Doğrusu onlar vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır.
Şuarâ سُورَةُ الشُّعَرَاءِ · 212
Arapça metin
إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ
Okunuşu
innehüm anissem'i lema'zûlûn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.
Şüphe yok ki onlar, vahyi duymaktan uzaklaştırılmışlardır.
Tefsir
Mekkeli bazı müşrikler risâlet görevinin ilk yıllarında Peygamber efendimizin karanlık güçler ve kötü ruhlarla ilişkisi olan bir kâhin olduğunu iddia ediyor, Kur’an’ı ona bir şeytanın getirdiğini söylüyorlardı (krş. Tûr 52/29); zira onların inançlarına göre kâhinlerin söylediklerini onlara şeytanlar telkin ediyordu.…
Şuarâ 210-213. ayetlerin tam tefsirini okuyun\N
Şuarâ suresi 212. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Şuarâ suresinde yer alır. Bu sayfada Şuarâ 212. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Şuarâ suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 227 ayetten oluşur.
Meali: "Doğrusu onlar vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır."
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Şuarâ suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Şuarâ suresi 212. ayetin meali (anlamı) nedir?
Doğrusu onlar vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır.
Şuarâ 212. ayetin okunuşu nasıldır?
innehüm anissem'i lema'zûlûn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Şuarâ suresi kaç ayettir?
Şuarâ suresi toplam 227 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Şuarâ suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Şuarâ suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Şuarâ 212. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًۭا
Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.
ٱلَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ
Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.
وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ
Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.
أَوَلَمْ يَهْدِ لِلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِ أَهْلِهَآ أَن لَّوْ نَشَآءُ أَصَبْنَٰهُم بِذُنُوبِهِمْ ۚ وَنَطْبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ
Kalblerini kapatıp mühürleriz de birşey duymazlar.
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ وَٱلْعَذَابَ بِٱلْمَغْفِرَةِ ۚ فَمَآ أَصْبَرَهُمْ عَلَى ٱلنَّارِ
Onlar doğruluk yerine sapıklığı, mağfiret yerine azabı alanlardır.
وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنِ ٱللَّغْوِ مُعْرِضُونَ
Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.