Sünen-i Tirmizî · 113
Arapça metin
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ خَالِدٍ الْخَيَّاطُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، هُوَ الْعُمَرِيُّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الرَّجُلِ يَجِدُ الْبَلَلَ وَلاَ يَذْكُرُ احْتِلاَمًا قَالَ " يَغْتَسِلُ " . وَعَنِ الرَّجُلِ يَرَى أَنَّهُ قَدِ احْتَلَمَ وَلَمْ يَجِدْ بَلَلاً قَالَ " لاَ غُسْلَ عَلَيْهِ " . قَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ عَلَى الْمَرْأَةِ تَرَى ذَلِكَ غُسْلٌ قَالَ " نَعَمْ إِنَّ النِّسَاءَ شَقَائِقُ الرِّجَالِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَإِنَّمَا رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ حَدِيثَ عَائِشَةَ فِي الرَّجُلِ يَجِدُ الْبَلَلَ وَلاَ يَذْكُرُ احْتِلاَمًا . وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ ضَعَّفَهُ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ فِي الْحَدِيثِ . وَهُوَ قَوْلُ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ إِذَا اسْتَيْقَظَ الرَّجُلُ فَرَأَى بِلَّةً أَنَّهُ يَغْتَسِلُ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَحْمَدَ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنَ التَّابِعِينَ إِنَّمَا يَجِبُ عَلَيْهِ الْغُسْلُ إِذَا كَانَتِ الْبِلَّةُ بِلَّةَ نُطْفَةٍ . وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَإِسْحَاقَ . وَإِذَا رَأَى احْتِلاَمًا وَلَمْ يَرَ بِلَّةً فَلاَ غُسْلَ عَلَيْهِ عِنْدَ عَامَّةِ أَهْلِ الْعِلْمِ
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyet edilmiştir. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Islaklık görüp ihtilam olduğunu hatırlamayan kimsenin durumundan soruldu: “gusül yapar” buyurdular. İhtilam olduğunu hatırlayan fakat ıslaklık görmeyen kimseden soruldu: “Gusül gerekmez” buyurdular. Seleme diyor ki: ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Bunu gören kadın olursa gusül gerekir mi?’ Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Evet çünkü kadınlar da erkeklerin her yönden benzeridirler.” (Ebû Dâvûd, Tahara: 94; İbn Mâce, Tahara: 112) Bu hadisi sadece Abdullah b. Ömer, Ubeydullah b. Ömer’den, Âişe (radıyallahü anha)’ın “Islaklık görüp ihtilam olduğunu hatırlamayan…” hadisini bize aktarmıştır. Yahya b. Saîd bu hadisin râvîlerinden Ubeydullah b. Ömer’i hafızası yönünden zayıf bulmaktadır. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından ve tabiin dönemi alimlerinden pek çoğunun görüşü: “Uyanan kişi ıslaklık görürse gusletmesi gerekir” şeklindedir. Sûfyân es Sevrî ve Ahmed bunlardandır. dönemi alimlerinden bir kısmının görüşü ise: “Eğer ıslaklık meni ise gusül gerekir” Şâfii ve İshâk bunlardandır. “İhtilam olursa ıslaklık görmezse” ilim sahiplerinin çoğunluğuna göre gusül gerekmez
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ خَالِدٍ الْخَيَّاطُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ الْعُمَرِيُّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الرَّجُلِ يَجِدُ الْبَلَلَ وَلاَ يَذْكُرُ احْتِلاَمًا قَالَ " يَغْتَسِلُ " . وَعَنِ الرَّجُلِ يَرَى أَنَّهُ قَدِ احْتَلَمَ وَلاَ يَجِدُ الْبَلَلَ قَالَ " لاَ غُسْلَ عَلَيْهِ " . فَقَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ الْمَرْأَةُ تَرَى ذَلِكَ أَعَلَيْهَا غُسْلٌ قَالَ " نَعَمْ إِنَّمَا النِّسَاءُ شَقَائِقُ الرِّجَالِ " .
Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e ihtilam olduğunu hatırlamadığı haide (çamaşırında) ıslaklık bulan adam (ın durumu) soruldu. Efendimiz: "Gusleder (gusletsin)" buyurdular. İhtilam olduğunu gören, fakat ıslaklık bulmayan kişi (nin durumu) soruldu: "Ona gusl gerekmez" buyurdu. Ümmü Süleym "bunu gören kadına da gusül icab eder mi?" diye sordu. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Evet. Çünkü kadınlar erkeklerin benzeridirler." buyurdu. Diğer tahric: Tirmizi, tahare; Darimi, vudu'; Ahmed b. Hanbel
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ بِنْتُ مِلْحَانَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ لاَ يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ فَهَلْ عَلَى الْمَرْأَةِ تَعْنِي غُسْلاً إِذَا هِيَ رَأَتْ فِي الْمَنَامِ مِثْلَ مَا يَرَى الرَّجُلُ قَالَ " نَعَمْ إِذَا هِيَ رَأَتِ الْمَاءَ فَلْتَغْتَسِلْ " . قَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ قُلْتُ لَهَا فَضَحْتِ النِّسَاءَ يَا أُمَّ سُلَيْمٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ قَوْلُ عَامَّةِ الْفُقَهَاءِ أَنَّ الْمَرْأَةَ إِذَا رَأَتْ فِي الْمَنَامِ مِثْلَ مَا يَرَى الرَّجُلُ فَأَنْزَلَتْ أَنَّ عَلَيْهَا الْغُسْلَ . وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَالشَّافِعِيُّ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ سُلَيْمٍ وَخَوْلَةَ وَعَائِشَةَ وَأَنَسٍ .
Ümmü Seleme (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Milhan’ın kızı Ümmü Süleym Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü, Allah! Hakkın açıklanmasını yüz kızartıcı olarak kabul etmez. Kadın da rüyasında erkek gibi guslü gerektirecek bir şey görürse gusül gerekir mi?” diye sordum. “Evet meni (su) görürse gusletsin” buyurdular. rivâyet eden Ümmü Seleme dedi ki: Ya Ümmü Süleym kadınları kepaze ettin. (Müslim, Hayz: 7; Nesâî, Tahara: 132) Bu hadis hasen sahihtir. Genelde tüm fıkıhçıların görüşü “Kadın ihtilam olur ve ıslaklık görürse gusül gerekir” şeklindedir. Sûfyân es Sevrî ve Şâfii bu görüştedir. Yine bu konuda Ümmü Süleym, Havle, Âişe ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ الْعُمَرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا اسْتَيْقَظَ أَحَدُكُمْ مِنْ نَوْمِهِ فَرَأَى بَلَلاً وَلَمْ يَرَ أَنَّهُ احْتَلَمَ اغْتَسَلَ وَإِذَا رَأَى أَنَّهُ قَدِ احْتَلَمَ وَلَمْ يَرَ بَلَلاً فَلاَ غُسْلَ عَلَيْهِ " .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz uykusundan uyanır da ihtilam olduğunu hatırlamadığı halde bir ıslaklık görürse gusletsin. İhtilam olduğunu bilir de ıslakhk görmediği zaman ona gusletmek gerekmez.» Diğer Tahric: Beyhaki, Tirmizi, Ahmed, Darimi, İbn-i Ebi Şeybe ve Ebu Davud AÇIKLAMA : Hadisin hükmünü belirtmeden önce şunu söyleyeyim: Tenasül uzvundan çıkan sidikten başka üç çeşit su var. Bunlardan meni;.normal lezzetle ve sıçrayarak çıkar ıslak iken hamur kokusunu, kuruduktan sonra yumurta kokusunu vermekle tanınır. Mezi ise az şehvet olduğu zaman bile çıkabilen ince, sarımtırak bir sudur. Bazen çıktığının farkına varılmaz da kilotun ıslanması ile çıktığı anlaşılır. Vedi ise genellikle sidikten hemen sonra veya ağır bir yük kaldırıldığı zaman çıkan kalın, beyaz ve bulanık bir sıvıdr. Hadis, Beyhaki, Tirmizi, Ahmed, Darimi, İbn-i Ebi Şeybe ve Ebu Davud tarafından da rivayet edilmiştir. Ebu