İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Bazı Müslümanlar, 'Allah her yerdedir' diyor bazıları da, 'Allah gökte, Arş'ın üzerindedir' diyor. Doğrusu hangisidir?

Cevap

Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. ❓Soru: Muhterem hocam, Rabbimizin zaman ve mekandan münezzeh olması ile Mülk suresinin 16. ayetindeki “Gökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin misiniz?” ifadesini nasıl izah edeceğiz? Allah’ın gökte olması nasıl anlaşılmalıdır? Rabbim ilminizi ve amelinizi arttırsın. ✅Cevap: Allahu Teala, bütün mahlukatını kuşatmıştır. O’nun hükümranlığı altında olmayan bir şey olamaz. Bu âyetten anlaşılması gereken budur. Âyette çelişki gibi görülen duruma gelince, derin asırlardan beri Ümmet’in uleması arasında iki görüş vardır. Bu görüşlerin birincisi, bu tür âyet ve hadislerde anlaşılanı zorlamadan ve yönlendirmeden olduğu gibi kabul etmek gerekir şeklindeki görüştür. Bu görüşe göre, âyetten ne anlaşılıyorsa anlam odur. Yani Allah Teala semâdadır, Arş’a istiva etmiştir, keyfiyeti mechuldür, hiçbir yaratılana benzemez ve O’na cisim isnad edilemez. Semada olması da üstünlüğü ve kuşatmışlığı ifade eder. İkinci görüş ise, âyeti yorumlama yoluyla anlama görüşüdür. Bu görüşe göre de yine bu bir kuşatmış olma ve her şeye hükümran olma anlamındadır ancak bunun ötesinde âyet yukarıda olma veya gökte olma gibi bir anlam vermemektedir. Dikkat ederseniz iki görüşte de azamet ve üstünlük vardır. Daha ötesini karıştırmanın bize bir yararı yoktur. Allah’a emanet olunuz. ❓Soru: “Allah semadadır” demek yanlış mı, eğer yanlışsa bunu diyen mücessimeden mi oluyor? ✅Cevap: Bu mesele asırlardan beri ilim adamları arasında tartışılan bir meseledir. İki görüşü de hararetle savunanlar vardır. Bizim, avamdan kimseler olarak böyle meselelere girmemiz doğru değildir. Bize akide olarak öğretilen konular, Ümmet’in ulemasından ehli sünnet ekollerinden her birinin çizdiği çizgi, diğerinin çizgisinin batıl olmasını gerektirmeyecek bir doğru olarak alınabilir. Uygun olan budur. ❓Soru: Selamünaleyküm muhterem hocam. Allah (celle celalühü)’nin sıfatları hususunda ‘Allah nerede?’ sorusunu cevaplandırırken, farklı görüşler olduğunu ifade etmişsiniz. Bu konuları irdelemenin çok doğru olmadığını biliyorum fakat düşüncelerimin yerine oturması için affınıza sığınarak biraz daha açıklık getirmenizi rica ediyorum. Sizi Allah için seviyor ve dualarınızı istirham ediyorum. ✅Cevap: Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, Umumiyetle bu tür soruların bilgi edinmekten çok merak gidermek ve kafa karıştırmak gibi gerekçelerle sorulduğunu düşündüğümüzden cevaplamaktan imtina ediyoruz. Ehil bir hoca nezaretinde okunacak bir akide kitabı üzerinden bu konuların öğrenilmesinde büyük fayda vardır. Yine de sizin sorunuzun bir ilim maksadı taşıdığını umarak kısaca cevap yazıyorum. Temenni ederim maksat hasıl