Fetva Meclisi
Soru
Fıkıhçıların farklı görüşler belirtmesine karşı biz nasıl davranabiliriz? Aynı konuda üç ayrı kişi üç ayrı görüş belirtebilmektedir.
Cevap
Benzer fetvalar
1- Bu hadisin sahih olmadığı kesindir. Aslının olmadığını söyleyenlerin yanında zayıf olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır. Zayıf olmasına rağmen, hüküm için olmamak kaydıyla örneklendirme yapmada kullanılabileceği söylenmiştir. Örneklendirme için kullanılma ile kastedilen de şudur: Zihin açma, fikir üretmeye yönlendirme seviyesinde kullanma. Söz konusu derste de bu maksatla kullanılmıştır. 2- Fıkıhta kullanılması ile akidede kullanılması arasında ise şu fark vardır: Fıkıh, içtihada açık bir ilimdir. Kıyas yapılır ve kıyas üzerinden yeni hükümler verilir. Bu hükümlerde de içtihat edenlerin içtihatlarına göre farklılıklar bulunabilir. Ancak akidede içtihat nasıl yapılacak? Akidenin çizgileri azaltılmamak ve çoğaltılmamak üzere sınırlandırılmıştır. İçtihat edilip imanın şartların yediye mi çıkarılacak ya da meleklere iman mı kaldırılacak? Akidede yapılacak bir içtihat, insanların iman mıdır küfür müdür üzerinden ihtilaf etmelerini doğurur ki böyle bir ihtilafta ne rahmet olur ne da maslahat. Bunun için akidenin esasında içtihat yoktur. Akideyi anlamada kullanılan kelam veya felsefe menşeli ek bilimler üzerinden içtihatlar yapılabilir ki o da dinin esası değildir. Allah ilminize ve amelinize bereket versin.
Allah Teâlâ niyetinizi mübarek kılsın. Esasen tebrik edilecek bir planlama içindesiniz. Ne var ki, HIZLI BAŞLAYIP çabuk çökmekten ise ADIM ADIM BAŞLAYIP uzun yürümek daha doğrudur. Tıp dersleri ağırdır, bu tespit yabana atılamaz. Çevreniz ve size etki edenler açısından da bu yapacağınız iş takdir görmesi zor bir iştir, bu da ikinci bir sorundur. Bu nedenle size çizgi olarak şunu tavsiye edebilirim: Planınız büyük ve uzun soluklu olsun. Uygulamanız ise boyunuza ve çapınıza göre olsun. Ya da şöyle diyebilirim: Acele etmeyin ama ihmal de etmeyin. Hayat realiteniz ve planlarınız dengeli olsun. Böylesi ile daha istikrarlı ve daha kalıcı işler yapabilirsiniz. Öncelikli gayeniz okumak ve bilgi artırmak değil mü'min kimliğinizle ayakta kalmak, fitnelerde savrulmamak olsun. Bunun için de önce her biriniz BEN ERİMEMELİYİM demelidir. Böyle diyebilen üç kişi veya iki kişi ile yola çıkın. Beş yıl sonra bir kişi daha ancak size katılıyor olsa bile zararda değilsiniz. Kaldı ki ihlasınız size katılımı bereketli yapacaktır. Bunun özeti şudur: İmanda ve ibadette, ahlâkta erimeden yürümeniz sizin bütün bilgilerden daha önemli bir ihtiyacınızdır. Maazallah eridikten sonra bilgi ne işinizi görecek ki? Bu noktadan sonra haramlardan uzak durmak ve farzları eksiksiz yapmak günlük işiniz olmalıdır. Farzlarda eksiğiniz yoksa BİLDİĞİNİZİ YAŞIYORSUNUZ demektir ki gaye de budur zaten. Planlarınızı izleyeceğiniz dersleri bitirme mantığına yaslamayın. Aksine hazmetme mantığına yaslayın. “Şu kadar dersi şu kadar zamanda” yerine “şu konuları kavrama” çizgisi çizin. Sözünü ettiğiniz ders grubundan ilk on dersi mesela hazmedin ve bir yolunu bulup ziyaret ederek veya bir iletişim kanalını kullanarak konuşanı/yazarı ile o dersleri mütalaa edin. Sonuca göre yeni bir plan yapabilirsiniz. Elbette sabredip sebat edebilenler gayelerine ulaşacaktır. Onlar da oldukça azdır. Dökülenlere takılmadan gayeniz için yürümeye bakın. Allah yardımcınız olsun.
