Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.
Mutaffifîn سُورَةُ المُطَفِّفِينَ · 17
Arapça metin
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Okunuşu
ŝümme yükâlü hâzellezî küntüm bihî tükezzibûn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Sonra onlara: "İşte yalanlamış olduğunuz (cehennem) budur" denilir.
Sonra denir ki: İşte buydu yalanladığınız.
Tefsir
“Günahkârlar ” diye çevirdiğimiz füccâr kelimesi fâcirin çoğulu olup bunların nitelikleri ve âhiretteki durumları 11-17. âyetlerde açıklanmıştır. Bunların “yazısı”dan maksat da yapıp ettiklerine ait bilgileri içeren ve âhirette önlerine konacak olan kayıtlar, sicillerdir. Yüce Allah 7. âyette bu yazının siccînde…
Mutaffifîn 7-17. ayetlerin tam tefsirini okuyun<i>Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 575-577</i>
Mutaffifîn suresi 17. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Mutaffifîn suresinde yer alır. Bu sayfada Mutaffifîn 17. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Mutaffifîn suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 36 ayetten oluşur.
Meali: "Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir."
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Mutaffifîn suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Mutaffifîn suresi 17. ayetin meali (anlamı) nedir?
Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.
Mutaffifîn 17. ayetin okunuşu nasıldır?
ŝümme yükâlü hâzellezî küntüm bihî tükezzibûn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Mutaffifîn suresi kaç ayettir?
Mutaffifîn suresi toplam 36 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Mutaffifîn suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Mutaffifîn suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Mutaffifîn 17. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"
ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.
قُلْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ رَدِفَ لَكُم بَعْضُ ٱلَّذِى تَسْتَعْجِلُونَ
De ki: "Acele ettiğiniz şeyin bir kısmı belki hemen başınıza gelir."
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz."
سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ
"Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de.
هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir.