Fetva Meclisi
Soru
Hocam 10 yıllık evliyim. 30 yaşındayım. 25 yaşında, 16 yaşında ve 24 yaşında yeğenlerim var. Anne bir baba ayrı olan kız kardeşimin oğulları. Kocam onlarla bayramlarda veyahut sair zamanlarda her ne kadar şeriat müsaade etse bile tokalaşmanın, yanak yanağa öpüşmenin, başımın açık olmasının, yahut kısa kollu oturmanın doğru olmadığını, bunu kabul etmediğini ifade ediyor. Bu tarz bir akrabalık ilişkisinde ölçü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşin ile yeğenleri arasındaki bağ, sınırları belli aile muhabbeti çerçevesinde kalıyorsa, yaş yakınlığı tek başına haram veya sakıncalı bir durum doğurmaz. Ancak konuşmalarda edep çizgisi gevşiyor, karşılıklı şakalaşmalar ve aşırı samimiyet oluşuyorsa bu, fitneye kapı aralayabilir. Böyle bir durumda tedbirli yaklaşmanız doğru olur. Dolayısıyla nezaketle, eşinizi kırmadan, ama kararlı bir şekilde bu mesafenin korunmasını isteyebilirsiniz. Bunu kırmadan, eşinizi baskı altında hissettirmeden ve sizi anlamasını sağlayarak yapmalısınız. Aile bağını koparmadan, sınırları net tutmak en güvenli yoldur. Yalnız “laubali” dediğin şey aslında normal bir genç akraba muhabbeti ise ve rahatsızlığınız biraz evhamdan kaynaklanıyorsa, bu konuda eşinize güvensizlik göstermemek ve gönül huzurunu bozacak kadar büyütmemek gerekir. Ölçü; edep, mesafe ve karşılıklı güveni korumaktır.
Selamünaleyküm. Yaştan önce onların kadınlık kapasitelerinin bittiği zaman önemlidir. Bu da genelde yetmişli yaşlardan sonrasıdır. Meseleyi el öpmeyle sınırlarsanız bunu onlara anlatamayabilirsiniz. Genel hürmet ve ilgi konusunda siz başarılı olursanız el öpmeme sizin için eksiklik sayılmaz. Konuyu bu şekilde anlayın. Onlara da sorduklarında bu hususta takva bir hayat yaşamak istediğinizi söyleyin açıkça. Onlar da ölmeden hakikati bilsinler.
Selamünaleyküm. Evlilik sadece anneye hizmet için sürdürülmez. Yatak odası da evliliğin direklerindendir. Artı ve eksileri toplamanız gerekir. Eksiler çok az ise ona göre karar verin.
Aleykümselam. Bekâr olması durumunda sizin onunla evlenmeniz caiz olan bir kadınla tokalaşmanız asla caiz değildir. Hadislerle sabit haramlardan bir haramdır bu. Yaş olarak ancak seksenlerini geçmiş, pirifani bir ihtiyar kadının belki elini öpebilirsiniz. Bunun dışında esneyebilecek bir konu değildir bu. Kimin ne diyeceğini bırakın ve asla yabancı kadın eline tutmayın. Bu uğurda gerekiyorsa ziyareti de terk edebilirsiniz.
Aleykümselam. Size bunu öğreten, en ihtiyatlı durumu öğretmiş. Netice olarak öyle bir hassasiyet vardır. Böyle bir hassasiyeti bir kadının kendi babası için bile düşünebiliriz neticede. Eğer hassasiyet üzerinden yol alırsak yolumuz çok incelir, işimiz gayet zor olur. Şimdiden bu tartışmaya başlamanız ise evliliğiniz açısından sıkıntı doğurur. Kayınpederi genç ve yaşlı olarak ikiye ayırmakta fayda vardır.Bu, sizin pencerenizden bakılınca böyle görülüyor.Esasen bir insanın gelininden el öpmesini beklemesi onun şahsiyeti ile alakalı bir durumdur. El öpse, sarılsa ne olur öpmese sarılmasa ne olur? İnsanlık ve hürmetimizi böyle sıradan şeylere sıkıştırmak yanlıştır. Çok dikkatli ve seviyeli davranın. Evliliğinizi böyle tartışmalar üzerine kurmayın sakın.
