Fetva Meclisi
Soru
Hocam Hanefi içtihatlarına uyan birisiyim. Bazı fıkhi konularda mesela Şafii mezhebine göre abdestte sıraya uymak farzdır, Hanefiye uyan biri olarak sakıncası olmadığından bu sıraya uymaya dikkat ederim. Buna benzer diğer konularda da uymaya çalışırım. Cemaatle kılınan namazda da diğer üç mezhep imamının içtihadına göre Fatiha okumam, bu yaptığım Hanefi içtihadına göre namaza zarar verir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu konuyu şöyle bir daire içinde ele alabiliriz: Bugün Mü'minlerin takip ettiği mezhepler olan Hanefilik, Şafiilik, Malikilik ve Hanbelilik biiznillah bu ümmetin kendi itikadının ekseninde gelişmiş, dışarıdan bir etkinin bulunmadığı mezheplerdir. Bu mezheplerin tamamında Allah’ın kitabını ve Peygamber aleyhisselamın sünnetini en iyi şekilde anlama gayreti vardır. En başta imamları olmak üzere bu mezhepleri bugünkü çizgilerine getiren müçtehitler Allah için bir şeyler yapma gayreti içinde olmuşlardır. Tarih boyunca mü'minlerin mezhepler hakkındaki şahitlikleri bu şekilde olmuştur. Dolayısıyla bu dört mezhepten birinin abdest ve namaz gibi bir ibadette Allah’ın hükümlerine aykırı olacak bir uygulama yoktur. Evet, farklılık denebilecek noktalar bulunur ama bu farklılıklar o ibadetin esasına zarar verecek seviyede olmaz. Bu nedenle deriz ki, bir ibadeti eda ederken bir müçtehidin veya mezhebin çizgisinde kalmak gerekir ki ibadet ciddiyeti zarar görmesin ama aynı ibadetin diğer mezhepteki farklı denebilecek “ayrıntıları” o ibadetin geçersiz olması gibi bir sonuca asla götürmez. Bugün şu mezhepte böyle, öbür mezhepte böyle dediğimiz ibadetlere ve özellikle de namaza ait meselelerin tamamı Ashab-ı Kiram döneminden beri bulunmaktadır. Başta Ashab-ı Kiram olmak üzere bu ümmetin büyükleri birbirlerinin arkasında namaz kılmakta idiler. Onlar bazı ayrıntılarda abdesti farklı olabileceğini bildikleri halde birbirlerinin arkasında namaz kılmakta sakınca görmediler. Bizim onlardan daha iyi ve takvalı bir namaz kılmayı iddia ederek böyle bir ayrıntı üzerinden birbirimizin arkasında namaz kılmamamız ümmet olma şuurumuza ters düşecektir. Yapılan iş, namaza göstereceğimiz hassasiyetten değil taassubumuz ve kör taklit zevkimizden kaynaklanıyor olacaktır. Ashabı kiramdan Abdullah bin Ömer radıyallahu anhümanın, Haccac gibi birinin arkasında bile namaz kıldığı rivayet edilmektedir. Ehlisünnet itikadının en önemli ilkelerinden biri, ümmetin birliği ve namaz ciddiyeti açısından bakarak fasık olan birinin arkasında daha namaz kılmak gerekir ilkesidir. Bu nedenle başka bir nedene dayanmadan sadece mezhep farkını ileri sürerek namazın sahih olmayacağı iddia etmenin tutarlı bir tarafı yoktur.
Bu verdiğiniz çapraz örnekler kitaplarda vardır ama pratikte milyonda bir bile görülmez. Bu meselelerle nefes tüketecek kadar vakit bulayacağımız bulanık bir zamanda yaşıyoruz. Allah yardımcımız olsun. Namazın kendisi toptan gidiyor hatta iman eriyor biz o mezhepten bu mezhebe kan nakli yapmaya vakit bulamamalıyız. Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Önceden kıldığınız bir namazda böyle bir sorun olduğunu sonradan öğrenirseniz mesele yoktur, Allah kabul buyursun. Namaza başlamadan önce böyle bir durum olduğunu görürseniz herkes mezhebine göre amel etsin. Zira mezhep titizliğimiz namaz ve iman titizliğimizin önünde duruyor. Vesvesenin önünü tıkayalım.
Mezhep değiştirmek, özellikle fıkhi konularda ciddi bir karar gerektirir. Ancak mezhep taklit etmek caizdir ve özellikle ilmi derinliği olmayan kişiler için bir mezhebe bağlı kalmak en güvenli yoldur. Şu an yaşadığın kafa karışıklığı, aslında mezheplerin içtihat farklılıklarından kaynaklanıyor. Mezheplerin her biri kendilerine göre sahih delillere dayanmaktadır. Âlimlerin asırlardır tartışarak tahlil ettiği fıkhî konuları bağlamlarından kopararak hadis/ler üzerinden anlamaya çalışmak kafa karışıklığına sebep verebilir. Şu anki ilmi seviyende bir mezhebe bağlı kalman senin için daha rahat olur. Şafiî mezhebine göre yaşamak seni çok zorluyorsa tekrar Hanefî mezhebine dönebilirsin. Çünkü din, yerine ve şartlarına dikkat etmek kaydıyla kolaylıktır, güçlük değil. Allah hayırlı kararlar vermeni nasip etsin kardeşim. Vesveseye kapılmadan ibadetlerine devam et.
Hayır, bu konu hadislerde vardır. Uygulamadaki içtihatlar da sizin belirttiğiniz gibidir. Farklılığın temelinde ise bu hükme kaynaklık eden hadisi Şafii ulemasının yorumlamasındaki gerekçeleridir. Bir müçtehidin böyle bir yorum yapması ise Şeriat'ımız açısından mümkündür. Hanefi olanlar hükme uyduklarında hadislerin bizzat özüne uymuş olurlar. Şafiiler hükme uyduklarında ise içtihatla açılmış bir kapıyı kullanmış olurlar. Biiznillah ikisinde de dine uymak ve onu yaşamak vardır. Bu da ümmet için bir rahmettir.
Delillere bakarak hüküm verebilmek için mezhebin usulünü (usulü fıkıh) iyi bilmek, o konuyla ilgili tüm delilleri incelemek ve deliller arası tercih yapabilme kabiliyeti gerektirir. Yoksa bir/birkaç rivayet üzerinde mezhepleri karşılaştırarak tercihte bulunmaya kalkmak cahil cesaretidir. Allah'tan korkun, bağlı olduğunuz mezhebin gereklerini yerine getirin. Yalnız bir konuda çıkmaza düşer veya fetva sorduğunuz "ilim ehli hocanız" sizin durumunuzu değerlendirerek farklı bir mezhebi uygulama konusunda tavsiyesi olursa onu dikkate alınız. Yani kör taklitçi de olmayın. Özetle sorunuz paralelinde Hanefi mezhebinin uygulamalarını esas alarak amel ediniz.
Selamünaleyküm. Biz İslam dinine iman ettik. İslam'ın içinde de namazımızı etkileyecek hak olan bir mezhep yoktur. Batıl fırkalar vardır; onlarla bir arada bulunmayız. Şafiilik namaza asla mani değildir. Bunlar yanlış sözlerdir. Hepimiz camilere koşalım. İmamlarımızın Hanefi mi Şafii mi olup olmadığına değil itikadı düzgün mü Laik mi değil mi ona bakalım.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Mürşid, kişiye cennete ulaşma yolunda yardım eden önder, rehber demektir. Bizim mürşidimiz Allah'ın bize ve bütün âlemlere rahmet olarak gönderdiği biricik Peygamber aleyhisselam efendimizdir. Yegâne mürşid odur. Onun dışında kim varsa o, kendisi de bir mürşide muhtaçtır. Onun dışındakiler için mürşid yerine öğretmen demek daha münasip olur. Kim, Allah'ın dinini öğrenmemize, imani konuları, ibadetleri, ahlâkı bilmemize yardım ediyorsa o, bizim öğretmenimiz, yardımcımızdır. O bize öğrettiği için ecir kazanır biz de öğrenip yaşadığımız için ecir kazanırız. Bu kadar net ve kesin bir çizgiyi hayal âlemine taşımaya ne gerek var? Dinimizi zorlaştırmaktan zevk mi alıyoruz? Mesele budur. Abartmayalım, zorlaştırmayalım. Allah'a emanet olun.
Evlilik bir akittir yani anlaşma üzerine kurulur bir sistemdir. Her şeyden önce, bedenlerimizin tatmin olacağı bir evliliği esas almalıyız. Bir de bağlı olduğu cemaati dinden daha değerli tutanla evlenmenin doğru olmayacağını düşünüyorum. Bu söz, sizin kardeşiniz için de geçerlidir. Önce dinimiz, akidemiz daha sonra hatta çok sonra kişiliğimiz gelmelidir. Bu durumda siz ve karşı taraf, bağlı bulunulan cemaati nereye oturttuğunuza bakmalısınız. Ona göre de karar verirsiniz. Allah'a emanet olunuz.
Tamamlamış olsanız namazınıza zararı olmaz. Ama imam Fatihayı sesli okurken dinlemek esastır. Allah'a emanet olunuz.
Topladıklarını dini hizmetlerde kullananlarla, din üzerinden geçimini sağlayanlar arasında bir bağlantı kurulması doğru olmaz. Allah'a emanet olun.
İki kişi ile cemaat oluşur. Ondan sonra da ne kadar kalabalıklaşırsa ecir de o kadar çoğalır. Allah'a emanet olun.
Sabah namazından sonra namazdan dağılmak yani camiden çıkmak diğer namazlar gibidir. Ancak sabah namazından sonra işrak vaktine kadar bekleyip iki rekât namaz kılmak ayrı bir Sünnet'tir.