Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız.
Duhân سُورَةُ الدُّخَانِ · 16
Arapça metin
يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ
Okunuşu
yevme nebtişülbatşetelkübrâ. innâ müntekimûn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız.
O gün pek şiddetli bir surette tutar, cezalandırırız, şüphe yok ki öc alırız biz.
Tefsir
Allah Teâlâ peygamberlerini mûcizelerle desteklemekte, böylece hem onların yüklerini hafifletmekte hem de insanların iman etmelerini kolaylaştırmaktadır. Bu mûcizeler bazan ihtiyaçların karşılanması, bazan da âsilerin, zalimlerin, inkârcılıkta direnenlerin cezalandırılması şeklinde olmaktadır. Duhân (duman) mûcizesi,…
Duhân 10-16. ayetlerin tam tefsirini okuyun<i>Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 793-794</i>
Duhân suresi 16. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Duhân suresinde yer alır. Bu sayfada Duhân 16. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Duhân suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 59 ayetten oluşur.
Meali: "Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız."
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Duhân suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Duhân suresi 16. ayetin meali (anlamı) nedir?
Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız.
Duhân 16. ayetin okunuşu nasıldır?
yevme nebtişülbatşetelkübrâ. innâ müntekimûn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Duhân suresi kaç ayettir?
Duhân suresi toplam 59 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Duhân suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Duhân suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Duhân 16. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
فَذَرْهُمْ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى فِيهِ يُصْعَقُونَ
Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak.
يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ
O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.
وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُبْلِسُ ٱلْمُجْرِمُونَ
Kıyamet koptuğu gün suçlular umutsuz kalıverirler.
فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْ ۖ إِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّۭا
Öyleyse onların acele yok olmalarını isteme. Biz onların günlerini saydıkça sayıyoruz.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir.
نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلًۭا ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ إِلَىٰ عَذَابٍ غَلِيظٍۢ
Onları az bir süre geçindiririz, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.