İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Selamünaleyküm. Öncelikle Allah sizlerden razı hoşnut olsun inşallah. Beni rahatsız eden konu dini kanalların çoğalması ile birlikte Müslümanlara zarar veren din üzerinden rant sağlayan insanların varlığı. Örneğin kendini mehdi ilan eden kişi Allah ile konuştuğunu, kendisine Allah tarafından 19 cilt Kur’an yazdırıldığını söyleyen ve yandaşlarının tasavvuf kisvesi altında taraftar toplamaya çalışan insanların yoğun çabası, bunun neticesinde de ilmi bilgisi yeterli olamayan arkadaşların bu kişilerin tuzağına düştüğü gözlemleniyor.Müsbet kanal ve kişilerin ise bu konulara yeterince ses çıkarmaması beni ayrıca üzüyor.Mesela dini programlarda nasıl içki,zina,kumar ile ilgili konular işleniyorsa bu sahte peygamberlik konularına ayet ve hadisler ile açıklık getirilirse faydalı olacağı kanaatindeyim.Bence çok büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız.Ne olur sevgili hocalarım bir platformda bu konuya değinsinler.Allah yar ve yardımcınız olsun.

Cevap

Selamünaleyküm. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Deccal fitnesinden bahsettiğinde ashabı kiram, 'arkama dönsem, Deccal ile karşılaşırım' zannedecek kadar hazır olmaya çalışan bir idrak içinde idiler. Allah Teâlâ, fitnesiz bir ortam vaadinde bulunmamıştır. Fitne muhakkak olacaktır. En ağır fitne de Müslümanların İslam adı ile çıkmış fitnelere düşmeleridir. Herkes dininin kıymetini bilsin, fitneye karşı tedbir alsın. Hiç okuma yazma bilmeyen, şehir görmemiş insanlar hatta kuruşu olmayanlar dahi döviz kurlarını günlük izleyip anlıyorlar da, cennet veya cehennemimizle alakalı olayları neden takip edemiyor olsunlar? Fitne gelecektir, bundan kaçış yok; herkes dinini koruyacak.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Allah'ın kullarını imtihanı, sadece kâfirlerin saldırısı şeklinde değildir. Bilakis, kâfirlerin saldırısı en küçüğü denebilecek düzeydedir. Asıl imtihan, insanın zevkleri ve kendi neden gibileri üzerinden yapıldığında ağır olur, kazanılması zor olur. Sözünü ettiğiniz kişi ve kurumları düzeltme, insanları onlardan kurtarma gibi hayaller yerine, kendimizi o fitnelere düşmekten korumayı tercih etmemiz gerekir. Kurtarırken kurtulmaya muhtaç duruma düşmek de vardır. Genelde de olan budur. Allah Teâlâ herkesi imtihan etmektedir; hakkı bilip, izini sürmek herkesin vazifesidir. Nefislere hoş gelen şeylerle kendini oyalayanların mazeretlerini Allah'a inandırmaları ne kadar mümkündür?Evet, yardım edelim ama önce kendimize! Yangından kurtarırken yanmanın anlamı yoktur.

Selamünaleyküm hocam. İnternet üzerinde "kurandakidin.com" adresinde diye bir si
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam.Evet, tam anlamıyla bir fitne döneminde yaşıyoruz. Yalnız şunu kesin bir bilgi olarak idrak etmemiz de şarttır: İnsanın bulunduğu her yer ve her zaman bir tür fitne muhakkak vardır. Zira fitne, Allah Teâlâ’nın kulunu imtihan etmesi demektir. İmtihan her zaman ve her insan için var olacağına göre fitnesiz bir zaman beklentisi içinde olmamız doğru değildir. Bize düşen, bulunduğumuz zamanda ne ile sorumlu olduğumuzu bilip gücümüz yettiği kadarı ile imtihanı kazanmaya çalışmaktır. Gündemle gereğinden fazla meşgul olmak akıntıya kapılmak olarak sonuçlanabilir. ULÜ’L-EMR, dinimize ait bir kavramdır. Bu kavramın anlamı ‘mü'minlerin başındakiler’ şeklinde anlaşılabilir. Mü'minlerin başındakilerin ise MÜ’MİNLERDEN BİRİ olması gerektiği tartışılamayacak açık bir gerçektir. Mü'minlerin başındakilerin ise mü'minler, bir toplum olduklarında anlam ifade eder. Dağılmış parçacıklardan birinin içinde birinin mü'minlerin başında veya dibinde olması bir sonuç doğurmaz. Bu sebeple anlaşılıyor ki, şu dönemde mü'minler olarak neden bizim bir Hilafetimiz yok, Halifemiz nerede sorularını iyi düşünmek gerekmektedir.Her hâlükârda ulü’l-emr aynı zamanda ALİMLER anlamına da gelmektedir. Bu açıdan da konuyu ele alalım.

