Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşim sinirliyken ailesinin zorlaması üzerine beni istemeden de olsa boşadı ve onları da şahit tuttu. Zor durumdayım ve günaha girmek istemiyorum. Ben bu durumda boşanmış sayılıyor muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Boşamak asla hoş değildir. Çaresiz kalınca boşayan da günaha girmez.
Size en yakın müftülüğe giderek yüz yüze görüşüp fetva alın.
Selamünaleyküm. Şahit gerekmez ama sizin eşinizle beraber bir müftülüğe gidip yüz yüze fetva istemeniz daha doğru olur.
Sizin böyle bir hakkınız yoktur. Talepte bulunursunuz o da kabul ederse bir sıkıntı olmaz, o kadar.
Boşanmayı istememekte haklısınız. İstemeyin. Buna rağmen o bir yolunu bulup boşar veya boşanırsa o zaman çaresine bakarsınız. Eşiniz istiyor diye boşanmayı istemeniz şart değildir.
Selamünaleyküm. Bununla eş boşanmaz ama ahlâk gidebilir.
aile konusundaki diğer fetvalar
Erkek açısından ailenin bilgisi şart değildir. Bir ahlâk ve nezaket gereği olarak şart denebilir ama nikâha zararı söz konusu değildir. Kadın açısından ise baba bilgisi ve onayı şart gibidir. Her ne kadar baba bilgisi olmadan yapılan nikâh geçerlidir deniyorsa da ağır bir sorun ile başlayan nikâh olur o nikâh. Nikâh dediğimiz kavramın din ile alakalı boyutu açısından belediye ile dini bir bağı yoktur.
Onu bunu bırak da sen, istenmediğin bir kapıda neden beklediğini düşün. Onurlu bir insan olarak istenmediğin kapıda durma. Allah’ın sana yazdığı başka bir nasibini ara.
Namaz kaçırma başta olmak üzere dini vazifelerde aksatma/hafifletme gibi sorunlar bu hayatın sorunlarındandır. Şu toplumda “iyi Müslüman” olarak bilinenler dâhil olmak üzere belki üç beş kişi bu ve benzeri sorunları yaşamıyordur. Hayat yürüyüşü başlı başına bir sınavdır. Bu sınavın en çok karşılaşılan türlerinden biri de ibadetlerde dünkü hassasiyetin bugün olmayışı veya korunamayışıdır. Allah Teâlâ hepimizi dininde sabit kılsın. Âmîn. Şu planlama ile biiznillah sorun kısa vadede atlatılır: Bizim bir ibadet boyutumuz var bir de itikat boyutumuz. İbadetlerde bu tür eksiklikler, aksaklıklar hayatın akışı içerisinde doğal kabul edilebilir. Aynı doğallığı itikada akit noktalarda asla kabul edemeyiz. Örneğin: Namaz aksatmak telafisi olabilir veya zamana yayılarak toparlanabilir bir durumdur ama bu namaz kaçırmayı bir hak gibi görmenin, boyun büküklüğü nedeni olarak anlamamanın hiçbir kabul edilirliği yoktur, olamaz da. İki konum arasındaki farkı bilebilen mü'min biiznillah yükselişe devam ediyordur. Mesela namaz kaçırmaya veya zikir eksikliğine gösterilen tepki gidişatın yönünü de gösterir. Sabah uyandığında namazın kaçtığını anlayınca "zaten yorgundum.." diye öne çıkan refleks var, "inna lillahi ve inna ileyhi raciûn" diyerek ürperen kalbin sahibi olmak var. İkisi arasındaki fark iyileşme umudu olan hasta ile umudu tükenmiş hasta arsındaki fark gibidir. Namaz veya diğer ibadetlerden kaçanın/ihmal edilenin/ hafifletilenin yerine ilk fırsatta telafisini yapmak gerekir; yarayı açık bir şekilde kanamaya bırakmadığımız gibi zayi olan ibadetin telafisini de geciktirmemek gerekir. Bu tür sorunları asla aile içi tartışma konuları arasına sokmamak gerekir. Şeytana aradığını vermek yerine dua ve istiğfar ile yola devam edilmelidir. Hiç akla gelmez bir menfezden şeytan çözülemez bir problem üretebilir maazallah. Benim bizden sonra gelen kuşakların bu tür ihmalleri ve hataları etrafında gözlemlediğim hususlardan biri de kaçan namazların her birini dini zayıflatmak için makul bir gerekçeye dönüştürmeleridir. Örnek olarak da şunu zikredebilirim: İki aydır haftada üç kere namaz kaçıran birisi olduğuma göre benim artık faizli bir işlem yapmam da normal olmalıdır ya da normaldir, yuvarlandık bir kere… Tarzındaki eriyiş veya kadın ise başını açmayı, tesettürünü azaltmayı normal görmesidir. Bu tam anlamıyla bir yuvarlanıştır, çöküştür maazallah. Bunun dışında devam edin. Çokça dua edin, istiğfar edin. Sabredin. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.
Sizin özellikle bir psikologla bu durumu görüşmeniz gerekir. Zaman geçirmeden psikoloğa gidin.
Zina tehlikesi varsa hemen evlen. Öyle bir tehlike yoksa aileni yani anne babanı önemse, onların razı olmayacağı işte hayır görme. Tekrar rica et, yalvar. Yok derlerse karşılığını Allah'tan bekle ve onlara razı ol.
Size verilmiş bir paranın aslı ne olursa olsun, o sizin malınızdır. Onu istediğiniz iş için kullanabilirsiniz.