Fetva Meclisi
Soru
Nişanlımla ayrıldım ve bir anlık sinirle "bir daha barışmayacağım" diye yemin ettim. Ama barışacağız gibi duruyor. Kefaret için üç gün oruç tutulması gerekiyormuş. Nişanlım vicdan azabından, suçluluk duygusundan dolayı o oruçları ben tutayım diyor. Yemini eden benim ama kefaretini yani orucunu o tutabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Eğer keffaretiniz, gerçek bir keffaretse bu bir farzdır. Eşinizin farza müdahale etmesi hakkı değildir. Size uygun bir zaman dilimi göstersin, o zaman tutun. 'Şöyle bir keffaret tutayım' diyorsanız eşiniz haklıdır. Hafta sonları oruca mani olması ise ona Allah'ın tanıdığı bir hakkıdır, itaat edin.
Annenize karşı yaptığınız yemini bozun. Bunun için de keffaret ödeyin. Ya on fakiri yedirin veya giydirin ya da bunu imkânınız olmadığı için yapamazsanız üç gün oruç tutun.
Selamünaleyküm. Kefaret gerekmez ama orucun kazası gerekir. İstiğfar gerekir.
Selamünaleyküm. Mü'min seviyeli insandır, böyle işlere tevessül etmez. Olması imkânsız bir şeyden de yemin olmaz. Keffaret ver ve istiğfar et.
Adak yaptı iseniz onun kefareti yemin kefareti değildir, yaptığınız adağı yerine getireceksiniz. Sözünü ettiğiniz durum yemin ise yeminler için de ayrı ayrı kefaret tutmanız gerekir. Hatırlamama gibi bir durum için inşaallah bir kefaretle geçmiş kapanır ama siz tevbe ve istiğfarı unutmayınız. Tekrarına karşı da dikkatli olmayı öğrenmiş olunuz.
Aleykümselam. Başlanmış orucu özür olmadan bozan birinin KEFFARET TUTMASI GEREKİR. Bir özür nedeniyle veya özürsüz olarak da olsa oruç tutmayan ise tutamadığı gün kadar kaza orucu tutar. Büyük bir tevbe ile de Allah'a yönelir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selam, bizim nazarımızda bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi selam da orijinalliği bozulmadan yapılmalıdır.
Yalova ile aranızdaki mesafe önemlidir; Kartal'da oturuyorsanız Yalova'da zaten seferi olmazsınız. Mesafe doksan km'yi aşıyorsa o zaman seferilik mümkündür. Yolda her halükârda seferisiniz. Orada ise kendi eviniz gibi size tahsis edilmiş bir ev varsa seferi olmazsınız. (Afedersiniz, Yıldız ismi erkek ve bayan için kullanılabilmektedir. Eğer erkek iseniz durum budur. Bayan iseniz eşiniz ne ise siz de öyle olacaksınız. Seferilikte kadın, eşine tabidir.)
Evlenmenin farz olup olmadığını herkes kendisi belirler. Şehvetin bastırdığı, karşı cinse alakanın arttığı durumlar bu farzlığın seviyesini belirler. Yatarken, konuşurken, izlerken, alaka duyarken bunu herkes kendisi belirleyebilir.
Farz namazların ilk iki rekatında, nafilelerin her rekatında kıraat farzdır.
1- Bu hadisin sahih olmadığı kesindir. Aslının olmadığını söyleyenlerin yanında zayıf olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır. Zayıf olmasına rağmen, hüküm için olmamak kaydıyla örneklendirme yapmada kullanılabileceği söylenmiştir. Örneklendirme için kullanılma ile kastedilen de şudur: Zihin açma, fikir üretmeye yönlendirme seviyesinde kullanma. Söz konusu derste de bu maksatla kullanılmıştır. 2- Fıkıhta kullanılması ile akidede kullanılması arasında ise şu fark vardır: Fıkıh, içtihada açık bir ilimdir. Kıyas yapılır ve kıyas üzerinden yeni hükümler verilir. Bu hükümlerde de içtihat edenlerin içtihatlarına göre farklılıklar bulunabilir. Ancak akidede içtihat nasıl yapılacak? Akidenin çizgileri azaltılmamak ve çoğaltılmamak üzere sınırlandırılmıştır. İçtihat edilip imanın şartların yediye mi çıkarılacak ya da meleklere iman mı kaldırılacak? Akidede yapılacak bir içtihat, insanların iman mıdır küfür müdür üzerinden ihtilaf etmelerini doğurur ki böyle bir ihtilafta ne rahmet olur ne da maslahat. Bunun için akidenin esasında içtihat yoktur. Akideyi anlamada kullanılan kelam veya felsefe menşeli ek bilimler üzerinden içtihatlar yapılabilir ki o da dinin esası değildir. Allah ilminize ve amelinize bereket versin.
Nafile bir oruç niyeti yaptığınız için onlar nafile yerine geçmiştir; kaza için hususi niyet etmelisiniz. Allah kabul etsin.