Selamünaleyküm hocam. Bu fitne döneminde, Allah (azze ve celle)'nin kendisinden
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Konuyu sadece YÜZÜN GÖRÜLMESİ şeklinde ele almak isabetli olmaz. Evet, kadının yüzünün kamuya açık durumda olması mahremiyet açısından sıkıntılıdır. Bir de kontrolsüz veya kontrolü imkânsız denebilecek bir alanda Müslüman kadının kendisini salmasının ne kazandırıp ne kaybettireceğine de bakmak gerekiyor. Çağımızın bir silahı olarak bu tür mecralar önemli ve gereklidir ama doğrusu benim kalbim zararı ile kârını tartarken kârını zararının mini bir parçası gibi görmektedir. Belki o durumdaki bir bacımız belli hizmetler edebilir ama ışık vermek için kendisi eriyen fitil durumunda olduktan sonra değer mi? Buna her nefis kendisi karar vermelidir. Herkes “dinimize hizmet etmek” başlığının içini doldurmaya çalışıyor ama en büyük hizmetimizin kendimizi temiz ve ihlaslı yaşatmak olacağı biraz unutuluyor gibi bir durum var. Birilerinden önce kendimizi ihya etmemiz şarttır. Allah yardımcımız olsun.

Sayın hocam, güzel dinimizi anlatmak adına Youtube'da sizler gibi çok fazla büyü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

a. Bu hadis Buharî’de (5096) ve Müslim’de (2740) başta olmak üzere sahih hadis kitaplarında geçmektedir. Buna göre de hadisin varlığından bir şüphemiz yoktur. b. Hadisi tam olarak şöyle tercüme edebiliriz: “Benden sonra erkekler için kadınlar gibi bir fitne bırakmadım.” Buradaki “bırakmadım”, “yoktur” anlamındadır. c. Fitne ifadesi sıradan bela/kötülük/musibet şeklinde anlaşılamaz. Fitne, sınav anlamınadır. Kadının erkeğe fitne olması, onu Allah’ın yarattığı maksat üzere bulamaması demektir. Kadının Allah’ın yarattığı maksadın dışına taşmış olarak yaşaması, erkeğin onu kulluk kurallarını belirleyen şeriat kaideleri haricinde bir konumla şeytanın hilelerine alet olmuş olarak görmesi, erkek için kontrolsüz bir güce karşı korumasız kalması demektir. Bu da erkek için fitnedir yani ağır bir sınavdır. Erkek için sınav olan bir şey onun yarısı olan kadın için de sınavdır. Bu hadisteki fitne olma durumu, kadının erkek penceresinden bakılıp görülen bela olma yerine birbirlerinin imtihanı olarak aynı süreci yaşamaları şeklinde sonuç verir. Fitne kelimesinin Kur'an’ımızdaki kullanımıyla hayır ve şerri aynı anda üretebilecek ve getirebilecek işler için zikredildiğini bilmeliyiz. Bir hayır ise onu kaybetmek şer, şer ise ondan kurtulmak hayır olacak çizgide duran bir kavram olarak fitne, hayatın akışı içinde insanın sınavına işaret eden bir sözcüktür. d. Hadisteki bu anlam, Kur'an’ımızın âyetlerinde de vardır. Âl-i İmrân ve Teğâbun surelerinin 14. âyetlerinde bu anlam başka bir ifadeyle vardır. Aynı şekilde farklı hadislerde de bu anlamı güçlendiren ifadeler vardır: “Dünya tatlıdır, yeşildir. Ve Allah dünyayı size verecek, ne yapacağınızı görecektir. Dünyaya dikkat edin. Kadınlara dikkat edin. İsrailoğullarının ilk fitnesi kadınlar konusundaydı.” (Müslim) “Dünya bir nimettir. Dünyanın en iyi nimeti de saliha kadındır.” (Müslim) e. Bu mübarek hadisin nasıl bir nebevî mucize olduğunu bugünkü nesiller bütün nesillerden daha iyi anlamışlardır. Kadın üzerinden kurulan sömürü piyasası bütün dünyada kazandıran bir ticarete dönüşmüştür. Dolayısıyla Peygamber aleyhisselam Efendimiz bu sözüyle kadını, erkeği ve bütün ümmetini uyarmıştır.

