Fetva Meclisi
Soru
Bayanlar adet olmalarından dolayı ramazan ayında ortalama 7 gün oruç tutamıyor ve ramazandan sonra kazasını tutuyor. Bayanlar yıl içinde nafile oruç tutarsa bir sene sonraki ramazan da bu özel durumdan dolayı tutamadıkları oruçların kazası yerine geçer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Siz kazaya niyet etti iseniz o oruçlar kaza yerine geçer, nafile olanı ise tutulmamış olur ama bu sizin için bir eksiklik değildir. Önemli olan farz eksiğinin olmamasıdır.
Nafile bir oruç niyeti yaptığınız için onlar nafile yerine geçmiştir; kaza için hususi niyet etmelisiniz. Allah kabul etsin.
Mükellef olduktan sonraki oruç borçlarınızın yerini, geçmiş nafile oruçlarınız tutmaz. Kaç gün oruç borcunuz varsa, hepsine ayrı ayrı kaza orucu olarak niyet ederek tek tek kaza oruçlarınızı tutmanız gerekir. Bir ilmihalden kaza orucunun nasıl tutulacağı kısmından detayları öğrenerek kaza oruçlarınızı tutmanızı tavsiye ederiz.
Hanımlar, adetli günlerinde asla oruç tutamazlar, namaz da kılamazlar. O oruçları daha sonra ne zaman isterlerse kaza ederler. Namazları ise kaza etmezler. Allah'a emanet olun, sağlık ve afiyet içinde olasınız.
Nafile orucu tutamazsınız diye bir şey yoktur. Önceliğiniz kazalar olursa daha isabetli bir iş olur. Söylenmek istenen budur. Allah kabul buyursun.
Ramazan ayında tutulamayan veya başlanıp da bozulan oruçların kaza edilmesi gerekir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar.” (el-Bakara, 2/184) buyrulmaktadır. Kaza oruçlarının peş peşe tutulması hakkında herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu oruçların, geciktirilmeksizin bir an önce tutulması uygun olur. Çünkü bu bir Allah hakkıdır. Kişi ne zaman öleceğini bilemez. Ramazan orucunun kazası, oruç tutmanın haram olduğu günler dışında her zaman yapılabilir. Hz. Peygamber (s.a.s.), iki vakitte oruç tutulmayacağını bildirmiştir ki birisi Ramazan Bayramı’nın birinci günü, diğeri Kurban Bayramı günleridir. (Buhârî, Savm, 66-67 [1990-1991, 1993]; Müslim, Sıyâm, 138-139 [1137-1138]) Hanefîlere göre, Ramazan oruçlarının kazası için bir zaman sınırlaması yoksa da mümkün olan ilk fırsatta bu oruçlar tutulmaya çalışılmalıdır. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/104) Şâfiîlere göre ise bir Ramazan’da kazaya kalmış orucun, gelecek Ramazan’a kadar kaza edilmesi gerekir. Bir Ramazan’ın kaza borcu herhangi bir mazeret olmaksızın yerine getirilmeden, öteki Ramazan gelecek olursa, kaza borcuna ilaveten bir de fidye ödeme yükümlülüğü ortaya çıkar. (Nevevî, el-Mecmû’, 6/364; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/175)
adet konusundaki diğer fetvalar
Her ibadetin rükünleri yani olmazsa olmazları vardır. Mesela abdest namaz için olmazsa olmaz bir parçadır. Aynı şekilde secde, namaz için olmazsa olmaz bir parçadır. Bir mü'min mesela namazı hakkıyla eda etmiş olmak için bu parçaların tamamını yerine koymuş olmalıdır. Meşru bir sebepten ötürü yerine koyamadığına ise dinimiz alternatif getirmiştir. Abdestin yerine teyemmümü, secdenin yerine imayı getirmiştir. Hac ibadetinin de böyle, olmazsa olmazları vardır. Onları yapmadan hac ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Onlar için de bir alternatif söz konusudur. İhram, Arafe Vakfesi, Safa/Merve arasında sa’y ve İfada Tavafı. İfada Tavafı dışındakilerin kadın açısından yapılamıyacak bir pozisyonu yoktur. Özel günlerinde de olsa onları yapabilir. Kadının İfada Tavafı yapabilmesi için hayız/nifas durumu olmaması gerektiğine, dinimizin hükümlerinin indiği ilk günden bugüne kadarki dönemde bütün alimler hükmetmişlerdir. Bu hüküm de