İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i Tirmizî · 37

The Book on Purification

Arapça metin

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ سِنَانِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، قَالَ تَوَضَّأَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَغَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثًا وَيَدَيْهِ ثَلاَثًا وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ وَقَالَ ‏ "‏ الأُذُنَانِ مِنَ الرَّأْسِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى قَالَ قُتَيْبَةُ قَالَ حَمَّادٌ لاَ أَدْرِي هَذَا مِنْ قَوْلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَوْ مِنْ قَوْلِ أَبِي أُمَامَةَ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِذَاكَ الْقَائِمِ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ أَنَّ الأُذُنَيْنِ مِنَ الرَّأْسِ ‏.‏ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مَا أَقْبَلَ مِنَ الأُذُنَيْنِ فَمِنَ الْوَجْهِ وَمَا أَدْبَرَ فَمِنَ الرَّأْسِ ‏.‏ قَالَ إِسْحَاقُ وَأَخْتَارُ أَنْ يَمْسَحَ مُقَدَّمَهُمَا مَعَ الْوَجْهِ وَمُؤَخَّرَهُمَا مَعَ رَأْسِهِ ‏.‏ وَقَالَ الشَّافِعِيُّ هُمَا سُنَّةٌ عَلَى حِيَالِهِمَا يَمْسَحُهُمَا بِمَاءٍ جَدِيدٍ ‏.‏

Ebû Ümâme (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, demiştir ki: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), abdest aldı yüzünü ve ellerini üçer kere yıkadı, başını meshederek dedi ki: “Kulaklar başın meshine dahildir.” (İbn Mâce, Tahara: 53; Ebû Dâvûd, Tahara: 51) Kuteybe ve Hammad dediler ki: “Kulaklar başın meshine dahildir” sözü: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sözünden mi yoksa Ebû Ümâme’nin sözünden mi olduğunu bilmiyoruz. Bu konuda Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasendir, isnadı pek sağlam değildir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabı ve tabiinden ilim ehlinin uygulamaları bu hadise göredir, kulaklar başın meshine dahildir. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk’ın görüşü de budur. ilim ehline göre: Kulakların ön tarafı, yüzden; arka tarafı ise, baştan sayılır. diyor ki: Kulakların ön tarafını yüzümü yıkarken meshetmeyi, tercih ederim. şöyle diyor: Kulakların tamamen meshedilmesi sünnet olup elin artığı su ile değil yeni su ile meshedilmelidir

Sünen-i Tirmizî, 37

Benzer hadisler

HadisSünen-i Tirmizî

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَسَحَ بِرَأْسِهِ وَأُذُنَيْهِ ظَاهِرِهِمَا وَبَاطِنِهِمَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنِ الرُّبَيِّعِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ يَرَوْنَ مَسْحَ الأُذُنَيْنِ ظُهُورِهِمَا وَبُطُونِهِمَا ‏.‏

İbn Abbâs (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), başını, kulakların içini ve dışını meshetti.” (Nesâî, Tahara: 84; Ebû Dâvûd, Tahara; 51) Bu konuda Rubeyyi’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu, İbn Abbâs hadisi, hasen sahihtir. İlim ehlinin çoğunluğunun görüşü: “Kulakların içten ve dıştan meshedilmesi gerektiği” şeklindedir

Sünen-i Tirmizî, 36
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ الْحُصَيْنِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُلاَثَةَ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ الْجَزَرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الأُذُنَانِ مِنَ الرَّأْسِ ‏"‏ ‏.‏

