İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince:
Enbiyâ سُورَةُ الأَنبِيَاءِ · 54
Arapça metin
قَالَ لَقَدْ كُنتُمْ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمْ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ
Okunuşu
kâle lekad küntüm entüm veâbâüküm fî dalâlim mübîn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.
O da andolsun ki demişti, siz de apaçık bir sapıklık içindesiniz, atalarınız da.
Tefsir
Hz. İbrâhim’in hikmetli, düşündürücü sorusuna putperest kavmi, “Atalarımızı bunlara tapar bulduk ” diye cevap vermek suretiyle düşünceye değil taklide dayandıklarını itiraf etmişlerdir.
Enbiyâ 52-54. ayetlerin tam tefsirini okuyun<i>Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 686</i>
Enbiyâ suresi 54. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Enbiyâ suresinde yer alır. Bu sayfada Enbiyâ 54. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Enbiyâ suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 112 ayetten oluşur.
Meali: "İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince:"
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Enbiyâ suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Enbiyâ suresi 54. ayetin meali (anlamı) nedir?
İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince:
Enbiyâ 54. ayetin okunuşu nasıldır?
kâle lekad küntüm entüm veâbâüküm fî dalâlim mübîn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Enbiyâ suresi kaç ayettir?
Enbiyâ suresi toplam 112 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Enbiyâ suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Enbiyâ suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Enbiyâ 54. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ
"O sizin de Rabbiniz, önce geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi.
أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ
İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti.
قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ
İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti.
وَقُل رَّبِّ ٱغْفِرْ وَٱرْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ
De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."
وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ
İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi.
ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ أَنتُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ تُحْبَرُونَ
Şöyle denir: "Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz."