İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Ağız veya burun ameliyatı olan bir kimse nasıl abdest alır?

Cevap

Abdestte mazmaza ve istinşâkın (ağza ve burna su vermenin) hükmü âlimler arasında tartışmalıdır. Bunun sebebi, ağız ve burnun, yıkanması farz olan yüzden olup olmadığı konusundaki ihtilaftır. Hanefî, Şâfiî ve Mâlikîlerin içerisinde bulunduğu cumhura göre, ağza ve burna su vermek abdestin sünnetlerindendir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/16; Nevevî, el-Mecmû‘, 1/465; Hattâb, Mevâhib, 1/245) Hanbelîlerde ise hem abdest hem de gusülde ağza ve burna su vermek farzdır. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/88) Bu konuda cumhurun delilleri daha kuvvetli ve isabetlidir. Buna göre abdestte ağzın ve burnun yıkanması sünnet olduğundan, abdest esnasında bir hastalıktan veya ameliyattan dolayı veya sebepsiz olarak ağza ve burna su vermeyi terk eden kimsenin bu davranışı abdestin geçerliliğine engel olmaz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gusülde farz olan boyut üçtür: Ağza su alıp çalkalamak, burna su çekip yıkamak, iğne ucu kadar yer kalmayacak şekilde bütün vücudu yıkamaktır. Burna su vermede de yukarı çıkacak şekilde suyun çekilmesi yeterlidir. Ağız da aynı şekilde doğal bir şekilde ne kadar su verilebiliyorsa gereken o kadardır. Zorlama, tahriş etme gibi bir duruma gerek yoktur. Durumunuz için de istiğfar edip bundan sonraki süreçte dikkatli olmanız yeterlidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki; gusülde veya abdestte vesveseye kapılan sıradan bir yıkanmanın ötesine gitmemelidir.

Hocam, şimdiye kadar gusül abdesti alırken, ağzıma ve burnuma normal namaz abdes
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gusül; cünüplük, hayız ve nifas gibi hükmî kirlilik hâllerinin giderilmesi için ağız ve burun dâhil bütün bedeni yıkamak suretiyle yapılan hususi temizlik demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Eğer cünüp iseniz, iyice temizlenin (yıkanın).” (en-Nisâ, 4/43; el-Mâide, 5/6) buyrulmaktadır. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünnetinde de ihtilam olma veya cinsel ilişki sonucu cünüplük hâlinde veya hayız ve nifas sonrasında gusletmek emredilmiştir. (Buhârî, Gusül, 22, 28 [282, 291]; Müslim, Hayız, 87-88 [348-349]; Ebû Dâvûd, Tahâret, 118, 127 [314, 359]) Gusül abdesti ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak, burna su çekmek ve bütün vücudu hiç kuru yer bırakmayacak şekilde yıkamak suretiyle alınır. Burada sayılan işlemler Hanefîlere göre guslün farzlarıdır. Birinin eksik bırakılması hâlinde gusül geçersiz olur. Guslün bu farzlarından başka bir de sünnetleri vardır. Sünnetleri de yerine getirilerek gusül şöyle alınır: Gusletmek isteyen kimse niyet ederek besmele çeker. Ellerini yıkar, vücudunda bir necaset/maddî kirlilik var ise onu temizler, avret yerlerini yıkar. Sonra sağ eli ile üç defa ağzına su vererek iyice çalkalar, daha sonra üç defa burnuna su çekerek temizler ve namaz abdesti gibi abdestini tamamlar. Sonra da vücudunun her tarafını iyice yıkar. Guslettiği yerde su birikiyorsa, son olarak ayaklarını yıkayıp guslünü tamamlar.

Gusül (boy abdesti) ne zaman gereklidir ve sünnete uygun gusül abdesti nasıl alı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Allah'ın dininde zorluk yoktur; sizin özel sağlık sorununuz size ne kadar izin veriyorsa o kadar yapmanızda hiçbir sakınca yoktur. Size göre zararsız olan ne kadar ise o kadar su verin. Geçmiş olsun.

Hocam saygılar, gusül abdesti alırken buruna su çekmek farz olduğu için özen gös
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefîlere göre abdestin farzları, Kur’ân-ı Kerîm’de (el-Mâide, 5/6) ifade edildiği üzere; yüzü yıkamak, kolları dirseklerle birlikte yıkamak, başı mesh etmek, ayakları topuklarla birlikte yıkamaktır. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/7) Şâfiîlere göre bu şartlara ilaveten, abdeste niyet etmek ve tertip (abdest organları yıkanırken âyetteki sırayı gözetmek) de farzdır. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/167-180) Hanbelîler, tertibi ve bir görüşlerinde organların ara verilmeden art arda yıkanmasını (muvâlâtı) (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/100-101); Mâlikîler ise niyet ve abdest organlarının art arda yıkanması yanında, organların yıkanırken ovulmasını da abdestin farzlarından sayarlar. (Haraşî, Şerhu Muhtasar, 1/120) Abdestin ittifak edilen farzlarının ayrıntılarıyla ilgili de mezhepler arasında bazı farklılıklar vardır. Hanbelîlere göre yüzü yıkamanın kapsamına ağza ve burna su vermek dâhildir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/87, 88) Aynı şekilde hem Mâlikîler hem de Hanbelîlerce tercih edilen görüşe göre başın tamamını mesh etmek farzdır. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/92-94; Haraşî, Şerhu Muhtasar, 1/124-125)

Mezhepler arasında abdestin farzları konusunda farklılık var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Abdest, bazı ibadetleri yapabilmek için dirseklerle beraber el ve kolların, yüzün ve aşık kemikleri ile beraber ayakların yıkanması ve başın mesh edilmesinden ibaret hususi bir temizliktir. Abdestle ilgili olarak Kur’ân-ı Kerîm’de, “Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar kollarınızı yıkayın, başınızı mesh edin ve aşık kemikleri ile beraber ayaklarınızı yıkayın… Eğer su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm edin.” (el-Mâide, 5/6) buyrulur. Hz. Peygamber (s.a.s.), abdestin nasıl alınacağını Müslümanlara fiilî olarak gösterdiği gibi (İbn Mâce, Tahâret, 47 [419]; Merğînânî, el-Hidâye, 1/16) abdestsiz olarak kılınacak hiçbir namazın Allah (c.c.) katında kabul olunmayacağını da ifade etmiştir. (Buhârî, Vudû’, 2 [135]; Müslim, Tahâret, 2 [225]; İbn Mâce, Tahâret, 47 [419]) Farzları, sünnetleri ve adabına riâyet edilerek abdest şöyle alınır: Niyet edilir ve besmele çekilir. Önce eller bileklere kadar ve parmak araları da hilallenerek/ovuşturularak üç defa yıkanır. Abdest azalarında suyun temasına engel maddeler varsa imkân ölçüsünde temizlenir. Parmaktaki yüzük oynatılır. Sağ el ile üç defa ağza su verilerek ağız temizliği sağlanır. Aynı şekilde üç defa burna su verilerek burun temizlenir. Ardından yüz üç kere yıkanır. Sonra dirsekle birlikte sağ kol üç defa ve aynı şekilde sol kol üç defa yıkanır. Sağ el ıslatılarak avuç ve parmakların içiyle başın dörtte biri veya tamamı bir defa mesh edilir. Eller tekrar ıslatılarak başparmakla kulağın dışı, şehadet parmağı veya serçe parmakla içi mesh edildikten sonra her iki elin arkasıyla boyun mesh edilir. Önce sağ, sonra sol ayak, parmak uçlarından başlanarak topuk ve aşık kemikleri de dâhil olmak üzere yıkanır. Suyun parmak aralarına ulaşmasına özen gösterilir. (Buhârî, Vudû’, 22-24 [157-159]; Müslim, Tahâret, 3-6 [226-227]; Kâsânî, Bedâ’i, 1/23-25; İbn Cüzey, el-Kavânîn, 19-21)

Abdest nedir ve nasıl alınır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Önce bir doktora görünün, ondan rapor alın. Doktor bölümü bitince şöyle yapın: Size abdest olarak öğretilen şeyin dışında hiçbir şey yapmamaya karar verin. Abdestsiz namaz kılın, kolunuz kuru kalsın, ayağınız yıkanmamış olsun ama tekrar yıkamayın. Size tekrar yasak! Sadece abdestte değil şeytan bütün ibadetlerinizde sizi çökertecek dikkat edin. Tekrar yıkamak yok; cünüp gezin ama tekrar yıkamayın!

Selamünaleyküm. Değerli hocam bende son zamanlarda su vesvsesi olduğunu düşündüğ

TIP ve SAĞLIK konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vücuda iğneler batırılıp, açılan deliklere boyalı maddeler konularak yapılan dövme, eski çağlardan beri yapılan bir câhiliye âdeti olup sağlık açısından zararlı olduğu gibi dinen de yasaklanmıştır. Nitekim dikkat çekmek, daha güzel görünmek amacıyla yaratılıştan gelen özelliklerin değiştirilmesi İslâm dininde, fıtratı bozma kabul edilerek yasaklanmıştır. (en-Nisâ, 4/119) Hz. Peygamber (s.a.s.), vücuda dövme yapmak, dişleri incelterek seyrekleştirmek gibi ameliyeleri; yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanların ve yaptıranların Allah’ın rahmetinden uzak olacağını bildirmiştir. (Buhârî, Libâs, 83-87 [5935-5948]; Müslim, Libâs, 120 [2125]) Dolayısıyla dövme yaptırmak caiz değildir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/70)

Dövme yaptırmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayati öneme sahip bir tedavinin helal olan nesnelerle yapılabilme imkânı bulunmadığı hâllerde (zaruret gereği), tedavide haram olan nesnelerden de yararlanılabilir. Bu itibarla, kalp kapakçığının değişmesi zorunlu olan bir hastanın tedavisinde, helal yollarla bir alternatif bulunmaması ya da bulunan diğer çözümlerin verimli ve sağlıklı olmaması hâlinde domuzdan elde edilen kalp kapakçığının kullanılması da caiz olur.

Domuz kalp kapağının insan kalbine takılması caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tıbbi verilere göre yaşama ümidi kalmamış veya şiddetli acılar hisseden bir insanın, hayatına bir başkası eliyle son verdirmesi demek olan ötanazi, talepte bulunan kişi açısından intihar, bunu uygulayan açısından cinâyettir. İslâm dinine göre, kişinin kendi canına kıyması (intihar) haramdır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de, “Ey iman edenler!... Kendinizi öldürmeyin Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. Kim düşmanlık ve haksızlık ile bunu (haram yemeyi veya öldürmeyi) yaparsa (bilsin ki) onu ateşe atacağız; bu ise Allah’a çok kolaydır.” (en-Nisâ, 4/29-30), “…Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Allah, bunları size düşünesiniz diye söylemektedir.” (el-En‘âm, 6/151) buyrulmuştur. Peygamberimiz (s.a.s.), acı ve sıkıntılardan dolayı ölümün temenni edilmemesini istemiştir. (Buhârî, Merdâ, 19 [5671]; Müslim, Zikir, 10 [2680]) Temennisi bile yasak olan bir işi gerçekleştirmek elbette büyük bir cürüm olur. Bu deliller de gösteriyor ki Allah’ın emanet ettiği cana kıymak caiz değildir. (Tahtâvî, Hâşiye, 602-603) Çünkü bu, hem Allah’ın koyduğu sınırları çiğnemek hem de O’nun takdirine karşı isyan anlamına gelir. Çekilen dertler ve acılar, müminin günahları için keffârettir. Üstelik bugün, yaşamından ümit kesilen hasta için hızla gelişen tıpta yeni bir tedavi imkânının ortaya çıkması, ihtimal dışı değildir.

Ötanazi caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir hastalığın tedavisi için helal olan başka maddelerden elde edilmiş bir ilaç henüz üretilmemiş ya da üretilen bu ilaca ulaşma imkânı yok ise haram olan bir maddenin veya bundan üretilen bir ilacın, meslekî ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen uzman bir doktor tarafından tavsiye edilmesi hâlinde, kullanılmasında dinen bir sakınca yoktur. Çünkü “Zaruretler yasakları mubah kılar.” (Mecelle, md. 21) Zaruret ortadan kalkar ve başka helal maddelerden yapılan ilaçlar bulunursa, o zaman helal olanları kullanmak gerekir. Çünkü “Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur.” (Mecelle, md. 22)

Kullanılması veya yenilmesi haram bir maddenin ya da bunlardan imal edilen ilaçl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İster kadın, ister erkekteki bir kusur sebebiyle, tabiî ilişkiyle gebeliğin gerçekleşmesi mümkün olmadığı takdirde, Din İşleri Yüksek Kurulunun 20.05.1992 tarihli kararına göre: a) Döllendirilecek yumurta ve spermin her ikisinin de nikâhlı eşlere ait olması, yani bunlardan herhangi birisinin yabancıya ait olmaması; b) Döllenmiş olan yumurtanın, başka bir kadının rahminde değil de yumurtanın sahibi olan eşin rahminde gelişmesi; c) Bu işlemin, gerek anne-babanın gerek doğacak çocuğun maddî, ruhî ve aklî sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağı tıbben sabit olmak şartıyla tüp bebek yöntemine başvurmakta bir sakınca yoktur. Başka bir kadının yumurtasının alınması veya kocası dışında yabancı bir erkeğin sperminin kullanılması ile bir kadının gebeliğinin sağlanması ise caiz değildir.

Tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sağlığa zararlı olmamak şartıyla deri altına hormon düzenleyici yerleştirmek (implant), kondom kullanmak, azil (geri çekilmek) gibi yöntemlerle hamileliğin önlenmesinde dinen bir sakınca yoktur. Bununla birlikte annenin hayatı söz konusu olmadıkça hamilelik gerçekleştikten sonra, hangi aşamada olursa olsun, kürtaj ve benzeri yöntemlerle çocuğun alınması caiz değildir. Çünkü hamileliğin başlaması ile doğacak çocuğun hayat hakkı gerçekleşmiş olur. Maddî ya da sosyal endişelerle ceninin hayatiyetini bir şekilde sona erdirmek hayat hakkına tecavüzdür. Allah Teâlâ, “Fakirlik endişesi ile çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız.” (el-En‘âm, 6/151) buyurmuştur.

Doğum kontrolünün dinî hükmü nedir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.