Sünen-i İbn Mâce · 911
Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عِصَامِ بْنِ قُدَامَةَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ نُمَيْرٍ الْخُزَاعِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَاضِعًا يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى فِي الصَّلاَةِ وَيُشِيرُ بَإِصْبَعِهِ .
Numeyr el-Huzai (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namazda (teşehhüd için oturduğunda) sağ elini sağ uyluğu üzerine koymuş iken ve şahadet parmağı ile işaret ederken gördüm." Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Ahmed, Beyhaki ve İbn-i Huzeyme de rivayet etmişlerdir, Bazı rivayetlerde Nebi (s.a.v.)'in işaret ettiği parmağın şehadet parmağı olduğu açıklanmıştır. AÇIKLAMA 913’te
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَدْ حَلَّقَ الإِبْهَامَ وَالْوُسْطَى وَرَفَعَ الَّتِي تَلِيهِمَا يَدْعُو بِهَا فِي التَّشَهُّدِ .
Vail bin Hucr (r.a.)'den, şöyle demiştir: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i, teşehhüd'de (sağ elinin) baş ve orta parmaklarını halka etmişken ve bu parmaklardan sonra gelen şehadet parmağını kaldırıp onunla dua ederken gördüm." Not: Bu hadisin isnadının sahih ve ricaIinin sıka olduğu, Zevaid'de bildirilmiştir . Diğer tahric: Vail (r.a.)'in hadisi, Zevaid'den sayılmış ise de Miftahu'l-Hace'de beyan edildiğine göre Ebu Davud, Nesai, Beyhaki ve İbn-i Huzeyme tarafından da rivayet edilmiştir. AÇIKLAMA 913’te
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، وَيَحْيَى بْنُ مُوسَى، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا جَلَسَ فِي الصَّلاَةِ وَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى رُكْبَتِهِ وَرَفَعَ إِصْبَعَهُ الَّتِي تَلِي الإِبْهَامَ الْيُمْنَى يَدْعُو بِهَا وَيَدُهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ بَاسِطَهَا عَلَيْهِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ وَنُمَيْرٍ الْخُزَاعِيِّ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي حُمَيْدٍ وَوَائِلِ بْنِ حُجْرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ يَخْتَارُونَ الإِشَارَةَ فِي التَّشَهُّدِ وَهُوَ قَوْلُ أَصْحَابِنَا .
İbn Ömer (r.a.)’den rivâyet edilmiştir: “Nebi (s.a.v.) namazın teşehhüdünde oturduğunda ellerini dizleri üzerine koyar sağ elinin başparmağından sonra gelen parmağıyla işaret ederek dua ederdi.” Diğer tahric edenler: Dârimî, Salat; Nesâî, İftitah Bu konuda Abdullah b. Zübeyr, Numeyr el Huzaî, Ebû Hureyre, Ebû Hümeyd ve Vâil b. Hucr’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Ömer’in hadisi hasen garib olup bu şekliyle Ubeydullah b. Ömer rivâyetiyle biliyoruz. Sahabe ve tabiinden bir kısım ilim adamları bu hadise göre amel etmekte olup teşehhütte parmak kaldırmayı tercih etmişlerdir. Hadisçilerde aynı görüştedirler
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا جَلَسَ فِي الصَّلاَةِ وَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَرَفَعَ إِصْبَعَهُ الْيُمْنَى الَّتِي تَلِي الإِبْهَامَ فَيَدْعُو بِهَا وَالْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ بَاسِطَهَا عَلَيْهَا .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'den şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda (teşehhüd için) oturduğu zaman ellerini dizlerinin üzerine koyardı ve başparmaktan sonra gelen sağ (şahadet) parmağını kaldırıp onunla dua ederdi. Sol elini de dizi üzerine yayarak koyardı." AÇIKLAMA (911, 912, 913): Ebu Davud'un ''Elleri kaldırmak babı"nda rivayet olunan 912 nodaki Vail (r.a.)'ın uzunca hadisinde şu parça vardır: ''...ve Nebi (s.a.v.) sol elini sol uyluğunun üzerine koydu. Sağ dirseğinin de sağ uyluğuna değmesine mani oldu. (Uzak tuttu.) İki parmağını (serçe parmağı ile ondan sonra gelen parmağı) yumdu. (Beş parmağı ile orta parmağının başlarını birleştirerek) halka yaptı ve ben O'nu şöyle yaparken gördüm. Ravi Bişr baş parmağı ile orta parmağı halka yaptı şehadet parmağı ile de işaret etti." EI-Menhel yazarının bildirdiğine göre Ahmed, Nesai, İbn-i Huzeyme ve Buhari de bu hadisi rivayet etmişlerdir. İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini Müslim, Ahmed, Ebu Davud ve Nesai de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Nesai'nin bir rivayeti ile Taberani' nin rivayeti buradaki rivayete benzer. EI-Menhel yazarı parmakları yummak, halka yapmak ve parmakla işaret etmek hakkında şu bilgiyi verir: ''Baş parmagın yumulması iki türlü olabilir: Baş parmak şehadet parmağının yanına konulur. Şehadet parmağı açık tutulur. Ve diğer parmaklar yumulur. Bu şekil, arapların bir hesap usü!