Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Erkam yayınlarının sekiz ciltlik Riyâzü’s Salihin şerhini okuyorum. 416 numaralı hadiste, Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (bir sefer esnasında) terkisine aldığı Muâz’a hitaben üç defa: - “Ey Muâz!” diye seslenmiş, o da her defasında: - Buyur, ey Allah’ın Resûlü! Emrine amadeyim, diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber: - “Kim Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in, Allah’ın kulu ve peygamberi olduğuna içinden gelerek şehadet ederse, Allah onu cehenneme haram kılar” buyurmuştur. Muâz: - Bu müjdeyi Müslümanlara haber vereyim de sevinsinler mi, ey Allah’ın Resûlü? diye izin istemiş; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de: - “O zaman onlar buna güvenir (hayırlı işler yapmakta) tembel davranırlar” buyurmuştur. Muâz (İbni Cebel) böylesi bir bilgiyi gizleme günahından sıyrılmak için onu vefatına yakın bir zamanda haber vermiştir. Bu hadisi açıklayabilir misiniz? Hocam bir de ders çalışma ve kitap okuma yaptığım zamanlarda verdiğim kısa on dakikalık aralarda ne yapabilirim? Bu konuda tavsiyelerinizi bekliyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Hocam,Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi rızasına muvafık kılsın. Umduğunuzdan güzeline kavuştursun sizi. Hayırlı amellerde muvaffak olmanız için dualar ederim.Mesele herhangi bir ilmihal veya tefsir meselesi değildir. Mesele bakış meselesidir. Nesillerimizi yetiştirenler, büyük bir hata ederek insanlara dinimizi camiye sıkıştırılmış bir din olarak öğrettiler. Netice de böyle oldu. Yeni bir bakışla dinimizi, ilk nesil gibi anlayıp uygulamaya yönelmemiz gerekiyor. Bu hususta da size yani Peygamber aleyhisselama vekil olan imamlara ve Kur'an muallimlerine çok iş düşüyor. Farklı bir ilmihal veya tefsir okumuyorum. Sizin de kitaplığınızda bulunan Buharî'yi, Riyazussalihin'i, Fikri Yavuz İlmihali'ni okuyorum. Ama okurken dikkatli ve gayeli okuyorum. Ümmetime acilen gerekli şeyleri bulmaya çalışıyorum. Vakit doldurmak gibi bir derdim olmuyor. Aksine işim hep vaktimden çok oluyor.
Bu manayı farklı şekillerde ifade eden hadis sahihtir. Hadisin mesajı şudur: Allah Teâlâ, her insanın yaşadığı hayatı nasıl değerlendireceğini bilmektedir. O bildiğini de önceden yazmıştır. Kul, Allah Teâlâ yazmış olduğu için yapmaz yaptığını. Onun ne yapacağını önceden bildiği için yazmıştır Allah o kaderi. Dolayısıyla herkes yazılmışa doğru yürür. Bu ise, sorumluluğun kul üzerinde kalmasını gerektirdiği için kulun çalışıp gayret etmesi gerekir.
Selamünaleyküm, Allah Teâlâ rızasına muvafık salih ameller yapmaya sizi de bizi de muvaffak kılsın. İyi bir ilmihali en az üç kere not tutarak, kenarını çizerek okuyun. Bilhassa ibadet bölümlerini dikkatle okuyun. Tefsirden de merak ettiğiniz ayet veya sureleri özellikle seçerek okuyun. Hadis olarak da Riyazussalihin ve şerhini muhakkak notlar tutarak okuyun. (Erkam Yayınları arasındaki sekiz ciltlik baskıyı seçebilirsiniz.) Genel kültür olarak da dikkatinizi çeken, yazarı hakkında şaibe olmayan kitapları okumaya çalışın. Bunlardan daha önemlisi ise muhakkak bir ilim halkasına katılmalısınız. Haftada bir ilim halkası görmeniz şarttır. İstişare etmeye devam edebiliriz. Allah'a emanet olunuz.