Davud'un rivayeti şöyledir: "Aişe (r.anha) demiştir ki: Islaklık bulup da ihtilam olduğunu hatırlamayan adam'ın hükmü Resulullah (s.a.v.)'e soruldu. Resıılullah (s.a.v.) : ''Adam ğusleder (ğusletsin)'' buyurdu. Bu defa ihtilam olup da, ıslaklık bulamayan adamın durumu soruldu. Resulullah (s.a.v.) : ''Ona ğusül gerekmez.,. cevabını buyurdu. Ümmü Süleym: Kadın bunu görebilir. O'na da ğusül gerekir mi? diye sordu. Resulullah (s.a.v.) : ''Kadınlar, erkeklerin kardeşleridir. (Huy, tabiat ve hükümlerde erkekler gibidir,) buyurdu." EI-Menhel yazarı bu hadisin açıklaması bahsinde şöyle der: ''Hadisin zahirine göre uykudan kalkan kişi, ıslaklık bulduğu takdirde, o ıslaklık ne olursa-olsun, yani meni, mezi ve vedi'den hangisi olursa olsun ğusül gerekir. İbn-i Abbas, Şa'bi, İbn-i Cübeyr ve Nahai böyle demişlerdir. Tirmizi: Sahabi ve Tabiilerden böyle söyleyen bir kişi değildir, demiştir. Ebu İshak, Ata ve Mücahid: Islaklık, meni olduğu zaman ğusledilir, demişlerdir. Hanefi alimlerine göre kişi ihtilam'ı hatırlar ve ıslaklığın meni veya mezi olduğunu bHirse yahutta meni midir, mezi midir, vedi midir? diye şüphe içinde kalırsa ona ğusletmek gerekir. Şayet vedi olduğuna hükmederse, ğusletmesi gerekmez. Eğer ihtilam olduğunu hatırlamazsa durumuna bakılır. Şayet ıslaklığın vedi olduğuna inanırsa ğusül gerekmez. Meni olduğuna inanırsa ğusletmesi gerekir. Meni mi, mezi mi, vedi mi diye şüphe ederse Ebu Hanife ve Muhammed'e göre yine ğusletmesi gerekir. Ebu Yusuf: 'İhtilam olduğunu hatırlamadıkça ona ğusletmek gerekmez. Asıl olan, kişinin cünüb olmamasıdır. Kesin bilgi olmadıkça ğusül gerekmez. Kıyas da budur' demiştir. Ebu Hanife ve Muhammed (r.a.), ihtiyatlı davranmışlar. Çünkü uyuyan kişi garildir. Meni, hava ile inceleşerek meziye benzeyebilir. İhtiyaten ğusletmesi gerekir, diye ictihad etmişlerdir. " Şafii alimlerine gelince, uykudan uyanıp ıslaklık gören kişi, meni mi, mezi mi diye şüphe ederse, kanaatine göre hareket eder. Eğer meni olduğu ihtimalini seçerse ğusleder. Mezi olduğu ihtimalini tercih ederse o yeri yıkar ve abdest alır. Tahkik budur ki; eğer meni olduğunu bilirse ihtilam'ı hatırlasın hatırlamasın ğusletmesi gerekir. Şayet ıslaklığın sidik, mezi veya vedi olduğuna inanırsa ğusül gerekmez. Eğer meni mi, diğerleri mi, diye şüphe ederse ihtiyaten ğusletmesi gerekir. Malikiler'e göre: Uykudan uyanıp, elbisesinde veya bedeninde ıslaklık bulan kişi, meni olduğunu bilirse yahut, meni mi başka bir şey mi diye şüphe ederse ğusletmesi vacibtir (şarttır). Şayet meni'den başka bir şey olduğunu bilirse, yahut meni mi, mezi mi, vedi mi diye şüphe ederse ğusletmesi gerekmez. Hanbeliler'e göre; uyuyan veya bayılan kişi uyanıp da, elbisesinde veya vücüdunda bir ıslaklık görürse bakar; Eğer meni olduğu tahakkuk ederse, ihtilam olduğunu hatırlamazsa bile ğusletmesi vacibtir. Islaklığı yıkaması gerekmez. Çünkü meni tahirdir. Eger. mezi olduğu tahakkuk ederse, oraları yıkar ve ona ğusül gerekmei. Şayet meni veya mezi olduğu tahakkuk etmezse ve uyumadan önce hanımıyla oynaşmak, şehvani şeyleri düşünmek veya üşütmek gibi bir şey geçirmemişse ğusletmesi ve ıslaklığın dokunduğu yeri temizlemesi gerekir. Eğer uyumadan önce, anılan bir neden geçmiş ise ğusül gerekmez. O yeri yıkamak gerekir. Çünkü zahire göre o ıslaklık mezidir. Zira uyumadan önce bir sebebi görülmüştür. Eğer bu adam ihtilam olduğunu hatırlarsa ğusül gerekir. Çünkü, çıkan ıslaklık ihtilam sebebine bağlanır. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Uykudan uyanınca bir ıslaklık bulunduğu takdirde, ihtilam hatırlanmasa bile ğusül gerekir. Bu husustaki tafsilat yukarıda.geçti. 2- Şer'i bir hükmü bilmeyen kişi sormalı, bundan çekinmem lidir. 3- Ebu Davud'un rivayetinde belirtildiği gibi erkek nasıl ihtilam oluyorsa kadın da ihtilam olabilir
حَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ أُمَّ سُلَيْمٍ، قَالَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَرْأَةُ تَرَى فِي الْمَنَامِ مِثْلَ مَا يَرَى الرَّجُلُ أَتَغْتَسِلُ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَعَمْ فَلْتَغْتَسِلْ " . فَقَالَتْ لَهَا عَائِشَةُ أُفٍّ لَكِ وَهَلْ تَرَى ذَلِكَ الْمَرْأَةُ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تَرِبَتْ يَمِينُكِ وَمِنْ أَيْنَ يَكُونُ الشَّبَهُ " .
Urve b. Zübeyr'den: Ümmü Süleym, Resulullah'a: «— Kadınlar da erkekler gibi rüyalarında ihtilam olduklarını görüyorlar, gusletmeleri gerekir mi?» deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— Evet, gusletsin» buyurdu. Bunun üzerine Hz. Aişe, Ümmü Süleym'e: «— Ne diyorsun, kadın hiç onu (menisini) görebilir mi?» dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Aişe'ye: «— Allah hayrını versin (o zaman) çocuk anasına nasıl benziyor?» buyurdu. Diğer tahric: Müslim, Hayz Ayrıca bkz. Şeybanî
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَهَنَّادٌ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَأَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ وَأَبُو عَمَّارٍ الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ قَالُوا حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَ بَعْضَ نِسَائِهِ ثُمَّ خَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ وَلَمْ يَتَوَضَّأْ . قَالَ قُلْتُ مَنْ هِيَ إِلاَّ أَنْتِ قَالَ فَضَحِكَتْ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ نَحْوُ هَذَا عَنْ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ قَالُوا لَيْسَ فِي الْقُبْلَةِ وُضُوءٌ . وَقَالَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَالأَوْزَاعِيُّ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ فِي الْقُبْلَةِ وُضُوءٌ . وَهُوَ قَوْلُ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ . وَإِنَّمَا تَرَكَ أَصْحَابُنَا حَدِيثَ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا لأَنَّهُ لاَ يَصِحُّ عِنْدَهُمْ لِحَالِ الإِسْنَادِ . قَالَ وَسَمِعْتُ أَبَا بَكْرٍ الْعَطَّارَ الْبَصْرِيَّ يَذْكُرُ عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْمَدِينِيِّ قَالَ ضَعَّفَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ هَذَا الْحَدِيثَ جِدًّا . وَقَالَ هُوَ شِبْهُ لاَ شَىْءَ . قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ يُضَعِّفُ هَذَا الْحَدِيثَ وَقَالَ حَبِيبُ بْنُ أَبِي ثَابِتٍ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ عُرْوَةَ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَهَا وَلَمْ يَتَوَضَّأْ . وَهَذَا لاَ يَصِحُّ أَيْضًا . وَلاَ نَعْرِفُ لإِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ سَمَاعًا مِنْ عَائِشَةَ . وَلَيْسَ يَصِحُّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا الْبَابِ شَيْءٌ .
