İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti.
Şuarâ سُورَةُ الشُّعَرَاءِ · 72
Arapça metin
قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ
Okunuşu
kâle hel yesme'ûneküm iz ted'ûn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
İbrahim: Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?
Çağırdığınız vakit dedi, duyuyorlar mı?
Tefsir
Bu âyetlerin zâhirinden anlaşıldığı üzere Hz. İbrâhim’in kavmi ay, güneş ve yıldızlara veya bunların yerdeki sembolü olan putlara tapıyorlardı. Bu toplumun gökyüzündeki en büyük tanrıları güneş, yeryüzündeki en büyük tanrıları ise onun temsilcisi olan Baal adındaki put idi. Onlara göre insanların hayatını putlar…
Şuarâ 70-82. ayetlerin tam tefsirini okuyun\N
Şuarâ suresi 72. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Şuarâ suresinde yer alır. Bu sayfada Şuarâ 72. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Şuarâ suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 227 ayetten oluşur.
Meali: "İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti."
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Şuarâ suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Şuarâ suresi 72. ayetin meali (anlamı) nedir?
İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti.
Şuarâ 72. ayetin okunuşu nasıldır?
kâle hel yesme'ûneküm iz ted'ûn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Şuarâ suresi kaç ayettir?
Şuarâ suresi toplam 227 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Şuarâ suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Şuarâ suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Şuarâ 72. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ
İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti.
قَالَ لَقَدْ كُنتُمْ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمْ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ
İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince:
قَالُوٓا۟ ءَأَنتَ فَعَلْتَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَا يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ
İbrahim gelince, ona: "Ey İbrahim, bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler.
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."
قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَتَىٰكُمْ عَذَابُهُۥ بَيَٰتًا أَوْ نَهَارًۭا مَّاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ ٱلْمُجْرِمُونَ
De ki: "Allah'ın azabı size gece veya gündüz gelirse, ne yaparsınız? Suçlular neye bunda acele ediyorlar?"