İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam bir mü’min olarak acizane kendimce ilim öğrenmeye, araştırmalar yapmaya çalışıyorum. Ancak içtihatlarla ilgili bir konuda ne kadar araştırdıysam da kafamdaki soruya bir türlü cevap bulamadım ve güvendiğimiz birkaç alimimizden birisi olduğunuz için size danışmaya karar verdim; Müctehidlerimizle ilgili yaptığım ilmi araştırma sırasında karşıma içtihadın başka bir içtihadla çürütülemeyeceğini, müctehidin hatasını Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceğini öğrendim. Ancak fıkhi bir konuda ihtilafa düşmüş iki müctehidin görüşlerini incelediğimde bir müctehidin ictihadını diğer bir müctehidin tekidiyle ve verdiği çok mantıklı cevaplarıyla ve delilleriyle çürüttüğünü gördüm. Gerçekten de o kadar güzel cevaplarla izah etmiş ki diğer içtihadın mantık hatalarını ve görüşün hatalı olduğunu ortaya koymuş. Sanırım sadece edep gereği bir tek 'bu görüş hatalıdır' dememiş. Sorum şu: durum böyle iken bir müctehid diğerinin hatasını bu kadar açıkça ortaya koymuşken nasıl oluyor da 'müctehidin hatasını Allah’tan başkası bilemez' denilebiliyor?

Cevap

Selamünaleyküm. ‘Müçtehidin hatasını Allah’tan başkası bilemez’ sözü anladığınız gibi olamaz. O sözü şu şekilde anlamalıyız: Müçtehit eğer müçtehitlik vasıflarını taşıyarak bir içtihat yaptı ise onun yaptığı içtihadın, Allah’ın hükmüne isabette tam olup olmadığını yani hakkı temsil edip etmediğini biz bilemeyiz. Bunu kesin olarak Allah Teâlâ bilir.’ Böyle kesin bir doğrulama cetveli elimizde yoktur, olamaz da. Bu durumda da içtihat şatlarını barındıran müçtehitlerin içtihatlarını birbirine kırdırma gibi bir yetkimiz de olamaz. Sizin zikrettiğiniz örnekte, yanlışı ortaya çıkardığını söylüyorsunuz ama bir müçtehidin kanaatini, kendisi gibi birinin değerlendirmesi durumunda ortaya bir sonuç çıkabilir. Cümle güzelliği ve benzeri yüzeysel etkilerle hangisinin haklı olduğu üzerinde bir kanaat kullanılamaz. Bundan dolayı da bizim gibi avamdan birilerinin müçtehitler arasında mekik dokuması boş bir iş olur. Bir müçtehide, zahiren hatalı bir tutumu ortaya çıkmadıkça bağlı kalmak zorunlu olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, Umumiyetle bu tür soruların bilgi edinmekten çok merak gidermek ve kafa karıştırmak gibi gerekçelerle sorulduğunu düşündüğümüzden cevaplamaktan imtina ediyoruz. Ehil bir hoca nezaretinde okunacak bir akide kitabı üzerinden bu konuların öğrenilmesinde büyük fayda vardır. Yine de sizin sorunuzun bir ilim maksadı taşıdığını umarak kısaca cevap yazıyorum. Temenni ederim maksat hasıl olur. Alıntı yaptığınız cevapta bir ifade dikkatinizden kaçmış olabilir. Cevapta, ‘Ümmetin uleması’nın ‘bir görüş’ etrafından ittifak sağlayamadığına özellikle işaret edilmekte idi. Bunu lütfen dikkate alınız. Aksi halde sonu tekfire varan büyük fitnelere kapı aralamış oluruz Allah muhafaza. Size sadece, cevabımı anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm, İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh)’in Sahih-i Müslim Şerhi’nde 299.hadisi şerhederken belirttiği ayrıntıyı aktaracağım. Umarım sizin için İmam Nevevî yeterli olur: "Şunu bilmelisin: Sıfat hadisleri ve sıfat ayetleri konusunda ilim ehli iki görüştedir. Birinci görüş ki bu görüş SELEFİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN BELKİ DE TAMAMININ görüşüdür. Bu görüşe göre, onların anlamı üzerinde konuşulmaz. Onlara iman etmemiz gerekir. Onlarla alakalı olarak Allah Teala’nın şanına ve azametine uygun bir manaya iman ederiz. Kesin bir şekilde de Allah Teala’nın benzeri hiç bir şeyin olmadığına da iman ederiz. O, cisim olmaktan, intikalden, bir yönde bulunmaktan ve diğer yaratılmışlara ait özelliklerden münezzehtir. Bu görüş, kelam ilmi mensuplarından bir grubun görüşüdür de. Onlardan muhakkik bir bölümün tercihidir. En güzel görüş de bu görüştür. İkinci görüş ise KELAM İLMİ İLE MEŞGUL OLANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN görüşüdür. Bu görüşe göre de o tür hadisler ve ayetler zikredildikleri yerlere göre münasip bir anlam üzerinden tevil edilirler. Ancak o tevili Arapça, usul ve furu ilimlerine sahip, ilimde belli bir merhale kat etmişler yapabilirler." Değerli kardeşim, Nevevî gibi otorite bir ismin bu konularda iki farklı ekol olduğunu belirttiğini görüyorsunuz. Birinci ekolde, İmam Azam’dan başlayan onlarca büyük isim vardır. İkincisinde de bu ümmetin önder âlimleri vardır. Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. O cevapta özellikle belirttiğim gibi bizim gibilerin böyle derin meseleler yerine akıbetimizi düşünüyor olmamız daha doğru olur. Şu sorunun cevabını arayarak bir ömür yaşayalım: ‘Ben Allah’a yakınlıkta neredeyim?’ Rabbim bizi fitneye alet olmaktan muhafaza buyursun, rızasına ermeyi hepimize müyesser kılsın. Duanızı beklerim. Selamünaleyküm. ❓Soru: Bazı Müslümanlar, 'Allah her yerdedir' diyor bazıları da, 'Allah gökte, Arş'ın üzerindedir' diyor. Doğrusu hangisidir? ✅Cevap: Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. ❓Soru: Muhterem hocam, Rabbimizin zaman ve mekandan münezzeh olması ile Mülk suresinin 16. ayetindeki “Gökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin misiniz?” ifadesini nasıl izah edeceğiz? Allah’ın gökte olması nasıl anlaşılmalıdır? Rabbim ilminizi ve amelinizi arttırsın. ✅Cevap: Allahu Teala, bütün mahlukatını kuşatmıştır. O’nun hükümranlığı altında olmayan bir şey olamaz. Bu âyetten anlaşılması gereken budur. Âyette çelişki gibi görülen duruma gelince, derin asırlardan beri Ümmet’in uleması arasında iki görüş vardır. Bu görüşlerin birincisi, bu tür âyet ve hadislerde anlaşılanı zorlamadan ve yönlendirmeden olduğu gibi kabul etmek gerekir şeklindeki görüştür. Bu görüşe göre, âyetten ne anlaşılıyorsa anlam odur. Yani Allah Teala semâdadır, Arş’a istiva etmiştir, keyfiyeti mechuldür, hiçbir yaratılana benzemez ve O’na cisim isnad edilemez. Semada olması da üstünlüğü ve kuşatmışlığı ifade eder. İkinci görüş ise, âyeti yorumlama yoluyla anlama görüşüdür. Bu görüşe göre de yine bu bir kuşatmış olma ve her şeye hükümran olma anlamındadır ancak bunun ötesinde âyet yukarıda olma veya gökte olma gibi bir anlam vermemektedir. Dikkat ederseniz iki görüşte de azamet ve üstünlük vardır. Daha ötesini karıştırmanın bize bir yararı yoktur. Allah’a emanet olunuz. ❓Soru: “Allah semadadır” demek yanlış mı, eğer yanlışsa bunu diyen mücessimeden mi oluyor? ✅Cevap: Bu mesele asırlardan beri ilim adamları arasında tartışılan bir meseledir. İki görüşü de hararetle savunanlar vardır. Bizim, avamdan kimseler olarak böyle meselelere girmemiz doğru değildir. Bize akide olarak öğretilen konular, Ümmet’in ulemasından ehli sünnet ekollerinden her birinin çizdiği çizgi, diğerinin çizgisinin batıl olmasını gerektirmeyecek bir doğru olarak alınabilir. Uygun olan budur. İlgili Videolar: Kendimi, İmam Maturidi'nin çizgisinde bir Müslüman olarak tarif ediyorum. Ümmetin itikat konusundaki ihtilafları ne zaman son bulacak (Tenzih - Teşbih - Tecsim İnancı Hk.) Akide Konularına Dalmanın Tehlikesi ve İtikadi Konularda Esaslı Duruş İlgili Fetvalar: Hocam, itikatta ihtilaf olur mu? Mü’min Kardeşlerim Şahit Olsun! İman Ettiğim Esası Söylüyorum.. Uçlara çekmeyeceğim, ortayı göstereceğim. Varsın eksikliğim bu olsun. Allah gökte midir? (Mülk suresi 16. ayet) Arş ve İstiva Konusu Ne Kadar Önemli ve Öncelikli İstiva Meselesinde Müteşâbih Ayetler Tevil Edilmeli mi? ‘Ben Allah’a Yakınlıkta Neredeyim?’ Bu soru bize bir ömür yeter! Hangisi doğru akide? Selef - Maturidi - Eşari

