İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i Tirmizî · 1114

The Book on Marriage

Arapça metin

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عِيسَى، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ الصَّائِغُ، قَالاَ أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَتْهُ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ إِنِّي وَهَبْتُ نَفْسِي لَكَ ‏.‏ فَقَامَتْ طَوِيلاً فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَزَوِّجْنِيهَا إِنْ لَمْ تَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَيْءٍ تُصْدِقُهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ مَا عِنْدِي إِلاَّ إِزَارِي هَذَا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِزَارَكَ إِنْ أَعْطَيْتَهَا جَلَسْتَ وَلاَ إِزَارَ لَكَ فَالْتَمِسْ شَيْئًا ‏"‏ قَالَ مَا أَجِدُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَالْتَمِسْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَالْتَمَسَ فَلَمْ يَجِدْ شَيْئًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَيْءٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا ‏.‏ لِسُوَرٍ سَمَّاهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ زَوَّجْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ الشَّافِعِيُّ إِلَى هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ إِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ شَيْءٌ يُصْدِقُهَا وَتَزَوَّجَهَا عَلَى سُورَةٍ مِنَ الْقُرْآنِ فَالنِّكَاحُ جَائِزٌ وَيُعَلِّمُهَا سُورَةً مِنَ الْقُرْآنِ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ النِّكَاحُ جَائِزٌ وَيَجْعَلُ لَهَا صَدَاقَ مِثْلِهَا ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَهْلِ الْكُوفَةِ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ

Sehl b. Sa’d es Saidî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir kadın gelerek; “Ben kendimi sana hibe ettim diyerek uzun süre bekledi.” Bunun üzerine bir adam: “Ey Allah’ın Rasûlü! O kadına ihtiyacın yoksa onu bana nikahla” dedi. (sallallahü aleyhi ve sellem): “O kadına mehir olarak vereceğin bir şeyin var mı? buyurdu. Adam: “Sadece şu elbisem var” dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Elbiseni o kadına verdiğinde sen elbisesiz kalacaksın bir şeyler bulmaya çalış” buyurdu. Adam: “Bulamam” dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bir demir yüzük bile olsa bulmaya çalış” buyurdu. Sehl b. Sa’d diyor ki: Adam arandı fakat bir şey bulamadı. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kur’ân’dan ezberinde olan bir şey var mı? dedi. Adam: “Falan falan sûreler ezberimdedir” dedi ve isimlerini saydı, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kur’ân’dan ezberinde olan sûreleri o kadına öğretme karşılığında o kadını sana nikahladım” buyurdular. (Müslim, Nikah: 13; Nesâî, Nikah: 69) Bu hadis hasen sahihtir. Şâfii uygulamalarını bu hadisle yapar ve şöyle der: “Erkeğin kadına mehir olarak vereceği bir şeyi yoksa Kur’ân’dan öğreteceği bir sûre karşılığında nikahlarsa nikahı caizdir.” ilim adamları da: “Nikahı caizdir fakat sonradan eline geçerse benzeri mehir miktarı bir mehir vermesi gerekir” derler. İshâk ve Küfeliler bu kanaattedirler

Sünen-i Tirmizî, 1114

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، سَمِعْتُ أَبَا حَازِمٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ السَّاعِدِيَّ، يَقُولُ إِنِّي لَفِي الْقَوْمِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ قَامَتِ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهَا قَدْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لَكَ فَرَ فِيهَا رَأْيَكَ فَلَمْ يُجِبْهَا شَيْئًا ثُمَّ قَامَتْ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهَا قَدْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لَكَ فَرَ فِيهَا رَأْيَكَ فَلَمْ يُجِبْهَا شَيْئًا ثُمَّ قَامَتِ الثَّالِثَةَ فَقَالَتْ إِنَّهَا قَدْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لَكَ فَرَ فِيهَا رَأْيَكَ فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْكِحْنِيهَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَىْءٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ لاَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ فَاطْلُبْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏‏.‏ فَذَهَبَ فَطَلَبَ ثُمَّ جَاءَ فَقَالَ مَا وَجَدْتُ شَيْئًا وَلاَ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَىْءٌ ‏"‏‏.‏ قَالَ مَعِي سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ فَقَدْ أَنْكَحْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏

Sehl İbn Said es-Saidi'den, diyor ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda diğer ashab ile birlikte iken bir kadın ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Rasulü, bu kadın kendisini sana hibe etmiş bulunuyor. Hakkında neyi uygun görüyorsan yap, dedi. Allah Rasulü ona hiçbir cevap vermedi. Daha sonra kadın ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Rasulü, bu kadın kendisini sana hibe etmiş bulunuyor, hakkında neyi uygun görüyorsan onu yap, dedi. Yine ona hiçbir cevap vermedi. Daha sonra üçüncü bir defa ayağa kalkarak: Bu kadın sana kendisini hibe etmiş bulunuyor, hakkında uygun gördüğünü yap, dedi. Bir adam ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Rasulü, onu bana nikahla, dedi. Allah Rasulü: Yanında bir şey var mı, diye sordu. Adam: Hayır dedi. Allah Rasulü: Git, demirden bir yüzük dahi olsa bir şeyler bul, dedi. Adam gitti ve aradı. Daha sonra gelerek: Hiçbir şey bulamadım, demirden bir yüzük bile, dedi. Allah Rasulü: Kur'an'dan ezbere bildiğin bir şey var mı, diye sordu. Adam: Şu sureyi, şu sureyi ezbere biliyorum deyince, Allah Rasulü: Git, Kur'an'dan ezberlediklerin(i ona öğretmen)e karşılık bu kadını sana nikahladım, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kur'an öğretme karşılığında ve mehirsiz olarak evlendirme." Yani Kur'an öğretmeye karşılık ve ayni, mali bir mehir olmaksızın evlendirmek. Başka anlama gelme ihtimali de vardır. "Sonra ayağa kalktı... dedi." Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği Nesai'deki hadiste şu ifadeler yer almaktadır: "Bir kadın Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemlin huzuruna gelerek kendisini ona arz etti. Allah Rasulü kadına: Otur dedi. Kadın bir süre oturduktan sonra kalktı. Allah Rasulü: "Otur, Allah seni mübarek kılsın. Bizim sana ihtiyacımız yoktur" diye buyurdu. Bu hadisten kadının çokça evlenmek isteğine rağmen oldukça edepli olduğu da anlaşılmaktadır. Çünkü isteğinde ısrarda aşırıya kaçmamıştır. Ayrıca• susup cevap vermemesinden böyle bir isteğin olmadığı anlamını da çıkartmıştır. Ancak alacağı cevaptan yana ümidini de kesmediğinden ötürü oturup kurtuluşu beklemiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimizin susması ise ya ona olumsuz karşılık vermekten utandığındandı. -Çünkü daha önce nitelikleri anlatılırken geçtiği üzere oldukça hayalı idi. Hatta örtüleri arkasında bakire kızdan daha hayalı idi.- Yahut vahiy beklediği için ya da'duruma uygun bir cevap vermek amacıyla düşünmek için cevap vermekte gecikmiştir. "Yanında bir şey var mı?" Malik'in rivayetinde "ona mehir vereceğin" fazlalığı vardır. İbn Mesud yoluyla gelen hadiste: "Senin malın var mı?" şeklindedir. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar Bu hadisten çeşitli sonuçlar çıkarılmıştır. 1- Mehrin asgari miktarının bir sınırı yoktur. İbnu'I-Münzir der ki: Hadis-i şerifte mehrin asgari miktarının on dirhem olduğunu iddia edenlerin görüşleri reddedilmektedir. Çeyrek dinardır diyenlerin görüşleri dereddedilmektedir. Çünkü demirden bir yüzük bu kadar da etmez. (Kadı) Iyad dedi ki: Herkes eşlerin ya da akdi yapmak üzere yetkili kılınan kimselerin karşılıklı rıza ile belirleyecekleri, kendisinden yararlanılabilen her şeyin mehir olarak caiz olacağını kabul etmiştir. Kamçı ve ayakkabı gibi. .. İsterse bunun değeri bir dirhemden daha aşağı olsun. Yahya İbn Said el-Ensari, Ebu'zZinad, Rabia, İbn Ebi Zi'b ve -Malik ve ona tabi olanlar dışında- Medineliler İbn Cüreyc, Müslim İbn Halid ve diğer Mekkeliler, Şam halkından el-Evzai, Mısır ahalisinden el-Leys, es-Sevri, İbn Ebi Leyla ve -Ebu Hanife ve ona tabi olanlar dışında- diğer Iraklı alimler Şafii, Oavud, Ashabu'l-Hadis fakihleri, Malikilerden İbn Vehb de bu görüştedirler. Ebu Hanife: Mehrin asgari miktarının on dirhem, İbn Şubrume beş dirhem, Malik üç dirhem ya da çeyrek dinar -bu da el kesmeyi gerektiren miktar hususundaki görüş ayrılıklarına göre değişir- demiştir. 2- İmam özel velisi bulunmayan bir kadını ona denk gördüğü kimse ile evlendirebilir. Fakat kadının buna razı olması da zorunludur. ed-Oavudi dedi ki: Rivayette ondan izin istediğine dair bir husus bulunmadığı gibi, ona vekalet verdiğini gösterenbir ifade de yoktur. Bu hüküm ancak yüce Allah'ın: "Nebi mu'minler için kendi öz canlarından önce gelir. "(Ahzab, 6) buyruğundan anlaşıfmaktadır. Yani o, dilediği kadını ondan izin almaksızın dilediği ile evlendirmek özelliğine sahiptir. 3- Nikahta mehir zorunludur. Çünkü: "Sende ona mehir vereceğin bir şeyin var mı?" diye sormuştur. Herhangi bir kimsenin köle olması hali dışında mehir vermeksizin kendisine hibe edilmiş bir kadın ile ilişkide bulunması caiz değildir. 4- En uygunu akid esnasında mehrin söz konusu edilmesidir. Çünkü böylelikle tartışma söz konusu olmaz, kadın için de bu daha faydalıdır. Mehir sözkonusu edilmeksizin nikah akdi yapılacak olursa akid sahihtir ve sahih kabul edilen görüşe göre gerdeğe girilmek suretiyle mehr-i mislin kadına ödenmesi ieab eder. Mehr-i mislin akid ile vacib olduğu da söylenmiştir. Mehrin miktarının belirlenmesinin kadına daha yararlı oluşu şöyle izah edilir: Eğer kadın gerdeğe girilmeden önce boşanacak olursa belirlenen mehrin yarısını hak eder. 5- Mehrin acilen teslim edilmesi müstehaptır. 6- Sözü pekiştirmek amacıyla yemin teklif etmeksizin yemin etmek caizdir. Ancak zaruret yoksa mekruhtur. Iyad, mal edinilmeye elverişli olmayan ve değeri de bulunmayan şeylerin mehir olamayacağını ve bunlar ile nikahın helal olmayacağının icma' ile kabul edildiğini nakletmiştir. Eğer onun bu nakli sabit ise Ebu Muhammed İbn Hazm bu iema'ın dışına çıkarak şöyle demiştir: Kendisine şey denilebilecek her bir şeyin -bir arpa tanesi dahi olsa- mehir olması caizdir. Genelolarak herkesin benimsediği görüşü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Demirden bir yüzük dahi olsa bul getir" sözü desteklemektedir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz bunu daha üst miktardakilere nispetle az olan miktarı belirtmek amacıyla zikretmiştir. Hiç şüphesiz demirden bir yüzüğün değeri herhangi bir tohumdan ya da bir arpa tanesinden daha fazladır. Haberin ifadeleri, kendisi sebebiyle mehir olarak cinsel ilişkinin helal kabul edileceği daha aşağı bir miktarın olmadığını da göstermektedir. Mehrin asgari miktarı ile ilgili çeşitli hadisler varid olmuş ise de bunlardan hiçbiri sabit değildir. 7- Denklik, hürriyet, din ve neseb hususundadır. Mali hususlarda. denklik sözkonusu değildir. 8- İmamın, raiyesinin maslahatına olan hususlara eğilmesi ve onların maslahatına olan şeyleri onlara göstermesi gerekir. 9- Mehir hususunda pazarlık yapılabilir. 10- Kişi kendisi için evlenme teklifinde bulunabilir

