Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Âdetli bir kadın, haccın tavaf ve sa‘yini yapmadan saçlarını kısaltıp ihramdan çıkabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Hadesten tahâret, tavafın vâcibi olduğu için (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129) âdet ya da lohusa iken umrenin tavaf ve sa‘yini yapıp saçını keserek ihramdan çıkan kadının bir dem; küçükbaş kurban etmesi gerekir. Şâfiî mezhebine göre ise hadesten tahâret, tavafın geçerlilik şartıdır. Bu nedenle âdetli olarak yapılan tavaf ve sa‘y geçerli olmaz. Dolayısıyla bu durumdaki kadının temizlendikten sonra tavaf ve sa‘yi yeniden yapması gerekir. Ayrıca ihramdan çıkma vakti gelmeden saçını kestiği için ceza olarak bir dem; küçükbaş hayvan kurban etmesi veya üç gün oruç tutması ya da altı fakire sadaka vermesi gerekir.
Hanefî mezhebine göre umre yapmak üzere niyet edip ihrama giren bir kadın, umre tavafını tamamladıktan sonra sa‘y yapmadan ihramdan çıkmak amacıyla saçını kısaltırsa ihramdan çıkmış olur. Bu kişinin yine de umrenin sa‘yini yapması gerekir. Ancak vacip olan sa‘yi saç tıraşından sonraya bıraktığı için kendisine dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/163; Haddâd, el-Cevhera, 1/172; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/473, 553) Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise sa‘y, umrenin rükünlerindendir. Dolayısıyla sa‘y yapmadan saç kısaltmakla ihramdan çıkılmış olmaz; ihram yasağı işlenmiş olur. Bu kişi, umre sa‘yini yapar ve saçını kısaltarak ihramdan çıkar. Ayrıca ihramdan çıkma vakti gelmeden önce saçını kısalttığı için kendisine ceza gerekir. Ceza konusunda ise dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih eder. (bk. Mâverdî, el-Hâvî, 4/156; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/297, 312 İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/110, 129-130)
Hanefîlere göre abdestsiz, cünüp ya da âdetli olarak yapılan veya üç ya da daha az şavtı eksik olup iade edilen tavaflarda kişi ihramdan çıkmamışsa tavafı ihramlı olarak iade eder; ihramdan çıkmış ise iade için yeniden ihrama girmesi gerekmez. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/163; Zeylaî, Tebyîn, 2/60; Aynî, el-Binâye, 4/362) Umre tavafı geçersiz olarak yapıldığında, saç tıraşı olmakla ihramdan çıkılmış olmaz. Bu nedenle tavaf ve sa‘y yeniden yapılırken ihramlı olarak edâ edilir. (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/517-518; İbn Cüzey, el-Kavânîn, 89; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/478) Ancak saç tıraşı olmakla ihram yasağı işlenmiş olduğundan ceza gerekir.
Arafat ve Müzdelife’de vakfe yapmak, şeytan taşlamak ve ihramdan çıkmak için hadesten tahâret şartı aranmaz. Buna göre âdetli olarak Arafat’a çıkan bir kadın Arafat ve Müzdelife vakfelerinden sonra şeytan taşlayıp saçını keserek ihramdan çıkabilir.
Hac için ihrama girdikten sonra arefe günü zeval vaktinden bayramın birinci günü fecr-i sâdık arasında Arafat’ta vakfe yapmayan kimse, o sene haccı kaçırmış (fevât) olur. Zira vakfe, haccın rüknüdür. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/177; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/527) Bu durumdaki kimse, umre (tavaf, sa‘y ve saç tıraşı) yaparak ihramdan çıkar. Ancak kırân haccı için ihrama girip umre yapmadan fevât durumu oluşursa önce umrenin tavaf ve sa‘yi yapılır; daha sonra ikinci defa tavaf ve sa‘y yapılıp saç tıraş edilerek ihramdan çıkılır. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/220-221; İbn Nüceym, el-Bahr, 2/377; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/256) Bu durumda temettu‘ veya kırân haccına niyet edilmiş olsa bile şükür kurbanı kesmek gerekmez. Bununla birlikte kaçırılan haccın sonraki yıllarda kazâ edilmesi gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/220-221; Merğînânî, el-Hidâye, 1/177)
Henüz tavaf yapmadan sa‘y yapan ve tıraş olan kimsenin sa‘yi geçerli değildir. Zira sa‘yin geçerli olabilmesi için muteber bir tavaftan sonra yapılmış olması gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/134) Dolayısıyla bu durumdaki kişi, ihramdan çıkmış olmaz; ihram yasağı işlemiş olur. Böyle bir kimse önce tavafını yapar, sonra sa‘yini tekrarlar, daha sonra ihramdan çıkar. Ayrıca ihramdan çıkma vakti gelmeden tıraş olarak ihram yasağı işlediğinden dolayı da kendisine dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162) Şâfiî mezhebine göre küçükbaş hayvan kurban etme, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/247, 367-368) Öte yandan bu süreç içerisinde ihlal edilen diğer ihram yasakları için de ayrıca ceza ödenir.
