Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.
Mutaffifîn سُورَةُ المُطَفِّفِينَ · 30
Arapça metin
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
Okunuşu
veizâ merrû bihim yetegâmezûn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Onlarla karşılaştıklarında kaş göz hareketiyle alay ederlerdi.
Ve onların yanlarından geçerlerken, kaşlarıylagözleriyle onları işaret ederler,
Tefsir
Bu kümedeki âyetler dünyada inançlarından dolayı müminlerle alay eden, onları küçümseyen ve yollarının yanlış olduğunu ileri süren inkârcılar hakkında inmiş olup onları kınamakta ve uyarmaktadır. Özellikle 33. âyette Allah tarafından kendilerine müminleri koruyup kollama görevi verilmediğinin belirtilmesi dikkat…
Mutaffifîn 29-36. ayetlerin tam tefsirini okuyun<i>Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 581</i>
Mutaffifîn suresi 30. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Mutaffifîn suresinde yer alır. Bu sayfada Mutaffifîn 30. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Mutaffifîn suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 36 ayetten oluşur.
Meali: "Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı."
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Mutaffifîn suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Mutaffifîn suresi 30. ayetin meali (anlamı) nedir?
Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.
Mutaffifîn 30. ayetin okunuşu nasıldır?
veizâ merrû bihim yetegâmezûn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Mutaffifîn suresi kaç ayettir?
Mutaffifîn suresi toplam 36 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Mutaffifîn suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Mutaffifîn suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Mutaffifîn 30. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ
Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı.
فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ
Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.
إِذَآ أُلْقُوا۟ فِيهَا سَمِعُوا۟ لَهَا شَهِيقًۭا وَهِىَ تَفُورُ
Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.
فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
Tanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi.
وَءَاتَيْنَٰهُمْ ءَايَٰتِنَا فَكَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi.
فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحْوَىٰ
Sonra da onları siyah çerçöpe çevirmiştir.