Mezhepler birbirinin daha iyisi veya daha kötüsü değildirler. Her bir müçtehit, Allah'a daha yakın olmayı sağlayacak işleri göstermeye çalışmışlardır. Bu nedenle, bir mezhepteki uygulama ne yanlıştır, ne de onu başka türlü tarif edeninki daha üstündür. Her mü'min, ittiba ettiği mezhepteki uygulamaya bağlı kalmalıdır. İmam Fatiha suresini okurken dinlemek, ayetin emrine binaen gerekli görülmüştür. Öyle yapmalıyız. Allah'a emanet olun.
Hayır, bu konu hadislerde vardır. Uygulamadaki içtihatlar da sizin belirttiğiniz gibidir. Farklılığın temelinde ise bu hükme kaynaklık eden hadisi Şafii ulemasının yorumlamasındaki gerekçeleridir. Bir müçtehidin böyle bir yorum yapması ise Şeriat'ımız açısından mümkündür. Hanefi olanlar hükme uyduklarında hadislerin bizzat özüne uymuş olurlar. Şafiiler hükme uyduklarında ise içtihatla açılmış bir kapıyı kullanmış olurlar. Biiznillah ikisinde de dine uymak ve onu yaşamak vardır. Bu da ümmet için bir rahmettir.
İfade edeceğim başlıklara dikkat etmenizi rica ediyorum. Haricî zihniyetine sahip kimseler genellikle katı, kesin ve uzlaşmaz bir düşünce yapısına sahiptir. Onlarla doğrudan tartışmaya girmek çoğu zaman sonuç vermez. Bilakis, onları daha da keskinleştirebilir. Bu yüzden, faydasız münakaşalardan kaçınmak gerekir. Cemaatimize bu tür zihniyetlerden etkilenmemeleri için doğru İslam anlayışını sağlam bir şekilde öğretmek en etkili yoldur. Bunun için de ilmihal bilgilerini ve akideyi sağlamlaştırmak; Müslümanlar arasındaki birliği ve merhameti vurgulamak; Sahabe, Tâbiûn ve Müçtehid imamların anlayışlarını anlatmak önemlidir. Haricî zihniyet genellikle ihtilaf çıkarmak ve insanları bölmek üzerine kurulur. Cemaati ve halkı bu tür insanlarla fazla muhatap olmamaları konusunda bilinçlendirmek gerekir. Özellikle dinde hassas ama ilmî altyapısı zayıf gençler, Haricî söylemlerden etkilenebilir. Onlara daha fazla rehberlik ve sohbet ortamı sunmak önemlidir. Haricî anlayış, şiddete ve toplum içinde fitneye yönelmişse, bu durumda sadece ilmî mücadele yetmez, resmî mercilerle irtibata geçmek gerekebilir. Çünkü bu tür zihniyetler bazen silahlı hareketlere dönüşebiliyor. Peygamberimiz aleyhisselamın dinde aşırılığa düşenlerle olan tavrında olduğu gibi kararlı ama sert olmayan bir üslupkullanmak gerekir. Mücadele, birebir tartışma ile değil, ümmeti sahih ilimle bilinçlendirerek yapılmalıdır. Allah yardımcınız olsun, vazifenizde muvaffak eylesin.