olur. Alıntı yaptığınız cevapta bir ifade dikkatinizden kaçmış olabilir. Cevapta, ‘Ümmetin uleması’nın ‘bir görüş’ etrafından ittifak sağlayamadığına özellikle işaret edilmekte idi. Bunu lütfen dikkate alınız. Aksi halde sonu tekfire varan büyük fitnelere kapı aralamış oluruz Allah muhafaza. Size sadece, cevabımı anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm, İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh)’in Sahih-i Müslim Şerhi’nde 299.hadisi şerhederken belirttiği ayrıntıyı aktaracağım. Umarım sizin için İmam Nevevî yeterli olur: “Şunu bilmelisin: Sıfat hadisleri ve sıfat ayetleri konusunda ilim ehli iki görüştedir. Birinci görüş ki bu görüş SELEFİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN BELKİ DE TAMAMININ görüşüdür. Bu görüşe göre, onların anlamı üzerinde konuşulmaz. Onlara iman etmemiz gerekir. Onlarla alakalı olarak Allah Teala’nın şanına ve azametine uygun bir manaya iman ederiz. Kesin bir şekilde de Allah Teala’nın benzeri hiç bir şeyin olmadığına da iman ederiz. O, cisim olmaktan, intikalden, bir yönde bulunmaktan ve diğer yaratılmışlara ait özelliklerden münezzehtir. Bu görüş, kelam ilmi mensuplarından bir grubun görüşüdür de. Onlardan muhakkik bir bölümün tercihidir. En güzel görüş de bu görüştür. İkinci görüş ise KELAM İLMİ İLE MEŞGUL OLANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN görüşüdür. Bu görüşe göre de o tür hadisler ve ayetler zikredildikleri yerlere göre münasip bir anlam üzerinden tevil edilirler. Ancak o tevili Arapça, usul ve furu ilimlerine sahip, ilimde belli bir merhale kat etmişler yapabilirler.” Değerli kardeşim, Nevevî gibi otorite bir ismin bu konularda iki farklı ekol olduğunu belirttiğini görüyorsunuz. Birinci ekolde, İmam Azam’dan başlayan onlarca büyük isim vardır. İkincisinde de bu ümmetin önder âlimleri vardır. Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. O cevapta özellikle belirttiğim gibi bizim gibilerin böyle derin meseleler yerine akıbetimizi düşünüyor olmamız daha doğru olur. Şu sorunun cevabını arayarak bir ömür yaşayalım: ‘Ben Allah’a yakınlıkta neredeyim?’ Rabbim bizi fitneye alet olmaktan muhafaza buyursun, rızasına ermeyi hepimize müyesser kılsın. Duanızı beklerim. İlgili Videolar: Kendimi, İmam Maturidi'nin çizgisinde bir Müslüman olarak tarif ediyorum. Ümmetin itikat konusundaki ihtilafları ne zaman son bulacak (Tenzih - Teşbih - Tecsim İnancı Hk.) Akide Konularına Dalmanın Tehlikesi ve İtikadi Konularda Esaslı Duruş İlgili Fetvalar: Hocam, itikatta ihtilaf olur mu? Mü’min Kardeşlerim Şahit Olsun! İman Ettiğim Esası Söylüyorum.. Uçlara çekmeyeceğim, ortayı göstereceğim. Varsın eksikliğim bu olsun. Allah gökte midir? (Mülk suresi 16. ayet) Arş ve İstiva Konusu Ne Kadar Önemli ve Öncelikli İstiva Meselesinde Müteşâbih Ayetler Tevil Edilmeli mi? ‘Ben Allah’a Yakınlıkta Neredeyim?’ Bu soru bize bir ömür yeter!
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allahu Teala, bütün mahlukatını kuşatmıştır. O'nun hükümranlığı altında olmayan bir şey olamaz. Bu âyetten anlaşılması gereken budur. Âyette çelişki gibi görülen duruma gelince, derin asırlardan beri Ümmet'in uleması arasında iki görüş vardır. Bu görüşlerin birincisi, bu tür âyet ve hadislerde anlaşılanı zorlamadan ve yönlendirmeden olduğu gibi kabul etmek gerekir şeklindeki görüştür. Bu görüşe göre, âyetten ne anlaşılıyorsa anlam odur. Yani Allah Teala semâdadır, Arş'a istiva etmiştir, keyfiyeti mechuldür, hiçbir yaratılana benzemez ve O'na cisim isnad edilemez. Semada olması da üstünlüğü ve kuşatmışlığı ifade eder.. İkinci görüş ise, âyeti yorumlama yoluyla anlama görüşüdür. Bu görüşe göre de yine bu bir kuşatmış olma ve her şeye hükümran olma anlamındadır ancak bunun ötesinde âyet yukarıda olma veya gökte olma gibi bir anlam vermemektedir. Dikkat ederseniz iki görüşte de azamet ve üstünlük vardır. Daha ötesini karıştırmanın bize bir yararı yoktur. Allah'a emanet olunuz. ❓Soru: Selamünaleyküm muhterem hocam. Allah (celle celalühü)’nin sıfatları hususunda ‘Allah nerede?’ sorusunu cevaplandırırken, farklı görüşler olduğunu ifade etmişsiniz. Bu konuları irdelemenin çok doğru olmadığını biliyorum fakat düşüncelerimin yerine oturması için affınıza sığınarak biraz daha açıklık getirmenizi rica ediyorum. Sizi Allah için seviyor ve dualarınızı istirham ediyorum. ✅Cevap: Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, Umumiyetle bu tür soruların bilgi edinmekten çok merak gidermek ve kafa karıştırmak gibi gerekçelerle sorulduğunu düşündüğümüzden cevaplamaktan imtina ediyoruz. Ehil bir hoca nezaretinde okunacak bir akide kitabı üzerinden bu konuların öğrenilmesinde büyük fayda vardır. Yine de sizin sorunuzun bir ilim maksadı taşıdığını umarak kısaca cevap yazıyorum. Temenni ederim maksat hasıl olur. Alıntı yaptığınız cevapta bir ifade dikkatinizden kaçmış olabilir. Cevapta, ‘Ümmetin uleması’nın ‘bir görüş’ etrafından ittifak sağlayamadığına özellikle işaret edilmekte idi. Bunu lütfen dikkate alınız. Aksi halde sonu tekfire varan büyük fitnelere kapı aralamış oluruz Allah muhafaza. Size sadece, cevabımı anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm, İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh)’in Sahih-i Müslim Şerhi’nde 299.hadisi şerhederken belirttiği ayrıntıyı aktaracağım. Umarım sizin için İmam Nevevî yeterli olur: “Şunu bilmelisin: Sıfat hadisleri ve sıfat ayetleri konusunda ilim ehli iki görüştedir. Birinci görüş ki bu görüş SELEFİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN BELKİ DE TAMAMININ görüşüdür. Bu görüşe göre, onların anlamı üzerinde konuşulmaz. Onlara iman etmemiz gerekir. Onlarla alakalı olarak Allah Teala’nın şanına ve azametine uygun bir manaya iman ederiz. Kesin bir şekilde de Allah Teala’nın benzeri hiç bir şeyin olmadığına da iman ederiz. O, cisim olmaktan, intikalden, bir yönde bulunmaktan ve diğer yaratılmışlara ait özelliklerden münezzehtir. Bu görüş, kelam ilmi mensuplarından bir grubun görüşüdür de. Onlardan muhakkik bir bölümün tercihidir. En güzel görüş de bu görüştür. İkinci görüş ise KELAM İLMİ İLE MEŞGUL OLANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN görüşüdür. Bu görüşe göre de o tür hadisler ve ayetler zikredildikleri yerlere göre münasip bir anlam üzerinden tevil edilirler. Ancak o tevili Arapça, usul ve furu ilimlerine sahip, ilimde belli bir merhale kat etmişler yapabilirler.” Değerli kardeşim, Nevevî gibi otorite bir ismin bu konularda iki farklı ekol olduğunu belirttiğini görüyorsunuz. Birinci ekolde, İmam Azam’dan başlayan onlarca büyük isim vardır. İkincisinde de bu ümmetin önder âlimleri vardır. Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. O cevapta özellikle belirttiğim gibi bizim gibilerin böyle derin meseleler yerine akıbetimizi düşünüyor olmamız daha doğru olur. Şu sorunun cevabını arayarak bir ömür yaşayalım: ‘Ben Allah’a yakınlıkta neredeyim?’ Rabbim bizi fitneye alet olmaktan muhafaza buyursun, rızasına ermeyi hepimize müyesser kılsın. Duanızı beklerim. İlgili Videolar: Kendimi, İmam Maturidi'nin çizgisinde bir Müslüman olarak tarif ediyorum. Ümmetin itikat konusundaki ihtilafları ne zaman son bulacak (Tenzih - Teşbih - Tecsim İnancı Hk.) Akide Konularına Dalmanın Tehlikesi ve İtikadi Konularda Esaslı Duruş İlgili Fetvalar: Hocam, itikatta ihtilaf olur mu? Mü’min Kardeşlerim Şahit Olsun! İman Ettiğim Esası Söylüyorum.. Uçlara çekmeyeceğim, ortayı göstereceğim. Varsın eksikliğim bu olsun. Allah gökte midir? (Mülk suresi 16. ayet) Arş ve İstiva Konusu Ne Kadar Önemli ve Öncelikli İstiva Meselesinde Müteşâbih Ayetler Tevil Edilmeli mi? ‘Ben Allah’a Yakınlıkta Neredeyim?’ Bu soru bize bir ömür yeter! Hangisi doğru akide? Selef - Maturidi - Eşari

Muhterem hocam, Rabbimizin zaman ve mekandan münezzeh olması ile Mülk suresinin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, Umumiyetle bu tür soruların bilgi edinmekten çok merak gidermek ve kafa karıştırmak gibi gerekçelerle sorulduğunu düşündüğümüzden cevaplamaktan imtina ediyoruz. Ehil bir hoca nezaretinde okunacak bir akide kitabı üzerinden bu konuların öğrenilmesinde büyük fayda vardır. Yine de sizin sorunuzun bir ilim maksadı taşıdığını umarak kısaca cevap yazıyorum. Temenni ederim maksat hasıl olur. Alıntı yaptığınız cevapta bir ifade dikkatinizden kaçmış olabilir. Cevapta, ‘Ümmetin uleması’nın ‘bir görüş’ etrafından ittifak sağlayamadığına özellikle işaret edilmekte idi. Bunu lütfen dikkate alınız. Aksi halde sonu tekfire varan büyük fitnelere kapı aralamış oluruz Allah muhafaza. Size sadece, cevabımı anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm, İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh)’in Sahih-i Müslim Şerhi’nde 299.hadisi şerhederken belirttiği ayrıntıyı aktaracağım. Umarım sizin için İmam Nevevî yeterli olur: "Şunu bilmelisin: Sıfat hadisleri ve sıfat ayetleri konusunda ilim ehli iki görüştedir. Birinci görüş ki bu görüş SELEFİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN BELKİ DE TAMAMININ görüşüdür. Bu görüşe göre, onların anlamı üzerinde konuşulmaz. Onlara iman etmemiz gerekir. Onlarla alakalı olarak Allah Teala’nın şanına ve azametine uygun bir manaya iman ederiz. Kesin bir şekilde de Allah Teala’nın benzeri hiç bir şeyin olmadığına da iman ederiz. O, cisim olmaktan, intikalden, bir yönde bulunmaktan ve diğer yaratılmışlara ait özelliklerden münezzehtir. Bu görüş, kelam ilmi mensuplarından bir grubun görüşüdür de. Onlardan muhakkik bir bölümün tercihidir. En güzel görüş de bu görüştür. İkinci görüş ise KELAM İLMİ İLE MEŞGUL OLANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN görüşüdür. Bu görüşe göre de o tür hadisler ve ayetler zikredildikleri yerlere göre münasip bir anlam üzerinden tevil edilirler. Ancak o tevili Arapça, usul ve furu ilimlerine sahip, ilimde belli bir merhale kat etmişler yapabilirler." Değerli kardeşim, Nevevî gibi otorite bir ismin bu konularda iki farklı ekol olduğunu belirttiğini görüyorsunuz. Birinci ekolde, İmam Azam’dan başlayan onlarca büyük isim vardır. İkincisinde de bu ümmetin önder âlimleri vardır. Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. O cevapta özellikle belirttiğim gibi bizim gibilerin böyle derin meseleler yerine akıbetimizi düşünüyor olmamız daha doğru olur. Şu sorunun cevabını arayarak bir ömür yaşayalım: ‘Ben Allah’a yakınlıkta neredeyim?’ Rabbim bizi fitneye alet olmaktan muhafaza buyursun, rızasına ermeyi hepimize müyesser kılsın. Duanızı beklerim. Selamünaleyküm. ❓Soru: Bazı Müslümanlar, 'Allah her yerdedir' diyor bazıları da, 'Allah gökte, Arş'ın üzerindedir' diyor. Doğrusu hangisidir? ✅Cevap: Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. ❓Soru: Muhterem hocam, Rabbimizin zaman ve mekandan münezzeh olması ile Mülk suresinin 16. ayetindeki “Gökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin misiniz?” ifadesini nasıl izah edeceğiz? Allah’ın gökte olması nasıl anlaşılmalıdır? Rabbim ilminizi ve amelinizi arttırsın. ✅Cevap: Allahu Teala, bütün mahlukatını kuşatmıştır. O’nun hükümranlığı altında olmayan bir şey olamaz. Bu âyetten anlaşılması gereken budur. Âyette çelişki gibi görülen duruma gelince, derin asırlardan beri Ümmet’in uleması arasında iki görüş vardır. Bu görüşlerin birincisi, bu tür âyet ve hadislerde anlaşılanı zorlamadan ve yönlendirmeden olduğu gibi kabul etmek gerekir şeklindeki görüştür. Bu görüşe göre, âyetten ne anlaşılıyorsa anlam odur. Yani Allah Teala semâdadır, Arş’a istiva etmiştir, keyfiyeti mechuldür, hiçbir yaratılana benzemez ve O’na cisim isnad edilemez. Semada olması da üstünlüğü ve kuşatmışlığı ifade eder. İkinci görüş ise, âyeti yorumlama yoluyla anlama görüşüdür. Bu görüşe göre de yine bu bir kuşatmış olma ve her şeye hükümran olma anlamındadır ancak bunun ötesinde âyet yukarıda olma veya gökte olma gibi bir anlam vermemektedir. Dikkat ederseniz iki görüşte de azamet ve üstünlük vardır. Daha ötesini karıştırmanın bize bir yararı yoktur. Allah’a emanet olunuz. ❓Soru: “Allah semadadır” demek yanlış mı, eğer yanlışsa bunu diyen mücessimeden mi oluyor? ✅Cevap: Bu mesele asırlardan beri ilim adamları arasında tartışılan bir meseledir. İki görüşü de hararetle savunanlar vardır. Bizim, avamdan kimseler olarak böyle meselelere girmemiz doğru değildir. Bize akide olarak öğretilen konular, Ümmet’in ulemasından ehli sünnet ekollerinden her birinin çizdiği çizgi, diğerinin çizgisinin batıl olmasını gerektirmeyecek bir doğru olarak alınabilir. Uygun olan budur. İlgili Videolar: Kendimi, İmam Maturidi'nin çizgisinde bir Müslüman olarak tarif ediyorum. Ümmetin itikat konusundaki ihtilafları ne zaman son bulacak (Tenzih - Teşbih - Tecsim İnancı Hk.) Akide Konularına Dalmanın Tehlikesi ve İtikadi Konularda Esaslı Duruş İlgili Fetvalar: Hocam, itikatta ihtilaf olur mu? Mü’min Kardeşlerim Şahit Olsun! İman Ettiğim Esası Söylüyorum.. Uçlara çekmeyeceğim, ortayı göstereceğim. Varsın eksikliğim bu olsun. Allah gökte midir? (Mülk suresi 16. ayet) Arş ve İstiva Konusu Ne Kadar Önemli ve Öncelikli İstiva Meselesinde Müteşâbih Ayetler Tevil Edilmeli mi? ‘Ben Allah’a Yakınlıkta Neredeyim?’ Bu soru bize bir ömür yeter! Hangisi doğru akide? Selef - Maturidi - Eşari

Selamünaleyküm muhterem hocam. Allah (celle celalühü)’nin sıfatları hususunda ‘A
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Allah ve Arş sözcükleri kadar birbirini çağrıştıran kaç sözcük vardır? Bu açıdan bakar mısınız meseleye.. Bir de lütfen, kimsenin soru işaretini gidermeyle uğraşıp durmayın. Bırakın herkes Rabbine gitsin, giderken de mümin olmanın sadece namaz kılmakla oluşmayacağını, kul haklarının da iman dairesinde bir dert olacağını bilmek zorunda olacağını anlasın. Allah'a emanet olunuz. Selamünaleyküm. Nureddin YILDIZ facebook.com/nureddinyildiz twitter.com/nurettinyildiz

Selamünaleyküm hocam. Öncelikle Rabbim sizden razı olsun, sizi başımızdan eksik
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. ‘Müçtehidin hatasını Allah’tan başkası bilemez’ sözü anladığınız gibi olamaz. O sözü şu şekilde anlamalıyız: Müçtehit eğer müçtehitlik vasıflarını taşıyarak bir içtihat yaptı ise onun yaptığı içtihadın, Allah’ın hükmüne isabette tam olup olmadığını yani hakkı temsil edip etmediğini biz bilemeyiz. Bunu kesin olarak Allah Teâlâ bilir.’ Böyle kesin bir doğrulama cetveli elimizde yoktur, olamaz da. Bu durumda da içtihat şatlarını barındıran müçtehitlerin içtihatlarını birbirine kırdırma gibi bir yetkimiz de olamaz. Sizin zikrettiğiniz örnekte, yanlışı ortaya çıkardığını söylüyorsunuz ama bir müçtehidin kanaatini, kendisi gibi birinin değerlendirmesi durumunda ortaya bir sonuç çıkabilir. Cümle güzelliği ve benzeri yüzeysel etkilerle hangisinin haklı olduğu üzerinde bir kanaat kullanılamaz. Bundan dolayı da bizim gibi avamdan birilerinin müçtehitler arasında mekik dokuması boş bir iş olur. Bir müçtehide, zahiren hatalı bir tutumu ortaya çıkmadıkça bağlı kalmak zorunlu olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.

Hocam bir mü’min olarak acizane kendimce ilim öğrenmeye, araştırmalar yapmaya ça
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir Müslüman'ın birinci ve tartışmasız bilgi kaynağı kitabımız Kur'an'dır. Kur'an'da ne varsa müslüman onu kendisi için bağlayıcı ve tartışmasız bilgi olarak görür, öyle iman eder. Kur'an'da bulunmayan bir mesele için Müslüman Peygamber aleyhisselamın hadislerine müracaat eder. Sahih ve sarih yani Müslüman'ı bilgi olarak bağlayan bir hadis bulduktan sonra mesele yine bitmiş olur.Bu iki kaynakta bulunmayan bir hususta ise bu iki kaynağa vukufiyeti ile bilinen bir müçtehidin içtihadı ile amel eder. Bunu da fıkıhla amel etmek olarak adlandırabiliriz. Gerek birinci ve gerekse ikinci kaynağın nasıl kullanılacağını da yine fıkıh ehlinden öğreniriz. Netice olarak avami bir ifade ile beyan edecek olursak, bizim eşimizle ne zaman ve nasıl beraber olacağımızı belirleyen esasında Allah Teâlâ'dır. Bu ya direk O'nun kitabından ya da Peygamber'inin Sünnet'inden anlaşılır. Bunu anlayana da Fakîh denmektedir. Bu bilgi kaynaklarının dışında bir Müslüman'ı din olarak bağlayacak bilgi kaynağı yoktur. Tavsiye niteliğinde öğütler olabilir. Sözünü ettiğiniz konuda ne Allah'ın kitabı Kur'an'da ne Sünnet'te ne de fıkıhta muteber bir görüş yoktur. Bir Müslüman eşiyle kadının aybaşı hâli dışında ebediyyen bütün zamanlarda serbes bir ilişkide bulunabilir. Dinimizin ilkeleri bu şekildedir.İbrahim Hakkı veya başka bir zatın yanılması mümkündür. Böyle bir konuda yanılmış olması da onun değerini düşürmez. Nihayetinde içtihat etmiştir, asıl kaynağımız Kur'an bizim için ebediyen değişmez bir kaynaktır. Allah'a emanet olun.

Hocam;Ben 5 yıllık evli bir bayanım,Çocuğum yok.Eşim 1 gününü bir Mümine yaraşır
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Önce şunu tespit edelim: Müslüman Allah’a iman eden insandır. Onun iman ettiği Allah, her şeyi yaratan ve idare edendir. Mülk onundur, söz onundur. Onun imanında her şeyin yaratanı Allah olur. İnsan da üzerine düşeni yapar. İnsan üzerine düşeni yaptıktan sonra gerisinden mesul olmaz. Görevini ihmal ettiğinde ise ihmali kadar sorumlu olur. Bu bir dengedir. Bu denge Müslüman’ı huzurlu kılar. Her şeyi maddi gözle görebilen, ruhtan yoksun anlayış sahipleri için ise matematik hayatın bütünüdür. Rakamlarla okuyabildiklerini anlayabilirler. Biz bu hayatı bakışı bu olanlarla beraber paylaşmaya mecburuz. Gidebileceğimiz başka bir dünya yoktur. Ne biz mü'minler ne de onlar yok oluruz. Bir ortak noktada yaşamaya mecburuz. Şöyle bir gerçeği ihmal ediyoruz: Biz, hayatı ve olayları yorumlarken imanımızın etkisinde bir yorum yapıyoruz, yapmamız de gerekiyor. Bizim iman penceresinden bakarak görüp yorumladıklarımızı bizim gibi iman etmeyenler tarafından da kabul edilmesini istememiz isabetli değildir. Mesela bir deprem konusunda biz onlarla sadece depremin zararlı olduğu ve belli tedbirlerin önceden alınabileceği, olduğunda da insanca bir dayanışma yapılabileceği gibi konularda ortak nokta bulabiliriz. Daha öteye gidip ayrıntılarda buluşmayı istememiz bizim tarafımızdan işlenmiş bir hata olur. Böyle bir beklenti bizi onların gözünde deprem gibi büyük bir musibete karşı yan gelip yatmayı imanı gereği yapan bir tembel durumuna düşürür. Biz ise kesinlikle böyle bir tembelliğe iman etmiyoruz. Bu sonuç bir yandan da dinimize yanlış bakılmasına sebep olacağı için bizi vebal altına da sokacaktır. Belasını arayan insanlar durumuna düşmek hoşumuza gitmeyeceğine göre, iman edenlerle konuşulabilecek ayrıntıları imanı olmayanlarla tartışma hatasını işlememeliyiz. Bugün insanlık olarak yaşadığımız depremler başta olmak üzere seller ve benzeri felaketler hakkında biz şuna inanıyoruz: İçinde bulunduğumuz evrenin ve onun bir parçası olan dünyanın işleme kuralları vardır. Bu kuralların koyanı ve idare edeni de Allah Teâlâ’dır. Bu kuralların önünde mü'min olan ve olmayan eşittir. Kim işleyişe ait tedbirleri daha iyi kullanıyorsa onun güvenliği daha iyi olacaktır. Tedbir alan rahat, tedbiri ihmal eden ise sıkıntılı olacaktır. Bunun bu kadarının dinle alakası yoktur. İnsan bu hayata bir yoğunluk ve mücadele içinde girmiştir. Böyle gelmiş böyle gidecektir. İnsanlar iman ettiler diye depremler kalkacak değildir. Ancak iman eden imanının gereği olarak daha güvenli ve imar edilmiş bir dünya oluşturacak, böylece daha az zarar görecektir. Bir yandan da psikolojisi güçlü olacaktır. Mü'min musibet anında, yapabileceği yapmış birinin rahatlığı ile Rabbine sığınacak ve kalbi rahat edecektir. Böyle bir itidal üzerinde durmalıyız. Allah yardımcımız olsun.

Hocam siz de biliyorsunuz büyük bir deprem yaşadı ülkemiz. Müslüman olarak böyle

allaha mekan isnat etmek konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu mesele asırlardan beri ilim adamları arasında tartışılan bir meseledir. İki görüşü de hararetle savunanlar vardır. Bizim, avamdan kimseler olarak böyle meselelere girmemiz doğru değildir. Bize akide olarak öğretilen konular, Ümmet'in ulemasından ehli sünnet ekollerinden her birinin çizdiği çizgi, diğerinin çizgisinin batıl olmasını gerektirmeyecek bir doğru olarak alınabilir. Uygun olan budur.

"Allah semadadır" demek yanlış mı, eğer yanlışsa bunu diyen mücessimeden mi oluy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dışında insan olup da tenkit edilemez olan yoktur. Bunu şaşmaz bir kanun olarak bilmeliyiz. Mesela Ebu Hanife gibi muhteşem bir insana bile hatalı olmak isnat edilmiştir. Yetiştirdiği talebeler onun sağlığında ona aykırı görüşler belirtmişlerdir. Bu ne onların hatalı olmasını ne de Ebu Hanife'nin değerinin düşmesini gerektirir. Allah hepsine rahmet etsin. İbni Teymiye veya başka biri için de bu geçerlidir. İbni Teymiye, bu Ümmet'in içinden yetişmiş zekâsı ve himmetiyle sivrilmiş şahsiyetlerden biridir. Kendi zamanındaki şartlardan, siyasi ve fikri çalkantılardan etkilenerek büyük bir ilmi faaliyet içine girmiştir. Kesinlikle hatalı olması mümkündür. İbni Teymiye'yi hatasız görmek sadece aptallık olur. İbni Teymiye'nin kendisi bir kere bunu kabul etmez. Ancak bir ilim adamının hata etmesi ile Ümmet'ine hıyanet etmesi aynı değildir. İbni Teymiye'nin itikadî konulardaki görüşlerinde en büyük iddiası selefle yani ilk iki nesille aynı şeyleri düşünme iddiasıdır. Onu tenkit edenlerdeki temel mantık da, kelam ilmi ile gelen son noktaya göre onun söylediklerinde yanlışlar bulunduğu iddiasıdır. Eğer İbni Teymiye'yi tenkit etmek için söz alırsanız, onu dinin dışına bile itebilirsiniz; onun yazılarında ve sözlerinde bunun için yeterli malzeme vardır. Hayır İbni Teymiye'yi de 'bizim' ulemamızdan biri olarak gören bir gözle bakarsanız, onu İmam Malik'ten ayrıt edecek çok şey bulamazsınız. Hele bu sözünü ettiğiniz meselede! Şunu vurgulamak isterim: Biz Ümmet'imizin mezarlığını karıştırarak ne elde ederiz? İlimde, cihadda, fazilette geldikleri seviyeye kulak verelim. Bir âlimin başka bir âlim tarafından tenkit edilmesine dair bir yazı bulan kendini mutlu hissediyorsa o mezarlıkçıdır; ölü kemikleri kurcalamaktadır. Mezarlıklarla uğraşırken dünyanın bize mezar edildiğini anlayamadık. Daha basiretli işler yapmak zorundayız. Allah'a emanet olunuz.

Hocam, İbni Teymiye ile ilgili sohbetinizi dinledim ve çok istifade ettim. Fakat

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.