İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i Nesâî · 636

The Book of the Adhan (The Call to Prayer)

Arapça metin

أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَلِمَةَ، فَقَالَ لِي أَبُو قِلاَبَةَ هُوَ حَىٌّ أَفَلاَ تَلْقَاهُ ‏.‏ قَالَ أَيُّوبُ فَلَقِيتُهُ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ لَمَّا كَانَ وَقْعَةُ الْفَتْحِ بَادَرَ كُلُّ قَوْمٍ بِإِسْلاَمِهِمْ فَذَهَبَ أَبِي بِإِسْلاَمِ أَهْلِ حِوَائِنَا فَلَمَّا قَدِمَ اسْتَقْبَلْنَاهُ فَقَالَ جِئْتُكُمْ وَاللَّهِ مِنْ عِنْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَقًّا فَقَالَ ‏ "‏ صَلُّوا صَلاَةَ كَذَا فِي حِينِ كَذَا وَصَلاَةَ كَذَا فِي حِينِ كَذَا فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَلْيُؤَذِّنْ لَكُمْ أَحَدُكُمْ وَلْيَؤُمَّكُمْ أَكْثَرُكُمْ قُرْآنًا ‏"‏ ‏.‏

Eyyûb (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Amr b. Seleme bana şöyle dedi: Ebû Kılabe hayattadır, onunla görüşmek istemez misiniz? Eyyûb dedi ki: Onunla karşılaştım ve ona sordum, o da şu cevabı verdi. Mekke fethedilince bütün kavimler Müslüman olmak için yarışa girdiler. Bu arada babam da köyümüz halkının Müslüman olduğunu haber vermek için Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gitmişti. O geldiğinde kendisini karşıladık, bize: Vallahi Allah Rasûlünün yanından geliyorum, O şöyle demişti: vakitte şu namazı, şu vakitte şu namazı kılın, namaz vakti gelince biriniz ezan okusun Kur’an’ı en çok bileniniz de size imam olsun.) (Tirmizî, Salat: 151; Buhârî, Ezan:)

Sünen-i Nesâî, 636

Benzer hadisler

HadisSünen-i Nesâî

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي صَفْوَانَ الثَّقَفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، وَأَبُوهُ، عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّهُمَا سَمِعَا مُوسَى بْنَ طَلْحَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَخْبِرْنِي بِعَمَلٍ يُدْخِلُنِي الْجَنَّةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَعْبُدُ اللَّهَ وَلاَ تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ وَتَصِلُ الرَّحِمَ ذَرْهَا ‏"‏ كَأَنَّهُ كَانَ عَلَى رَاحِلَتِهِ ‏.‏

Ebû Eyyûb (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam: Allah’ın Rasûlü! Beni Cennete sokacak bir amel haber ver) deyince; Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): kulluk eder, hiçbir şeyi O’na ortak koşmazsın. Namazı kılar zekatı verir akraba ile ilgiyi kesmezsin onları ziyaret edersin) buyurdu. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 193; Müslim: İman:)

Sünen-i Nesâî, 468
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَلِمَةَ، قَالَ قَالَ لِي أَبُو قِلاَبَةَ أَلاَ تَلْقَاهُ فَتَسْأَلَهُ، قَالَ فَلَقِيتُهُ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ كُنَّا بِمَاءٍ مَمَرَّ النَّاسِ، وَكَانَ يَمُرُّ بِنَا الرُّكْبَانُ فَنَسْأَلُهُمْ مَا لِلنَّاسِ مَا لِلنَّاسِ مَا هَذَا الرَّجُلُ فَيَقُولُونَ يَزْعُمُ أَنَّ اللَّهَ أَرْسَلَهُ أَوْحَى إِلَيْهِ، أَوْ أَوْحَى اللَّهُ بِكَذَا‏.‏ فَكُنْتُ أَحْفَظُ ذَلِكَ الْكَلاَمَ، وَكَأَنَّمَا يُغْرَى فِي صَدْرِي، وَكَانَتِ الْعَرَبُ تَلَوَّمُ بِإِسْلاَمِهِمِ الْفَتْحَ، فَيَقُولُونَ اتْرُكُوهُ وَقَوْمَهُ، فَإِنَّهُ إِنْ ظَهَرَ عَلَيْهِمْ فَهْوَ نَبِيٌّ صَادِقٌ‏.‏ فَلَمَّا كَانَتْ وَقْعَةُ أَهْلِ الْفَتْحِ بَادَرَ كُلُّ قَوْمٍ بِإِسْلاَمِهِمْ، وَبَدَرَ أَبِي قَوْمِي بِإِسْلاَمِهِمْ، فَلَمَّا قَدِمَ قَالَ جِئْتُكُمْ وَاللَّهِ مِنْ عِنْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَقًّا فَقَالَ ‏ "‏ صَلُّوا صَلاَةَ كَذَا فِي حِينِ كَذَا، وَصَلُّوا كَذَا فِي حِينِ كَذَا، فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ، فَلْيُؤَذِّنْ أَحَدُكُمْ، وَلْيَؤُمَّكُمْ أَكْثَرُكُمْ قُرْآنًا ‏"‏‏.‏ فَنَظَرُوا فَلَمْ يَكُنْ أَحَدٌ أَكْثَرَ قُرْآنًا مِنِّي، لِمَا كُنْتُ أَتَلَقَّى مِنَ الرُّكْبَانِ، فَقَدَّمُونِي بَيْنَ أَيْدِيهِمْ، وَأَنَا ابْنُ سِتٍّ أَوْ سَبْعِ، سِنِينَ وَكَانَتْ عَلَىَّ بُرْدَةٌ، كُنْتُ إِذَا سَجَدْتُ تَقَلَّصَتْ عَنِّي، فَقَالَتِ امْرَأَةٌ مِنَ الْحَىِّ أَلاَ تُغَطُّوا عَنَّا اسْتَ قَارِئِكُمْ‏.‏ فَاشْتَرَوْا فَقَطَعُوا لِي قَمِيصًا، فَمَا فَرِحْتُ بِشَىْءٍ فَرَحِي بِذَلِكَ الْقَمِيصِ‏.‏

Amr b. Selime dedi ki: "(Eyyub dedi ki): Ebu Kılabe bana: Onunla (yani Amr b. Seleme ile) karşılaşıp da ona sormaz mısın? (Amr) dedi ki: Bizler insanların geçip gittiği bir yerde idik. Binekliler bizim yanımızdan geçer, biz de onlara insanların durumu nedir, bu adam neyin nesidir diye sorar, onlar da: Bu adam Allah'ın kendisine risalet verdiğini, Allah'ın kendisine vahyettiğini yahut da Allah'ın ona bunu vahyettiğini söylüyor, diyorlardı. Ben de o sözleri ezberliyordum. Sanki kalbime iyice yerleştiriliyordu. Araplar ise Müslüman olmayı geciktiriyor ve: Onu kavmiyle baş başa bırakınız, diyorlardı. Eğer onlara karşı muzaffer olursa o doğru sözlü bir nebi demektir. Mekke'nin fethi üzerine Mekkelilerin yaptıkları da ortaya çıkınca her bir kavim Müslüman olmak için elini çabuk tuttu. Benim babam da kavminden önce elini çabuk tutarak Müslüman oldu. Geri döndüğünde dedi ki: Allah'a yemin ederim, yanınıza gerçekten Nebi oIan birisinin yanından geIiyorum.• O (bize) dedi ki: Şu namazı şu vakitte klIınız, şu namazı şu vakitte klIınız. Namaz vakti girdiğinde biriniz ezan okusun, aranızda en çok Kur'an bileniniz de size imam oIsun. Benden daha çok Kur'an bilen kimse yoktu. Çünkü ben gidip geIen kafiIeIer iIe karşılaşıyordum. Bu sebepIe beni önIerine (imam oIarak) geçirdiler. O sırada da altı yahut yedi yaşındaydım. Üzerimde bir eIbise vardı. Fakat secdeye vardığımda kenarları düşüyor, üzerim açılıyordu. Kabileden (cemaate geIen) bir kadın: Şu Kur'an okuyucunuzun edep yerini görmeyelim diye örtmeycek misiniz, dedi. Bunun için bana bir gömIek biçtiler. O gömIeğe sevindiğim kadar hiçbir şey için sevinmiş değilim. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bu adam neyin nesidir" sözIeriyIe Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in durumu ile ArapIarın onIara karşı durumunu soruşturuyorlardı. "Allah ona vahyetti, Allah ona şunu vahyetti." Bu sözIeriyIe onIarın işittikIeri Kur'an böIümIerini kendilerine bildirdiklerini nakIetmektedir. "Kenarları düşüyor, üzerim açılıyordu." Yani eIbisem bir araya topIanıyordu. Ebu Oavud'un rivayetinde: "Üstüm açılıyordu" şeklindedir. Hadiste farz namaza mümeyyiz küçük çocuğun imam oIabileceği şeklindeki ŞafilIerin görüşünün Iehine bir deliI buIunmaktadır. Bu oIdukça meşhur ihtilaflı bir meseIedir. Şafillerin bunu kendi idihadIarına göre söyIediklerini ve bu bir nefyedici şahitlik oIduğundan ötürü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de bundan haberdar oImadığınl söyIeyenIer, insaflı bir iddiada buIunmamaktadırlar. Çünkü vahiy döneminde caiz oImayan bir şey, takriri yolla kabuI edilemez. Nitekim Ebu Said ve Cabir de Nebi s.a.v. döneminde azil yaptıkIarını cevazına deIil göstermişIerdir. Eğer bu, yasak klIınmasl gereken bir şey oIsaydl, mutlaka Kur'an onu nehyederdi. Aynı şekilde namazda avreti örtmenin nan:ıazın sıhhati için şart oImadığınl, aksine bir sünnet oIduğunu ve setr-i avret oImadan da namazın caiz oIacağınl, çünkü bunun haI ile aIakalı bir vakıa oIduğunu, bundan doIayl da bu oIayın onIarın hükmü öğrenmeIerinden sonra oIma ihtimalinin de buIunduğunu söyIeyenIer de insaflı bir iddiada buIunmamaktadırIar

