Fetva Meclisi
Soru
Sabah namazından sonra cemaatin dağılması sünnet midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Sadece farzdan sonra nafile kılınan namazlarda dağılmak için geçerli bir kuraldır o. Sabah namazında ise bu yoktur. Allah'a emanet olun.
Sabah namazının sünnetini hiçbir şekilde ihmal etmemek gerekir. İkindi ve yatsının ilk sünnetleri sıkışık anlarda bırakılabilir. Diğerlerini de acil bir durum olmadıkça bırakmamak doğru olandır. Seferilikte ise yine sabah namazının sünneti farklıdır. Diğerleri bırakılabilir. Allah'a emanet olun.
Sabah namazı, o gün öğlen namazına kadar kaza edilirse sünneti ile kaza edilir. Bunun haricinde sünnetlerin kazası yoktur.
Sabah namazının farzını cemaatle kılmaya yetecek kadar vakit bulunduğuna kani isek sünneti kılıp imama öyle uyarız. Aksi takdirde imama uyarız. Bunu da imamın normal durumlarda ne kadar sürede namazı kıldırdığını biliyorsak yapabiliriz. Yoksa cemaate katılmak daha önemlidir.
Hanefi mezhebi üzere iseniz sabah namazının farzından sonra sünnet kılmamalısınız. Diğer mezheplerden biri üzere iseniz farzdan sonra sabahın sünnetini kılabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Farzı bekleyip zikretmeniz daha iyidir.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
İki kişi ile cemaat oluşur. Ondan sonra da ne kadar kalabalıklaşırsa ecir de o kadar çoğalır. Allah'a emanet olun.
Topladıklarını dini hizmetlerde kullananlarla, din üzerinden geçimini sağlayanlar arasında bir bağlantı kurulması doğru olmaz. Allah'a emanet olun.
Müslüman, akidesini esas alarak yaşayan insandır. En hassas noktalarda bile akidesinden taviz vermeyen yani haramlar ve helaller ölçüsünü kullanarak yaşayan insandır. Böyle bir mü'min, şu veya bu cemaatin içinde olmasa da Allah'ın istediği gibi yaşadığı için cennete girecektir biiznillah. Ama şu cemaatin içinde bulunan hatta o cemaatin bel kemiği olan biri haramlar karşısında eziliyorsa, Allah'ın farzlarında gevşek kalıyorsa o mü'min, Allah'ın huzuruna eksik çıkacaktır. Bu şuna benzer: Bir kavanozun üzerindeki etikette baldır yazdığı halde kapağını açtığınızda içini boş ya da balı tüketilmiş olarak görüyorsanız, o kavanozun üzerinde bal yazmasının bir anlamı olmayacaktır. Mü'min de elbette bir yer ve beraberlik belgesi ispat edecektir ama esas olan Allah'ın emirlerini ve yasaklarını dikkate alarak yaşamaktır.
Fıkıh kitaplarındaki ayrıntılara dikkat edilecek olsa sizin orada cuma namazı kılmanız caiz olmaz. Ama bu topraklarda fıkıh kurallarının itibara alınmadığı şartlarda yaşıyoruz. İki haneli bir rakama ulaşmış kalabalıkla kılabiliyorsanız Allah kabul etsin.
Mürşid, kişiye cennete ulaşma yolunda yardım eden önder, rehber demektir. Bizim mürşidimiz Allah'ın bize ve bütün âlemlere rahmet olarak gönderdiği biricik Peygamber aleyhisselam efendimizdir. Yegâne mürşid odur. Onun dışında kim varsa o, kendisi de bir mürşide muhtaçtır. Onun dışındakiler için mürşid yerine öğretmen demek daha münasip olur. Kim, Allah'ın dinini öğrenmemize, imani konuları, ibadetleri, ahlâkı bilmemize yardım ediyorsa o, bizim öğretmenimiz, yardımcımızdır. O bize öğrettiği için ecir kazanır biz de öğrenip yaşadığımız için ecir kazanırız. Bu kadar net ve kesin bir çizgiyi hayal âlemine taşımaya ne gerek var? Dinimizi zorlaştırmaktan zevk mi alıyoruz? Mesele budur. Abartmayalım, zorlaştırmayalım. Allah'a emanet olun.