Fetva Meclisi
Soru
Ağabeyimle anlaşamıyoruz. Neredeyse her şeyimiz farklı. Hadiste Müslüman Müslüman’a üç gün küserse amelleri kabul olmaz deniyor. Ben o günaha giriyor muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
A- Üç günden fazla küslük haramdır. B- Sebebi, din olan bir küslük ise haram değildir. Mesela büyük bir haram işleyen, müminlere zulmeden biri ile küs olmak haram olmaz. C- Canımıza, iffetimize ve benzeri paha biçilemez bir değerimize ağır zarar veren veya zararı kesin gibi olanla da küslük olabilir. Bir nevi müdafaa durumunda olmuş oluruz. D- Bu durumu ne kadar kendimize yontarak ne kadar adil bir şekilde değerlendirdiğimize de dikkat etmeliyiz. Nefsimiz bizi sürekli haklı gösterebilir, bizi sanal bir hakka inandırmış olabilir. Bu ince bir çizgidir, iyi izlenmesi gerekir. E- Netice olarak yasak olan küslük selamı sıfırlamak, hastalıkla ilgilenmemek ve benzeri tepkilerdir. Belli bir mesafe koyma, seviyeli davranma ise haram değildir.
Kıymetli kardeşim insanlar bazen bilerek, bazen bilmeyerek kalp kırabiliyorlar. Keşke böyle olmasa ama oluyor maalesef. Tabii ki onlara tepkimizi gösterebiliriz. Ama unutmamamız gerekiyor biz de her gün Allah'a karşı suç ve günah işliyoruz ve Allah'tan bağışlanmayı diliyoruz. Öyleyse bağışlanmayı dileyen kullar olarak bizim de Allah'ın kullarını bağışlamamız gerekmez mi? Gerekir. Allah'ın kullarına merhamet edelim ki Allah da bize merhamet etsin. Sen özünde iyi olan insanlara karşı daima affedici olmaya çalış. Hoş gör. Bu sana olgunluk ve büyüklük katar inşaallah. Hadisler konusunda da aşağıdaki hadisleri dikkatine sunarım. Allah'a emanet ol. "Birbirinizle ilginizi kesmeyiniz, sırt dönmeyiniz, kin tutmayınız ve hased etmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, kardeş olunuz. Bir Müslümanın, din kardeşini üç günden fazla terk edip küs durması helâl değildir." (Buhârî, Edeb; Müslim, Birr) "Bir Müslümanın, din kardeşini üç gün üç geceden fazla terkedip küs durması helâl değildir: İki Müslüman karşılaşırlar biri bir tarafa öteki öbür tarafa döner. Hâlbuki o ikisinin en iyisi önce selâm verendir." (Buhârî, Edeb, İsti'zân; Müslim, Birr) "Her pazartesi ve perşembe günü ameller Allah'a arzolunur. Din kardeşi ile arasında düşmanlık bulunan kişi dışında Allah'a şirk koşmayan her kulun günahları bağışlanır. (Meleklere) siz şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar tehir edin, buyurulur." (Müslim, Birr)
Mü'minlerin aralarındaki ilişki muhabbet ve yardımlaşma üzerine kurulu olmalıdır. Kur'an ve sünnet bizi böyle istiyor. Ancak bu, mü'minlerin aralarında tartışma olmayacağını, şeytanın onları birbirlerine karşı kışkırtmayacağını göstermez. Arada bir sorunlar da olacaktır. Bunun için üç güne kadar olan küslüklere izin verilmiştir. Üç günden fazla uzayan küslükler caiz değildir. Ama bir gerçek var ki o da şudur: Sevgi zorla yeşermez, kalp kolay kolay affetmez. O zaman biz de ilişkimizi asgari düzeyde sürdürürüz. Selam verir alırız. Hastalıkla ilgileniriz. Gıybet ve nemimesini yapmayız. Bunun ötesinde derin muhabbetin oluşmasını zamana bırakırız.
Elbette o hata devam edene kadar günah da devam ediyor. İlk fırsatta geri dönülmesi ve istiğfar edilmesi gereken bir hatadır.
Küsmek insani bir eylemdir. İnsan olarak hiç küsmeden zor yaşarız. Bir süre tansiyon yükselmesi gibi bir durum kabul ederiz bunu. Nasıl tansiyon yükselse de sürekli yüksek kalmamasını sağlamaya alışırız, küsmeyi de öyle kabul edeceğiz. Esasen hiç küsmemek ilkemiz olacak ama küsersek de iki şeye dikkat edeceğiz. Birisi, küsmeyi zarara dönüştürüp küstüğümüze zarar vermeyeceğiz. Diğeri de üç günü aşmayacak küsmemiz. İnsan olarak incindiğimiz her şey için küsebiliriz. Bunun sabit bir nedeni olması gerekmiyor; herkesin küsme nedeni farklı olabilir.
Anne babanız, dini bir hassasiyetten ötürü dargın bulunuyorlarsa bu sizin de dargın olmanızı gerektirir. Beşeri bir gerekçe ile dargınlıkları var ve bunu size de emrediyorlarsa siz Allah'ın emri ve anne baba emri ile kesişeceksiniz demektir. Allah sılayırahimi, onlar ise sılayırahimi kesmeyi emretmektedir. Elbette Allah ne emretti ise onu yapmanız gerekir. Bu arada anne babanızı da üzmeme yöntemi geliştirebilirsiniz. Mesela akrabalarla selamlaşma ve farz ilişki düzeyinde kalırsınız. Anne babanızın gözü önünde yapmazsınız. Böylece fitneyi körüklememiş olursunuz. Şunu da unutmayın: Amca akrabadır. Kuzen de akrabadır. Amca yüzde yüz akrabadır, kuzen ise yüzde elli bile mesela değildir. Buna göre bir değerlendirme yapın. Akraba diyerek hepsini aynı kefeye koymayın.
din konusundaki diğer fetvalar
Fıkhın özünde farklılığa uygunluk vardır. Bunda da din açısından bir sakınca yoktur. Fıkıh Kur'an veya hadis değildir, ehlinin yaptığı içtihatlardır umumu itibariyle. Ve fıkıhtaki ihtilafta bir yolla uzak durmak ama gereğinden kopmamak müstehaptır. Müslüman, fakihler ihtilaf ediyor diye çelişki içinde kalmak, bir öyle bir böyle düşünüp yapmak durumunda değildir. Fıkıhtaki farklılıklardan uzak durmak için: a. Takvaya en uygun olan tercih edilebilir. b. Söz sahiplerine bakılıp daha kalbî kimliği olan tercih edilebilir. c. Harama ruhsat veren ve ruhsat vermeyen iki farklı görüş olduğunda haramdan uzak tutan tercih edilebilir. Aynı şekilde farzdır diyenle değildir diyen arasında farzdır diyen tercih edilebilir. d. Sahabeden itibaren bu zamana gelen seyir içinde daha eskilere ait olan görüş daha yeni olana göre tercih edilebilir. e. Muteber kabul edilen mezhep imamlarından birinin görüşü ilke olarak benimsenerek farklılıktan uzak kalınabilir. f. Müslüman bir yöneticinin tercihi ilke olarak kabul edilerek uzak kalınabilir. Genel olarak farklı fıkıh içtihatları ile karşılaşanlar için hangisini alsam sorularına böyle bir cevap verilmektedir. Elbette kişi, keyfiliği değil de dinine daha sıkı bağlı kalmayı amaç ediniyorsa. Gevşek bir nokta arayan için tercih zaten nefsin hoşuna gidenden yana olacaktır.
Hasta insanlara ücret karşılığı tedaviye ulaştırma hizmeti yapmayı kastediyorsanız, böyle bir iş; •Şeffaf, • Ücretlendirme ve hizmet çeşidi sabit, • Hilesiz bir şekilde yapılıyorsa helal bir iş olmasını engelleyen durum yoktur.
Dini hayatımız bedenimiz gibidir, inişi çıkışı, yükseği azı çok olur. Bunu dert etmeyin ve yıkılmayın şeytanın önünde. Bir geçici süredir böyle şeyler. Şeytan bunu bahane ederek sizi tamamen namazı terk etmeye sevk edebilir. İnadına inadına gidin şeytanın ve tembelliğin üzerine. Dikkatli olun. Allah mübarek etsin, ibadetlerinizi kabul buyursun.
Dinin temel unsurlarını bilmemek özür sayılamaz. Mesela meleklerin varlığını bilmemek diye bir özür olamaz. Bu çizginin dışındaki bilgileri mesela meleklerin isimlerini bilmemek bir özür olabilir. Ve genel olarak şunu söyleyebiliriz: Bilmemek zamana, mekâna ve kişiye göre değişebilir bir durumdur ama temel kural yukarıda söylenendir.
Hayır, yüzde yüz her hadis sahihtir denmez ama konusu itibariyle Riyâzü’s Sâlihîn’de okuyunca sıkıntı oluşturacak bir hadis yoktur. Sahihlikten daha önemli bir konu, hadisleri bugünün dili ile anlamadaki zorluktur. Tercüme edilmiş olsalar bile anlama zorluğu çekilebilir. Bu nedenle de muhakkak şerhi ile beraber okunmalı ve anlaşılmasında zorluk çekilen sorulmalıdır.
Ortada yıkılmayı gerektirecek bir durum yoktur. Mevcut fırtına seni sallamış ise kendini kenara çekeceksin. İçindeki vesveseyi arttırma sebebi olacak konum ve işlerden uzak kal bir süre. Araştırma, inceleme, tartışma. Namaz ve Kur'an tilaveti ile yetin. Farklı alanlarda yor kendini. O konularda kitap okuma. Sen düzeltmeye çalıştıkça batabilirsin maazallah. Bu durum şu veya bu kişide herkeste görülebilir. Peşine takılan o bataklıkta batabilir. Sen yoluna devam et. Allah Teâlâ huzurunu ve afiyetini daim etsin.