üne göre 53 sayısını ifade eder. İkinci tür'e göre baş parmak orta parmagın yanına konularak yumulur. Diğer parmaklar da yumulur. Yalnız şehadet parmağı yumulmaz. Bu şekil ise, arapların mezkur hesap usulüne göre 23 sayısını ifade eder. Sağ elin parmakları başka şekillerde de yumulabilir. Örneğin; Baş parmak ile şehadet parmağı salınır, diğer parmaklar yumulur. (Vail bin Hucr (r.a.)'in hadisinde bildirilen tahlik de iki şekilde olabilir; Birisine göre baş parmak ile orta parmağın uçları birleştirilir. Diğer şekle göre orta parmağın ucu baş parmağın iki bogumu ara.sına konulur. Şehadet parmağı ile kıbleye işaret etmek şekli hakkında da ihtilaf vardır; Şöyle ki ; 1- Maliki alimlerine göre şehadet parmağı ile işaret edilir. Ve selam verilinceye kadar sağa sola oynatılır. Bunun hikmeti ise parmak sinirlerinin kalbe bağlı oluşu ve parmağın hareket ettirilmesi ile kalbin uyarılması ve namaz hallerinin hatırlatılmasının sağlanmasıdır. 2- Şafiiler'e göre kelime-i şehadet getirilirken ''İlleIlah'' denildiği zaman kaldırılır ve birinci teşehhüd'den kalkılıncaya, son teşehhüdde selam verilinceye kadar indirilmez. Parmak işareti ile tevhid ve ihlas niyeti edilir. 3- Hanefi alimlerine göre parmak ''La ilahe'' denilince kaldırılır ve ''İlleIlah'' denilince indirilir. (Hanefi alimlerinden Muhammed'e göre sağ elin baş parmağı ile orta parmağı halka edilir, diğer parmaklar yumulur. Ve şehadet parmağı kaldırılarak işaret edilir. Bazılarına göre diğer parmaklar yumulmadan şehadet parmağı ile işaret edilir. Bir kısım alimlere göre ise baş parmak diğer parmaklarına getirilerek şehadet parmağı kaldırılır.) 4- Hanbeliler'e göre ''Allah'' lafzı geçtikçe şehadet parmağı tevhid'e işaret olmak üzere kaldırılır. Ve hareket ettirilmez.'' Numeyr (r.a.)'in hadisinde Nebi (s.a.v.)'in ellerini uylukları üzerine koyduğuna delalet eder. İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisine göre ellerini dizleri üzerine koymuştur. İki şekil yapıldığına dair başka rivayetler de vardır. Bu rivayetler arasında bir ihtilaf söz konusu değildir. Her iki şeklin caizliğini bildirmek için Nebi (s.a.v.) gah böyle gah şöyle yapmıştır. Sağ elin parmaklarının ne zaman yumulacağı hususuna gelince, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhebIerine göre teşehhüd'e oturulduğu zaman parmaklar yumulur. Yalnız şehadet parmağı salınır. Hanefi mezhebinin muhtar kavline göre sağ avuç olarak sağ uyluk üzerine konulur. Şehadet parmağı ile işaret edildiği zaman parmaklar yukarda anlatıldıgı gibi yumulur. Vail (r.a.)'ın hadisinde: ''Nebi (s.a.v.) şehadet parmağı ile dua.ederek... '' buyurulmuştur. Sindi diyor ki: Şehadet parmağı ile tevhid'e işaret ediliyor. Tevhid'e işaret ise bir nevi dua sayılır. Çünkü tevhid sayesinde kazanılan ilahi nimetler dua etmekle elde edilen nimetlerden üstündür. HADİSLERİN FIKIH YÖNÜ: 1- Teşehhüd için oturulurken elleri dizler üzerine koymak müstahaptır. 2- Sol avueun açık olarak konulması müstahabtır. 3- Sağ elin şehadet parmağı ile işaret etmek müstahabtır
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَعَدَ فِي التَّشَهُّدِ وَضَعَ يَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُسْرَى وَوَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُمْنَى وَعَقَدَ ثَلاَثَةً وَخَمْسِينَ وَأَشَارَ بِالسَّبَّابَةِ .
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki) : Bite Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki) : Bize Hammâd b. Seleme, Eyyûb'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) teşehhudde oturduğu vakit sol elini sol dizinin üzerine koyar; sağ elini de sağ dizinin üzerine koyar ve elliüç (53) işareti yaparmış. Şehâdet parmağı ile de işaret edermiş
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا جَلَسَ فِي الصَّلاَةِ وَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَرَفَعَ إِصْبَعَهُ الْيُمْنَى الَّتِي تَلِي الإِبْهَامَ فَدَعَا بِهَا وَيَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُسْرَى بَاسِطُهَا عَلَيْهَا .
Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. İbni Râfi* ise (bize Abdürrezzâk rivayet etti) dedi. Abdürrezzâk: Bize Ma'mer, Ubeydullah b. Ömer'den, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda oturduğu vakit ellerini dizleri üzerine koyar, baş parmakdan sonra gelen parmağını kaldırırda onunla duâ eder, sol elini yayarak sol dizinin üzerine koyarmış
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - حَدَّثَنَا عِصَامُ بْنُ قُدَامَةَ، - مِنْ بَنِي بُجَيْلَةَ - عَنْ مَالِكِ بْنِ نُمَيْرٍ الْخُزَاعِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَاضِعًا ذِرَاعَهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى رَافِعًا أُصْبُعَهُ السَّبَّابَةَ قَدْ حَنَاهَا شَيْئًا .
Mâlik b.Numeyr el-Huzâî babası Numeyr'den; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.)'i sağ kolunu sağ uyluğunun üzerine koymuş ve işaret parmağını kaldırmış bir vaziyette gördüm. Ancak parmağını birazcık bükmüştü. Diğer tahric: Nesâî, sehv; Ahmed b. Hanbel, III