraatı sana kafidir. Keşke imam'ın arkasında okuyanın ağzı toprakla dolsaydı...'' d) Tahavi'nin rivayet ettiğine göre İbn-i Ömer (r.a.)'e: imam'ın arkasında bulunan kimse kıraat eder mi? diye sorulduğu zaman İbn-i Ömer (r.a.): 'Biriniz imam'ın arkasında namaz kıldığı zaman imam'ın kıraatı ona kafidir' demiştir. 2- İmam'a uyan kişi, gizli ve açık bütün namazların her rek'atinde Fatiha okumak mecburiyetindedir. Malik, Şafii , Ahmed ve ishak böyle demişlerdir. Evzai, Mekhul ve Ebu Sevr'in kavli de budur. Tirmizi: SahabileI'in ve tabiilerin alimlerinin ekserisinin kavli, imam'ın arkasındayken kıraat etmektir, demiştir. Bu görüşteki alimlerin delilleri 837 ile 843 nolu hadisler ve benzeri hadislerdir. Bunlar: Bu hadisler umumidir. imam'a uyan kişiyi bu hükümden müstesna kılacak açık bir delil yoktur. Bu sebeple. imama uyan kimse de hükme tabidir, demişlerdir. 3- Malik. İbnü'l-Mübarek. İshak ve Zühri'ye göre imam'a uyan kişi, gizli namazlarrla kıraat eder, cehri namazlarda etmez. Bunlar : ''Kur'an okunduğu zaman onu dinleyiniz ve susunuz.'' ayetini delil göstermişlerdir. İbn-i Abdi'l-Berr: Ayetin bu mamida indiği hususunda ihtiIaf yoktur. Bilindiği gibi bu durum, cehri namazda olur, Çünkü gizIi namazda imam'ın kıraatını dinlemek mümkün değildir. Bu nedenle ayet cehri namazlar hakkındadır. Nerede Kur'an okunursa, orada dinleyip susmanın kasdedilmediği hususunda alimler ittifak etmişlerdir. Ayette kasdedilen yer namazdır. Nebi (s.a.v.)'in imam hakkında; ..... hadisi, ayetin böyle yorumlanmasına şahadet eder, demiştir. Ayetin namaz hakkında varid olduğunu, Beyhaki'nin Mezahib'den rivayet ettiği şu mealdeki hadis de te'yid eder: 'Ensardan bir adam, Nebi (s.a.v.)'in arkasında namaz kılarken kıraat etmiş, bunun üzerine"nezkur ayet naziI olmuştur. Bunların delillerinden birisi Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'in (847 nolu) hadisi ve Ebu Hureyre (r.a.)'in (848 nolu) hadisidir. 4- Hanbeliler'e göre imam'a uyan kişi, gizli namazlarda ve imam'ın kıraatını işitmediği açık namazıarda kıraat eder, imam'ın kıraatını işittiği açık namazlarda kıraat etmez. Yukarıda anlatılan görüşler gerek gizli ve gerekse açık namazlarda imam'ın arkasındakilerin Fatiha okumasının vacibliğine hükmeder. AIimlerin görüşü, delil bakımından açık olan görüştür. Çünkü Fatiha okumasına ait hadisler umumidir. Bunun, imam'a ve tek başına namaz kılana mahsus olduğunu söyleyenlerin elinde kuvvetli bir delil yoktur. ''Kim imam'ın arkasında namaz kılarsa. imam'ın kıraati onun için. de kıraattır.'' mealindeki hadis umumidir. fatiha'yı ve sureyi kapsar. Fatiha'nın gerekIiliğine delalet eder. Hadislerle hususileştirilmiş olur. Yani imam'ın Fatiha'dan başka kıraatı, kendisine uyanın kıraatı yerine geçer. Yukarıdaki ayet de umumidir. Fatiha'yı diger sure ve ayetlerini kapsar. O da Fatiha ve Kur'an'ı okumanın gerekliliği hakkındaki hadislerle hususileştirilir. İmama uyan kişi, imam'ın okuduğu sureyi dinler. Ayrıca sure okuması gerekmez. Kaldı ki cehri namazda imam Fatiha okurken, me'mum (uyan kişi) onu dinler. İmam Fatiha'dan sonraki sekteyi yapınca, me'mum, bu arada Fatiha okur. Şu da vardır ki: Alimlerin bir kısmı ayeti hutbe hakkında yorumlamıştır. Hutbede Kur'an okunduğu için, ona Kur'an adı verilmiştir. Bu yoruma göre, ayetin, namazdaki kıraatla ilgisi yoktur. Bir kısım alimler de