(Ebu Hureyre Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kulaklar baştan (birer parça) dır.» Not: Ravilerinden Amr bin EI•Husayn ve Muhammed bin Abdillah'ın zayıflığı sebebiyle Ebu Hureyre'nin bu hadisine ait isnadın zayıflığı Zevaid'de belirtilmiştir. AÇIKLAMA : Ayrı ayrı senedIerle rivayet edilen 'Kulaklar baştandır' Hadisinin manası; Sindi, EI-Menhel ve Tuhfe'de beyan edildiği gibi kulaklar başın bir parçası sayılarak onunla beraber ve onun suyu ile meshedilir. Yeni bir su alınmaz. Hanefi alimler bu ve benzeri hadislere dayanarak kulalklar başla beraber ve baş için alınan su ile meshedilir, demişlerdir. Malik, Ahmed ve bazi alimler: Kulaklar baştan birer parçadır fakat, yani bir su ile meshedilmeleri matlubtur. Çünkü El-Hakim'in rivayet ettiği Abdullah bin Zeyd'in hadisi bunu gerektirir, demişlerdir. Şafiiler ise kulakları müstakil bir uzuv sayarak onun meshi için yeni bir suyun alınması gerekir, demişlerdir. Onların delili de Abdullah bin Zeyd'in hadisidir. El-Hafız'ın beyanına göre Malik, EI-Muvatta'da Nafi'den oda İbn-i Ömer'den rivayet ettiğine göre İbn-i Ömer (r.a.) kulaklarının meshi için parmağı ile yeni su alırdı. Tirmizi, Ebu Ümame'nin hadisini naklettikten sonra şöyle der: "Kulakların baştan olduğuna dair Enes (r.a.)'den de rivayet vardır. Sahabilerden ve onlardan sonra gelenlerden ilim ehlinin çoğunun uygulaması bu şekildedir. Yani kulakları baştan saymışlardır. Süfyan-i Sevri, İbnü'l-Mübarek, Ahmed ve İshak da böyle demişlerdir. Bazı ilim adamları kulakların yüze bakan tarafı yüzden ve diğer tarafı baştan saymışlardır. Ebu Davud da Ebu Ümame'nin hadisini rivayet etmiştir. Şerhi El-Menhel Hadisin izahını yaparken bu arada kulakların meshi ve bunun baştan bir parça mı, yüzden bir parça mı veyahut müstakil bir uzuv mu sayıldığı yolundaki alimlerin görüşlerini ve her görüşün mesned ve delillerini birer birer yazmaktadır. Ebu Ümame r.a. hadisindeki "Gözün burun tarafındaki uçları da meshederd.'' parçasını El-Menhel şöyle açıklar: Yami bu uçları ovardı. Ahmed'in rivayetinde: ....= "Anılan uçları ovardı" cümlesi kullanıımıştır. 'Tiybi demiştir ki, Resul-i Ekrem (s.a.v.) isbağda mübalağa etmek için müstehab olmak üzere bu uçları ovardı. Çünkü göze sürülen. sürme ve benzeri şeylerden veya göz yaşlarından - akan bir şeyler gözün bir kenarında birikebilir. Göz çapağı denilen bu birikinti burun tarafına bakan göz kenarında olabildiğigi gibi karşı tarafında olabilir. Bu nedenle abdest alınırken gözlerin iki kenarını da avmak ınüstehabtır

Sünen-i İbn Mâce, 445
HadisSünen-i Tirmizî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ مُضَرَ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنِ الرُّبَيِّعِ بِنْتِ مُعَوِّذِ بْنِ عَفْرَاءَ، أَنَّهَا رَأَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَوَضَّأُ قَالَتْ مَسَحَ رَأْسَهُ وَمَسَحَ مَا أَقْبَلَ مِنْهُ وَمَا أَدْبَرَ وَصُدْغَيْهِ وَأُذُنَيْهِ مَرَّةً وَاحِدَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَجَدِّ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ الرُّبَيِّعِ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ مَسَحَ بِرَأْسِهِ مَرَّةً ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ ‏.‏ وَبِهِ يَقُولُ جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ رَأَوْا مَسْحَ الرَّأْسِ مَرَّةً وَاحِدَةً ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ الْمَكِّيُّ قَالَ سَمِعْتُ سُفْيَانَ بْنَ عُيَيْنَةَ يَقُولُ سَأَلْتُ جَعْفَرَ بْنَ مُحَمَّدٍ عَنْ مَسْحِ الرَّأْسِ أَيُجْزِئُ مَرَّةً فَقَالَ إِي وَاللَّهِ ‏.‏

