Sünen-i Nesâî · 541
Arapça metin
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، - هُوَ الْحَفَرِيُّ - عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي لَبِيدٍ، عن أَبِي سَلَمَةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَغْلِبَنَّكُمُ الأَعْرَابُ عَلَى اسْمِ صَلاَتِكُمْ هَذِهِ فَإِنَّهُمْ يُعْتِمُونَ عَلَى الإِبِلِ وَإِنَّهَا الْعِشَاءُ " .
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: size üstün gelerek bu yatsı namazının adını (ateme) diye değiştirmesinler. Çünkü onlar develerle meşguliyetlerinden dolayı karanlığa kaldıkları için o ismi verirler, halbuki o yatsı namazıdır. Siz bu ismi kullanınız.) (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir)
Benzer hadisler
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي لَبِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ عَلَى الْمِنْبَرِ " لاَ تَغْلِبَنَّكُمُ الأَعْرَابُ عَلَى اسْمِ صَلاَتِكُمْ أَلاَ إِنَّهَا الْعِشَاءُ " .
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i minberde şöyle derken işittim: size üstün gelerek namazın ismini değiştirmeye kalkmasınlar o namaz, yatsı namazıdır.) (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir)
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَبِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَغْلِبَنَّكُمُ الأَعْرَابُ عَلَى اسْمِ صَلاَتِكُمْ أَلاَ وَإِنَّهَا الْعِشَاءُ وَلَكِنَّهُمْ يُعْتِمُونَ بِالإِبِلِ " .
İbn Ömer (r.a.)'dan (rivayet edildiğine göre) Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sakın çöl arapları (şu yatsı) namazımızın ismi hususunda sizi tesir altına almasınlar, Uyanık olun! Bu (namaz) yatsı (namazı)dır. Fakat onlar develeri yüzünden yatsıyı gecenin karanlığına kadar geciktirirler
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ مَكَثْنَا ذَاتَ لَيْلَةٍ نَنْتَظِرُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِعِشَاءِ الآخِرَةِ فَخَرَجَ عَلَيْنَا حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ أَوْ بَعْدَهُ فَقَالَ حِينَ خَرَجَ " إِنَّكُمْ تَنْتَظِرُونَ صَلاَةً مَا يَنْتَظِرُهَا أَهْلُ دِينٍ غَيْرُكُمْ وَلَوْلاَ أَنْ يَثْقُلَ عَلَى أُمَّتِي لَصَلَّيْتُ بِهِمْ هَذِهِ السَّاعَةَ " . ثُمَّ أَمَرَ الْمُؤَذِّنَ فَأَقَامَ ثُمَّ صَلَّى .
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: gün yatsı namazı için Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i bekledik. Gecenin üçte biri yahut daha fazlası geçince yanımıza çıktı ve şöyle buyurdu: namazı bekliyorsunuz, sizden başka hiçbir din mensubu bu namazı beklemiyor. Ümmetime ağır gelmeseydi namazı onlara bu saatte kıldırırdım) dedi. Sonra müezzine kamet getirmesini emretti ve namazı kıldırdı.) (Ebû Dâvûd, Salat: 7; Dârimi, Salat:)
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي لَبِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " لاَ تَغْلِبَنَّكُمُ الأَعْرَابُ عَلَى اسْمِ صَلاَتِكُمْ فَإِنَّهَا الْعِشَاءُ وَإِنَّهُمْ لَيُعْتِمُونَ بِالإِبِلِ " .
(Abdullah) İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinledim : «Araplar (şu) namazınızın adında size galebe etmesinler. Çünkü O(nun adı) 'İşa'dır. Ve araplar, develer sebebiyle (o namazı) gece karanlığına tehir ederek ona Ateme ismini verirler.»" AÇIKLAMA : Ateme: Gece karanlığıdır. Araplar yatsı namazına Ateme diyorlardı. Bu hadisi Müslim'de Abdullah bin Ömer (r.a.)'den iki senedIe ve biraz lafız farkıyla rivayet etmiştir. Oradaki bir rivayet, mealen şöyledir: ''Araplar şu yatsı namazının ''İşa'' isminde size galebe çalmasınlar. Çünkü O(nun ismi) Allah'ın kitabında İşa'dır. Ve o namaz, develerin sağılması sebebiyle gece karanlığına tehir edilerek. ona ''Ateme ismi verilir.'' Hadisi bu lafızIa El- İsmaili Müstahrec'inde Ebu Mes'ud Razi'den, Ebu Ya'la ile Beyhaki de Abdurrahman bin Avf'tan rivayet etmişlerdir. Buhari, AbduIIah El-Müzeni (r.a.)'den rivayet ettiğine göre Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ''Araplar akşam namazının Mağrib isminde size galib gelmesinler. Araplar. akşam namazına İşa derler.'' Arapların akşam namazına İşa ismini verdiklerine ait hadisin son cümlesinin ravi AbduIlah El-Müzeni'ye ait olması muhtemeldir. Müellif, Müslim ve yukarıda adları anılan zatların rivayet ettikleri hadisler ile Buhari'deki hadisten anlaşılıyor ki; Araplar akşam namazına ''İşa'' ve yatsı namazına ''Ateme'' diyorlarmış. Bir de Araplar akşam ile yatsı namazının ikisine ''lşaeyn = iki lşa'' derlermiş. Nevevi, Müslim'in şerhinde şöyle der: ''Hadisin manası şudur: 'Araplar, yatsı namazına Ateme ismini verirler. Çünkü araplar, develeri sağmakla meşgul olduklarından dolayı yatsı namazını şiddetli karanlığa tehir ederlerdi. Halbuki AIlah'ın kitabında; ''....ve yatsı namazından sonra ... ''[Nur 58] ayetinde ''İşa'' olarak geçer. Bu sebeple siz Ona İşa demelisiniz. '' Sahih hadislerde yatsı namazının ismi Ateme diye geçmiştir. Nebi (s.a.v.) yatsı namazına bir taraftan Ateme isminin verilmemesini emrediyor; diğer taraftan kendileri bu namaz hakkında ''Ateme'' ismini kullanıyor, diye bir istifham hatıra gelebilir. Buna iki şekilde cevap verilir: 1- Ateme isminin verilmesine ait yasaklama tenzihen kerahet içindir. Tahrim için değildir. Ateme isminin kullanılabileceğini beyan için Nebi (s.a.v.) kullanmıştır. 2- O günkü Araplar yatsı namazına İşa adının verildiğini bilmedikleri ve İşa denilince akşam namazını anladıklarından dolayı bir yanlışlığa meydan verilmemesi için Nebi s.a.v. yatsı namazı hakkında Ateme ismini kullanmıştır
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ الْمَكِّيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، وَعَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَخَّرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْعِشَاءَ ذَاتَ لَيْلَةٍ حَتَّى ذَهَبَ مِنَ اللَّيْلِ فَقَامَ عُمَرُ - رضى الله عنه - فَنَادَى الصَّلاَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَقَدَ النِّسَاءُ وَالْوِلْدَانُ . فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْمَاءُ يَقْطُرُ مِنْ رَأْسِهِ وَهُوَ يَقُولُ " إِنَّهُ الْوَقْتُ لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي " .
İbn Abbâs (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), bir gün gece hayli ilerleyinceye kadar yatsı namazını geciktirdi. Bunun üzerine Ömer: Allah’ın Rasûlü! Namaza kadınlar ve çocuklar uyuya kaldılar) diye seslendi. O esnada Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) başından sular akarak odasından çıktı ve: zor gelmeseydi yatsı namazının vakti bu vakit olurdu) buyurdu. (Buhârî, Mevakît: 25; Dârimi, Salat:)
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ ح وَأَخْبَرَنِي يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي الْمُغِيرَةُ بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ أُمِّ كُلْثُومٍ ابْنَةِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهَا أَخْبَرَتْهُ عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَتْ أَعْتَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ حَتَّى ذَهَبَ عَامَّةُ اللَّيْلِ وَحَتَّى نَامَ أَهْلُ الْمَسْجِدِ ثُمَّ خَرَجَ فَصَلَّى وَقَالَ " إِنَّهُ لَوَقْتُهَا لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي " .
Mü’minlerin anası Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gece; Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), yatsı namazını gecenin büyük bir kısmı geçinceye kadar geciktirdi de mescidde olanlar uyuya kaldılar. Sonra Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) çıktı yatsıyı kıldı ve şöyle buyurdu: zor gelmeseydi yatsı namazı bu vakitte kılınırdı.) (Ebû Dâvûd, Salat: 7; Dârimi, Salat:)