ayeti, namazda iken konuşmanın terkedilmesi manasına yorumlamışleırdır. Beyhaki'nin Ebu Hureyre ve Muaviye (r.a.)'den rivayet ettiğine göre ilk zamanlarda halk, namaz içinde konuşurlardı. Bunun üzerine mezkur ayet inmiştir. Bu hadis; ayetin, namaz esnasında konuşmanın yasaklığı hakkında olduğuna delalet eder. İmama uyan kimsenin Fatiha okumasının vacib olduğunu söyleyenler, Fatiha'nın okunacağı yer hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları: İmam, ayetler arasında sekte ederken; diğer bir kısım alimler de: İmam,.fatiha'dan sonra sekte ederken me'mum (uyan kişi) Fatiha okur demişlerdir. En-NeyI yazarı: Hadislerin zahirine göre imam kıraat ettiği zaman me'mum da Fatiha okur. Mümkün olursa, imam sükut ederken me'mum Fatiha okumalıdır. Böyle yapması, daha ihtiyatlıdır. Ve bu takdirde icmaı tutmuş olur. Yani bütün alimlerin görüşlerine uygun hareket etmiş olur, demiştir.'' DÖRT MEZHEBİN GÖRÜŞLERİ Yukarıda muhtelif mezhebIere mensub alimlerin görüşlerini ve görüşlerine mesned olan delilleri el-Menhel'den kısaca naklettik. Şimdi ise dört mezhebin görüşlerini çok kısa olarak el-Fıkıh Aletl-Mezahibi'l-Erbaa'dan naklen bilginize sunalım: 1- Hanefi mezhebine göre imam'ın arkasında namaz kılan kimsenin gizli ve açık namazlarda kıraat etmesi, tahrimen mekruhtur. Büyük sahabilerden 80 zattan me'mumun kıraat'tan men edilmesi nakledilmiştir . 2- Şafii mezhebine göre imam'a uyan kimsenin,bütün namazların her rek'atinde Fatiha okuması farzdır. Ancak mesbuk yani bir Fatiha okunacak zamandan daha az bir zaman kaldıktan sonra imam'a uyan ve taharrüm tekbirinden sonra Fatiha okumaya fırsat bulmadan, imam rüku'ya varınca mesbuk Fatiha'yı bitirmeden veya Fatiha'dan hiç bir şey okuyamadan imamla rüku'a varır ve o rekat'ın Fatihasından muaf tutulur. 3- Malikiler'e göre imama uyan kişinin gizli namazlarda kıraat etmesi mendubtur, cehri namazlarda mekruhtur. Ancak cehri namazlarda da okunmasını gerekli gören alimlere muhalefet etmekten sakınmak maksadıyla bu namazlarda da okumak mendubtur. Hanbeli mezhebine göre imama uyan kişinin gizli namazlarda kıraat etmesi müstehabtır. Cehri namazlarda, imam'ın sektelerinde okumak, yine müstehabtır ve cehri namazlarda imam kıraat ederken me'munun (imam'a tabi olan'ın) okuması mekruhtur. Dört ve üç rek'atlı farz namazların ilk iki rek'atında ve sabah namazının her iki rekatında Fatiha'dan sonra Kur'an'dan bir parça okumak, dört mezhebin ittifakıyla matlubtur. Maliki, Şafii ve Hanbeli mezhebIerine göre bunun hükmü sünnettir. Hanefi aliinleri muhalefet etmişlerdir. Onlara göre bir sure veya üç kısa ayet yahut uzunca bir ayet okumak vacibtir. Bu hüküm, İmam ve .münferid olarak namaz kılana aittir. Me'mum Fatiha okumadığı gibi sure de okumaz. Şafii mezhebine göre imam; münferid ve me'mumun, mezkur rek'atlerde en kısa bir ayet bile olsun Kur'an-ı Kerim'den bir şey Okumaları sünnettir. Bu konu, geniş izahat ister. Ayrıntılı bilgi isteyenlerin Fıkıh Kitablarına müracaat etmeleri gerekir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ يَزِيدَ الْفَقِيرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا نَقْرَأُ فِي الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ خَلْفَ الإِمَامِ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَسُورَةٍ وَفِي الأُخْرَيَيْنِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ .
Cabir hin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine yöre şöyle demiştir : Biz imamın arkasında öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekatlerında Fatiha ve bir sure; son iki rek'atlerinde Fatiha okurduk. AÇIKLAMA : Sindi'den anlaşıldığına göre bu hadis Zevaid'dendir. Sindi, notta verilen bilgiyi Zevaid'den naklettikten sonra şöyle der: "Hadis, mevkuf olmakla beraber, merfu hükmündedir, denilebilir. (Çünkü bir sahabinin 'Peygamber (s.a.v.) hayatta iken biz şöyle ederdik.' ve benzeri mevkuf hadisler, merfu hükmündedir. Burada ise, sahabi; "Peygamber (s.a.v.) hayatta iken" ifadesini kullanmamıştır. Ama: "Biz şöyle ederdik." ifadesinin zahiri, yine Efendimizin devrine işaret gibidir. Bu sebeble, Sindi, böyle demiştir.) Şöyle bir ihtimal de vardır: Sahabiler, bu babta varid olan hadislerin umumiuğundan mezkur hükmü almışlardır. Bu takdirde onların uygulaması hadisin merfuluğuna delalet etmez. Bir de şu vardır: Cabir (r.a.)'in bu hadisi ile (850 nolu) hadisi arasında bir çelişki vardır. Çünkü orada: 'İmam'ın kıraatı, kendisine uyanların kıraatıdır.' demiştir. Buradaki hadis, oradaki hadise tercih edilir. Çünkü oradaki hadisin isnadı zayıftır. En az şöyle denilebilir. Bu hadis o hadisten kuvvetlidir. Hadis, imam'ın arkasında öğle ve ikindi namazlarını kılan kimsenin bütün rek'atlerinde Fatiha okuyacağına hükmeder. Malik, İbnü'l-Mübaare k, İshak ve Zühri için delil sayılır. Keza bütün namazların her rek'atinde Fatiha okunur diyen Şafiiler, Evzai, Mekhul, Ebu Sevr Ve Nasir için bir bakıma delil sayılabilir. Hadis, mezkur namazların ilk iki rek'atlerinde Fatiha'dan sonra sure okuma'nın meşruluğuna delalet eder. İmam'm arkasında iken Fatiha ve sure okumak hususundaki alimlerin görüşlerini, onüçüncü babtaki hadislerin izahını yaparken nakledeceğim
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ يَحْيَى، عَنْ يُونُسَ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ سَأَلَهُ رَجُلٌ فَقَالَ أَقْرَأُ وَالإِمَامُ يَقْرَأُ قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَفِي كُلِّ صَلاَةٍ قِرَاءَةٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " نَعَمْ " . فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ وَجَبَ هَذَا .