Muavviz b. Afrâ (radıyallahü anha)’dan rivâyet edildiğine göre, O bir sefer Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i abdest alırken gördü ve şöyle dedi: “Ön ve arka kısımlarıyla başını şakaklarıyla kulaklarını bir sefer meshetti.” (Ebû Dâvûd, Tahara: 60; İbn Mâce, Tahara: 51) Bu konuda Ali ve Talha b. Mûsârrıf’ın dedesinden de hadis rivâyet edilmiştir. Rübeyyi’ hadisi hasen sahihtir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den başka bir yoldan “Başını bir kere meshetti” rivâyeti de gelmiştir. Sahabe ve tabiin dönemindeki ilim ehli, uygulamalarını bu hadisle yapmışlardır. Cafer b. Muhammed, Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed, İshâk başın bir sefer meshedilmesinden yanadır. b. Mansur el Mekkî anlatmıştır: Sûfyân b. Uyeyne’den işittim şöyle demiştir: Cafer b. Muhammed’e başı mesh yapma konusunda, “Bir kere kafi gelir mi?” dedim. “Evet vallahi yeterlidir” dedi

Sünen-i Tirmizî, 34
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَسَحَ أُذُنَيْهِ دَاخِلَهُمَا بِالسَّبَّابَتَيْنِ وَخَالَفَ إِبْهَامَيْهِ إِلَى ظَاهِرِ أُذُنَيْهِ فَمَسَحَ ظَاهِرَهُمَا وَبَاطِنَهُمَا ‏.‏

(Abdullah) İbn-i Abbas (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (abdest alırken) kulaklarım mesnetti. Dahiline (=yüze bakan kısmına) şahadet parmaklarını ve zahirine (başa bakan kısmına) baş parmaklarını sürerek kulakların zahirini ve batınını mesnetti. AÇIKLAMA : Hadis, kulakların zahir ve batınını mesh etmenin meşruluğuna delalet eder ve meshin yapılış tarzını bildirir. Tirmizi'nin rivayetinde: İbn-i Abbas (r.a.). Resul-i Ekrem'in kulaklarının zahir ve batınını meshettiğini beyan eder. Tuhfe yazarı burada şu malumatı verir: Kulakların zahiri baş tarafına bakan kulakların dış kısmıdır. Batını ise yüze bakan cephesidir. El-Hafız,' Telhis'te anlattığına göre, İbn-i Hibban da İbn-i Abbas'ın hadisini kendi sahih'inde zikretmiş (O rivayette de burada olduğu gibi meshin yapılış şekli anlatılmıştır.' Ve İbn-i Huzeyme ile İbn-i Mendeh'in bunu sahih gördüklerini beyan etmiştir. El-Hafız bu arada Hadisin Nesai. İbn-i Maceh, El-Hakim ve El-Beyhaki tarafından rivayet edildiğini bildirmiştir. ''Miftahu'l-Hace yazarı da, yukarıda anılan zatlar tarafından Hadis'in rivayet edildiğini belirtirken, Hadis'in lafızlarının buradaki lafızlara yakın olduğunu da bildirir. Daha sonra şöyle der: 'Bu babta rivayet edilen hadisler, kulakların zahir ve batınını meshetmenin meşruluğuna delalet ederler. Ancak kulakların meshi için eller yeniden ıslatılacak mı? yoksa başın meshinden dolayı ellerde bulunan ıslaklıkla yetinilecek mi?' EL-MENHEL'DE BU KONUDAKI GÖRÜŞLER ŞÖYLE ANLATILIYOR Hanefi alimler: Kulakların meshi sünnettir. Başın meshinden dolayı ellerde ıslaklık kalmış ise yeniden eller ıslatılmadan kulaklar meshedilir. Aksi takdirde eller suyla ıslatılarak mesih işi yapılır, demişlerdir. Şafii alimler: Başın meshinden sonra kulakların zahir ve batınını yeni bir suyla meshetmek sünnettir. (Ve üç defa tekrarlanması sünnettir), demişlerdir. Hanefi alimlerin delili Ebu Davud'un ''Peygamber'in abdest sıfatı'' babında rivayet ettiği İbn-i Abbas'ın Hadisindeki şu parçadır: "Ibn-i Abbas, - Peygamber'in abdestini tarif ederken - kollarını üçer defa yıkadıktan sonra su alarak başını ve kulaklarının zahirIerini ve batınlarını birer defa meshetti.' Şafii'lerin delili ise Beyhaki'nin rivayet eıtigi ve Senedinin sahih olduğunu söylediği AbduIIah bin Zeyd'in hadisinin şu parçasıdır: ResuluIlah - abdest alırken- başının meshi için aldığı sudan başka kulakları için su aldı.'' Malikiler'in cumhüru: Kulakların zahir ve batını meshetmek sünnettir, demişlerdir. Bunlardan İbn-i Mesleme ile El-Ebheri kulakların meshi farzdır, demişlerdir. Kulağın meshi için yeni su almak bazılarına göre sünnet olup bir kısım Maliki'lere göre müstahabtır. Hanbeli'ler ise: Kulakların zahir ve batınını meshetmek vacibtir. Kulağın meshi için yeni su almak da sünnettir, demişlerdir

