Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Ben 18 yaşında medresede okuyan bir genç kızım. Evlilik şu an benim için farz durumda, sizin yaptığınız ayrımı okuduktan sonra bu kararı alabildim. Ben Allah için, dinimi tamamlamak için, haramdan daha iyi korunabilmek için evlenmek istiyorum, diğer türlü zorlanıyorum. Çok ahlaklı, edepli bir çocuk çıktı karşıma. Bir zaman sonra gönlümde ona karşı bir ısınma oldu, sanki hep tanıyormuşum gibi. Ama hiç konuşmadık elhamdülillah. Genç bir abimizin tanıdığı biriyle haber yolladım. Genç, şu an evlenemeyeceğim maddi açıdan, bu yüzden harama bulaşmak, bekletmek istemem, dedi. Bunu diyeli 1 yıl oldu ve ben hala aynı duygular içerisindeyim. Kesinlikle harama bulaşmak istemiyorum ben de, bu yüzden hiçbir şey yapmıyorum, nasibimse bulur beni gelir zaten diyorum. Acaba ben direkt kadercilik mi yapmış oluyorum? Ne yapmam gerekiyor? O genç hala aynı düşüncede olduğumu bilmiyor, haber yollamalı mıyım? Başka taliplerimi de geri çeviriyorum. İçimde o gence karşı çözemediğim bir muhabbet var. Bir yol gösterir misiniz hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Evlenmek ve eş olmak sizin için farz düzeyine geldi ise yani harama doğru kaymak ya da helal yolla evlenmek seçenekleri ile karşı karşıya kaldı isen, annenin itirazını dinlemen gerekmez. Ne var ki, bu kararı duygusallıkla mı veriyorsun yoksa gerçekten yolun bitti, tıkandın mı, bunu sen bilirsin. Anneni üzmeyeceğin sözler konuş, sabırlı ve istikrarlı ol. Annene çevresinden sözünü dinleyeceği kimselerle ulaş.
Aleykümselam. Evet, evinizde mahreminiz olmayan birinin bulunmamasını istemek dinen hakkınızdır. Ne var ki siz, ikinci evliliğinizi yaptınız ve aile sıkıntısı çekmiş bulunuyorsunuz. Bu durumu, irdelemeniz hâlinde bir facia daha yaşayabilirsiniz. Çok dikkatli olmak zorundasınız. Engelleyemezseniz, ilkeli ve dikkatli olmalarını sağlamaya çalışın.
Aleykümselam. Harama düşmemek şartı ile bekleyebilirsiniz ama size tavsiyemiz şudur: Hiçbir insan uğruna ömür feda edilecek nitelikte değildir. Siz kendi özel hayatınızı kendinize göre şekillendirmelisiniz. Abartmamaya çalışın. Filmlerdeki aşk hikâyelerini hayatın gerçeği gibi görmemek gerekir. Hayatını kullukla dolduramayan insanların öyle takıntıları olabilir. Biz mü'miniz, mü'minin hayatı dolu doludur. Sabredin ama değen bir şey için sabredin. Tehlike hissederseniz kendinizi güvene alın.
Selamünaleyküm. Demek ki size gerçekten kız verilmezmiş. Bir çift itiraza çöktünüz, bu ne biçim gençlik, bu nasıl idrak böyle! Direnin sabredin, yılmayın. Yoksa sizi beğenmeyenleri fiilen haklı çıkarmış olursunuz.
Selamünaleyküm. Bulunduğun ortamda açık bir haramla yüz yüze geliyorsan orayı terk etmelisin. Tereddütlü ortamlarda ise kendini korumalısın. İçindeki duyguları ebeveyninle istişare et. Onların da rızası olan bir tercihi yerine getir. Medreseye gitmek için yaşın uygun olmayabilir. Bilhassa annenin seninle alâkalı tespitlerine önem vermen gerekir. Allah sana yardım etsin. Azmini güçlü, ayağını sabit kılsın.
Selamünaleyküm. Ailenizin büyüklerinden birini sana danışmanlık yapmak üzere ayarla. O devreye girsin. Onun kararına göre de hareket et, rahat edersin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Önce kendinizi koruyun. Sonra da onu bir doktora sevk edin. Kesinlikle önce kendinizi düşünmek zorundasınız. O hastalık bulaşıcıdır. Dikkatli olun.
Selamünaleyküm. Böyle bir haber hadis kaynaklarında vardır. En eski kaynağı da tespit edebildiğimiz kadarı ile Darimî’nin Sünen’idir (449 no’lu hadis). Bu kaynakta sözünü ettiğiniz konu şu şekilde geçmektedir: Sahabeden Cabir radıyallahu anh naklediyor: Ömer bin Hattab radıyallahu anh elinde tevrat’tan bir parça ile Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme geldi. Dedi ki: ‘Ya Resulellah! Bu Tevrat’tan bir paçadır.’ Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona bir cevap vermedi. O da elindekinden okumaya başladı. O okurken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yüzü değişiyordu. Allah ona rahmet etsin Ebu Bekir dedi ki: ‘Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yüzünü görmüyor musun, başı belalı adam?’ Ömer Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme baktı ve dedi ki: ‘Allah’ın gazabından ve Resûlü’nün gazabından Allah’a sığınırım. Allah’tan Rab olarak, İslam’dan din olarak ve Muhammed’den Peygamber olarak razı olduk.’ Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Muhammed’e hayat veren Allah’a yemin ederim ki, size Musa görünecek olsa ve beni bırakıp ona uyacak olsanız, hak yoldan sapmış olursunuz. O yaşıyor olsa ve peygamberliğimi bilse bana uyardı.’ Bu hadis genel olarak hasen bir hadistir. Hasen hadis olması da bilgi olarak sağlam bir bilgi olarak önümüzde durduğunu göstermektedir. Buna göre bu hadisin anlatmak istediği konuyu şu şekilde özetleyebiliriz: Ömer radıyallahu anh, önceki kitaplardan birine ait bir parça bulmuş ve onu merak edip Peygamber aleyhisselama getirmiştir. Onunla ilgilenmenin ne gibi bir sakıncası oluşturacağını tahmin edemediği için de elindekini okumaya başlamıştır. Kur'an gibi bir kitabın indiği bir zaman ve yerde kaldırılmış bir kitabın okunmasının görünürde bir sakıncası yok ise de, Müslüman bir toplumun içinde bunun oluşturacağı psikolojik ve sosyolojik sakıncaları açısından Peygamber aleyhisselam onu ikaz etmiştir. Bu ikazdan anlaşılıyor ki, eskilerin kitapları ile ilgilenmek bile neticede Müslümanlar arasında Kur'an ve Peygamber aleyhisselama bakışta bir zafiyet meydana getirebilir olmaktadır. Dikkat edilmesi gereken durum da budur.
Aleykümselam. Esasen fotoğraf, yaygın ve sıradan bir iş gibi görülmemelidir. Mümkün olduğunca çekilmemesi takva açısından daha doğru olur. Bilhassa bayan fotoğrafına karşı bu uyarıyı dikkate almalıyız. Çekilen fotoğraf o kişi açısından bir mahremini teşhir etme, gönlünün kırılacağı bir durum oluşturma ortaya çıkarıyorsa çekilemez.
Selamünaleyküm. ‘Müçtehidin hatasını Allah’tan başkası bilemez’ sözü anladığınız gibi olamaz. O sözü şu şekilde anlamalıyız: Müçtehit eğer müçtehitlik vasıflarını taşıyarak bir içtihat yaptı ise onun yaptığı içtihadın, Allah’ın hükmüne isabette tam olup olmadığını yani hakkı temsil edip etmediğini biz bilemeyiz. Bunu kesin olarak Allah Teâlâ bilir.’ Böyle kesin bir doğrulama cetveli elimizde yoktur, olamaz da. Bu durumda da içtihat şatlarını barındıran müçtehitlerin içtihatlarını birbirine kırdırma gibi bir yetkimiz de olamaz. Sizin zikrettiğiniz örnekte, yanlışı ortaya çıkardığını söylüyorsunuz ama bir müçtehidin kanaatini, kendisi gibi birinin değerlendirmesi durumunda ortaya bir sonuç çıkabilir. Cümle güzelliği ve benzeri yüzeysel etkilerle hangisinin haklı olduğu üzerinde bir kanaat kullanılamaz. Bundan dolayı da bizim gibi avamdan birilerinin müçtehitler arasında mekik dokuması boş bir iş olur. Bir müçtehide, zahiren hatalı bir tutumu ortaya çıkmadıkça bağlı kalmak zorunlu olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.
Aleykümselam. Bir: Bir kere bunun eşiniz tarafından sorun edileceğini kesin bilmiyorsunuz. Böyle bir psikoloji ile evliliği peşinen abluka altına almamalısınız. Eşiniz olacak kişi sizi bu nedenle sevmeyecek, başkalarıyla kıyas edecek gibi nedenlerle kendinize eziyet etmeyin. Bir erkek kusur bulmak istedikten sonra pek çok kusur bulur. Siz, Allah’ın verdiğine razı olun. İki: Göğüslerinizin daha güzel olması için ameliyat dışında bitkisel veya krem gibi uygulamalar yapmanızda bir sakınca yoktur. Bu yöntemlerden biri sağlığınız açısından sıkıntı oluşturuyorsa o açıdan bir caiz olmamak söz konusu olur. Üç: Göğüslerinizi ameliyatla büyütecekseniz, bunun caiz olması için yapacağınız işin nedeni ‘daha güzel görünmek’ olmamalıdır. ‘Küçük olan, emzirme için yeterli olmayabileceği şeklinde doktorlar tarafından belirtilen’ bir nedenle ameliyat yaptırabilirsiniz. Özet olarak kural şudur: Daha güzel görünmek için estetik ameliyat yoktur. Bir eksikliği gidermek için ise estetik yapılabilir.
Selamünaleyküm. Bunu HARAM olarak anlamayın. Bu bir sıkıntı oluşturabilecek tutumdur. Pek çok insan böyle bir öpücükle kendini helak etmiştir. Tehlikelidir, kaçınmak gerekir diyoruz ama haramdır demiyoruz. Sizin için de baba için de durum budur.