Ebu'd-Derda (r.a.)'den rivayet (edildiğine göre bir adam ona (namazda okumanın hükmünü) sorarak : 'İmam okuduğu halde ben (de) okuyacağım (mı)?' demiş. Ebü'd Derda demiştir ki: 'Bir adam, her namazda okumak var mı?' diye Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e (soru) sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de; «Evet! (Her namazda okumak vardır.)» buyurdu. Bunun üzerine kavimden bir zat: '’Bu, vacib oldu." dedi." AÇIKLAMA : Zevaid yazarı: İsnacldaki Muaviye bin Yahya es-Sadafi zayıf olduğundan isnad zayıftır, demiştir. Fakat Nesai, başka bir senedie rivayet etmiştir. Oradaki metin şöyledir: Kesir bin Mürre el-Hadrami'den rivayet edildiğine göre, kendisi Ebu'd-Derda (r.a.)'den şunu işittim, demiştir: "Resulullah (s.a.v.)'e: Her namazda kıraat var mı? diye soruldu, Resulullah (s.a.v.): ''Evet!'' buyurdu. (Bunun üzerine) Ensar'dan bir adam: Bu kıraat vacib oldu dedi.. Ebu'd-Derda (r.a.) bunu söyledikten sonra bana döndü. Ben cemaat içinde ona en yakın bir yerde oturmuştum. Şöyle dedi: ''İmam cemaata namaz kıldırdığı zaman onun kıraatı bence hepsi için yeterdir. Ben böyle bilirim.'' Nesai'nin rivayetinden anlaşıldığına göre imarn'ın arkasında namaz kılındığı zaman Ebu'd-Derda (r.a.)'e göre imam'ın kıraatı cemaat için de kafidir. Bu takdire göre Nebi (s.a.v.)'e sorulan soru, imam'ın arkasında kılınan namaza ait değildir, cevabta soruya uygun yorumlanır. Yani imam ve münferid kıraat etmek zorundadır. İmam'ın arkasındaki cemaat için bu zorunluluk yoktur. Müellifin rivayetine göre soru sahibi imam'ın arkasında iken kıraat edip etmeyeceğini Ebu'd-Derda (r.a.)'e sormuş o da Nebi (s.a.v.)'e ''Her namazda kıraat var mı? diye sorulan soruya: Nebi (s.a.v.): ''Evetl'' buyurmuştur. Orada bulunan bir zat da: ''Kıraat vacib oldu.'' demiştir. Bu rivayete göre Ebu'd-Derda (r.a.) imam'a uyan kişinin kıraat etmesinin gerekliliğine hükmetmiş olur. Müellifin isnadının zayıflığını yukarda naklettik. Sindi: ''Bu vacib oldu.'' cümlesinin manası: ''Her namazda kıraat'ın varlığına ait hüküm sabit oldu." demektir, der
حَدَّثَنَا عُمَرُ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ قَدِمَ أَصْحَابُ عَبْدِ اللَّهِ عَلَى أَبِي الدَّرْدَاءِ فَطَلَبَهُمْ فَوَجَدَهُمْ فَقَالَ أَيُّكُمْ يَقْرَأُ عَلَى قِرَاءَةِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ كُلُّنَا. قَالَ فَأَيُّكُمْ يَحْفَظُ وَأَشَارُوا إِلَى عَلْقَمَةَ. قَالَ كَيْفَ سَمِعْتَهُ يَقْرَأُ {وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى}. قَالَ عَلْقَمَةُ {وَالذَّكَرِ وَالأُنْثَى}. قَالَ أَشْهَدُ أَنِّي سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ هَكَذَا، وَهَؤُلاَءِ يُرِيدُونِي عَلَى أَنْ أَقْرَأَ {وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالأُنْثَى} وَاللَّهِ لاَ أُتَابِعُهُمْ.