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) hanımlarından bazısını öper ve abdest almadan namaza çıkardı.” Hadisin râvîsi Urve diyor ki: Âişe (radıyallahü anha)’ya o hanımı mutlaka sen olmalısın dediğimde Âişe (radıyallahü anha) güldü, demiştir. (Ebû Dâvûd, Tahara: 68; Nesâî, Tahara: 121) Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından ve sonraki dönemlerdeki ilim adamlarının bu görüşte oldukları rivâyet edilmiştir. Sûfyân es Sevrî ve Küfeliler de bu görüştedirler yani “Öpmeden dolayı abdest almak gerekmez.” b. Enes, Evzâî, Şâfii, Ahmed ve İshâk öpmekten dolayı abdest almak gerekir diyorlar. Sahabe ve Tabiinden bir kısım kimseler de bu görüştedirler. Âişe’nin Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den rivâyet ettiği bu hadisi hadisçilerin kabul etmemeleri sened yönünden sıhhatli görmemelerinden dolayıdır. Bekir el Attar el Basrî’nin, Ali b. el Medînî’den naklen şöyle dediğini işittim: Yahya b. Saîd el Kattan bu hadisi zayıf bulmuş ve hiç hükmünde olduğunu söylemiştir. taraftan Muhammed b. İsmail bu hadisi zayıf görmüş ve “Habib b. ebî Sabit, Urve’den bir şey işitmemiştir” demiştir. et Teymî Âişe (radıyallahü anha)’dan şöyle rivâyet etmiştir: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), öptü ve abdest almadı.” Bu hadiste yukarıdaki gibi sahih değildir. Çünkü İbrahim et Teymî’nin, Âişe (radıyallahü anha)’dan hadis işittiğini bilmiyoruz. Bu konuda Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) sahih olarak bir hadis rivâyet edilmemiştir
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ حُرَيْثٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ رُبَّمَا اغْتَسَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْجَنَابَةِ ثُمَّ جَاءَ فَاسْتَدْفَأَ بِي فَضَمَمْتُهُ إِلَىَّ وَلَمْ أَغْتَسِلْ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ بِإِسْنَادِهِ بَأْسٌ . وَهُوَ قَوْلُ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ أَنَّ الرَّجُلَ إِذَا اغْتَسَلَ فَلاَ بَأْسَ بِأَنْ يَسْتَدْفِئَ بِامْرَأَتِهِ وَيَنَامَ مَعَهَا قَبْلَ أَنْ تَغْتَسِلَ الْمَرْأَةُ . وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bazen gusül abdesti aldıktan sonra yatağıma girer benimle ısınırdı. Bende gusletmemiş olduğum halde ona sarılırdım.” (İbn Mâce, Tahara: 97; Buhârî, Gusul: 26) Bu hadisin isnadında bir sakınca yoktur. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabı ve tabiin alimlerinden pek çoğu: “Gusül abdesti alan erkeğin yıkanmayan karısının yatağında onunla ısınmasında bir sakınca görmemektedir.” Sûfyân es Sevrî, Şâfii, Ahmed ve İshâk’da bu görüştedirler