İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Rasulullahın sahabelerle beraber bulunduğu bir anda Hz. Ömer radıyallahu anh elinde suhufla geliyor. Efendimiz, Ömer, elindeki nedir? diye kendisine soruyor. Ömer radıyallahu anh da, Tevrat diye cevap veriyor. Bu durumu biraz açıklayabilir misiniz?

Cevap

Selamünaleyküm. Böyle bir haber hadis kaynaklarında vardır. En eski kaynağı da tespit edebildiğimiz kadarı ile Darimî’nin Sünen’idir (449 no’lu hadis). Bu kaynakta sözünü ettiğiniz konu şu şekilde geçmektedir: Sahabeden Cabir radıyallahu anh naklediyor: Ömer bin Hattab radıyallahu anh elinde tevrat’tan bir parça ile Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme geldi. Dedi ki: ‘Ya Resulellah! Bu Tevrat’tan bir paçadır.’ Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona bir cevap vermedi. O da elindekinden okumaya başladı. O okurken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yüzü değişiyordu. Allah ona rahmet etsin Ebu Bekir dedi ki: ‘Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yüzünü görmüyor musun, başı belalı adam?’ Ömer Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme baktı ve dedi ki: ‘Allah’ın gazabından ve Resûlü’nün gazabından Allah’a sığınırım. Allah’tan Rab olarak, İslam’dan din olarak ve Muhammed’den Peygamber olarak razı olduk.’ Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Muhammed’e hayat veren Allah’a yemin ederim ki, size Musa görünecek olsa ve beni bırakıp ona uyacak olsanız, hak yoldan sapmış olursunuz. O yaşıyor olsa ve peygamberliğimi bilse bana uyardı.’ Bu hadis genel olarak hasen bir hadistir. Hasen hadis olması da bilgi olarak sağlam bir bilgi olarak önümüzde durduğunu göstermektedir. Buna göre bu hadisin anlatmak istediği konuyu şu şekilde özetleyebiliriz: Ömer radıyallahu anh, önceki kitaplardan birine ait bir parça bulmuş ve onu merak edip Peygamber aleyhisselama getirmiştir. Onunla ilgilenmenin ne gibi bir sakıncası oluşturacağını tahmin edemediği için de elindekini okumaya başlamıştır. Kur'an gibi bir kitabın indiği bir zaman ve yerde kaldırılmış bir kitabın okunmasının görünürde bir sakıncası yok ise de, Müslüman bir toplumun içinde bunun oluşturacağı psikolojik ve sosyolojik sakıncaları açısından Peygamber aleyhisselam onu ikaz etmiştir. Bu ikazdan anlaşılıyor ki, eskilerin kitapları ile ilgilenmek bile neticede Müslümanlar arasında Kur'an ve Peygamber aleyhisselama bakışta bir zafiyet meydana getirebilir olmaktadır. Dikkat edilmesi gereken durum da budur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu hadis sahihtir. Hadisin etrafında döndüğü konu, tevessül ile alakalıdır. Tevessülü sınırsız bir şekilde kabul edenler için iyi bir belge niteliğindedir. Tevessülü kabul etmeyenler ise bu hadise karşı çıkmamaktadırlar. Çıkmaları da mümkün değildir. Onlara göre ise hadisin getirdiği sonuçlar şöyledir: 1- Âma, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden dua istemiş ve dua isteğinde ısrarcı olmuştur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de ona dua etmiştir. Duası ile beraber de onun, abdest almasını ve namaz kılmasını istemiştir. Böylece âmanın tevessülü 'salih amel' üzerinden olmuştur. 2- Âma'nın 'şefaatini kabul et' ifadesinin Arapça anlamı, 'duasını kabul et' şeklinde anlaşılır. 3- Bu durum, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mucizelerinden biridir. Bu da âmanın şifasının tevessülden önce mucizenin eseri olmasını gerektirmektedir.

Selamünaleyküm. Bir hadisin sıhhati ve de bu hadisin tevessüle delil olması hakk
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Peygamber aleyhisselamın yaptığı bir işin bize yansıması, onun nübüvvet makamının gereği olarak aynı olmayabilir, Diyanet'in hükmü doğrudur.

Selamünaleyküm hocam. Namaz esnasında iken verilen selamı el, baş hareketiyle al
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. a- Sözünü ettiğiniz hadisin daha sahih kaynağı Buhari'dir. Hadiste sahihlik açısından bir sıkıntı yoktur. b- Hadisin gösterdiği işaretlerden biri fesatçıların gıybetinin caiz olmasıdır. Sözü edilen kişi Uyeyne bin Hısn veya başka biri, kabilesinin önde gelenlerinden ama şerli bir kişi idi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem iyi bir mü'min olma umudu ile ona hak etmediği halde hoş davranmıştır. c- Hadisin ortaya çıkardığı ikinci netice mü'min tavrı olarak MÜDARAT'tır. Müdarat, din veya dünya işlerinden biri için dünyalıktan feda etmektir. Aynı şey dünyalık bir şey uğruna dinden feda etmek şeklinde olursa buna MÜDAHANE denir ki o makbul değildir. Netice olarak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o kişinin hem herkesçe bilinmesini sağlamış hem de şerrinden emin olunacak şekilde ona tatlı bir dil kullanmıştır. Olmayan bir şeyi var göstermesi de söz konusu değildir.

Selamünaleyküm kıymetli hocam. İstanbul'da bir ilahiyat fakültesinde okuyorum. E
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu manayı farklı şekillerde ifade eden hadis sahihtir. Hadisin mesajı şudur: Allah Teâlâ, her insanın yaşadığı hayatı nasıl değerlendireceğini bilmektedir. O bildiğini de önceden yazmıştır. Kul, Allah Teâlâ yazmış olduğu için yapmaz yaptığını. Onun ne yapacağını önceden bildiği için yazmıştır Allah o kaderi. Dolayısıyla herkes yazılmışa doğru yürür. Bu ise, sorumluluğun kul üzerinde kalmasını gerektirdiği için kulun çalışıp gayret etmesi gerekir.

Hocam Resûlullah Efendimizle Hazreti Ömer arasında şöyle bir konuşma oldu, Hazre
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sorduğun konu, ulemanın ihtilaf ettiği meselelerden biridir. Bu yüzden meseleye ne “kesinlikle yapılmaz” ne de “şartsız, kayıtsız sünnettir” denilerek yaklaşmak doğru olmaz. Resûlullah Efendimiz ﷺ’in kabir başında doğrudan Kur’an okuduğuna dair sahih bir hadis elimizde yok. Ziyaret ettiğinde selam verir, dua ederdi. Sahabiler de aynı şekilde hareket etmişlerdir. Ancak bu, Kur’an okunamaz anlamına gelmez. Çünkü Kur’an okumak başlı başına bir ibadettir. Kabirde değil evde bile okunsa ruhlara bağışlanabileceği pek çok fakihe göre caizdir. Özellikle Hanefî, Şafii ve Hanbelî fakihlerinden bu yönde görüşler vardır. Hatta bazıları özellikle Yâsîn Suresi’nin okunmasının hem ölmek üzere olana hem de kabirdekine faydalı olacağını belirtmiştir. Bu konuda Hazreti Peygamber’den gelen “Yâsîn okuyunuz” hadisi vardır ama kabirde değil, ölüm anındaki kişiye okunmasına dairdir. Günümüzde kabirde Kur’an okunmasını “bidattir” diye toptan reddedenler varsa da bu işi sırf ibadet niyetiyle, sevabını ölüye bağışlamak niyetiyle yapanları da yadırgamak doğru değildir. Kimse bunu dinin değişmez bir parçası gibi görmüyor, sadece Kur’an’ın rahmetiyle meyyite fayda ulaşsın ümidiyle hareket ediyor. Bu durumda mesele niyete dayanır. Riya, gösteriş, bidatleşmiş toplu uygulamalar, hele hele Kur’an’ı ticarete dökmek gibi yanlışlara bulaşmadan, sessizce okunursa bunda bir sakınca yoktur. Sonuç olarak, Peygamberimiz ﷺ bunu yapmamış olabilir ama bu, yapana günahkâr dememizi gerektirmez. Selef-i Sâlihîn’den bazı âlimler buna cevaz vermiştir. “Bu işi sünnettir.” diye değil, “Rabbim belki kabul eder.” diyerek yapanların hâlini Allah bilir. Yeter ki kimseyi itham etmeyelim, Kur’an’a da saygıda kusur etmeyelim.

Hocam, Peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, kendi dönem
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vahyin ilk indiği yıllara ait tek tek gelen hükümlerin zamanını düşünmelisiniz. Şimdi ise bir bütün olarak dinimizin tamamı elimizdedir elhamdülillah. O zamanki şartların değiştiğini gören sahabiler ilk zamanlarda sakladıklarını son günlerinde tebliğ etmiş oldular. Ara vakitleri kendinizi kültür ve fizik çalışarak da olsak dinçleştirerek, abdest alarak, bir âyet veya hadis ezberleyerek değerlendirmeye çalışın.

Hocam, Erkam yayınlarının sekiz ciltlik Riyâzü’s Salihin şerhini okuyorum. 416 n

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Size yok diyen bir erkeği gönlünüzde gezdirmeniz uygun değildir. Daha seviyeli olmalısınız. Onu unutun ve sizi isteyen biri ile şartlarınız uygun düşerse evlenin.

Selamünaleyküm hocam. Ben 18 yaşında medresede okuyan bir genç kızım. Evlilik şu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. ‘Müçtehidin hatasını Allah’tan başkası bilemez’ sözü anladığınız gibi olamaz. O sözü şu şekilde anlamalıyız: Müçtehit eğer müçtehitlik vasıflarını taşıyarak bir içtihat yaptı ise onun yaptığı içtihadın, Allah’ın hükmüne isabette tam olup olmadığını yani hakkı temsil edip etmediğini biz bilemeyiz. Bunu kesin olarak Allah Teâlâ bilir.’ Böyle kesin bir doğrulama cetveli elimizde yoktur, olamaz da. Bu durumda da içtihat şatlarını barındıran müçtehitlerin içtihatlarını birbirine kırdırma gibi bir yetkimiz de olamaz. Sizin zikrettiğiniz örnekte, yanlışı ortaya çıkardığını söylüyorsunuz ama bir müçtehidin kanaatini, kendisi gibi birinin değerlendirmesi durumunda ortaya bir sonuç çıkabilir. Cümle güzelliği ve benzeri yüzeysel etkilerle hangisinin haklı olduğu üzerinde bir kanaat kullanılamaz. Bundan dolayı da bizim gibi avamdan birilerinin müçtehitler arasında mekik dokuması boş bir iş olur. Bir müçtehide, zahiren hatalı bir tutumu ortaya çıkmadıkça bağlı kalmak zorunlu olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.

Hocam bir mü’min olarak acizane kendimce ilim öğrenmeye, araştırmalar yapmaya ça
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Önce kendinizi koruyun. Sonra da onu bir doktora sevk edin. Kesinlikle önce kendinizi düşünmek zorundasınız. O hastalık bulaşıcıdır. Dikkatli olun.

Ben yurt dışında okuyorum ve burada bir bayan arkadaşım var. Kendisinde dışardan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Esasen fotoğraf, yaygın ve sıradan bir iş gibi görülmemelidir. Mümkün olduğunca çekilmemesi takva açısından daha doğru olur. Bilhassa bayan fotoğrafına karşı bu uyarıyı dikkate almalıyız. Çekilen fotoğraf o kişi açısından bir mahremini teşhir etme, gönlünün kırılacağı bir durum oluşturma ortaya çıkarıyorsa çekilemez.

Selamünaleyküm hocam. Kötü bir niyet olmadan, gizli olarak bir kişinin fotoğrafı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bunu HARAM olarak anlamayın. Bu bir sıkıntı oluşturabilecek tutumdur. Pek çok insan böyle bir öpücükle kendini helak etmiştir. Tehlikelidir, kaçınmak gerekir diyoruz ama haramdır demiyoruz. Sizin için de baba için de durum budur.

Hocam bir yazıda, erkeğin kız kardeşini öpmesi çok büyük günah, yazıyordu. Benim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bir: Bir kere bunun eşiniz tarafından sorun edileceğini kesin bilmiyorsunuz. Böyle bir psikoloji ile evliliği peşinen abluka altına almamalısınız. Eşiniz olacak kişi sizi bu nedenle sevmeyecek, başkalarıyla kıyas edecek gibi nedenlerle kendinize eziyet etmeyin. Bir erkek kusur bulmak istedikten sonra pek çok kusur bulur. Siz, Allah’ın verdiğine razı olun. İki: Göğüslerinizin daha güzel olması için ameliyat dışında bitkisel veya krem gibi uygulamalar yapmanızda bir sakınca yoktur. Bu yöntemlerden biri sağlığınız açısından sıkıntı oluşturuyorsa o açıdan bir caiz olmamak söz konusu olur. Üç: Göğüslerinizi ameliyatla büyütecekseniz, bunun caiz olması için yapacağınız işin nedeni ‘daha güzel görünmek’ olmamalıdır. ‘Küçük olan, emzirme için yeterli olmayabileceği şeklinde doktorlar tarafından belirtilen’ bir nedenle ameliyat yaptırabilirsiniz. Özet olarak kural şudur: Daha güzel görünmek için estetik ameliyat yoktur. Bir eksikliği gidermek için ise estetik yapılabilir.

Selamünaleyküm hocam. Üniversite 4. sınıf öğrencisiyim. Bu sene okulum bitecek.

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.