İbrahim'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Abdullah İbn Mes'ud'un öğrencileri Ebu'd-Oerda'nın bulunduğu şehre geldiler. Ebu'd-Oerda onları aradı ve buldu, sonra onlara "Hanginiz Abdullah İbn Mes'ud'un kıraatine göre okur?" diye sordu. [Hadisin ravilerinden Alkame de] "Hepimiz okuruz," diye cevap verdi. Bu defa o; "Hanginiz daha iyi okur?" diye sordu. Orada bulunanlar Alkame'yi gösterdiler. Bunun üzerine Ebu'd-Oerda ona; .........ve'l-leyli iza yağşa suresini nasılokurdu?" diye sordu. Alkame de sureyi okurken şu ayeti ..........ve'z-zekeri ve'l-ünsa şeklinde okudu. Bunun üzerine Ebu'dOerda şöyle dedi: Tanıklık ederim ki, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu ayeti böyle okuduğunu işittim. Ancak bu insanlar, benim bu ayeti ...........vema halaka'z-zekera ve'l-ünsa şeklinde okumamı istiyorlar. Allah'a yemin ederim ki, onlara uymayacağım. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu rivayet bir öncekine göre şu bakımdan daha açıktır. Bir önceki rivayette "Ancak bu insanlar [Şam halkı] bu kıraati kabuletmeye yanaşmıyorlar," ifadesi yer alırken, bu rivayette "Ancak bu insanlar, benim bu ayeti ............ vema halaka'z-zekera ve'l-ünsa şeklinde okumamı istiyorlar," ifadesi bulunmaktadır. Bu kıraat, sadece bu rivayette bahsi geçen kimselerden nakledilmiştir. Diğer kıraat imamları ise bu ayeti .........vema halaka'z-zekera ve'l-unsa şeklinde okumuşlardır. Bu kıraatin Ebu'd-Derda ve bu rivayette bahsi geçen diğer kimselere isnadı sahih olsa da, bu ayetin okunuşu ..........vema halaka'z-zekera ve'l-ünsa şeklinde yerleşmiştir. Muhtemelen bu ayetin okunuşu neshedilmiş ve bu nesih olayı Ebu'd-Derda ve bu rivayette onunla birlikte bahsi geçen kimselere ulaşmamıştır. Kufeli kıraat alimlerinin bu kıraati Alkame ve İbn Mes'ud'dan nakledip sonra da hiçbirinin bu kıraate göre okumaması şaşırtıcıdır. Halbuki Kufe'de kıraat denince akla İbn Mes'ud ve Alkame gelir. Keza Şam halkı da Ebu'd-Derda'dan kıraati öğrenmişlerdir. Ancak hiçbiri bu ayeti bu şekilde okumamıştır. İşte bütün bunlar bu tilavetin neshedildiği görüşünü güçlendirmektedir
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْبَيْتَ هُوَ وَأُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، وَبِلاَلٌ، وَعُثْمَانُ بْنُ طَلْحَةَ، فَأَغْلَقُوا عَلَيْهِمْ فَلَمَّا فَتَحُوا، كُنْتُ أَوَّلَ مَنْ وَلَجَ، فَلَقِيتُ بِلاَلاً فَسَأَلْتُهُ هَلْ صَلَّى فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ، بَيْنَ الْعَمُودَيْنِ الْيَمَانِيَيْنِ.
Salim'in naklettiğine göre babası şöyle anlatmıştır: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem; Usame İbn Zeyd, Bilal ve Osman bin Talha ile birlikte Kabe'nin içine girip kapıyı kapattılar. Bir süre sonra kapıyı açtılar. İçeri ilk ben girdim. Bilal ile karşılaştım. Bilal'e, Resûîullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in içeride namaz kılıp kılmadığını sordum. Bana "Evet. Yemen tarafındaki iki direk arasında" diye cevap verdi. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Bir sahabi, diğer bir sahabiden rivayet edebilir. 2- Daha az faziletli olan şeyin ne olduğu sorulup onunla yetinmek mümkündür. 3- Haber-i vahid hüccettir. 4- İlim öğrenmek amacıyla soru sormak ve bu konuda gayretli olmak gerekir. 5- İbn Ömer (r.a.), Hz. Nebi'in sünnetini öğrenip uygulama konusuda sahip olduğu titizlik sebebiyle faziletli bir kimsedir. 6- Daha faziletli olan bir sahabi, Hz. Nebi'in yaptığı faziletli bir amel sırasında bulunmayabiliyor. Fakat daha az faziletli bir sahabi orada bulunup, kendisinden daha faziletli kimsenin şahit olamadığı bir şeye şahit olabiliyor. Çünkü Ebû Bekir, Ömer ve diğer bazı sahabiler Bilal vd. sahabilerden daha faziletlidir. 7- Direkler arasında ferdî olarak namaz kılmak caizdir. Mescitlerde kapı bulunması ve bunların kapatılması caizdir, Sütre, namaz kılanın önünden bir kimsenin geçmesinden endişe edilmesi halinde konulmalıdır. Çünkü Resûlullah (s.a.v.) iki direk arasında namaz kılmış fakat direklerden hiçbirini önüne almamıştır. Görünen o ki, Efendimiz s.a.v., duvara yakın olduğu için sütre koymamıştır. Nitekim daha önce geçtiği gibi, onun, namaz kıldığı yer ile duvar arasındaki mesafe üç zira' kadardı. 8- Alimlerin, "Mescidi Haram'ın tahıyyetü'l-mescid namazı, tavaftır" şeklindeki görüşü Kabe'nin dışına mahsustur. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kabe'nin yanına çökmüş daha sonra Kabe'ye girerek iki rekat namaz kılmıştır. Bu namaz, ya Kabe'nin kendi başına müstakil bir mescit olması hasebiyle ya da genel bir tahıyyetü'l-mescid namazı olarak kılınmıştır. Allah (c.c) en iyisini bilir. 9- Kabe'ye girmek ve içinde namaz kılmak müstehaptır. Buradaki rivayet, nafile namaz kılmayı açıkça ifade etmektedir. Kabe'nin içinde farz namaz kılmak da aynı kategoride değerlendirilir. Çünkü namaz kılan kimsenin kıbleye yönelmesi bakımından, kılınan namazın nafile olması ile farz olması arasında fark yoktur. Alimler çoğunluğunun görüşü böyledir. İbn Abbas'ın, "Kabe'nin içinde kılınan hiçbir namazın sahih olmayacağı" görüşünde olduğu nakledilmiştir. Gerekçe olarak, Kabe'nin içinde, mutlaka Kabe'nin bir bölümünü arkaya almış olma durumunun söz konusu olması ileri sürülmüştür. Oysa Kabe'ye yönelmek emredilmiştir. Bu emrin, Kabe'nin tamamına yönelme şeklinde yorumlanması gerekir. Bazı Malikiler, Zahiriler ve Taberi de bu görüştedir. Mazerî şöyle demiştir: "Mezhepte meşhur olan görüşe göre Kabe'nin içinde namaz kılınamaz, kılınırsa iade etmek gerekir." باب: الصلاة في الكعبة. 52- Kabe'nin İçinde Namaz Kılmak
وَقَالَ الْمَكِّيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ،. وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمٌ أَبُو النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ احْتَجَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حُجَيْرَةً مُخَصَّفَةً أَوْ حَصِيرًا، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِيهَا، فَتَتَبَّعَ إِلَيْهِ رِجَالٌ وَجَاءُوا يُصَلُّونَ بِصَلاَتِهِ، ثُمَّ جَاءُوا لَيْلَةً فَحَضَرُوا وَأَبْطَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْهُمْ، فَلَمْ يَخْرُجْ إِلَيْهِمْ فَرَفَعُوا أَصْوَاتَهُمْ وَحَصَبُوا الْبَابَ، فَخَرَجَ إِلَيْهِمْ مُغْضَبًا فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا زَالَ بِكُمْ صَنِيعُكُمْ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُكْتَبُ عَلَيْكُمْ، فَعَلَيْكُمْ بِالصَّلاَةِ فِي بُيُوتِكُمْ، فَإِنَّ خَيْرَ صَلاَةِ الْمَرْءِ فِي بَيْتِهِ، إِلاَّ الصَّلاَةَ الْمَكْتُوبَةَ ".
