Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.
Zâriyât سُورَةُ الذَّارِيَاتِ · 57
Arapça metin
مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍۢ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ
Okunuşu
mâ ürîdü minhüm mir rizkiv vemâ ürîdü ey yut'imûn.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.
Onlardan ne bir rızık istiyorum ve ne beni doyurmalarını istiyorum.
Tefsir
Öyle anlaşılıyor ki 56. âyette sözü edilen öğüdün özü, insanların ve cinlerin yaratılış amacını hatırlatmaktır. 56. âyette açıkça ifade edildiği üzere bu yaratılış amacı, onların sadece Allah’a kulluk etmeleridir. Fakat burada fert fert her bir insan ve cinin zorunlu olarak Allah’a kulluk etmeleri değil, bu iki türden…
Zâriyât 56-58. ayetlerin tam tefsirini okuyun<i>Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 137</i>
Zâriyât suresi 57. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Zâriyât suresinde yer alır. Bu sayfada Zâriyât 57. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Zâriyât suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 60 ayetten oluşur.
Meali: "Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem."
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Zâriyât suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Zâriyât suresi 57. ayetin meali (anlamı) nedir?
Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.
Zâriyât 57. ayetin okunuşu nasıldır?
mâ ürîdü minhüm mir rizkiv vemâ ürîdü ey yut'imûn. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Zâriyât suresi kaç ayettir?
Zâriyât suresi toplam 60 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Zâriyât suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Zâriyât suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Zâriyât 57. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍۢ
Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ
Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler.
لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌۭ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ
Orada onlara ah etmek vardır; birşey de işitemezler.
ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar;
وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا
Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver.
وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ
Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır.