Fetva Meclisi
Soru
Fıkıha giriş-2 başlıklı sohbetinizi dinledim. Sohbette geçen “Ümmetimin ihtilafı rahmettir“ sözü ile alakalı, sanki fıkıhta kullanılabileceği ama akidede kullanılamayacağını anladım. Bu ayrımın nereden kaynaklı olabileceğini sormak isterim. İlim ehlinden böyle bir ayrımı bulamadığımı ve itibarın asıl neye göre olması gerektiğini bilmek istedim. Ulaşabildiğim ilmi eserlerde alimlerin bazıları bu sözün hadis olmadığını zikrediyorlar. Bunu açıklayabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Fıkhın özünde farklılığa uygunluk vardır. Bunda da din açısından bir sakınca yoktur. Fıkıh Kur'an veya hadis değildir, ehlinin yaptığı içtihatlardır umumu itibariyle. Ve fıkıhtaki ihtilafta bir yolla uzak durmak ama gereğinden kopmamak müstehaptır. Müslüman, fakihler ihtilaf ediyor diye çelişki içinde kalmak, bir öyle bir böyle düşünüp yapmak durumunda değildir. Fıkıhtaki farklılıklardan uzak durmak için: a. Takvaya en uygun olan tercih edilebilir. b. Söz sahiplerine bakılıp daha kalbî kimliği olan tercih edilebilir. c. Harama ruhsat veren ve ruhsat vermeyen iki farklı görüş olduğunda haramdan uzak tutan tercih edilebilir. Aynı şekilde farzdır diyenle değildir diyen arasında farzdır diyen tercih edilebilir. d. Sahabeden itibaren bu zamana gelen seyir içinde daha eskilere ait olan görüş daha yeni olana göre tercih edilebilir. e. Muteber kabul edilen mezhep imamlarından birinin görüşü ilke olarak benimsenerek farklılıktan uzak kalınabilir. f. Müslüman bir yöneticinin tercihi ilke olarak kabul edilerek uzak kalınabilir. Genel olarak farklı fıkıh içtihatları ile karşılaşanlar için hangisini alsam sorularına böyle bir cevap verilmektedir. Elbette kişi, keyfiliği değil de dinine daha sıkı bağlı kalmayı amaç ediniyorsa. Gevşek bir nokta arayan için tercih zaten nefsin hoşuna gidenden yana olacaktır.
Selamünaleyküm. ‘Müçtehidin hatasını Allah’tan başkası bilemez’ sözü anladığınız gibi olamaz. O sözü şu şekilde anlamalıyız: Müçtehit eğer müçtehitlik vasıflarını taşıyarak bir içtihat yaptı ise onun yaptığı içtihadın, Allah’ın hükmüne isabette tam olup olmadığını yani hakkı temsil edip etmediğini biz bilemeyiz. Bunu kesin olarak Allah Teâlâ bilir.’ Böyle kesin bir doğrulama cetveli elimizde yoktur, olamaz da. Bu durumda da içtihat şatlarını barındıran müçtehitlerin içtihatlarını birbirine kırdırma gibi bir yetkimiz de olamaz. Sizin zikrettiğiniz örnekte, yanlışı ortaya çıkardığını söylüyorsunuz ama bir müçtehidin kanaatini, kendisi gibi birinin değerlendirmesi durumunda ortaya bir sonuç çıkabilir. Cümle güzelliği ve benzeri yüzeysel etkilerle hangisinin haklı olduğu üzerinde bir kanaat kullanılamaz. Bundan dolayı da bizim gibi avamdan birilerinin müçtehitler arasında mekik dokuması boş bir iş olur. Bir müçtehide, zahiren hatalı bir tutumu ortaya çıkmadıkça bağlı kalmak zorunlu olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.
Okuduğunuz ilmihal kitabından daha fazla akaid bilgisi sizin için bile bile kafa karıştırmaktır. Siz dininizi yaşamak için öğreniyorsanız, size gerekmez. Hayır, tartışmak ve felsefesini yapmak için ise bulduğunuzu dinleyin, gördüğünüzü izleyin o zaman. Allah yardımcımız olsun. Bize bizi cennete götürecek bilgiler gerekiyor.
Allah Teâlâ niyetinizi mübarek kılsın. Esasen tebrik edilecek bir planlama içindesiniz. Ne var ki, HIZLI BAŞLAYIP çabuk çökmekten ise ADIM ADIM BAŞLAYIP uzun yürümek daha doğrudur. Tıp dersleri ağırdır, bu tespit yabana atılamaz. Çevreniz ve size etki edenler açısından da bu yapacağınız iş takdir görmesi zor bir iştir, bu da ikinci bir sorundur. Bu nedenle size çizgi olarak şunu tavsiye edebilirim: Planınız büyük ve uzun soluklu olsun. Uygulamanız ise boyunuza ve çapınıza göre olsun. Ya da şöyle diyebilirim: Acele etmeyin ama ihmal de etmeyin. Hayat realiteniz ve planlarınız dengeli olsun. Böylesi ile daha istikrarlı ve daha kalıcı işler yapabilirsiniz. Öncelikli gayeniz okumak ve bilgi artırmak değil mü'min kimliğinizle ayakta kalmak, fitnelerde savrulmamak olsun. Bunun için de önce her biriniz BEN ERİMEMELİYİM demelidir. Böyle diyebilen üç kişi veya iki kişi ile yola çıkın. Beş yıl sonra bir kişi daha ancak size katılıyor olsa bile zararda değilsiniz. Kaldı ki ihlasınız size katılımı bereketli yapacaktır. Bunun özeti şudur: İmanda ve ibadette, ahlâkta erimeden yürümeniz sizin bütün bilgilerden daha önemli bir ihtiyacınızdır. Maazallah eridikten sonra bilgi ne işinizi görecek ki? Bu noktadan sonra haramlardan uzak durmak ve farzları eksiksiz yapmak günlük işiniz olmalıdır. Farzlarda eksiğiniz yoksa BİLDİĞİNİZİ YAŞIYORSUNUZ demektir ki gaye de budur zaten. Planlarınızı izleyeceğiniz dersleri bitirme mantığına yaslamayın. Aksine hazmetme mantığına yaslayın. “Şu kadar dersi şu kadar zamanda” yerine “şu konuları kavrama” çizgisi çizin. Sözünü ettiğiniz ders grubundan ilk on dersi mesela hazmedin ve bir yolunu bulup ziyaret ederek veya bir iletişim kanalını kullanarak konuşanı/yazarı ile o dersleri mütalaa edin. Sonuca göre yeni bir plan yapabilirsiniz. Elbette sabredip sebat edebilenler gayelerine ulaşacaktır. Onlar da oldukça azdır. Dökülenlere takılmadan gayeniz için yürümeye bakın. Allah yardımcınız olsun.
Hayır, bu konu hadislerde vardır. Uygulamadaki içtihatlar da sizin belirttiğiniz gibidir. Farklılığın temelinde ise bu hükme kaynaklık eden hadisi Şafii ulemasının yorumlamasındaki gerekçeleridir. Bir müçtehidin böyle bir yorum yapması ise Şeriat'ımız açısından mümkündür. Hanefi olanlar hükme uyduklarında hadislerin bizzat özüne uymuş olurlar. Şafiiler hükme uyduklarında ise içtihatla açılmış bir kapıyı kullanmış olurlar. Biiznillah ikisinde de dine uymak ve onu yaşamak vardır. Bu da ümmet için bir rahmettir.
Selamünaleyküm. İleri derecede bir ilim çalışması yapmayacaksanız RİYAZUSSALİHİN isimli hadis kitabı şerhiyle beraber size yeterli olur. Fıkıh olarak da ilmihallerden birini birkaç kere okumalısınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Farz namazların ilk iki rekatında, nafilelerin her rekatında kıraat farzdır.
Tavaf ve namaz için olan sakıncayı genişletmemelisiniz.
Kaş aldırma konusunda sahabeden Abdullah bin Mesud radıyallahu anhın rivayet ettiği bir hadisi ulemanın büyük bir bölümü esas alıp haram olduğu şeklinde yorumlamışlardır.
Selam, bizim nazarımızda bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi selam da orijinalliği bozulmadan yapılmalıdır.
Böyle ibadetlerde kimse kimsenin yükünü taşıyamaz, herkes kendi işini görmelidir.
Ciğerin başında bekleyen kedi psikolojisi ile beklemek doğru değildir. Bir erkeğin nikâhlı eşi dışında bir yolla boşalması tıp ve ahlâk açısından yanlıştır. Elle boşalmayı alışkanlık hâline getirirseniz, evlendikten sonra bile o işi terk edemeyebilirsiniz. Bu da bir hastalıktır. Şehvetiniz sizi bastırıyorsa evleneceksiniz. Ateşle şakalaşılmaz, ateşin yakması için deneme yapılmaz.