Peygamber aleyhisselamın Aişe annemize söylediği sözlere dayanmaktadır. Hanefi ulemasının özetlemesi ile ifade edildiğinde bu durum, kadının hayız/nifas durumu yok iken tavaf etmesi tavafın FARZLARINDANDIR, şartlarından değildir. Bir emrin şart olması ile farz olması arasında ise telafi edilebilmesi veya edilemiyor olması gibi bir fark vardır. Bu duruma göre kadınların hac esnasında özel günlerine raslamaları ile alakalı olarak şu sonuçları çıkarabiliriz: Kadın için sorun olabilecek sadece Arafat’tan sonraki tavaftır. Onun haricindekilerde hiçbir şey yokmuş gibi devam edecektir. Zaten namaz kılmıyordur. Namaz mahalli olan Kâbe’nin tavafı sakıncalıdır. Kadın önceden tedbir alarak mesala aybaşını erteleyen ilaç kullanabilir. Bu ilacın kullanılmasında özellikle o kadın için tıbben bir sakınca yoksa fukaha da sakınca görmemektedir, ilaç kullanabilir. İlaç kullanmadı veya yararı olmadı ise, özel hali bitinceye kadar bekleyecek ve bitince gusledip tavafını yapacaktır. BUGÜNKÜ HAC SİSTEMİ İÇİNDE BU SADECE O BÖLGEDE İKAMET EDENLER İÇİN MÜMKÜNDÜR. Bir kadını ortalama bir hafta bekleyebilecek bir hac kafilesi normal şartlarda yoktur. Olmasını talep etmek de makul değil gibi görülmektedir. İhramlı halini bozmadan evine dönüp evinde özel günlerinin bitmesini bekleyip guslederek tekrar Mekke’ye gelip tavaf etmesi olabilir. BU DA SADECE ORADA YAŞAYANLARA AİT BİR KOLAYLIK OLABİLİR. Son şık olarak yapabileceği şey şudur: Özel halinde yani aybaşı durumunda iken tavaf eder ve bir koyun kurban keser orada. (Hanefi fukahasını esas aldığımızda ise BÜYÜKBAŞ kurban keser dememiz daha ihtiyatlı olur.) Bu son madde, bir farzın ağır zaruretten ötürü ihmal edilmesi gibi görülmektedir. Ortadaki zaruret, çözümü neredeyse imkânsız denebilecek bir zoruluktan kaynaklanmaktadır. O günlerde bayan geri döneceği ulaşım imkânını ayarlayabiliyor olsa bile mesela barınacağı otel bulamayacaktır. Kadını alternatifsiz bırakmak veya kadınla haccın bağını kesmek ya da sadece menepoz sonrası kadınlar haccetsin demek gibi bir uç görüşe kaymaktan ise muasır ulemanın bu fetvası ile amel edilebilir. İnşaallah bir sıkıntı da yoktur.
Özel günlerde kullanılan pedi kastediyorsanız zaten o günler namaz kılmanız mümkün değildir. Diğer günlerde ise kan ve necis olan diğer sıvılar bulaşmamış ise namaz onunla namaz kılınmasında sakınca olmaz. Bulaşma oranı ise demir para kadar bir alanı geçmedikçe bulaşmamış demektir.
Anlaşılması gereken mesele şudur: Kadın aybaşı günlerinde iken eşi onunla iki cinsel organı birleştirecek şekilde bir temasta olamaz. Bu haramdır. Bunu sağlamak için zikrettiğiniz tavsiye öne çıkarılmıştır. Yasak olan o şekildeki temastır. O temas olmadıktan ve olma riskine kayılmadıktan sonra gerisinde sorun yoktur.
Hanefi mezhebi fukahası, hamile kadının aybaşı olmayacağını kabul etmişlerdir. Sizden gelen özür kanı hükmündedir. Özürlü gibi davranacaksınız yani her vakit abdest alıp namaz kılacaksınız. Hayatınızın gerisinde de bir değişiklik olmayacak zaten.
Adet kanamaları dışında gelen ara lekelenme, kanama durumu istihaze/özür adını verdiğimiz durumlardır. İstihaze/özür hali ise namaz kılmaya engel olmadığı gibi oruç tutmaya da mani değildir. Bu sebeple istihaze hali orucu bozmamaktadır.
Emreden Allah olduğu için ibadet yapan hangi lezzeti alıyorsa izin veren veya ‘yapma’ diyen de Allah olunca o lezzeti almalıdır. Aksi takdirde ibadetten alınan lezzet gerçek lezzet değildir. Yaratan Allah. Emreden Allah. Hükmeden Allah. Erkek veya kadın seçen Allah. Bizi değerlendirecek olan Allah. Biz ise sadece kuluz, kulluk da bunları bilip ikna olmak değil midir?