Sahîh-i Buhârî, 5149
HadisMuvatta (İmam Mâlik)

حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، ‏.‏ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَتْهُ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي قَدْ وَهَبْتُ نَفْسِي لَكَ فَقَامَتْ قِيَامًا طَوِيلاً فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ زَوِّجْنِيهَا إِنْ لَمْ تَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَىْءٍ تُصْدِقُهَا إِيَّاهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ مَا عِنْدِي إِلاَّ إِزَارِي هَذَا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنْ أَعْطَيْتَهَا إِيَّاهُ جَلَسْتَ لاَ إِزَارَ لَكَ فَالْتَمِسْ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ مَا أَجِدُ شَيْئًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ الْتَمِسْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏ ‏.‏ فَالْتَمَسَ فَلَمْ يَجِدْ شَيْئًا ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَىْءٌ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ نَعَمْ مَعِي سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا ‏.‏ لِسُوَرٍ سَمَّاهَا ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ قَدْ أَنْكَحْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏

Sehl b. Sa'd es Saidi (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir kadın gelerek: "Ey Allah'ın Rasulü! Ben kendimi sana hibe ettim" dedi ve bir süre ayakta bekledi. Bunun üzerine bir kimse kalkarak: "Ey Allah'ın Rasulü! Eğer sana ihtiyaç değilse onu bana nikahlayıver" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) o kimseye: "Ona mihir olarak vereceğin bir şeyin var mı?" buyurdu. O kimse de: "Elbisemden başka bir şeyim yok" dedi. Rasulullah (s.a.v.) ona: "Eğer elbiseni ona verirsen elbisesiz kalırsın, başka bir şey varsa onları araştır" buyurdu. O da: "Hiçbir şey bulamıyorum" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): "Araştır bakalım demirden bir yüzük de mi bulamazsın?" buyurunca o kimse araştırdı fakat hiçbir şey bulamadı. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Kur'an'dan bir şeyler biliyor musun?" dedi. O da: "Ezberimde falan falan sureler vardır diyerek isimlerini saydı. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): "Bildiğin o sureleri hanımın olacak bu kimseye öğretmen şartıyla onu sana nikahladım" buyurdu. Diğer tahric: Buharı, Nikah; Müslim, Nikah

Muvatta (İmam Mâlik), 1098
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلٍ، أَنَّ امْرَأَةً، عَرَضَتْ نَفْسَهَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ زَوِّجْنِيهَا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَا عِنْدَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ مَا عِنْدِي شَىْءٌ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ فَالْتَمِسْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏‏.‏ فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ مَا وَجَدْتُ شَيْئًا، وَلاَ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ، وَلَكِنْ هَذَا إِزَارِي وَلَهَا نِصْفُهُ ـ قَالَ سَهْلٌ وَمَا لَهُ رِدَاءٌ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَمَا تَصْنَعُ بِإِزَارِكَ إِنْ لَبِسْتَهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْهَا مِنْهُ شَىْءٌ، وَإِنْ لَبِسَتْهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْكَ مِنْهُ شَىْءٌ ‏"‏‏.‏ فَجَلَسَ الرَّجُلُ حَتَّى إِذَا طَالَ مَجْلَسُهُ قَامَ فَرَآهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَدَعَاهُ أَوْ دُعِي لَهُ فَقَالَ ‏"‏ مَاذَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ مَعِي سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا لِسُوَرٍ يُعَدِّدُهَا‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمْلَكْنَاكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏

Sehl İbn Sa'd'dan rivayete göre bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kendisini arz etti. Bir adam ona: Ey Allah'ın Rasulü, onu benimle evlendir, dedi. Allah Rasulü: Neyin var, diye sordu. Adam: Yanımda bir şeyim yok, deyince, Allah Rasulü: Git, demirden bir yüzük dahi olsa bul getir, dedi. Adam gitti, sonra geri dönüp: Hayır, Allah'a yemin ederim hiçbir şey bulamadım. Demirden bir yüzük dahi olsa bulamadım. Fakat benim (belimden aşağısını örten) şu izarım var, ona yarısını vereyim, dedi. Sehl dedi ki: (Belden yukarısını örten) ridası da yoktu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kadın senin izarını ne yapsın? Eğer sen onu giyinecek olursan, o izarından kadının üzerinde bir şey bulunmaz. Eğer kadın giyecek olursa, senin üzerinde ondan bir şey bulunmaz. Adam oturdu, nihayet uzun bir süre oturduktan sonra kalktı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun (gittiğini) görünce geri çağırdı -ya da geri gelmesi için çağırıldı- ona dedi ki: Kur'an'dan ezberinde ne var? Adam: Şu sureyi, şu sureyi ezbere biliyorum -deyip, bazı sureleri saydı.- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ezbere bildiğin Kur'an-ı Kerim karşılığında onu sana mülk verdik (nikahladık) ." Fethu'l-Bari Açıklaması: Musannıf (Buhari), Sehl bin Sa'd'in hadisini kendisini hibe eden kadının kıssasında uzun uzadıya zikretmiş bulunmaktadır. Buna dair açıklama da on altı başlık sonra gelecektir. Her iki hadisten de anlaşıldığına göre kadının erkeğe kendisini arz etmesi, kendisini tanıtması, onunla evlenmek istediğini belirtmesi caizdir ve bundan dolayı kadın hakkında herhangi bir düşüklük sözkonusu değildir. Kadının böyle bir teklifte bulunduğu şahıs da serbesttir. Fakat teklifini reddettiğini açıkça söylememesi de gerekir, susmak yeterlidir. el-Mühelleb dedi ki: Hadisten şu da anlaşılmaktadır: Erkek böyle bir kadını ancak kendisinde onunla evlenmeye dair bir istek bulduğu takdirde nikahlayabilir. Bundan dolayı (Nebi) kadını yukarıdan aşağıya süzmüştü. Fakat bu olayda onun zikrettiklerine delil olacak bir husus yoktur. Yine el-Mühelleb dedi ki: Hadisten alimin ve kendisinden bir ihtiyacı karşılaması istenen kimsenin, yardımcı olmak istememesi halinde susmasının caiz olduğu ve bunun, dilekte bulunan kimseyi geri çevirmek hususunda daha yumuşak sözlü olarak, reddetmekten daha edepli olduğu da anlaşılmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5121
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنِي الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَتْهُ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي قَدْ وَهَبْتُ نَفْسِي لَكَ ‏.‏ فَقَامَتْ قِيَامًا طَوِيلاً فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ زَوِّجْنِيهَا إِنْ لَمْ يَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَىْءٍ تُصْدِقُهَا إِيَّاهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ مَا عِنْدِي إِلاَّ إِزَارِي هَذَا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّكَ إِنْ أَعْطَيْتَهَا إِزَارَكَ جَلَسْتَ وَلاَ إِزَارَ لَكَ فَالْتَمِسْ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ أَجِدُ شَيْئًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَالْتَمِسْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏ ‏.‏ فَالْتَمَسَ فَلَمْ يَجِدْ شَيْئًا فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَهَلْ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَىْءٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا ‏.‏ لِسُوَرٍ سَمَّاهَا ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ قَدْ زَوَّجْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏

Sehl b. Sa'd es-Saidî'den rivayet olunduğuna göre, Bir kadın Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek; Ya Resulullah ben (benimle evlenmen için) kendi (mehri)mi sana bağışladım, dedi ve uzun süre ayakta dikildi. Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp: Ey Allah'ın Resulü! Eğer senin ona ihtiyacın yoksa, onu bana nikâhla! dedi. Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de; "Senin yanında ona mehir olarak vere(bile)ceğin birşey var mı?" diye sordu, (o kimse de); Yanımda şu kaftanımdan başka bir şey(im) yok. diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem); "Eğer sen kaftanını (mehir olarak) verirsen, kaftansız kalırsın. Binâenaleyh sen (başka) bir şey ara (bul)." buyurdu. (Adam bir süre sonra geldi ve) Birşey bulamıyorum, dedi. (Resûl-i Ekrem'de); "Demirden bir yüzük olsun ara"(yrp bulmalısın) buyurdu. (Bunun üzerine adam tekrar) aradı (fakat) birşey bulamadı. Resûlullah (s.a.v.) ona: "Ezberinde Kur'an'dan birşey(ler) varmı?" dedi. (Adam) bazı sûrelerin ismini zikrederek; Evet. diye cevâp verdi. Resûlullah (s.a.v.)*de: "-Ben de ezbere bildiğin Kur'an sebebiyle o kadını sana nikahlıyorum." buyurdu. Diğer tahric. Buhari, Fedailu'-Kur'an; nikah; libas; Müslim, nikah; Tirmizî, nikah; îbn Mace, nikah (1889) ; Muvatta, nikah, Darimi, nikah

Sünen-i Ebû Dâvûd, 2111
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنِّي وَهَبْتُ مِنْ نَفْسِي‏.‏ فَقَامَتْ طَوِيلاً فَقَالَ رَجُلٌ زَوِّجْنِيهَا، إِنْ لَمْ تَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَىْءٍ تُصْدِقُهَا ‏"‏‏.‏ قَالَ مَا عِنْدِي إِلاَّ إِزَارِي‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنْ أَعْطَيْتَهَا إِيَّاهُ جَلَسْتَ لاَ إِزَارَ لَكَ، فَالْتَمِسْ شَيْئًا ‏"‏‏.‏ فَقَالَ مَا أَجِدُ شَيْئًا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ الْتَمِسْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدِ ‏"‏‏.‏ فَلَمْ يَجِدْ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَمَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَىْءٌ ‏"‏‏.‏ قَالَ نَعَمْ سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا لِسُوَرٍ سَمَّاهَا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ زَوَّجْنَاكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏

Sehl İbn Sa'd'dan, dedi ki: "Bir kadın Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek dedi ki: Ben kendimi (sana) hibe ettim. Uzunca bir süre kaldı. Bir adam: Eğer senin ona bir ihtiyacın yoksa, beni onunla evlendir, dedi. Nebi (aleyhissalatu vesselam): Yanında ona mehir olarak vereceğin bir şeyin var mı, diye sordu. Adam: Şu (belimden aşağısını örten) izanmdan başka bir şeyim yok, dedi. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Eğer sen izannı ona verecek olursan, sen izarsız oturup kalırsın. (Başka) bir şey bul, dedi. Adam: Hiçbir şey bulamıyorum deyince, Allah Rasulü: Hiç olmazsa demirden bir yüzük bulmaya çalış, dedi. Adam: (Onu da) bulamadım. Allah Rasulü: Kur'an'dan ezbere bildiğin bir şey var mı, diye sordu. Adam: Evet, şu sı1reyi, şu sı1reyi deyip, isimlerini verdiği birkaç sı1re saydı. Bunun üzerine Allah Rasulü: Kur'an'dan ezbere bildiklerine (ona öğretmen) karşılık olmak üzere seni onunla evlendirdik; buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Kur'an-ı Kerim'den ezbere bildiklerin karşılığında seni onunla evlendirdik, buyruğu dolayısıyla sultan da bir velidir." Sultanın bir veli olduğu, Aişe'nin rivayet ettiği şu merfu hadiste açıkça ifade edilmiştir: "Herhangi bir kadın, velisinin izni olmaksızın nikahlanacak olursa onun nikahı batıldır." Bu hadiste şu ifadeler de yer almaktadır: "Sultan da velisi olmayan kadının velisidir." Bu hadisi Ebu Davud, hasen olduğunu belirterek Tirmizi, sahih olduğunu belirterek, Ebu Avane, İbn Huzeyme, İbn Hibban ve Hakim rivayet etmişlerdir. Fakat bu hadis Buhari'nin şartına uygun düşmediğinden ötürü, o bu hükmü, kendisini hibe eden kadınla ilgili olaydan istinbat etmiş bulunmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5135
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم امْرَأَةٌ فَقَالَتْ إِنَّهَا قَدْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلَّهِ وَلِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَا لِي فِي النِّسَاءِ مِنْ حَاجَةٍ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ زَوِّجْنِيهَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَعْطِهَا ثَوْبًا ‏"‏‏.‏ قَالَ لاَ أَجِدُ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَعْطِهَا وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏‏.‏ فَاعْتَلَّ لَهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏ قَالَ كَذَا وَكَذَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَقَدْ زَوَّجْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏

Sehl İbn Sa'd'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir hanım geldi. Ona kendisini Allah'a ve Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hediye ettiğini söyledi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Benim kadınlara ihtiyacım yok' buyurdu. Hemen ordan biri '(Ey Allah'ın Resulü!) Onu benimle evlendir' dedi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Ona (mehir olarak) bir elbise ver' deyince adam 'hayır, buna gücüm yetmez' diye karşılık verdi. Bu defa Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Demirden bir yüzük dahi olsa ona bir şeyler ver' dedi. Adamcağız bir şey veremediği için mahzun oldu. Son olarak Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, 'Kur'an'dan bildiğin ayet var mı?' diye sordu. O da, 'şunu, şunu biliyorum' diyerek öğrendiği Kur'an surelerini saydı. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Bildiğin bu Kur'an surelerini bu kadına öğretmen karşılığında, onu seninle evlendirdim,' buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." hadisindeki hayırlı olma vasfı, öğrendikten sonra öğretmekten ileri gelir. Başkasına öğreten, sadece amel edenin aksine çevresine de yarar sağlar. Hatta amellerin en değerlisi, başkasına bir şey öğretmektir. Başkasına bir şöy öğretenin, öğreteceğini önce kendisinin öğrenmesi gerekir. Başkasına öğretmek, bir ameldir, çevreye fayda verecek bir davranıştır. Hayırlı olmak, başkasına fayda verecek davranışta bulunmaksa, başkasına her hangi bir bilgi öğretenin bu hadisin kapsamına gireceği söylenemez. Çünkü Kur'an, ilimierin en şereflisidir. Dolayısıyla onu öğrenen ve başkasına öğreten de, Kur'an dışında başka bir şeyi öğrenip öğretenden daha değerlidir. Hem Kur'an öğrenen, hem de onu öğreten kendisini ve başkasını kemale yöneltmiştir. Sadece kendisine fayda sağlamakla çevresine yarar sağlamayı başarmıştır. Bu yüzden en faziletli kişi olur. Bu kimseler, Hak Teala'nın şu ayetinde kastettiği insanlar arasına girer: "İnsanları Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve 'ben müslümanlardamm' diyenden kimin sözü daha güzeldirf"(Fussılet 33) Allah'a davet etmek çeşitli şekillerde gerçekleşir. Kur'an Öğretmek de bunlar arasında yer alır. Hatta, bunların en faziletlisidir. İnsanların en kötüsü ise, başkalarının Müslüman olmasına mani olan kimsedir: "Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kimse olur mu?"(En'am 157) Bu anlattıklarımızdan, karinin fakih'ten daha faziletli olduğu sonucunu Çlkaranlara karşı şunu deriz: Bu, doğru değildir. Çünkü bu hükme muhatab olan sahabe, tabiatıarı gereği fakih idiler. Çünkü onlar, Kur'an'ın nazil olduğu dili iyi biliyorlardı. Selikaları sayesinde Kur'an'ın manasını kendilerinden sonra gelen ve sonradan kazandıkları bir takım yeteneklerle Kur'an'ın manasını anlayan kimselerden daha iyi idrak ediyorlardı. Fıkıh onlar için bir karaktere dönüşmüştü, Onların bu özelliğini taşıyan kimseler, onlarla aynı kategoriye girer. Yoksa okuduğu veya okutluğu ayetlerin manasını hiç anlamayan kar i veya Kur'an öğreten kimseler, sırf bu özelliklerinden dolayı bu sınıfa dahil değildirler. Karinin, cihad, serhatlarda görev yapma ve emr-i bi'l-ma'ruf nehy-i anillmünker yapma gibi İslam dinine daha çok hizmet edenlerden daha faziletli olması gerektiği ileri sürülmüştür. Kanaatimize göre, kimin daha faziletli olduğu çevresine verdiği yararla ölçülür. Kim daha fazla yarar veriyorsa, o daha üstündür

Sahîh-i Buhârî, 5029

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.