a. Ebu Hureyre radıyallahu anh Ashab-ı Kiramdandır. Bütün sahabilerin faziletleri gibi o da faziletlerle dolu bir kimliğin sahibidir. O veya bu sebeple bir sahabi hakkında gelişigüzel konuşulması asla kabul edilemez. Bütün nesiller Müslümanlık izzetini ve Kur'an nimetini bir anlamda onlara borçludurlar. Bu gerçek göz ardı edilemez bir hakikattir. b. Sahabi Ebu Hureyre radıyallahu anh hakkındaki yersiz sözlerin kaynağı oryantalistler ve onların izinden giden bazı cahillerdir. c. Ebu Hureyre radıyallahu anh yaklaşık olarak dört yıl Peygamber aleyhisselam ile beraber bulunmuştur. Bu beraberlik basit bir beraberlikten çok daha ötesi olmuş ve adeta bir özel kalem gibi beraberlik gerçekleşmiştir. Bu beraberlik dönem dönem ortaya çıkan ayrılıklar çıktıktan sonra üç yıl kadardır. Kendisi de bunu üç yıl olarak söylemektedir. Bu üç yıl içinde her gün sadece beş cümle öğrenmiş olsa ve daha sonra bunları nakletse yaklaşık olarak beş bin civarında bir hadis külliyesi oluşacaktır. Ortadaki ona ait hadis sayısı da bu kadardır. d. Ebu Hureyre radıyallahu anh hadisi olarak kitaplarda bulunan beş bin civarındaki hadisin bir bölümü âlimlerin hadis olarak kabul etmedikleri mevzu ve zayıf hadislerden, bir bölümü de aynı hadisin ravisi farklı olduğu için tekrarlarından oluşmaktadır. Bundan da anlaşılacaktır ki ortada bir kişinin rivayet edemeyeceği kadar hadis söz konusu değildir. e. Bir başka husus da şudur: Ebu Hureyre radıyallahu anh rivayet ettikleri hadislerin tamamını bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden duymamıştır. Bazı hadisleri, kendisinden önce Müslüman olan diğer sahabilerin birikiminden aktarmıştır. f. Ebu Hureyre radıyallahu anh adı anılırken, ileri derecede bir zekâyı, yoğun bir beraberlik, dua almış olması gibi yan sebepler de dikkate alınmalıdır. g. Sahabilerden Ömer ve Aişe radıyallahu anhumanın Ebu Hureyre’yi yalancılıkla veya hadis uydurma ile itham ettikleri de yoktur. Kendi aralarındaki yanlış ve hatalı bildiklerine ikaz vazifesi niteliğinde sorular sormuşlar, ikaz etmişlerdir. Bu da onların din ve hassasiyet anlayışlarının farklılığından kaynaklanmaktadır. Allah ondan razı olsun. Bıraktığı mirasın bereketinden istifade etmeyi bize nasip etsin. Âmîn.
Allah ona rahmet etsin. Gümüşhânevî topraklarımızda yetişmiş mübarek ve himmeti yüksek insanlardan biridir. Ramûz isimli eseri insanların hadis yoluyla eğitilmesi maksadı ile kaleme alınmış bir eserdir. Tasavvuf kimliği ile hadis alanında eser vermesi hadis/tasavvuf kesişmesine güzel bir örnek teşkil etmektedir. Eserde yedi bin civarında hadis vardır. Müellifin kullandığı kaynaklar arasında Firdevs, Kâmil gibi zayıf hadisin çokça bulunduğu kaynaklar önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle de Ramûz’da mevzu ve zayıf hadisler fazladır. Ramûz bir hadis kitabı değildir, ahlâk ağırlıklı bir kitaptır. Ahkâm konularına girmemektedir. İlginç ifadelerin, abartılı anlatımların ve nevadir denen bilgilerin bulunması böyle bir kitap için normal görülebilir. Belirttiğiniz hadis de böyle bir bilgiyi yansıtmaktadır.