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
Mekke’ye ihramlı girmelerine izin verilmeyen şoför vb. kimselerin, mikât mahallinde elbiselerini çıkarmadan hac veya umre yapmak amacıyla niyet edip telbiye getirerek Harem bölgesine girmeleri durumunda ihram yasağı işlediklerinin farkında olarak bir an önce elbiselerini çıkarıp ihram örtülerine bürünmeleri gerekir. Ancak niyet ve telbiye ile ihrama girdikten sonra bir gündüz veya gece elbiseli olarak kalmışlarsa Hanefî mezhebine göre ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek), bundan daha az bir süre kalmışlarsa bir fitre miktarı sadaka vermeleri gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/161) Şâfiî mezhebine göre ise cezanın gerekmesi için belirli bir sürenin geçmesi şart olmayıp bu durumdaki kişi ceza olarak bir dem, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini yerine getirir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/383; Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 3/358)
Ziyaret tavafının vakti, Hanefî ve Mâlikî mezhebine göre kurban bayramının ilk günü fecr-i sâdıkla birlikte; Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise gece yarısından sonra başlar. Bu tavafın bayramın birinci günü ihramdan çıktıktan sonra yapılması daha faziletlidir. Bununla birlikte vakti girdikten sonra ziyaret tavafı, ihramdan çıkmadan yapılacaksa ihram örtüleriyle; sonrasında yapılacaksa normal elbiselerle edâ edilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/132; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/470; Mâverdî, el-Hâvî, 4/192; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/391)
Asıl vatanından geçici olarak 90 km veya daha uzak bir mesafeye gitmek üzere yola çıkan kimse, gideceği yerde Hanefî mezhebine göre on beş gün veya daha fazla; diğer mezheplere göre giriş ve çıkış günleri hariç dört gün veya daha fazla kalmaya niyet ederse mukîm; bu sürelerden daha az kalmaya niyet ederse seferî olur. Bu itibarla umreye gidenler, Mekke’de veya Medine’de on beş günden daha az kalacaklarsa Hanefîlere göre seferî sayıldıklarından, dört rek‘atlı farz namazlarını iki rek‘at olarak kılarlar. Ancak cemaatle kılmaları durumunda mukîm olan imama uyduklarında namazlarını tam olarak edâ ederler. Mekke’de veya Medine’de on beş gün veya daha fazla kalacaklarsa namazlarını tam olarak kılarlar.
Hac, belli zaman ve mekânlarda haccetme niyeti ile edâ edilmesi gereken farz bir ibadettir. Hac ibadetinin geçerli olabilmesi için kendisine mahsus şart ve rükünlerin yerine getirilmesi gerekir. Umre ve tavaf yaparak bu şart ve rükünler yerine getirilmiş olmaz. Bu itibarla sayısı ne kadar çok olursa olsun yapılacak umre ve nâfile tavaflar, hac ibadeti yerine geçmez.
Abdestsiz, cünüp veya âdetli olarak yapılan şeytan taşlama geçerlidir; herhangi bir ceza gerekmez. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/127)
Tavaf, İslâm âlimlerinin tamamına göre umrenin farzıdır. Dolayısıyla tavaf terk edilirse umre bâtıl olur ve yeniden yapılması gerekir. Sa‘y ise Hanefî mezhebine göre umrenin vâcibidir. Kişinin iradesi dışında gerçekleşen bir özür olmaksızın sa‘y terkedilirse -umre geçerli olmakla birlikte- dem gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/227; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/544) Şâfiî ve Mâlikî mezheplerine göre ise sa‘y, umrenin rüknü olduğundan umrenin tamamlanması için tavafla birlikte sa‘yin de mutlaka yapılması gerekir. (Nevevî, Ravza, 3/119; Büceyrimî, Tuhfe; 2/460; Hattâb, Mevâhib, 3/13)