Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben uzun bir zaman önce bir konuda danışmak üzere bir arkadaşıma mesaj atmıştım. O da beni aynı gün içinde arayacağını söyledi. Ancak aramadı ve bu durum beni biraz kırdı. Ona bu kırgınlığımı nazikçe ifade etmek istiyorum ama ne söyleyeceğimi tam bilemiyorum. Bu tarz durumlarla ilgili Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) buyurduğu bir hadis-i şerif var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Kıymetli kardeşim bu neviden insanlardan uzaklaşmış olarak en doğrusunu yapmışsın. Onlara hakkı hatırlatıp tevbeyi öğütlemiş olarak da görevini yerine getirmişsin. Artık bundan sonra ilişkilerini, sana ve sevdiklerine kötülüklerini bulaştırmayacakları bir seviyede tut. Arayıp sormamalarını dert etme. Kendine, Allah'tan korkan, O'nun yolunu dert edinen, saliha insanlardan oluşan yeni arkadaşlar bul. Allah'ın yolundan uzaklaştıracak herkese, her şeye, her yere mesafeli ol. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Biz bütün insanları insan olarak kardeşimiz biliriz. İyilik eder iyilik bekleriz. Zarar vermez zarar da görmemeye çalışırız. İnsanların içinden mü'min olanlarla iman kardeşliğimiz vardır. Birbirimizi sever sayarız, iyilik eder iyilik bekleriz. Hayırda yarışırız. İnsanların içinden mü'min olanları özele ayırdığımız gibi mü'minlerin içinden de akrabalık bağımız bulunanları daha özele alırız. Onlarla daha yakın ve daha köklü ilişkiler içinde olmaya çalışırız. Bir sebeple bir arada bulunmamız, karşılıklı sevgi ve saygıyı oluşturamaz isek bu sefer MESAFELİ VE SEVİYELİ bir ilişki içinde oluruz. Kötülük etmez, kötülük yapılmasına izin vermeyiz. Sabrederiz. Sabrımızın karşılığını da Allah’tan bekleriz. Bu MESAFELİ ve SEVİYELİ ilişkiyi sürdürmeyi de zorunlu görürüz. Bu noktadan daha aşağısı yoktur. Bu noktada olmanın da vebali yoktur.
Elbette Müslümanlar kendi aralarında kardeşliğin yüksek huzurunu hissederek yaşamalıdırlar. Temel gayemiz ve çizgimiz bu olmalıdır. Rabbimizin emri böyledir. Bu nedenle de küs olmak yasaklanmıştır. Dini bir nedene dayanmadıkça üç günden fazla küslük caiz değildir. Tartışmak, farklı fikirleri savunmak ise küslük değildir. Edep çizgileri aşılmadığı sürece tartışmak ve farklı düşünmekte sakınca yoktur.
A- Üç günden fazla küslük haramdır. B- Sebebi, din olan bir küslük ise haram değildir. Mesela büyük bir haram işleyen, müminlere zulmeden biri ile küs olmak haram olmaz. C- Canımıza, iffetimize ve benzeri paha biçilemez bir değerimize ağır zarar veren veya zararı kesin gibi olanla da küslük olabilir. Bir nevi müdafaa durumunda olmuş oluruz. D- Bu durumu ne kadar kendimize yontarak ne kadar adil bir şekilde değerlendirdiğimize de dikkat etmeliyiz. Nefsimiz bizi sürekli haklı gösterebilir, bizi sanal bir hakka inandırmış olabilir. Bu ince bir çizgidir, iyi izlenmesi gerekir. E- Netice olarak yasak olan küslük selamı sıfırlamak, hastalıkla ilgilenmemek ve benzeri tepkilerdir. Belli bir mesafe koyma, seviyeli davranma ise haram değildir.