Selamünaleyküm; Allah Teâlâ rızasına muvafık salih ameller yapmaya sizi de bizi de muvaffak kılsın.İyi bir ilmihali en az üç kere not tutarak, kenarını çizerek okuyun. Bilhassa ibadet bölümlerini dikkatle okuyun.Tefsirden de merak ettiğiniz ayet veya sureleri özellikle seçerek okuyun.Hadis olarak da Riyazussalihin ve şerhini muhakkak notlar tutarak okuyun. (Erkam Yayınları arasındaki sekiz ciltlik baskıyı seçebilirsiniz.)Genel kültür olarak da dikkatinizi çeken, yazarı hakkında şaibe olmayan kitapları okumaya çalışın.Bunlardan daha önemlisi ise muhakkak bir ilim halkasına katılmalısınız. Haftada bir ilim halkası görmeniz şarttır.İstişare etmeye devam edebiliriz.Allah'a emanet olunuz.
hadis konusundaki diğer fetvalar
Selamı alıp cevaplayacak bir pozisyonda olmayana selam vermek, onu taciz etmek olur gerekçesi ile böyle söylenmiştir. Yemek ortamı böyle bir sakınca taşımıyorsa selam verilebilir.
Bu ortamdan imanını ve aklını koruyarak çıkmaya çalış. Böyle bir sözün sahibi ile tartışma sakın. Tam anlamıyla bir söz tuzağı ile karşılaşmışsın. Allah seni korusun.
Hocamızın meali özellikle hadislerle izah edilmesi bakımından da faydalıdır ve Türkçesi güzel bir mealdir. Meal okuyup anlama düzeyinde birisi için inşaallah yararlı olur.
Allah Teâlâ ölenlerimize rahmeti ile muamelede bulunsun. Prensip olarak, hadislerde belirtilen hususları muayyen bir kişi veya kişiler için “işte bu o idi” şeklinde müşahhaslaştırmak doğru değildir. Evet, “yaşadığın gibi” ölme ilkesine uygun bir durum vardır ortada ama bunu o kişinin kötü bir durumda öldüğü şeklinde anlamaya yönelik açılım yapılmamalıdır. Akıbetinin hayrolmasını temenni etmek en güzelidir.
Psikoloji, ahireti unutan neslin en çok muhtaç olacağı bilim dallarından biridir. Gitgide ahiret daha çok unutulduğuna göre bu ihtiyaç da artacaktır. Size psikolojiyi Müslümanlaştırmış eserlerden kalın bir demet ne yazık ki tavsiye edemeyeceğim. Direkt psikoloji üzerine yaygın bir kitap ağı yoktur. Ama şunu tavsiye ederim: a- Bu ihtiyacı gidermeye siz kendinizi adayın. Okuduğunuz eserleri mesleğinizle buluşturun. Bilhassa âyet ve hadisleri bu mantıkla tefekkür edin. b- Özellikle hadis bilginiz sizin için temel kaynak niteliğinde olur. Riyâzu’s Salihin isimli hadis kitabını şerhi ile beraber üzerinde yorum yaparak okuyun. c- Tefsir dersleri bulursanız izleyin. Kur'an size ufuk açar. d- İmam Gazali’nin bütün eserleri sizin için temel eser niteliğindedir. e- Muayyen konularda ilmine itibar ettiklerinizle istişare edin. “Şu konu hakkında din ne der?” muhtevalı sorular araştırın. Allah yardımcınız olsun.
TENBİHU'L-GAFİLÎN, Ebu'l-Leys es-Semerkandî olarak bilinen hicrî üç yüz ellilerde yaşamış büyük bir Hanefî fakihine ait bir kitaptır. Yazıldığı zamandan beri önemli vaaz kitapları arasında ilk sıralarda yer almıştır. Semerkandî, hem fakih hem mutasavvıftır. Bu da eserlerinde ayrı bir bereket olma sebebidir zannederiz. Vaaz kitaplarının neredeyse tamamı için dikkat edilecek bir sıkıntı, zayıf hatta mevzu hadis kullanabilmeleridir. Buna hikâye kalıplı anlatımları da ilave edebiliriz. Bu eser için de bu nokta dikkat edilecek bir noktadır. Kullandığı hadislerin mevzu hadis olabileceği ihtimalini göz ardı etmeden ve sahih hadis kitaplarına dayandırmadığı hikâyelerini nas gibi görmeden okunduğunda değerli bir kitaptır. İmam Gazalî'nin İhya'sından önce özet olarak okunabilecek bir kitaptır. Allah Teâlâ müellifine rahmeti ile muamelede bulunsun.