Fetva Meclisi
Soru
Hocam öğle ve yatsı namazlarının son sünnetini daima dört rekât kılmak uygun mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Evet, böyle bir Sünnet vardır.
Öğle ve yatsı namazlarının son sünneti, iki rek’at olarak kılınabileceği gibi dört rek’at olarak da kılınabilir. Nitekim Hz. Peygamber’in (s.a.s.) öğle namazının son sünnetini dört rek’at kılmayı tavsiye ettiğine dair rivâyetler bulunduğu gibi (Ebû Dâvûd, Tatavvu‘, 295 [1269]; Tirmizî, Salât, 317 [426-428]), iki rek’at kıldığı ve tavsiye ettiğine dair rivâyetler de mevcuttur. (Buhârî, Teheccüd, 29, 34 [1172, 1180]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 104 [729]) Ancak iki rek’at kılındığına yönelik rivâyetler daha kuvvetli ve meşhur olduğundan tercih edilmiş ve genel olarak uygulama bu yönde yerleşmiştir.
Aleykümselam. İnsanın kendi kafasına göre yaptığı her iş akıbeti meçhuldür. Sünnet'e uyun, size öğretileni yapın daha iyisini yaparsınız.
Sünnet namazlar iki rekaat olarak kılınabilir. Öğlen namazının ilk sünneti gibi dört rekaat olarak konmuş olanları ise o şekilde kılmayı tercih etmek gerekir.
Aleykümselam.Böyle bir şeye gerek yoktur. Bütün nafileler, önce veya sonra gibi ayrıntılara gerek olmadan 'nafile' niyeti ile kılınabilirler.
Başlanmış ve bozulmuş nafilelerin tekrarı gerekir. Bu da öyle bir tekrar gerektirmektedir.
namaz konusundaki diğer fetvalar
Esasen kalbinizdeki kastınız vitir namazı kılmak olduğu için bu durum namazınızın makbul olmasını etkilemez biiznillah. Bundan sonra "vitir namazı" olarak niyet etmeye dikkat ederek namazlarınızı kılarsınız. Allah'a emanet olunuz.
Ayakta kılma imkânınız yoksa oturarak kılarsınız. Trenin gittiği yön de kıble sayılır.
Hayır ikindinin farzından önce müekked yani öğlenin öncesindeki gibi muhakkak kılınması gereken bir sünnet namaz yoktur. Kılınması sevap olan nafile namazlardan biri olarak dört rekaatlık bir sünnet vardır. Bu da Peygamber aleyhisselamın o sünneti sürekli kılmamasından kaynaklanan bir farklılık vardır.
Hanefi fakihlerine göre namaz kılanı dışarıdan izleyenin 'bu namazda mıdır?' şeklinde sormasına sebep olacak kadar olan her hareket namazı bozar. Mesela başı kaşımakla tarağı çıkarıp taramak bu mantıkla karşılaştırılabilir.
Namaz kılan biri teşehhüt ile beraber namazı bitirince namazdan çıkmaya niyet ederek namazdan çıkabilir. Namazdan çıkmak için selam vermesi Hanefi fukahasına göre rükün değil vaciptir. Rükün (yani farzlardan biri) olmadığı için de çıkmayı niyet ederek abdestini bozan birinin namazı tamam olur. Bu hüküm sadece Hanefi mezhebine göredir. Bu birinci selam içindir. İkinci selam zaten sünnettir.
Namazda imam selam verirken cemaate selam veriyormuş gibi niyet ederek selam verir ve namazdan çıkar. Tek başına namaz kılan ise sağ ve solundaki melekleri niyet ederek selam verir ve namazdan çıkar. Hanefi fukahasının tavsiyesi bu şekildedir.