Sahîh-i Buhârî, 4302
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ جَمِيعًا عَنْ وَكِيعٍ، - قَالَ أَبُو كُرَيْبٍ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، - عَنِ ابْنِ أَبِي خَالِدٍ، وَمِسْعَرٍ، وَالْبَخْتَرِيِّ بْنِ الْمُخْتَارِ، سَمِعُوهُ مِنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُمَارَةَ بْنِ رُؤَيْبَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لَنْ يَلِجَ النَّارَ أَحَدٌ صَلَّى قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الْفَجْرَ وَالْعَصْرَ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْبَصْرَةِ آنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ الرَّجُلُ وَأَنَا أَشْهَدُ أَنِّي سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعَتْهُ أُذُنَاىَ وَوَعَاهُ قَلْبِي ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb ve İshâk b. İbrahim hep beraber Vekî'den rivayet ettiler. Ebu Kureyb Dediki: Bize Veki, İbni Ebî Hâlid ile Mis'ar'dan ve Bahterî b. Muhtâr'dan naklen rivayet etti. Onlar da Ebu Bekir b. Umârate'bni Rueybe'den, o da babasından naklen dinlemişler. Demişki: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Güneşin doğmasından ve batmasından önce namaz kılan yâni sabah namazı ile ikindiyi edâ eden bir kimse asla cehenneme girmîyecekdirl» Bunun üzerine Basralılardan bir zât Rueybe'ye: — Bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den sen mi işittin? diye sormuş. Rueybe: — Evet! cevâbını vermiş. Soran zât: — Ben de şehâdet ederim ki onu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den, ben de dinledim. Onu kulaklarım dinledi; kalbimde belledi... demiş