Senin içini bilen, kalbini gören, dualarını işiten Rabbimizdir. Çok samimi, çok dertli bir yüreğin var. Ama bil ki duası kabul olmuyor gibi hisseden herkes, aslında Allah’a en yakın olanlardandır. Dua Ettim, Olmadı... Ne Yapmalıyım? Evvela şunu bilelim: Dua eden bir kul asla kaybetmez. Çünkü dua ya hemen kabul edilir ya daha iyisi verilir ya da ahirete saklanır ve orada öyle büyük sevaplara dönüşür ki, kul o gün şöyle der: “Keşke dünyada hiç duam kabul edilmemiş olsaydı da bu mükâfatı burada toplasaydım!” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: " Allah’a dua eden herhangi bir insanın/müslümanın duası mutlaka kabul edilir. Günah işlemediği, yakınları ile ilişkisini kesmediği ve isteğinde acele etmediği sürece Allah ona ya dünyada istediğini hemen verir veya isteğini ahirete bırakır ya da duası nispetinde günahlarını bağışlar. Sahabe, “Ey Allah’ın elçisi! Nasıl acele edilir? diye sordular. Hz. Peygamber, “Kulun, Rabbime dua ettim de duama icabet etmedi, demesidir” buyurur. (Tirmizî, De’avât, 13) “Allah’ım Sana Küsüyorum” Demen... Kardeşim… O anda kalbin kırılmış, çok sıkılmışsın. Bu söz imanla söylenmiş bir isyan değil, bir sitem olmuş. Ama yine de böyle cümleler kurmak uygun olmaz. Niçin mi? Çünkü sen Rabbine küsersen nereye gideceksin? Sığınacak başka bir kapı var mı? Yaralarına merhem olacak kim var? Ama üzülme… Sen kötü niyetle söylememişsin belli ki. Zaten sonra pişman olmuşsun. Bu da tevbedir. Allah-u Teâlâ buyuruyor: "De ki: Ey kendilerine zulmeden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar." (Zümer sûresi, 53. âyet) Küsme… Sitem etme… Ağla ama terk etme. Zaten Allah şöyle diyor: "Bana dua edin, duanıza karşılık (icâbet) vereyim." (Mümin sûresi, 60. âyet) Senin duanı kabul etmeyişi belki de seni daha çok dua eden, daha çok Allah’a sığınan bir kul yapmak içindir. Ne Yapmalısın? Namazdan sonra dua etmeye devam et. Ama “illa şu olsun” diye değil, “Hayırlıysa ver Allah’ım” diye… Sabırla bekle. Dualar bazen gecikir ki kul olgunlaşsın. Peygamberlerin dualarını hatırla. Yakup aleyhisselam yıllarca Yusuf’una kavuşamadı ama asla küsmedi. Allah Sana Yakın! Senin yüreğindeki o sızı, Allah’ın seni terk ettiğinin değil seni işittiğinin alametidir. Duan kabul olmuyor gibi görünse de sen hâlâ dua ediyorsan bu zaten bir kabul işaretidir. Sakın bırakma, sakın küsme, sakın darılma. Allah duaları kabul eder. Ama zamanı O seçer. Allah’a emanet ol kardeşim. Her sıkıntının sonunda bir kolaylık var. Rabbim sana iç huzuru, kalbinde ferahlık ve duasında sabır versin. Sen yalnız değilsin. Allah seninle…
Birkaç defa yazışmamızdan anladım ki daha önceki verdiğimiz bilgilerden tatmin olmamışsınız. Size açıkça ve yalnızca "Cuma namazına gitmeyebilirsiniz" ifadesini kullanma hakkımız yok. Bizim vazifemiz Cuma namazını düşüren ilkeleri nakletmek, sizin vazifeniz de bu ilkelere sizin uygun olup olmadığını kontrol etmektir. Sonrasında kalbinizle iç muhasebe yaparak doğru karara varmanızdır. Öncelikli çabanız uzak da olsa haftada bir Cuma namazında Müslüman kardeşlerimizle beraber namaz kılmak olmalıdır. Gerekirse o gün izin hakkınızı kullanın. Bu imkânlar elinizde değilse, Cuma namazına gitmek için farklı alternatifler de üretemediyseniz ve bahsettiğiniz şekilde de cami çok uzaksa öğle namazını kılarsınız. Üç Cuma namazını hiçbir mazereti olmaksınız terk eden kimsenin kalbinin mühürlendiği/İslami algılara kalbinin kapalı olduğu hadislerde yer almaktadır. Bu hadis Cuma namazını geçerli bir mazereti olmayan kimselerle ilgilidir. Öyle de olsa sakınma gayretinde olmalıyız.