İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i Tirmizî · 3643

Chapters on Virtues

Arapça metin

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنِ الْجَعْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، يَقُولُ ذَهَبَتْ بِي خَالَتِي إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ ابْنَ أُخْتِي وَجِعٌ فَمَسَحَ بِرَأْسِي وَدَعَا لِي بِالْبَرَكَةِ وَتَوَضَّأَ فَشَرِبْتُ مِنْ وَضُوئِهِ فَقُمْتُ خَلْفَ ظَهْرِهِ فَنَظَرْتُ إِلَى الْخَاتَمِ بَيْنَ كَتِفَيْهِ فَإِذَا هُوَ مِثْلُ زِرِّ الْحَجَلَةِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى الزِّرُّ يُقَالُ بَيْضٌ لَهَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ سَلْمَانَ وَقُرَّةَ بْنِ إِيَاسٍ الْمُزَنِيِّ وَجَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ وَأَبِي رِمْثَةَ وَبُرَيْدَةَ الأَسْلَمِيِّ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَرْجِسَ وَعَمْرِو بْنِ أَخْطَبَ وَأَبِي سَعِيدٍ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Ebû Sâib (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Teyzem beni Nebi (s.a.v)’e götürdü ve, Ey Allah’ın Rasûlü! kız kardeşimin çocuğu sancılandı” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): “Başımı sıvazladı ve bana bereket duâsı okudu. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) abdest aldı ben onun abdest suyunun artığından içtim ve Rasûlullah (s.a.v.)’in arkasına dikildim; iki küreği arasındaki Nebilik mührüne baktım, keklik yumurtası büyüklüğündeydi.” Diğer tahric: Buhârî, Vudu’; Müslim, Fedail Tirmizî: Zirr: Yumurta demektir. Bu konuda Selman, Kurre b. İyas, Câbir b. Semure, Ebû Rimse, Büreyde, Abdullah b. Sercis b. Ahtab ve Ebû Saîd’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir

Sünen-i Tirmizî, 3643

Benzer hadisler

HadisSünen-i Tirmizî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ إِنَّكُمْ تَعُدُّونَ الآيَاتِ عَذَابًا وَإِنَّا كُنَّا نَعُدُّهَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَرَكَةً لَقَدْ كُنَّا نَأْكُلُ الطَّعَامَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ نَسْمَعُ تَسْبِيحَ الطَّعَامِ ‏.‏ قَالَ وَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِإِنَاءٍ فَوَضَعَ يَدَهُ فِيهِ فَجَعَلَ الْمَاءُ يَنْبُعُ مِنْ بَيْنِ أَصَابِعِهِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ حَىَّ عَلَى الْوَضُوءِ الْمُبَارَكِ وَالْبَرَكَةِ مِنَ السَّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ حَتَّى تَوَضَّأْنَا كُلُّنَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Siz mucizeleri azab olarak kabul ediyorsunuz. Oysa biz Nebi (s.a.v) zamnında onu bereket olarak kabul ederdik. Nebi ile beraber yemek yerken yemeğin Allah’ı tesbih ettiğini işitirdik. Bir seferinde Nebi (s.a.v)’e su getirilmişti. Rasûlullah (s.a.v.) elini suyun içersine koydu parmakları arasından su fışkırmaya başladı. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Haydin abdest almaya… Gökten inen berekete geliniz… Hepimiz o sudan abdest aldık.” Diğer tahric: Buhârî, Menakıb Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir

Sünen-i Tirmizî, 3633
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يُونُسَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنِ الْجَعْدِ، قَالَ سَمِعْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، يَقُولُ ذَهَبَتْ بِي خَالَتِي إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ ابْنَ أُخْتِي وَجِعٌ‏.‏ فَمَسَحَ رَأْسِي وَدَعَا لِي بِالْبَرَكَةِ، ثُمَّ تَوَضَّأَ فَشَرِبْتُ مِنْ وَضُوئِهِ، ثُمَّ قُمْتُ خَلْفَ ظَهْرِهِ، فَنَظَرْتُ إِلَى خَاتَمِ النُّبُوَّةِ بَيْنَ كَتِفَيْهِ مِثْلِ زِرِّ الْحَجَلَةِ‏.‏

Ca'd şöyle demiştir: Saib İbn Yezîd'in şöyle dediğini duydum: Teyzem beni Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e götürerek: "Ey Allah'ın Re­sulü! Kız kardeşimin oğlunun ayakları ağrıyor" dedi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem başını okşayarak benim için bereket duası etti. Sonra abdest aldı, onun abdsst suyundan içtim. Sonra arkasında durdum. İki kürek kemiği arasında keklik yumurtası büyüklüğünde Nübüvvet mührünü gördüm. Tekrar: 354, 3541, 5670, 6352. Diğer Tahric: Tirmizi Menakib; Müslim, Fedail

Sahîh-i Buhârî, 190
HadisSünen-i Tirmizî

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ يَعْقُوبَ الطَّالْقَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ جَابِرٍ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كَانَ خَاتَمُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - يَعْنِي الَّذِي بَيْنَ كَتِفَيْهِ غُدَّةً حَمْرَاءَ مِثْلَ بَيْضَةِ الْحَمَامَةِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Câbir b. Semure (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.)’in mührü iki kürek kemiği arasında olup güvercin yumurtası büyüklüğünde kırmızımtırak bir yumru şeklinde idi.” Diğer tahric: Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir

Sünen-i Tirmizî, 3644
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، عَنِ الْجُعَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، قَالَ ذَهَبَتْ بِي خَالَتِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ ابْنَ أُخْتِي‏.‏ وَقَعَ فَمَسَحَ رَأْسِي وَدَعَا لِي بِالْبَرَكَةِ، وَتَوَضَّأَ فَشَرِبْتُ مِنْ وَضُوئِهِ، ثُمَّ قُمْتُ خَلْفَ ظَهْرِهِ فَنَظَرْتُ إِلَى خَاتَمٍ بَيْنَ كَتِفَيْهِ‏.‏ قَالَ ابْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْحُجْلَةُ مِنْ حُجَلِ الْفَرَسِ الَّذِي بَيْنَ عَيْنَيْهِ‏.‏ قَالَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَمْزَةَ مِثْلَ زِرِّ الْحَجَلَةِ

Saib b. Yezid dedi ki: "Teyzem beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü. Ey Allah'ın Resulü, benim kızkardeşimin oğlu rahatsızdır, dedi. Başımı sıvazladı ve bana bereket ihsan edilmesi için dua etti. Abdest aldı, abdest suyundan içtim. Sonra da sırtının arkasında ayakta durdum. İki omzu arasındaki nübuvvet mührüne baktım." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nübuvvet mührü" ibaresi, bu mührün nitelikleri anlamındadır. Nübuvvet mührü, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in omuzları arasında bulunandır. Bu, onun kitap ehlinin kendisini onun vasıtası ile tanıdıkları alametlerinden idi. "Rahatsız"lığından murad ise, bu rivayetin başka yoldan gelenlerinde sabit olduğu gibi ayağından rahatsızlığı idi. . -"İki omzu arasındaki nübuvvet mührüne baktım."Abdullah b. Sereis yoluyla gelen Müslim'deki hadiste belirtildiğine göre bu mühür sol omzu tarafına doğru idi. Nübuvvet mührünün nitelikleri ile alakalı bazı hadisler var id olmuştur. Bunlardan birisi Müslim tarafından Cabir b. Semura'dan rivayet edilmiştir. "O bir güvercin yumurtasını andırıyordu" demektedir. Tirmizi'deki ifade ise: "Ayrı çıkmış bir et parçası gibi idi" denilmektedir. Kurtubı der ki: Sabit hadislerin görüş birliği ettiklerine göre nübuwet mührü sol omzu yakınında kırmızı ve dışarı doğru tümsek bir şey idi. Büyüklük miktarı ile ilgili olarak kullanılan ifadelerin azı, güvercin yumurtası kadar olduğu, azami büyüklüğü ile ilgili olarak kullanılan ifadelere göre ise bir yumruk kadar olduğu şeklindedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Sahîh-i Buhârî, 3541
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ ـ هُوَ ابْنُ إِسْمَاعِيلَ ـ عَنِ الْجُعَيْدِ، قَالَ سَمِعْتُ السَّائِبَ، يَقُولُ ذَهَبَتْ بِي خَالَتِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ ابْنَ أُخْتِي وَجِعٌ فَمَسَحَ رَأْسِي وَدَعَا لِي بِالْبَرَكَةِ، ثُمَّ تَوَضَّأَ فَشَرِبْتُ مِنْ وَضُوئِهِ وَقُمْتُ خَلْفَ ظَهْرِهِ فَنَظَرْتُ إِلَى خَاتَمِ النُّبُوَّةِ بَيْنَ كَتِفَيْهِ مِثْلَ زِرِّ الْحَجَلَةِ‏.‏

Saib'den, dedi ki: "Teyzem beni Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürerek: Ey Allah'ın Rasulü, kız kardeşimin oğlu hastadır, dedi. Allah Rasulü, Başımı sıvazladı ve bana bereket ile dua etti. Daha sonra abdest aldı, ben de onun abdest aldığı sudan içtim. Sırtının arka tarafında da ayakta durdum. İki kürek kemiği arasındaki gerdek çadırının düğmelerini andıran nübüvvet mührüne baktım (gördüm)." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hasta çocuğuna dua edilsin diye götüren kimse." Hadis, açıklaması ile birlikte Nübüvvet mührü söz konusu edilirken (2541.hadiste) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tercümesi esnasında geçmiş bulunmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5670
HadisSünen-i Tirmizî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعْدٍ‏ قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمٍ الزُّرَقِيِّ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى إِذَا كُنَّا بِحَرَّةِ السُّقْيَا الَّتِي كَانَتْ لِسَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ ائْتُونِي بِوَضُوءٍ ‏"‏ ‏.‏ فَتَوَضَّأَ ثُمَّ قَامَ فَاسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ كَانَ عَبْدَكَ وَخَلِيلَكَ وَدَعَا لأَهْلِ مَكَّةَ بِالْبَرَكَةِ وَأَنَا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ أَدْعُوكَ لأَهْلِ الْمَدِينَةِ أَنْ تُبَارِكَ لَهُمْ فِي مُدِّهِمْ وَصَاعِهِمْ مِثْلَىْ مَا بَارَكْتَ لأَهْلِ مَكَّةَ مَعَ الْبَرَكَةِ بَرَكَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏

Ali (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber çıktık Sa’d b. ebî Vakkâs’a ait olan Harret-üs Sükyâ’ya varınca Rasûlullah (s.a.v.), bana: “Abdest suyunu getiriniz” buyurdu. Abdest aldı, kıbleye dönerek şöyle duâ etti: “Allah’ım! İbrahim senin kulun ve dostun idi, Mekke halkı için sana bereket duâsında bulundu. Ben de senin kulun ve Nebiinim, Medîne halkı için; Sana duâ ediyorum, Medîne halkının ölçeklerini Mekke halkına bereketli kıldığın iki misli bereketli kıl. Her bereketle birlikte iki bereket kıl.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Tirmizî: Bu konuda Âişe, Abdullah b. Zeyd ve Ebû Hureyre’den de hadis rivâyet edilmiştir

Sünen-i Tirmizî, 3914

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.