Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.
Zuhruf سُورَةُ الزُّخۡرُفِ · 47
Arapça metin
فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ
Okunuşu
felemmâ câehüm biâyâtinâ izâ hüm minhâ yadhakûn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Onlara ayetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
Onlara delillerimizle gelince o delillere gülmeye başladılar.
Tefsir
Hz. Peygamber’in daveti ve tevhid mücadelesi anlatılırken yeri geldikçe geçmiş tecrübelere temas edilmektedir. Buradaki örnek Hz. Mûsâ ile Mısır’ın tanrı kralı Firavun ve tebaası arasında geçen olaylar, tartışmalar ve alınan ibretlik sonuçlardır. Bu âyetlerde iki nokta dikkat çekmektedir: 1. İnkârcıların bilinçlerinin…
Zuhruf 45-56. ayetlerin tam tefsirini okuyun\N
Zuhruf suresi 47. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Zuhruf suresinde yer alır. Bu sayfada Zuhruf 47. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Zuhruf suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 89 ayetten oluşur.
Meali: "Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi."
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Zuhruf suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Zuhruf suresi 47. ayetin meali (anlamı) nedir?
Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.
Zuhruf 47. ayetin okunuşu nasıldır?
felemmâ câehüm biâyâtinâ izâ hüm minhâ yadhakûn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Zuhruf suresi kaç ayettir?
Zuhruf suresi toplam 89 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Zuhruf suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Zuhruf suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Zuhruf 47. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
وَءَاتَيْنَٰهُمْ ءَايَٰتِنَا فَكَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi.
حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًۭا ذَا عَذَابٍۢ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.
فَلَمَّآ ءَاسَفُونَا ٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ أَجْمَعِينَ
Böylece Bizi öfkelendirince onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.
إِنَّآ أَخْلَصْنَٰهُم بِخَالِصَةٍۢ ذِكْرَى ٱلدَّارِ
Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık.
فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
Tanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi.
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.