Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben bu yaşıma kadar Hanefi mezhebini takip ediyordum ancak iki ay önce Şafii oldum. Şafiilere göre bu yaşıma kadar abdestsizdim, Hanefilere göre ise iki aydır abdestsizim. Mezhepsiz olamam çünkü o ilme sahip değilim fakat bu konuda kafam çok karıştı. Kan ve eşe dokunma abdesti bozar mı, bozmaz mı? Hadislerde bozulmadığına dair olaylar var. Örneğin, Allah Rasûlü (s.a.v) Aişe annemizi öpmüş ama abdest tazelememiş. Sahabilerden kan gelmiş ama namazlarına devam etmişler. Ancak Hanefiler kanın abdesti bozduğunu, Şafiiler ise eşe dokunmanın bozduğunu söylüyor. Bu durumda neye uymalıyım, nasıl bir yol izlemeliyim? Lütfen bana yol gösterin.
Cevap
Benzer fetvalar
Delillere bakarak hüküm verebilmek için mezhebin usulünü (usulü fıkıh) iyi bilmek, o konuyla ilgili tüm delilleri incelemek ve deliller arası tercih yapabilme kabiliyeti gerektirir. Yoksa bir/birkaç rivayet üzerinde mezhepleri karşılaştırarak tercihte bulunmaya kalkmak cahil cesaretidir. Allah'tan korkun, bağlı olduğunuz mezhebin gereklerini yerine getirin. Yalnız bir konuda çıkmaza düşer veya fetva sorduğunuz "ilim ehli hocanız" sizin durumunuzu değerlendirerek farklı bir mezhebi uygulama konusunda tavsiyesi olursa onu dikkate alınız. Yani kör taklitçi de olmayın. Özetle sorunuz paralelinde Hanefi mezhebinin uygulamalarını esas alarak amel ediniz.
Bu verdiğiniz çapraz örnekler kitaplarda vardır ama pratikte milyonda bir bile görülmez. Bu meselelerle nefes tüketecek kadar vakit bulayacağımız bulanık bir zamanda yaşıyoruz. Allah yardımcımız olsun. Namazın kendisi toptan gidiyor hatta iman eriyor biz o mezhepten bu mezhebe kan nakli yapmaya vakit bulamamalıyız. Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Önceden kıldığınız bir namazda böyle bir sorun olduğunu sonradan öğrenirseniz mesele yoktur, Allah kabul buyursun. Namaza başlamadan önce böyle bir durum olduğunu görürseniz herkes mezhebine göre amel etsin. Zira mezhep titizliğimiz namaz ve iman titizliğimizin önünde duruyor. Vesvesenin önünü tıkayalım.
Selamünaleyküm. Herhalde özellikle mezhep değiştirme konusunu sormak istiyorsunuz. Çünkü sorunuz karışık. Bunu sorduğunuzu kabul ederek cevaplıyorum: Bir Müslüman'ın zaruret durumunda Ümmet'in müçtehitlerinden birinin sözü ile amel edebilir ama bu daldan dala geçer gibi olursa bunun adı din olmaz. Keyfi bir uygulamayı ibadet olarak benimseyemeyiz.
Bu konuyu şöyle bir daire içinde ele alabiliriz: Bugün Mü'minlerin takip ettiği mezhepler olan Hanefilik, Şafiilik, Malikilik ve Hanbelilik biiznillah bu ümmetin kendi itikadının ekseninde gelişmiş, dışarıdan bir etkinin bulunmadığı mezheplerdir. Bu mezheplerin tamamında Allah’ın kitabını ve Peygamber aleyhisselamın sünnetini en iyi şekilde anlama gayreti vardır. En başta imamları olmak üzere bu mezhepleri bugünkü çizgilerine getiren müçtehitler Allah için bir şeyler yapma gayreti içinde olmuşlardır. Tarih boyunca mü'minlerin mezhepler hakkındaki şahitlikleri bu şekilde olmuştur. Dolayısıyla bu dört mezhepten birinin abdest ve namaz gibi bir ibadette Allah’ın hükümlerine aykırı olacak bir uygulama yoktur. Evet, farklılık denebilecek noktalar bulunur ama bu farklılıklar o ibadetin esasına zarar verecek seviyede olmaz. Bu nedenle deriz ki, bir ibadeti eda ederken bir müçtehidin veya mezhebin çizgisinde kalmak gerekir ki ibadet ciddiyeti zarar görmesin ama aynı ibadetin diğer mezhepteki farklı denebilecek “ayrıntıları” o ibadetin geçersiz olması gibi bir sonuca asla götürmez. Bugün şu mezhepte böyle, öbür mezhepte böyle dediğimiz ibadetlere ve özellikle de namaza ait meselelerin tamamı Ashab-ı Kiram döneminden beri bulunmaktadır. Başta Ashab-ı Kiram olmak üzere bu ümmetin büyükleri birbirlerinin arkasında namaz kılmakta idiler. Onlar bazı ayrıntılarda abdesti farklı olabileceğini bildikleri halde birbirlerinin arkasında namaz kılmakta sakınca görmediler. Bizim onlardan daha iyi ve takvalı bir namaz kılmayı iddia ederek böyle bir ayrıntı üzerinden birbirimizin arkasında namaz kılmamamız ümmet olma şuurumuza ters düşecektir. Yapılan iş, namaza göstereceğimiz hassasiyetten değil taassubumuz ve kör taklit zevkimizden kaynaklanıyor olacaktır. Ashabı kiramdan Abdullah bin Ömer radıyallahu anhümanın, Haccac gibi birinin arkasında bile namaz kıldığı rivayet edilmektedir. Ehlisünnet itikadının en önemli ilkelerinden biri, ümmetin birliği ve namaz ciddiyeti açısından bakarak fasık olan birinin arkasında daha namaz kılmak gerekir ilkesidir. Bu nedenle başka bir nedene dayanmadan sadece mezhep farkını ileri sürerek namazın sahih olmayacağı iddia etmenin tutarlı bir tarafı yoktur.
Sizin ve bizim gibilerin bir mezhep seçmesi veya beğenmesi diye bir şey yoktur. İlim erbabı kimselerin mezhebi olur. Biz, kendilerinden din öğrendiğimiz ulemanın peşinden gideriz. Onlar hangi mezhepten ise biz de o mezhepten sayılırız. Eğer siz mesela Siirt’ten İstanbul’a taşındı iseniz, Şafii ulemanın bulunduğu bir yerden Hanefi ulemanın bulunduğu bir yere intikal etmiş olursunuz ki, bulunduğunuz yerde Hanefi ulemasından yararlanmak daha kolay olur. Siz de Hanefi gibi hareket edersiniz. Bunun hiçbir sakıncası olmaz. Ama manavdan meyve seçer gibi, ulemanın fetvalarından fetva seçmek pek makul değildir. Allah, rızası yolunda olmaya bizi muvaffak kılsın.
İbadetler hayatımız ve ahiretimiz denebilecek bir ciddiyetle eda edilmelidir. Mezhepler tarihi süreçte gelişmiş fikir akımları değildir. Dinimizi anlama yolunda ortaya çıkmış yoğun içtihatların ve gayretlerin sonucudur mezhepler. İnsanların mezhepleri zevklerine alet etmeleri ve umursamaları umarız esasında dine karşı bir bakış gevşekliği değildir. Bu tür uygulamaları yapanları bir kereliğine ikaz etmek ve asla tartışmamak gerekir. Tartışmak onları daha inatçı ve daha kör takılış noktasına sürükler. Allah yardımcımız olsun.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Gusül almak için muhakkak banyo şartı bulunmamaktadır. Tüm vücudunuza su dökebileceğiniz bir mekân olması yeterlidir. Lavaboda da bunu sağlayabilirsiniz. Su ısıtıp lavaboda gusül alma, arkadaşınızın, yakınınızın evi gibi alternatifleri deneme gibi elinizden gelen her şeyi yaptıktan sonra yine de çaresiz kalırsanız teyemmüme o zaman başvurabilirsiniz. Elinizden gelen tüm seçenekleri denemeden teyemmüm aldı iseniz tekrar gusül alıp namazlarınızı kaza etmeniz gerekmektedir.
Yeni doğmuş bir bebeğin bedeni necis değildir. İnsan temiz kabul edilir ve doğumla birlikte necis hâle gelmez. Ancak bebeğin üzerindeki kan, doğum sıvıları gibi şeyler necaset kabul edilir ve temizlenmesi gerekir. Yeni doğan bebeğin cildi çok hassas olması münasebetiyle yıkamak zararlı olabilir. Dolayısıyla yıkanma konusu doktorlarla konuşulup ona göre davranılması gereken bir husustur. Bebeğin emdikten hemen sonra kusması ve içtiği sütün olduğu gibi geri gelmesi durumunda bu kusmuk pistir. Ancak, avuç içinden daha küçük bir alanı kirleten kusmuk, namaza engel teşkil etmez. Fakat kusmuk, avuç içinden daha büyük bir alanı kirletmişse bu durumda elbisenin veya bedenin temizlenmesi gerekir. Sadece anne sütüyle beslenen bebekleri olan anneler bu konuda bir zorluk yaşıyorlarsa kolaylık açısından sürekli temizlik yapmaları gerekmez; bu bebeklerin kusmukları onlara necis sayılmaz. Çünkü bu hususta esneklik/müsamaha vardır. Fakat yalnızca anne sütüyle beslenen erkek veya kız bebeğin idrarı necistir. Bulaştığı yerin temizlenmesi gerekir.
Bahsettiğiniz akıntıyla meninin bir alakası yoktur. Meni; cinsel ilişki sonrasında gelen, yoğun şekilde dışarıya çıkan bir akıntıdır. Sadece düşünce yoluyla gelen bir akıntı değildir. Sizden bu durumda gelen akıntı en fazla mezi olabilir. Mezi de sadece abdesti bozar. Böyle bir akıntı hissettiğinizde namaz kılmak için yeni bir abdest almanız yeterlidir. Ancak ciddi derece de takıntınız olduğunu düşünüyorsanız bir uzmandan yardım almanızı tavsiye ederiz. Burada fıkhî değil daha ziyade bakış tarzınızla ilgili bir zorluk gözükmektedir. Geçmiş olsun. Allah'a emanet olun.
İmsak girmeden önce âdetiniz bitti ise imsak girdikten sonra gusül almanız, oruca mani değildir. Yalnız gusül esnasında su yuttu iseniz o zaman orucunuz bozulmuş olur. Günü oruçlu gibi tamamlayıp Ramazandan sonra bu bir günü kaza etmeniz gerekir. Ama imsaktan önce âdetiniz bittiyse ve abdest alırken su da yutmadıysanız orucunuza bir zarar gelmemiştir.
Genel olarak deodorantlar gusle engel olmaz. Çünkü deodorantlar cilt üzerinde kalıcı bir tabaka oluşturmaz. Ancak aldığımız bilgiye göre bazı özel deodorantlar veya stick şeklindeki ürünler, yağlı ve yoğun bir tabaka bırakabilir. Eğer bu tabaka su geçirmez bir yapı oluşturuyorsa, o zaman gusülden önce temizlenmesi gerekir.
Yellenme sebebiyle özür sahibi olduğunuzu düşünüyorsanız her namaz vakti için abdest almanız gerekir.