Fetva Meclisi
Soru
Bana çok kötülük eden ve etmeye devam eden bir akrabam hakkında kötü düşünmem, onun kötülüğünü istemem günah mıdır? Aramızın düzelmesi için çok dua ettim ve yaptıklarına sabırlı davrandım ama son zamanlarda ona kötü davranmasam da kötü düşüncelerden uzak kalamıyorum. Düşünmenin de vebali var mıdır? Şeytanın bu vesvesesinden kurtulmak için neler yapabilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu vesveselerin yarın bir gün yeniden zihninizde yankı bulması, sizin de bu vesveselere kulak asmanız yuvanızın huzurunu ciddi bir şekilde riske atabilir. Bu sebeple karar vermeden önce iyi düşünmenizi, mümkünse bir psikoloğa gidip bu konuda danışmanlık almanızı tavsiye ederiz. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bu durum normaldir, hayatınızı büyük oranda değiştirecek bir karar verirken normal görürüz bunu. İstişare edin. Bir büyüğünüzle durumu değerlendirin, onun tavsiyesine göre hareket edin, daha rahat edersiniz.
Aleykümselam.O insan tevbe edip Rabbine dönmelidir. Hiçbir dakika geciktirmeden tevbe etmelidir, tevbesini de korumalıdır. Siz de artık onu yalnız bırakmama şeklinde bir kardeşlik göstermelisiniz. Asıl şimdi yanında olmalı ve onu kurtarmalısınız. Kardeşliğin gereği budur. Bir de her insanın hataya müsait olduğunu anlamış olun. Kardeşinize dualar edin. Kardeşinizden ibret alın, nefsinize ve şeytana dikkat edin.
Selamünaleyküm. O insan tevbe edip Rabbine dönmelidir. Hiçbir dakika geciktirmeden tevbe etmelidir, tevbesini de korumalıdır. Siz de artık onu yalnız bırakmama şeklinde bir kardeşlik göstermelisiniz. Asıl şimdi yanında olmalı ve onu kurtarmalısınız. Kardeşliğin gereği budur. Bir de her insanın hataya müsait olduğunu anlamış olun. Kardeşinize dualar edin. Kardeşinizden ibret alın, nefsinize ve şeytana dikkat edin.
Sizin bu şikâyetiniz neredeyse her Müslüman'ın öyle veya böyle şikâyetidir. Çünkü biz, bir kulluk savaşı veriyoruz. Şeytana mağlup olmadan Rabbimize kavuşmayı diliyoruz. Kesinlikle bu bir mücadeledir; temenni ile, umutla elde edilir bir şey değildir. Sizi bu hâlinizle, başkasını da bir başka şey ile oyalayacaktır şeytan. Biz ise, imtihanımız her ne ise onu başarmak için uğraşacağız. Peygamberlerden bir peygamber bile olsak durum bu olacaktı. Siz, 1- İmanınızı tartışma konusu yapmayın, öyle bir ortamda bulunmayın, 2- Asla, Allah'tan ve rahmetinden umut kesmeyin. 3- Fasıklarla beraber bulunmayın, onların gündemlerine katılmayın. 4- Yaptığınız ibadetleri az bile olsa asla küçük ve basit görmeyin. Bir kere 'Sübhanellah' demenin cennet demek olduğunu bilin. 5- Sizden daha iyi olduklarına itimat ettiğiniz bir grubun içinde bulunun. Onlarla programlı bir şekilde işler yapın. 6- Dengeli işler yapın; sadece zikir, sadece siyaset, sadece oruç gibi işler yapmayın. Farzların bütününü, nafilelerin de yapabildikleriniz kadarını yapmaya çalışın. Gerisini de Allah'a bırakın; şeytan, tevazu kılıfı ile sizi tuzağa düşürmesin. İyi haberlerinizi bekleriz. Allah'a emanet olunuz.