Zeyd İbn Sabit r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (mescidde) hurma dallarından kendisi için küçük bir hücre çevirdi -yahut bir hasır edindi.- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkıp onun içinde namaz kılıyordu. Birtakım adamlar da kendisini takip ederek onun namazına uyup namaz kıldılar. Daha sonra yine bir gece gelip orada hazır bulundular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise onlara göre geç kaldı ve yanlarına çıkmadı. Bu sefer seslerini yükselterek kapıya da çakıl taşları atıp kapıyı çalmaya koyuldular. Allah Rasulü kızgınlıkla yanlarına çıktı ve onlara: Siz o yaptığınızı sürdürüp gidince ben de onun üzerinize farz olarak yazılacağını zannettim. Bu sebeple (nafile) namazlarınızı evlerinizde kılmaya bakınız. Çünkü şüphesiz farz namaz dışında kişinin en hayırlı namazı evinde kıldığıdır, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın emri dolayısıyla gazabın ve şiddet göstermenin caiz oluşu. Nitekim yüce Allah: "Kafirlerle münafıklara karşı cihad et ve onlara sert ol. "(Tevbe, 73) diye buyurmuştur." Buhari, bu başlıkla Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eziyetlere sabrettiğine dair varid olan hadisin, ancak kendi nefsi ile ilgili olan hususlar ile ilgili olduğuna işaret ediyor gibidir. Eğer yüce Allah'ın bir hakkı sözkonusu ise o, o hususta Allah'ın sertlik gösterme emrine uyardı. Buhari bu başlıkta beş hadis zikretmektedir: Birincisi, Aişe'nin perde ile alakah hadisi olup buna dair açıklamalar daha önce Giyim bölümündEbu geçmiş bulunmaktadır. İkincisi, Ebu Mesud'un imamın sabah namazını uzun kıldırması olayı ile ilgili olan hadisidir. Bunun açıklaması da Namaz bölümünde (702.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Üçüncü hadis ise İbn Ömer'in balgam çıkarmak ile alakah hadisidir. Bunun açıklamaları da Namaz bölümünün baş taraflarında (406.hadiste) geçmiş bulunmaktadır
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، قَالَ مَرَرْتُ عَلَى أَبِي ذَرٍّ بِالرَّبَذَةِ فَقُلْتُ مَا أَنْزَلَكَ بِهَذِهِ الأَرْضِ قَالَ كُنَّا بِالشَّأْمِ فَقَرَأْتُ {وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلاَ يُنْفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ} قَالَ مُعَاوِيَةُ مَا هَذِهِ فِينَا، مَا هَذِهِ إِلاَّ فِي أَهْلِ الْكِتَابِ. قَالَ قُلْتُ إِنَّهَا لَفِينَا وَفِيهِمْ.
Zeyd İbn Vehb'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Rebeze'de bulunan Ebu Zerr'in yanına gittim. Ona kendisini bu yere neyin getirdiğini sordum. O da şu cevabı verdi: Biz Şam'da idik. Ben "Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!" ayetini okudum. Muaviye: "Bu ayet bizim hakkımızda inmedi. Bu ayet sadece ehl-i kitab hakkında geçerlidir," dedi. Ben de; "Hem bizim için, hem de onlar için geçerlidir," diye karşılık verdim. Fethu'l-Bari Açıklaması: Çoğunluk bu ayette geçen .....eymane lehüm ifadesiı:i hemzenin fethası ile "onların sözleri/yeminleri yoktur, anlamına gelen .....eymane lehüm şeklinde okumuştur. Hasan-ı Basri'nin bu ifadeyi hemzenin kesrası ile okuduğu nakledilmiştir. Ancak bu kıraat şazdır. İmam Taberi, Ammar İbn Yasir ve daha başka sahabilerin .....innehum la eymane lehüm ayetini "onların sözleri/yeminleri yoktur," şeklinde tefsir ettiklerini nakletmiştir. Bu da, çoğunluğun kıraatini desteklemektedir. İmam Taberi Dahhak'ın ......eimmete'l-küfr (küfrün önderleri) ifadesini Mekke halkının müşrik liderleri olarak tefsir ettiğini nakletmiştir. "Küfrün önderlerine karşı savaşınf" ayetinde kastedilen ve yaşayan üç kişiden birinin ismi Ebu Bişr'in Mücahid'den naklettiği rivayette Ebu Süfyan İbn Harb olarak belirtilmiştir. Ma'mer'in Katade'den naklettiği rivayette ise küfrün önderlerinin isimleri şu şekilde verilmiştir: Ebu Cehil İbn Hişam, Utbe İbn Rabia, Ebu Süfyan, Süheyl İbn Amr. Ancak bu rivayet eleştirilmiştir. Çünkü Ebu Cehil ve Utbe Bedir savaşında öldürülmüşlerdi. Ayetin kimin hakkında indiğini açıklamak, ancak o şahısların hayatta olması ile mümkündür. Sonuç olarak bu ayetin Ebu Süfyan ve Süheyl İbn Amr hakkında indiği doğrudur. Bu kişiler de daha sonra Müslüman olmuştur. Huzeyfe'nin "Onlar fasıklardır," ifadesi, evlere girip hırsızlık yapan kimselerin kafir ve münafık olmadıkları anlamına gelir