Mevcut üniversite/fakülte yapısında talebenin birinci görevi imanını ve iffetini koruyarak oradan mezun olmaktır. İmanı ve iffeti tertemiz oradan mezun olan bir nevi cihat etmiş olur, o bir mücahittir. Dersliklerinden kantinlerine kadar fakülteler ne yazık ki iffet ve iman avcıları ile dolmuş gibidir. Size özellikle tavsiyem, bir şeyler yapmayı ikinci plana atmanız ve size bir şeyler olmasını engellemenizdir. Rabbim yardımcınız olsun. Sizi ümmetime bağışlasın. İmanınızı ve iffetinizi koruyarak vasıflı gençler olmanızı size kolay kılsın. Bu noktadan sonra sizden yardım isteyene yardım edebilirsiniz. Bir kelime söyleyebilirsiniz. Bir kere namaza davet edebilirsiniz. Bir kereliğine de olsa bir haramı işlememesini sağlayabilirsiniz. Bir sure öğretebilirsiniz. Küçük bir grup oluşturup beraber iş yapmanız mümkün olursa onu da deneyin. Bir camide bir sabah namazından sonra toplanın. Samimi ama küçük kararlar alın. Bir hocadan periyodik dersler alın. Bir kitabı beraberce okuyup tahlil edin. Sabredin ve kazanın. Telif hakkı korunmuş kitapların/eserlerin korunmuşluğuna saygılı olmak gerekiyor. Sahiplerinin serbest bıraktığı veya hakkını takip etmediği eserleri kullanabilirsiniz. Allah sizi muhafaza buyursun.
din konusundaki diğer fetvalar
Elbette Müslümanlar kendi aralarında kardeşliğin yüksek huzurunu hissederek yaşamalıdırlar. Temel gayemiz ve çizgimiz bu olmalıdır. Rabbimizin emri böyledir. Bu nedenle de küs olmak yasaklanmıştır. Dini bir nedene dayanmadıkça üç günden fazla küslük caiz değildir. Tartışmak, farklı fikirleri savunmak ise küslük değildir. Edep çizgileri aşılmadığı sürece tartışmak ve farklı düşünmekte sakınca yoktur.
Hasta insanlara ücret karşılığı tedaviye ulaştırma hizmeti yapmayı kastediyorsanız, böyle bir iş; •Şeffaf, • Ücretlendirme ve hizmet çeşidi sabit, • Hilesiz bir şekilde yapılıyorsa helal bir iş olmasını engelleyen durum yoktur.
Dini hayatımız bedenimiz gibidir, inişi çıkışı, yükseği azı çok olur. Bunu dert etmeyin ve yıkılmayın şeytanın önünde. Bir geçici süredir böyle şeyler. Şeytan bunu bahane ederek sizi tamamen namazı terk etmeye sevk edebilir. İnadına inadına gidin şeytanın ve tembelliğin üzerine. Dikkatli olun. Allah mübarek etsin, ibadetlerinizi kabul buyursun.
Dinin temel unsurlarını bilmemek özür sayılamaz. Mesela meleklerin varlığını bilmemek diye bir özür olamaz. Bu çizginin dışındaki bilgileri mesela meleklerin isimlerini bilmemek bir özür olabilir. Ve genel olarak şunu söyleyebiliriz: Bilmemek zamana, mekâna ve kişiye göre değişebilir bir durumdur ama temel kural yukarıda söylenendir.
Hayır, yüzde yüz her hadis sahihtir denmez ama konusu itibariyle Riyâzü’s Sâlihîn’de okuyunca sıkıntı oluşturacak bir hadis yoktur. Sahihlikten daha önemli bir konu, hadisleri bugünün dili ile anlamadaki zorluktur. Tercüme edilmiş olsalar bile anlama zorluğu çekilebilir. Bu nedenle de muhakkak şerhi ile beraber okunmalı ve anlaşılmasında zorluk çekilen sorulmalıdır.
Ortada yıkılmayı gerektirecek bir durum yoktur. Mevcut fırtına seni sallamış ise kendini kenara çekeceksin. İçindeki vesveseyi arttırma sebebi olacak konum ve işlerden uzak kal bir süre. Araştırma, inceleme, tartışma. Namaz ve Kur'an tilaveti ile yetin. Farklı alanlarda yor kendini. O konularda kitap okuma. Sen düzeltmeye çalıştıkça batabilirsin maazallah. Bu durum şu veya bu kişide herkeste görülebilir. Peşine takılan o bataklıkta batabilir. Sen yoluna devam et. Allah Teâlâ huzurunu ve afiyetini daim etsin.