Peygamberimizin “Benden sonra erkekler için kadınlar gibi bir fitne bırakmadım”
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bu durum, 'âlim' kelimesinin değer kaybetmesinden kaynaklanıyor. Herkesin âlim olabildiği bir zamanda yaşıyoruz. Bu bir fitnedir. Ümmetimizin geçmişteki ilim birikimini bugünlere taşıyan büyük şahsiyetlerimizi yok sayanı bizim de yok saymamız gerekir. Meseleye böyle bakın.

Selamünaleyküm. Hocam dini konularda yazılar yazan bir kişiye hoca efendi olmadı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, Umumiyetle bu tür soruların bilgi edinmekten çok merak gidermek ve kafa karıştırmak gibi gerekçelerle sorulduğunu düşündüğümüzden cevaplamaktan imtina ediyoruz. Ehil bir hoca nezaretinde okunacak bir akide kitabı üzerinden bu konuların öğrenilmesinde büyük fayda vardır. Yine de sizin sorunuzun bir ilim maksadı taşıdığını umarak kısaca cevap yazıyorum. Temenni ederim maksat hasıl olur. Alıntı yaptığınız cevapta bir ifade dikkatinizden kaçmış olabilir. Cevapta, ‘Ümmetin uleması’nın ‘bir görüş’ etrafından ittifak sağlayamadığına özellikle işaret edilmekte idi. Bunu lütfen dikkate alınız. Aksi halde sonu tekfire varan büyük fitnelere kapı aralamış oluruz Allah muhafaza. Size sadece, cevabımı anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm, İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh)’in Sahih-i Müslim Şerhi’nde 299.hadisi şerhederken belirttiği ayrıntıyı aktaracağım. Umarım sizin için İmam Nevevî yeterli olur: "Şunu bilmelisin: Sıfat hadisleri ve sıfat ayetleri konusunda ilim ehli iki görüştedir. Birinci görüş ki bu görüş SELEFİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN BELKİ DE TAMAMININ görüşüdür. Bu görüşe göre, onların anlamı üzerinde konuşulmaz. Onlara iman etmemiz gerekir. Onlarla alakalı olarak Allah Teala’nın şanına ve azametine uygun bir manaya iman ederiz. Kesin bir şekilde de Allah Teala’nın benzeri hiç bir şeyin olmadığına da iman ederiz. O, cisim olmaktan, intikalden, bir yönde bulunmaktan ve diğer yaratılmışlara ait özelliklerden münezzehtir. Bu görüş, kelam ilmi mensuplarından bir grubun görüşüdür de. Onlardan muhakkik bir bölümün tercihidir. En güzel görüş de bu görüştür. İkinci görüş ise KELAM İLMİ İLE MEŞGUL OLANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN görüşüdür. Bu görüşe göre de o tür hadisler ve ayetler zikredildikleri yerlere göre münasip bir anlam üzerinden tevil edilirler. Ancak o tevili Arapça, usul ve furu ilimlerine sahip, ilimde belli bir merhale kat etmişler yapabilirler." Değerli kardeşim, Nevevî gibi otorite bir ismin bu konularda iki farklı ekol olduğunu belirttiğini görüyorsunuz. Birinci ekolde, İmam Azam’dan başlayan onlarca büyük isim vardır. İkincisinde de bu ümmetin önder âlimleri vardır. Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. O cevapta özellikle belirttiğim gibi bizim gibilerin böyle derin meseleler yerine akıbetimizi düşünüyor olmamız daha doğru olur. Şu sorunun cevabını arayarak bir ömür yaşayalım: ‘Ben Allah’a yakınlıkta neredeyim?’ Rabbim bizi fitneye alet olmaktan muhafaza buyursun, rızasına ermeyi hepimize müyesser kılsın. Duanızı beklerim. Selamünaleyküm. ❓Soru: Bazı Müslümanlar, 'Allah her yerdedir' diyor bazıları da, 'Allah gökte, Arş'ın üzerindedir' diyor. Doğrusu hangisidir? ✅Cevap: Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. ❓Soru: Muhterem hocam, Rabbimizin zaman ve mekandan münezzeh olması ile Mülk suresinin 16. ayetindeki “Gökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin misiniz?” ifadesini nasıl izah edeceğiz? Allah’ın gökte olması nasıl anlaşılmalıdır? Rabbim ilminizi ve amelinizi arttırsın. ✅Cevap: Allahu Teala, bütün mahlukatını kuşatmıştır. O’nun hükümranlığı altında olmayan bir şey olamaz. Bu âyetten anlaşılması gereken budur. Âyette çelişki gibi görülen duruma gelince, derin asırlardan beri Ümmet’in uleması arasında iki görüş vardır. Bu görüşlerin birincisi, bu tür âyet ve hadislerde anlaşılanı zorlamadan ve yönlendirmeden olduğu gibi kabul etmek gerekir şeklindeki görüştür. Bu görüşe göre, âyetten ne anlaşılıyorsa anlam odur. Yani Allah Teala semâdadır, Arş’a istiva etmiştir, keyfiyeti mechuldür, hiçbir yaratılana benzemez ve O’na cisim isnad edilemez. Semada olması da üstünlüğü ve kuşatmışlığı ifade eder. İkinci görüş ise, âyeti yorumlama yoluyla anlama görüşüdür. Bu görüşe göre de yine bu bir kuşatmış olma ve her şeye hükümran olma anlamındadır ancak bunun ötesinde âyet yukarıda olma veya gökte olma gibi bir anlam vermemektedir. Dikkat ederseniz iki görüşte de azamet ve üstünlük vardır. Daha ötesini karıştırmanın bize bir yararı yoktur. Allah’a emanet olunuz. ❓Soru: “Allah semadadır” demek yanlış mı, eğer yanlışsa bunu diyen mücessimeden mi oluyor? ✅Cevap: Bu mesele asırlardan beri ilim adamları arasında tartışılan bir meseledir. İki görüşü de hararetle savunanlar vardır. Bizim, avamdan kimseler olarak böyle meselelere girmemiz doğru değildir. Bize akide olarak öğretilen konular, Ümmet’in ulemasından ehli sünnet ekollerinden her birinin çizdiği çizgi, diğerinin çizgisinin batıl olmasını gerektirmeyecek bir doğru olarak alınabilir. Uygun olan budur. İlgili Videolar: Kendimi, İmam Maturidi'nin çizgisinde bir Müslüman olarak tarif ediyorum. Ümmetin itikat konusundaki ihtilafları ne zaman son bulacak (Tenzih - Teşbih - Tecsim İnancı Hk.) Akide Konularına Dalmanın Tehlikesi ve İtikadi Konularda Esaslı Duruş İlgili Fetvalar: Hocam, itikatta ihtilaf olur mu? Mü’min Kardeşlerim Şahit Olsun! İman Ettiğim Esası Söylüyorum.. Uçlara çekmeyeceğim, ortayı göstereceğim. Varsın eksikliğim bu olsun. Allah gökte midir? (Mülk suresi 16. ayet) Arş ve İstiva Konusu Ne Kadar Önemli ve Öncelikli İstiva Meselesinde Müteşâbih Ayetler Tevil Edilmeli mi? ‘Ben Allah’a Yakınlıkta Neredeyim?’ Bu soru bize bir ömür yeter! Hangisi doğru akide? Selef - Maturidi - Eşari

Selamünaleyküm muhterem hocam. Allah (celle celalühü)’nin sıfatları hususunda ‘A

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.