Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben bu zamana kadar vitir namazını, yatsı namazına bağlı farz gibi zannederek kıldım. Niyet ederken de hep “Niyet ettim Allah’ım senin rızan için yatsı namazının vitrini kılmaya” şeklinde ettim. Ancak sonradan öğrendim ki vitir, yatsı namazından ayrı bir namazmış. Bu şekilde niyet etmek doğru muydu? Doğru olan “günün vitrini kılmaya” diye niyet etmek midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Namaza niyet, kişinin hangi namazı kıldığını bilerek namaza durmasıdır. Sizin zikrettiğiniz şekilde sesli yapılan niyet, niyetin esası değildir. Şöyle de diyebiliriz: Namaza durduğunuzdan itibaren herhangi bir an, hangi namazdasınız sorusuna hemen şu namaz diyebiliyorsak namaz ve niyet tamam demektir. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Vitir namazını da kaza etmek gerekmektedir.
Selamünaleyküm. Şeytan sizi can damarınızdan yakalamış, sizin de o canınızı savunmanız gerekir. Evet, vitir namazı yatsı gibi değildir ama müekked sünnet olması ihmal edilebilirliğini göstermez. Kılmadıklarınızı kaza etmeniz gerekir. Bilhassa kış günlerinde bir engeliniz yok, muhakkak kılın nefsinizi yenin.
Önemli olan namaz borcundan kurtulmaktır. İster namaz sayısı itibariyle kurtulun, isterseniz de gün sayısı itibariyle kurtulun. Vitir kazaya kalınca o da diğer namazlar gibi her vakitte kaza edilebilir ama normal vitir yatsı kılınınca kılınabilir. Onun vakti yatsı sonrasıdır.
Niyet, namazın şartlarından biridir. Niyet, kalbe ait bir iş olup, kişinin bir şeye karar vermesi, hangi işi ne maksatla yaptığını bilmesi demektir. Namazda muteber olan, kalpteki niyettir. Niyetin dil ile söylenmesi müstehap olmakla birlikte söylenmediğinde de namaz geçerli olur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/46) Farz ya da vâcip namaz kılan bir kişinin hangi namazı kıldığını tayin etmesi gerekir. Sünnet namazlarda ise hangi vaktin sünneti olduğunu belirlemesi şart değildir.(Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, 85)
Aleykümselam. Mü'min, iradesi olmadan veya hata ile yaptığı yanlışlardan sonra istiğfar eder, aynı hataları tekrar etmemeye gayret eder. Hayat böyledir, Allah Teâlâ hepimizi mağfiret buyursun.
namaz konusundaki diğer fetvalar
Öğlen ve yatsı namazının son sünnetlerini daima dört olarak kılmakta hiçbir sakınca olmaz. “Dörtten az olmaz” demenin sakıncası olur.
Ayakta kılma imkânınız yoksa oturarak kılarsınız. Trenin gittiği yön de kıble sayılır.
Hayır ikindinin farzından önce müekked yani öğlenin öncesindeki gibi muhakkak kılınması gereken bir sünnet namaz yoktur. Kılınması sevap olan nafile namazlardan biri olarak dört rekaatlık bir sünnet vardır. Bu da Peygamber aleyhisselamın o sünneti sürekli kılmamasından kaynaklanan bir farklılık vardır.
Hanefi fakihlerine göre namaz kılanı dışarıdan izleyenin 'bu namazda mıdır?' şeklinde sormasına sebep olacak kadar olan her hareket namazı bozar. Mesela başı kaşımakla tarağı çıkarıp taramak bu mantıkla karşılaştırılabilir.
Namaz kılan biri teşehhüt ile beraber namazı bitirince namazdan çıkmaya niyet ederek namazdan çıkabilir. Namazdan çıkmak için selam vermesi Hanefi fukahasına göre rükün değil vaciptir. Rükün (yani farzlardan biri) olmadığı için de çıkmayı niyet ederek abdestini bozan birinin namazı tamam olur. Bu hüküm sadece Hanefi mezhebine göredir. Bu birinci selam içindir. İkinci selam zaten sünnettir.
Namazda imam selam verirken cemaate selam veriyormuş gibi niyet ederek selam verir ve namazdan çıkar. Tek başına namaz kılan ise sağ ve solundaki melekleri niyet ederek selam verir ve namazdan çıkar. Hanefi fukahasının tavsiyesi bu şekildedir.