Sahîh-i Müslim, 1436
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ ابْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ، جَعْفَرٍ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، - وَهُوَ ابْنُ مَعْمَرِ بْنِ حَزْمٍ الأَنْصَارِيُّ أَبُو طُوَالَةَ - أَنَّ أَبَا يُونُسَ، مَوْلَى عَائِشَةَ أَخْبَرَهُ عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَسْتَفْتِيهِ وَهِيَ تَسْمَعُ مِنْ وَرَاءِ الْبَابِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُدْرِكُنِي الصَّلاَةُ وَأَنَا جُنُبٌ أَفَأَصُومُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَأَنَا تُدْرِكُنِي الصَّلاَةُ وَأَنَا جُنُبٌ فَأَصُومُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَسْتَ مِثْلَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ وَاللَّهِ إِنِّي لأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَخْشَاكُمْ لِلَّهِ وَأَعْلَمَكُمْ بِمَا أَتَّقِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucr rivâyet ettiler. ibmi Eyyûb (Dediki) Bize İsmail b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Abdirrahman yani Ebu Tuvale künyesini taşıyan İbni Ma'mer b. Hazm El-Ensâri'den naklen haber verdi. Ona da Aişe'nin azatlısı Ebû Yûnus, Aişe (Rüdiyaliahû anha)'dan naklen haber vermiş kî, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e fetva sormak için bir adam gelmiş. Konuşulanları Aişe kapının arkasından işitiyormuş. Gelen zât: — «Yâ Resûlallah, Bazen ben cünüb iken namaz vakti geliyor, o gün oruç tutayım mı?» diye sormuş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ben, cünüb iken de namaz vakti geliyor. Ama ben oruç tutuyorum, cevâbını vermiş. O zât: — «Sen bizim gibi değilsin ya Resûlallah, Allah, senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını atfetmiştir.» demiş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Vallahi ben Allah'dan en ziyâde korkanınız ve ondan neyle korktuğunu en iyi bileniniz olmayı cidden ümid ederim.» buyurmuşlar. İzah 1111 de

Sahîh-i Müslim, 2593
HadisSahîh-i Müslim

(Bana Ebû Eyyûb Süleyman b. Ubeydillâh el-Gaylânî rivâyet etti. ki): Bize Ebû Âmir yânî el-Akadî rivâyet etti. ki): Bize Rabâh, Kays b. Sa'd'dan, oda Mücâhid'den naklen rivâyet etti. Mücâhid Şöyle dedi: Büşeyr el-Adevî İbn Abbâs'a geldi; ve hadîs rivâyet ederek: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) böyle buyurdu...» demeye başladı. İbn Abbâs ise onun hadîs rivâyetine kulak vermiyor; ona bakmıyordu. Bunun üzerine Büşeyr: İbn Abbâs! Aceb neden senin benim hadîsime kulak astığını görmüyorum! Ben sana Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den hadîs okuyorum. Halbuki sen dinlemiyorsun? dedi. İbn Abbâs (radıyallahü anh) şu cevabı verdi: Bir zamanlar biz bir kimseyi: (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu...» derken işittik mi gözlerimiz hemen ona yönelir; ve kulaklarımızı ona verirdik. Vakta ki insanlar her boyayı boyamağa başladılar: artık biz de tanıdığımız şeylerden başkasını onlardan almaz olduk

Sahîh-i Müslim, 21
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُمَرُ بْنُ كَثِيرِ بْنِ أَفْلَحَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ سَفِينَةَ، يُحَدِّثُ أَنَّهُ سَمِعَ أُمَّ سَلَمَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَا مِنْ عَبْدٍ تُصِيبُهُ مُصِيبَةٌ فَيَقُولُ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ اللَّهُمَّ أْجُرْنِي فِي مُصِيبَتِي وَأَخْلِفْ لِي خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ أَجَرَهُ اللَّهُ فِي مُصِيبَتِهِ وَأَخْلَفَ لَهُ خَيْرًا مِنْهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَلَمَّا تُوُفِّيَ أَبُو سَلَمَةَ قُلْتُ كَمَا أَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْلَفَ اللَّهُ لِي خَيْرًا مِنْهُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (dediki): Bize Ebû Usâme, Sa'dü'bnü Ebî Saîd'den rivayet etti. Demiş ki: Bana Ömerü'bnü Kesîr b. Eflâh haber verdi. dediki: îbni Sefine'den rivayet ederken dinledim, kendisi Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme'yi şöyle derken işitmiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şunları söylerken dinledim. «Başına musibet gelip de: Biz Allah'ınız ve ancak ona dönücüleriz. Allah'ım musibetim hakkında bana ecir ver. Ve onun ardından bana daha hayırlısını ihsan eyle, diyen hiç bir kul yoktur ki musibeti hakkında Allah ona mükâfat vermesin ve onun arkasından daha hayırlısını kendisine İhsan buyurmasın.» Ümmü Seleme demiş ki: Ebû Seleme vefat edince Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bana emrettiği gibi söyledim. Müteakiben Allah bana ondan daha hayırlısını (yâni) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i ihsan buyurdu.»

Sahîh-i Müslim, 2127

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.