Sünen-i İbn Mâce, 439
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ سِنَانِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ الأُذُنَانِ مِنَ الرَّأْسِ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ يَمْسَحُ رَأْسَهُ مَرَّةً وَكَانَ يَمْسَحُ الْمَأْقَيْنِ ‏.‏

(Ebu Ümame Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kulaklar baştandır.» buyurdu. Ve (abdest alırken) başını bir defa meshederdi, gözün burun tarafındaki uçları da meshederdi.» EBU DAVUD HADİS’İ VE AÇIKLAMASI İÇİN BURAYA TIKLAYIN AÇIKLAMA 445’te

Sünen-i İbn Mâce, 444
HadisSünen-i Tirmizî

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُجَالِدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صَيْدِ الْكَلْبِ الْمُعَلَّمِ قَالَ ‏"‏ إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ الْمُعَلَّمَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَكُلْ مَا أَمْسَكَ عَلَيْكَ فَإِنْ أَكَلَ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ خَالَطَتْ كِلاَبَنَا كِلاَبٌ أُخَرُ قَالَ ‏"‏ إِنَّمَا ذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تَذْكُرْ عَلَى غَيْرِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ أَكْرَهُ لَهُ أَكْلَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ فِي الصَّيْدِ وَالذَّبِيحَةِ إِذَا وَقَعَا فِي الْمَاءِ أَنْ لاَ يَأْكُلَ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ فِي الذَّبِيحَةِ إِذَا قُطِعَ الْحُلْقُومُ فَوَقَعَ فِي الْمَاءِ فَمَاتَ فِيهِ فَإِنَّهُ يُؤْكَلُ وَهُوَ قَوْلُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ ‏.‏ وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الْكَلْبِ إِذَا أَكَلَ مِنَ الصَّيْدِ فَقَالَ أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِذَا أَكَلَ الْكَلْبُ مِنْهُ فَلاَ تَأْكُلْ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَدْ رَخَّصَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ فِي الأَكْلِ مِنْهُ وَإِنْ أَكَلَ الْكَلْبُ مِنْهُ ‏.‏

Adıy b. Hatım (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e alıştırılmış köpeğin avladığı hayvanın durumunu sordum şöyle buyurdu: “Eğitilmiş köpeğini saldığın zaman besmelede çekmiş isen senin için yakalanan avı ye eğer eğitilmiş köpek yakaladığı hayvandan yerse ondan yeme çünkü o kendisi için yakalamıştır.” “Ya Rasûlüllah! Köpeklerimize başka köpeklerde karışırsa ne olur” dedim. Buyurdular ki: “Sen sadece kendi köpeğine besmele çektin başkasının üzerine besmele çekmedin.” Sûfyân diyor ki: O avı yemeyi ona hoş görmedi.” (Ebû Dâvûd, Sayd: 22; İbn Mâce, Sayd: 6) Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından ve başkalarından bazı ilim adamlarının uygulaması bu hadise göredir. Yani avlandıktan veya boğazlandıktan sonra suya düşen hayvanın yenmeyeceği görüşündedirler. Bazı ilim adamları boğazlanmış hayvan hakkında şöyle derler: Boğazı kesildikten sonra suya düşen hayvan suda ölürse onun etinden yenir. Abdullah b. Mübarek bu görüştedir. Çoğu ilim adamları köpek yakaladığı hayvandan yerse o hayvan yenmez diyorlar Sûfyân, Abdullah b. Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk bu görüştedirler. (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından ve başkalarından bazı ilim adamları ise köpek yakaladığı hayvandan yese bile onun etinden yenebileceğine izin vermişlerdir

Sünen-i Tirmizî, 1470

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.