Şeytanın bizimle mücadelesi uzun geçmişli ve derin planlıdır. Sizi hayırdan kökten engellemeye çalışması onun ilk hedefidir. Onu beceremediğinde ise belirttiğiniz gibi makul kılıklı bir gerekçe ile üzerinize gelir ve neticede siz KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARABİLİRSİNİZ. Dininizin size emrettiklerini, tavsiyelerini kuralına göre yapın. Uç takıntılara takılmamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Haremlik selamlıktan maksat, birbiriyle (bekâr olmaları halinde) evlenmeleri caiz olacak bir erkekle bir kadının temas ve göz emniyetini sağlamaktır. Burada, illa kötü bir durum olacak diye araştırmanın gereği yoktur. Zira şeriatımız, insanların yapısı gereği düşebilecekleri en uç tehlikeyi bile dikkate alarak bizim için tedbirler getirmiştir. Haremlik ve selamlığın her zaman uygulanması mümkün olmayabilir. O zaman şu ölçülere dikkat edeceğiz: Beraber bulunulan ortamda kadınların kıyafetleri ve oturup kalkmadaki rahatlıkları, oradaki erkeklerin o kadın üzerinde izleme ve beyinde sonuçlandırma aşamasına imkân oluşturmayacak tarzda olmalıdır. Bu, sokak kıyafeti veya başka bir tarzla karşılanabilir. Ama ev içi kıyafetlerle bu güvenliğin sağlanması mümkün değildir. Eğer ev içi kıyafetimiz de bunu sağlıyorsa mesele yok demektir. Daha açık bir ifade ile şöyle söyleyebilirim: Mesela, gelen misafirler, bir önceki gelişlerine göre kadınlardan birinin hamileliğinin şu kadar ilerlediğini anlayabiliyorlarsa ya da erkeklerden biri, bir önceki ziyarete göre kadının biri iki kilo zayıfladığını hissedebiliyorlarsa göz güvenliği sağlanamamış demektir. Siz buna kıyas ederek genel çizgileri çizebilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken önemli husus şudur: Erkeklerin, çok yakın samimiyet sahibi olmaları gibi nedenler, kadının rahat olmasını gerektirmiyor. Zira dinimiz, kötüye karşı tedbirden önce kötülüğün zihinlerde bile oluşmaması için tedbir almaktadır. Bu ayrıntıya idrak edemeyenler, haremlik-selamlık olarak ifade edilen yaşam tarzını anlamakta zorlanmaktadırlar. Allah'a emanet olunuz.
Bir eşin hanımına karşı hassas olmasını takdir etmek lazım. Abartılı olmadığı sürece erkeğin eşini kıskanması imanî bir konudur. Eşinizin genç yeğenlerinizle öpüşmenizi hoş görmemesi bence de doğrudur. Belki el öpme düzeyinde veya kucaklaşma düzeyinde olabilir. Oturulup görüşülebilir. Bedeninizin ayrıntılarını izleyebilecekleri bir ortamı onlarla paylaşmanız da doğru olmaz. Eşinizi anlayışla karşılayın; dengeli ve seviyeli bir görüşme ortamı oluşturun. Sizin de kalbiniz daha rahat olacaktır. Allah'a emanet olunuz.
Şeriatımızda evlatlık edinme yoktur. Dolayısıyla evlat olarak alınan biri herhangi biri gibidir. Herhangi birine nasıl mal bırakılıyorsa ona da o şekilde bırakılabilir. Bir insanın malından sadece çocukları mirasçı olarak yararlanmazlar; mirasta hakkı olan başkaları da vardır. Eğer ortada imani bir sorun yoksa mesela, malın intikal etmesi halinde onu şerre kullanacak imanı olmayan biri söz konusu olduğu için malını o akrabaya bırakmak istemiyor gibi bir durum varsa mesele yoktur. Bunun dışında iki türlü uygulama yapılabilir. Bir: Sağlığında iken kişi malını herhangi birine verir. Bu da onun vicdani bir sorunu olur. Yani kimseye 'malını neden birine verdin' şeklinde bir sorgulama yapılmaz. İki: Ölümünden sorası için vasiyet bırakır. Bu vasiyet ise malın üçte birini aşmamalıdır. Aşması halinde ise, mirasçıların vasiyeti kabul etmeme hakkı olur. Mirasçılar itiraz etmiyorlarsa bir sakıncası yoktur.
Zekât, anne, baba, dede, nine, çocuk ve torunlara verilmez. Bunların dışında fakir iseler, kaynana, kaynata, kardeş ve yeğenlere verilebilir. Allah'a emanet olun.
Sılayı rahim, Allah'ın emirlerindendir. Kuzeninizle sılayı rahim bağınızı korumanız böylece Allah'ın emri olmaktadır. Annenizin böyle bir karar vermeye hakkı yoktur. Yine siz onu üzmeyecek bir siyaset güdün. Görüşün, aşırı ve aleni görüşmeyin.
Selamünaleyküm. Nikâhın nikâh olabilmesi için iki erkeğin ya da bir erkek iki kadının hazır bulunması gerekir. Bundan fazlası bulunsa daha iyi olur, bereket olur. Esas olan da gelinin ve damadın orada bulunmalarıdır. Vekil de gönderebilirler. Düğüm vesaireyle ilgilenmeyin. Mü'min, Allah'a teslim olmuş, O'nun korumasıyla yaşayan insandır. Dünyalık yaşayanların sıkıntıları bizi üzmesin.