Fetva Meclisi
Soru
Hangi namazların sünneti kısaltılabilir veya terk edilebilir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Nafileleri terk etmek şeklinde bir iş edinmeyelim ama yatsı namazının ilk Sünnet'inin terk edilmesi durumunda vebal olmaz. Son Sünnet'i ise terk edilmese daha makbul olur.
Sabah namazından sonra namazdan dağılmak yani camiden çıkmak diğer namazlar gibidir. Ancak sabah namazından sonra işrak vaktine kadar bekleyip iki rekât namaz kılmak ayrı bir Sünnet'tir.
Sabah namazı, o gün öğlen namazına kadar kaza edilirse sünneti ile kaza edilir. Bunun haricinde sünnetlerin kazası yoktur.
İkindi ve yatsı namazlarının öncesindeki sünnetlere bu şekilde bakamayız yani muhakkak terk edilecek şeklinde bakılması yanlıştır. Şu şekilde bakalım: İkindi ve yatsının önceki sünneti, öğlenin önceki sünneti ile karşılaştırıldığında öğlenin sünnetini TERK ETMEMEK gerekir deriz. İkindi ve yatsının sünneti ise TERK EDİLSE VEBAL OLMAZ, EKSİKLİK OLUŞMAZ. Doğru bakış budur. İkindi ve yatsının ön sünnetleri için muhakkak terk edilmesi gereken süre yerine ARASIRA TERK EDİLSE SAKINCA OLMAZ demek daha doğrudur. Hususi terk programı gereksizdir.
Aleykümselam.Böyle bir şeye gerek yoktur. Bütün nafileler, önce veya sonra gibi ayrıntılara gerek olmadan 'nafile' niyeti ile kılınabilirler.
Öğlen ve yatsı namazının son sünnetlerini daima dört olarak kılmakta hiçbir sakınca olmaz. “Dörtten az olmaz” demenin sakıncası olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Doğru olan ne için ve nasıl bir helallik talep edildiğini bildirmektir. Ama bir fitneden korkulursa umumi bir helallik de alınabilir.
Cuma namazı esnasında ticaret haramdır. Bunun dışındaki zamanlarda namazı ihmal etmenin getireceği bereketsizlik ve kötü akıbet başka şey kazanılanın haram olması başka şeydir. Bunu böyle tespit edelim. Allah'a emanet olun.
Önce şunu bilelim: Anne ve babanın buruk karşıladığı bir evlilik soğuktur, ruhsuzdur; suyu kesik bir evde yaşamak gibidir. Ne edip edip onların tebessümü ile çıkın yola. Belli ki onlar, size karşı mali destek açısından eziklik hissediyorlar. Bu durumda eş adayınız devreye girmelidir. O devreye giriş de şöyle olacaktır: Evlenmeye bakışımız, iffet mücadelesinde bir adım olarak görülüyorsa debdebe yerine samimi bir ortamda, mütevazı bir evde hayata başlansın. Fırsatlar oluştukça yuva modernleşsin. Eğer mesele gönül muhabbeti ise samanlığı seyran yapmak gerekiyor. Hayır, eş adayınız bu konularda taviz veremeyecekse yani suntalar sizden değerli ise ne benim ne de aklın söyleyebileceği bir söz yoktur. Kısaca bu iş, ailenizden çok eş adayınızda çözülür. Eş adayınızın 'kadınlık ve annelikten' önemli göreceği herhangi bir iş sizin için ziyandır. Bu konuda ciddi taahhütler almalısınız. Hanım kardeşlerimiz, meslek sahibi olmayı fazla abartıyorlar. Hâlbuki tıp ve benzeri alanlar dışında kadınlar sadece kapitalizme destek oluyor, işçi maaşlarının düşük kalmasına neden oluyorlar. Bu konuları, aile reislerinin de katılacağı ortamlarda defalarca konuşun. Çok vaat ediliyor, hiçbiri tutulmuyor. Sonra da yıllara yayılan bir sıkıntı çekiliyor. Ne olursa olsun evliliğin vakti geldiğine inanıyorsanız, o bir namaz vakti gibidir. Sakın onu geciktirmeyin. Borca girin, gecikmeye girmeyin. Allah'tan size muvaffakiyetler temenni ederim. Siz bu Ümmet'in umudusunuz; yeni bereketli nesli siz yetiştireceksiniz. Allah'tan korkulan, iman heyecanı ile uçuşan evlerde siz onurlu bir geleceğin temellerini atacaksınız. Sakın yılmayın, eğilmeyin. Şeytanın binbir hilesi varsa sizin de Allah gibi bir Rabbiniz var. O'na dayanın devam edin. O size bir kader yazdı ise, hiçbir zorluk O'nun kaderini bozamaz. Yılmayın, üzülmeyin. Ebeveyninizi aşmayın, onların hayallerini bozmayın. Allah yardımcınız olsun.
Halanızdan doğan hiç kimse ile evlenemezsiniz. Allah'a emanet olun.
Müslüman vize ile yani giriş talebi bulunarak girdiği bir ülkede Şeriat'a alenen muhalif olan bir şey olmadıkça yasalara uymak zorundadır. Vize talep etmenin anlamı budur. Aksi takdirde Müslüman, sözüne muhalefet etmiş veya aldatmış duruma düşer ki bu, dine aykırıdır. Ancak aleni bir muhalefet bulunduğunda Müslüman en ehven yolla o muhalefetten kurtulur. Bu kuralı vergiden trafik kuralına kadar her alanda uygulayabiliriz. Allah işinizi kolay etsin.
Vakti gelmiş bir evlenmeyi okul ve benzeri nedenlerle geciktirmek doğru değildir. Evlilik hayati bir meseledir. Bunu böyle bilmelisiniz. Her şeye rağmen üç yıl boyunca görüşmenizi şu şekilde değerlendirebiliriz: a- Nişanlılık, nikâh akdine kadar görüşmenin gerektiği bir dönemdir. Ancak bu görüşme sululuk derecesine gelmemelidir de. Dengeli bir görüşme yararlıdır. Görüşme de fıkıh kurallarına göre olmalıdır. HALVETTEN şiddetle kaçınılmalıdır. Yılda üç dört görüşme yapılabilir. b- Bu üç yıllık zamanın bir zaman sonra nikâhlanma mecburiyeti oluşturması normaldir. Nikâhsız üç yıl, hiç doğru değildir. Düğün zamanı tekrar edilecek bir nikâh da nikâhı anlamsız hale getirmektedir. Netice olarak sizin evliliği öne almanız gerekmektedir. En emin ve bereketli olan yol budur. Allah mübarek etsin.