Selamünaleyküm muhterem hocam. Allah (celle celalühü)’nin sıfatları hususunda ‘A
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hocaefendi, Bu sorun sadece sizin sorununuz değildir. Din adına ve Allah'ın dinini esas alarak hareket edecek herkes için böyle bir sorun olabilir. Bir yandan dini eksiksiz anlatmak diğer yandan da dini anlatırken dinden soğutmamak oldukça hassas bir çizgi üzerinde yürütülmesi gereken bir mücadeledir. Size tavsiyem şu olacaktır: a- Müçtehitlerimizin ittifak ettikleri meseleleri izah ederken mü'minlerin imamlarının kanaati olarak söyleyin onu. Tereddüt etmeye gerek yoktur. b- Müçtehitlerden sadece birinin veya ikisinin vardığı bir sonucu izah ederken ise 'İslam'ın son sözü' gibi değil de 'müçtehitlerden bir müçtehidin kanaati' olarak zikredin. İnsanlara konuşmak, onları ikna etmek peygamberlerin bile kolay yapabildikleri bir şey değildir. Dikkatli ve sabırlı olmak gerekir. Allah yardımcınız olsun.

Ben imamım. Toplantılarımızda bazı şeyleri söylemememiz isteniyor. Mesela, Ahmed
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel kardeşim benim, seni tebrik ederim. İçinden geçenleri kaleminle yazmışsın. Pek güzel etmişsin. Allah Teâlâ seni muradına erdirsin, cennetlerine giren kullarından etsin. Âlim kulları ile beraber haşretsin. Şimdi soruna gelelim: Ebu Hanife rahmetullahi aleyh, ilim, içtihat, müçtehit ve mesela ben! Ne kadar çetin bir bileşimi yansıtıyor bu kelimeler bakar mısın? Kelime olarak bile bir arada durması zor bunların, çok zor hem de. Müçtehitlik bir kitap koleksiyonu sahibi olmanın adı değildir. Her şeyden önce o bir nasip meselesidir. Allah Teâlâ dilediği kullarına lütfetmiş bunu. Bir de işin içine ihlas farkını koyduk mu bize yer kalmıyor güzel kardeşim benim. İhlas, ihlas ve ihlas. Kim ne için neyin peşinden koşuyor sorusunun cevabıdır ihlas. Allah’ı ve dinini hayatı hâline getirenlerle diploma ve koltuğu din gibi tutanların nesi birbirine benzer olabilir, değil mi? Umutsuz değiliz, onlar gibi olamazsak da onları sevip peşlerinden gittiğimiz melekler tarafından kaydediliyor ve onlarla buluşacağımızı umduğumuz yerde önümüze konacak bu imrenişimiz, umut doluyuz elhamdülillah. Temenni ederim senin bu sözlerin dua olsun. Melekler de o duaya âmin desin. Sana da dualar ederim güzel kardeşim benim.

Hocam, kütüphanenizde binlerce kitap olmasına rağmen, neden bir müçtehid sayılam
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

1- Bu hadisin sahih olmadığı kesindir. Aslının olmadığını söyleyenlerin yanında zayıf olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır. Zayıf olmasına rağmen, hüküm için olmamak kaydıyla örneklendirme yapmada kullanılabileceği söylenmiştir. Örneklendirme için kullanılma ile kastedilen de şudur: Zihin açma, fikir üretmeye yönlendirme seviyesinde kullanma. Söz konusu derste de bu maksatla kullanılmıştır. 2- Fıkıhta kullanılması ile akidede kullanılması arasında ise şu fark vardır: Fıkıh, içtihada açık bir ilimdir. Kıyas yapılır ve kıyas üzerinden yeni hükümler verilir. Bu hükümlerde de içtihat edenlerin içtihatlarına göre farklılıklar bulunabilir. Ancak akidede içtihat nasıl yapılacak? Akidenin çizgileri azaltılmamak ve çoğaltılmamak üzere sınırlandırılmıştır. İçtihat edilip imanın şartların yediye mi çıkarılacak ya da meleklere iman mı kaldırılacak? Akidede yapılacak bir içtihat, insanların iman mıdır küfür müdür üzerinden ihtilaf etmelerini doğurur ki böyle bir ihtilafta ne rahmet olur ne da maslahat. Bunun için akidenin esasında içtihat yoktur. Akideyi anlamada kullanılan kelam veya felsefe menşeli ek bilimler üzerinden içtihatlar yapılabilir ki o da dinin esası değildir. Allah ilminize ve amelinize bereket versin.

Fıkıha giriş-2 başlıklı sohbetinizi dinledim. Sohbette geçen “Ümmetimin ihtilafı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allahu Teala, bütün mahlukatını kuşatmıştır. O'nun hükümranlığı altında olmayan bir şey olamaz. Bu âyetten anlaşılması gereken budur. Âyette çelişki gibi görülen duruma gelince, derin asırlardan beri Ümmet'in uleması arasında iki görüş vardır. Bu görüşlerin birincisi, bu tür âyet ve hadislerde anlaşılanı zorlamadan ve yönlendirmeden olduğu gibi kabul etmek gerekir şeklindeki görüştür. Bu görüşe göre, âyetten ne anlaşılıyorsa anlam odur. Yani Allah Teala semâdadır, Arş'a istiva etmiştir, keyfiyeti mechuldür, hiçbir yaratılana benzemez ve O'na cisim isnad edilemez. Semada olması da üstünlüğü ve kuşatmışlığı ifade eder.. İkinci görüş ise, âyeti yorumlama yoluyla anlama görüşüdür. Bu görüşe göre de yine bu bir kuşatmış olma ve her şeye hükümran olma anlamındadır ancak bunun ötesinde âyet yukarıda olma veya gökte olma gibi bir anlam vermemektedir. Dikkat ederseniz iki görüşte de azamet ve üstünlük vardır. Daha ötesini karıştırmanın bize bir yararı yoktur. Allah'a emanet olunuz. ❓Soru: Selamünaleyküm muhterem hocam. Allah (celle celalühü)’nin sıfatları hususunda ‘Allah nerede?’ sorusunu cevaplandırırken, farklı görüşler olduğunu ifade etmişsiniz. Bu konuları irdelemenin çok doğru olmadığını biliyorum fakat düşüncelerimin yerine oturması için affınıza sığınarak biraz daha açıklık getirmenizi rica ediyorum. Sizi Allah için seviyor ve dualarınızı istirham ediyorum. ✅Cevap: Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, Umumiyetle bu tür soruların bilgi edinmekten çok merak gidermek ve kafa karıştırmak gibi gerekçelerle sorulduğunu düşündüğümüzden cevaplamaktan imtina ediyoruz. Ehil bir hoca nezaretinde okunacak bir akide kitabı üzerinden bu konuların öğrenilmesinde büyük fayda vardır. Yine de sizin sorunuzun bir ilim maksadı taşıdığını umarak kısaca cevap yazıyorum. Temenni ederim maksat hasıl olur. Alıntı yaptığınız cevapta bir ifade dikkatinizden kaçmış olabilir. Cevapta, ‘Ümmetin uleması’nın ‘bir görüş’ etrafından ittifak sağlayamadığına özellikle işaret edilmekte idi. Bunu lütfen dikkate alınız. Aksi halde sonu tekfire varan büyük fitnelere kapı aralamış oluruz Allah muhafaza. Size sadece, cevabımı anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm, İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh)’in Sahih-i Müslim Şerhi’nde 299.hadisi şerhederken belirttiği ayrıntıyı aktaracağım. Umarım sizin için İmam Nevevî yeterli olur: “Şunu bilmelisin: Sıfat hadisleri ve sıfat ayetleri konusunda ilim ehli iki görüştedir. Birinci görüş ki bu görüş SELEFİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN BELKİ DE TAMAMININ görüşüdür. Bu görüşe göre, onların anlamı üzerinde konuşulmaz. Onlara iman etmemiz gerekir. Onlarla alakalı olarak Allah Teala’nın şanına ve azametine uygun bir manaya iman ederiz. Kesin bir şekilde de Allah Teala’nın benzeri hiç bir şeyin olmadığına da iman ederiz. O, cisim olmaktan, intikalden, bir yönde bulunmaktan ve diğer yaratılmışlara ait özelliklerden münezzehtir. Bu görüş, kelam ilmi mensuplarından bir grubun görüşüdür de. Onlardan muhakkik bir bölümün tercihidir. En güzel görüş de bu görüştür. İkinci görüş ise KELAM İLMİ İLE MEŞGUL OLANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN görüşüdür. Bu görüşe göre de o tür hadisler ve ayetler zikredildikleri yerlere göre münasip bir anlam üzerinden tevil edilirler. Ancak o tevili Arapça, usul ve furu ilimlerine sahip, ilimde belli bir merhale kat etmişler yapabilirler.” Değerli kardeşim, Nevevî gibi otorite bir ismin bu konularda iki farklı ekol olduğunu belirttiğini görüyorsunuz. Birinci ekolde, İmam Azam’dan başlayan onlarca büyük isim vardır. İkincisinde de bu ümmetin önder âlimleri vardır. Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. O cevapta özellikle belirttiğim gibi bizim gibilerin böyle derin meseleler yerine akıbetimizi düşünüyor olmamız daha doğru olur. Şu sorunun cevabını arayarak bir ömür yaşayalım: ‘Ben Allah’a yakınlıkta neredeyim?’ Rabbim bizi fitneye alet olmaktan muhafaza buyursun, rızasına ermeyi hepimize müyesser kılsın. Duanızı beklerim. İlgili Videolar: Kendimi, İmam Maturidi'nin çizgisinde bir Müslüman olarak tarif ediyorum. Ümmetin itikat konusundaki ihtilafları ne zaman son bulacak (Tenzih - Teşbih - Tecsim İnancı Hk.) Akide Konularına Dalmanın Tehlikesi ve İtikadi Konularda Esaslı Duruş İlgili Fetvalar: Hocam, itikatta ihtilaf olur mu? Mü’min Kardeşlerim Şahit Olsun! İman Ettiğim Esası Söylüyorum.. Uçlara çekmeyeceğim, ortayı göstereceğim. Varsın eksikliğim bu olsun. Allah gökte midir? (Mülk suresi 16. ayet) Arş ve İstiva Konusu Ne Kadar Önemli ve Öncelikli İstiva Meselesinde Müteşâbih Ayetler Tevil Edilmeli mi? ‘Ben Allah’a Yakınlıkta Neredeyim?’ Bu soru bize bir ömür yeter! Hangisi doğru akide? Selef - Maturidi - Eşari

Muhterem hocam, Rabbimizin zaman ve mekandan münezzeh olması ile Mülk suresinin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm.Biz bu sitede dini meseleleri tartışmıyoruz. Tartışmanın gereksizliğinden değil ama insanların zaruri bilgilenme ihtiyacını karşılamanın daha önemli olduğuna inandığımızdan böyle yapıyoruz. Sizinle de bu meseleyi tartışmayı uygun bulmuyorum. Sadece şunu belirtebilirim:Bu ümmetin, sabahlara kadar teheccüd kılan, vakıf malıdır diye cami çeşmesinden bile su içmeyen ulemasından binlercesi, belki de yüz binlercesi on dört asırdan beri sözünü ettiğiniz meselelerde bir görüş üzerinde hareket ediyorlardı. Sözünü ettiğim bu ulemaya sahabenin uleması da dâhildir.Şimdi ise laik bir ülkenin, Şeriat Fakültesi diye isim bile vermeyi tenezzül etmeyip İlahiyat Fakültesi diye kurduğu kurumlarda yetişerek, oralarda unvan sahibi olarak ilim öğrenen insanların ortaya attığı görüşler vardır. Bir de bunlar, teheccüdle de hatta sabah namazını camide kılmakla da pek alakası olmayan kimselerdir. Sekreterleri ile oturabilen tipler olmaları da muhtemeldir. Yeni cephede de bunlar vardır. İzin verin ben, başını Aişe anamızın çektiği bin dört yüz yıllık büyük kitlede kalayım. Onların, bu modernler tarafından ilan edilen hatasına razıyım. Sabah namazını camide kılmazların doğrusundan ise, secdede iken gözyaşı akıtanlarla, ellerinde kılıçlarla meydanlarda şehit düşenlerle beraber bulunayım. Bırakın, o hatalar ve sahipleri ile kalalım. Zira bunlarınki, olsa olsa hatadır. Tezlerini geçirmek veya TV ekranlarına çıkmak için değildir sözleri. Bırakın doğal kalalım. Suni dinden ise doğal dinimiz olsun. Size de tavsiyemiz budur. Bunun hesabı daha kolay olsa gerek mahşerde. Allah'a emanet olunuz.

Selamünaleyküm Hocam. Ben 23 yaşında ailevi hayatıma, yaşantıma göre daha yeni y

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bunu HARAM olarak anlamayın. Bu bir sıkıntı oluşturabilecek tutumdur. Pek çok insan böyle bir öpücükle kendini helak etmiştir. Tehlikelidir, kaçınmak gerekir diyoruz ama haramdır demiyoruz. Sizin için de baba için de durum budur.

Hocam bir yazıda, erkeğin kız kardeşini öpmesi çok büyük günah, yazıyordu. Benim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Böyle bir haber hadis kaynaklarında vardır. En eski kaynağı da tespit edebildiğimiz kadarı ile Darimî’nin Sünen’idir (449 no’lu hadis). Bu kaynakta sözünü ettiğiniz konu şu şekilde geçmektedir: Sahabeden Cabir radıyallahu anh naklediyor: Ömer bin Hattab radıyallahu anh elinde tevrat’tan bir parça ile Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme geldi. Dedi ki: ‘Ya Resulellah! Bu Tevrat’tan bir paçadır.’ Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona bir cevap vermedi. O da elindekinden okumaya başladı. O okurken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yüzü değişiyordu. Allah ona rahmet etsin Ebu Bekir dedi ki: ‘Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yüzünü görmüyor musun, başı belalı adam?’ Ömer Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme baktı ve dedi ki: ‘Allah’ın gazabından ve Resûlü’nün gazabından Allah’a sığınırım. Allah’tan Rab olarak, İslam’dan din olarak ve Muhammed’den Peygamber olarak razı olduk.’ Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Muhammed’e hayat veren Allah’a yemin ederim ki, size Musa görünecek olsa ve beni bırakıp ona uyacak olsanız, hak yoldan sapmış olursunuz. O yaşıyor olsa ve peygamberliğimi bilse bana uyardı.’ Bu hadis genel olarak hasen bir hadistir. Hasen hadis olması da bilgi olarak sağlam bir bilgi olarak önümüzde durduğunu göstermektedir. Buna göre bu hadisin anlatmak istediği konuyu şu şekilde özetleyebiliriz: Ömer radıyallahu anh, önceki kitaplardan birine ait bir parça bulmuş ve onu merak edip Peygamber aleyhisselama getirmiştir. Onunla ilgilenmenin ne gibi bir sakıncası oluşturacağını tahmin edemediği için de elindekini okumaya başlamıştır. Kur'an gibi bir kitabın indiği bir zaman ve yerde kaldırılmış bir kitabın okunmasının görünürde bir sakıncası yok ise de, Müslüman bir toplumun içinde bunun oluşturacağı psikolojik ve sosyolojik sakıncaları açısından Peygamber aleyhisselam onu ikaz etmiştir. Bu ikazdan anlaşılıyor ki, eskilerin kitapları ile ilgilenmek bile neticede Müslümanlar arasında Kur'an ve Peygamber aleyhisselama bakışta bir zafiyet meydana getirebilir olmaktadır. Dikkat edilmesi gereken durum da budur.

Rasulullahın sahabelerle beraber bulunduğu bir anda Hz. Ömer radıyallahu anh eli
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Size yok diyen bir erkeği gönlünüzde gezdirmeniz uygun değildir. Daha seviyeli olmalısınız. Onu unutun ve sizi isteyen biri ile şartlarınız uygun düşerse evlenin.

Selamünaleyküm hocam. Ben 18 yaşında medresede okuyan bir genç kızım. Evlilik şu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Önce kendinizi koruyun. Sonra da onu bir doktora sevk edin. Kesinlikle önce kendinizi düşünmek zorundasınız. O hastalık bulaşıcıdır. Dikkatli olun.

Ben yurt dışında okuyorum ve burada bir bayan arkadaşım var. Kendisinde dışardan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Esasen fotoğraf, yaygın ve sıradan bir iş gibi görülmemelidir. Mümkün olduğunca çekilmemesi takva açısından daha doğru olur. Bilhassa bayan fotoğrafına karşı bu uyarıyı dikkate almalıyız. Çekilen fotoğraf o kişi açısından bir mahremini teşhir etme, gönlünün kırılacağı bir durum oluşturma ortaya çıkarıyorsa çekilemez.

Selamünaleyküm hocam. Kötü bir niyet olmadan, gizli olarak bir kişinin fotoğrafı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Başkasının yatağını kullanmada bir sakınca yoktur. Özel bir endişe söz konusu ise kullanmamalıdır.

Eşlerin yatağını aileden (damat, gelin, kız) kullanabilir mı? Çarşafını değiştir

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.