Selamünaleyküm. Sizin bekar olmanız veya onun bekar olması durumunda evlenebileceğiniz derecede olan bir kadınla aynı evde, onun ev kıyafetleri içinde iken beraber olmanız doğru değildir. Evet, sizin veya onun şu anda zihin olarak bir sıkıntısı yoktur belki. Hatta birbirinizi kardeş gibi görüyorsunuzdur ama vakti gelince de evlenen evleniyor. Bu nedenle böyle karma bir ortam İslamî değildir. Niyetlerin, samimiyetlerin iyi olması hükmü değiştirmez. Şeriat'ımız, fertlerin özel durumlarına göre değil yaratılışımızın gerektirdiği genel yapımıza göre hüküm verir. Sizin evinizin mesela bayram ortamındaki tatlı manzaranın yıllarca devam etmesi, dedenizin o zevki yaşaması da iyi bir şeydir. Dolayısıyla sizin bir orta yol bulmanız gerekir. a- Kadınlar ve erkekler, evli olsun bekar olsun mümkünse ayrı salonlarda otursunlar. Yemekler ayrı yensin. Tuvalet, banyo ihtiyaçları müstakil bölümlerde giderilsin. b- Bu ölçüyü kurmak fiziki mekân olarak mümkün değilse, bayanlar bedenlerinin rahatlıkla incelenemiyeceği bir kıyafetle evde dolaşsınlar. Bu kıyafet, bir çeşit sokak kıyafeti olsun. Ama dikkat edildiğinde bir erkeğin zevk alacağı incelik ve dikkat çekicilikte olmasın. c- Böyle bir ortamı oluşturamıyorsanız, belki de bunu isteyen ayıplanıyorsa o takdirde Allah'tan korkan biri orada zorunluluk kadar bulunacak, tatilini başka bir yerde geçirecek. Hoş bir ortamda üç gün duracağız diye Rabbimizin gazabına muhatap olamayız.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Haremlik selamlıktan maksat, birbiriyle (bekâr olmaları halinde) evlenmeleri caiz olacak bir erkekle bir kadının temas ve göz emniyetini sağlamaktır. Burada, illa kötü bir durum olacak diye araştırmanın gereği yoktur. Zira şeriatımız, insanların yapısı gereği düşebilecekleri en uç tehlikeyi bile dikkate alarak bizim için tedbirler getirmiştir. Haremlik ve selamlığın her zaman uygulanması mümkün olmayabilir. O zaman şu ölçülere dikkat edeceğiz: Beraber bulunulan ortamda kadınların kıyafetleri ve oturup kalkmadaki rahatlıkları, oradaki erkeklerin o kadın üzerinde izleme ve beyinde sonuçlandırma aşamasına imkân oluşturmayacak tarzda olmalıdır. Bu, sokak kıyafeti veya başka bir tarzla karşılanabilir. Ama ev içi kıyafetlerle bu güvenliğin sağlanması mümkün değildir. Eğer ev içi kıyafetimiz de bunu sağlıyorsa mesele yok demektir. Daha açık bir ifade ile şöyle söyleyebilirim: Mesela, gelen misafirler, bir önceki gelişlerine göre kadınlardan birinin hamileliğinin şu kadar ilerlediğini anlayabiliyorlarsa ya da erkeklerden biri, bir önceki ziyarete göre kadının biri iki kilo zayıfladığını hissedebiliyorlarsa göz güvenliği sağlanamamış demektir. Siz buna kıyas ederek genel çizgileri çizebilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken önemli husus şudur: Erkeklerin, çok yakın samimiyet sahibi olmaları gibi nedenler, kadının rahat olmasını gerektirmiyor. Zira dinimiz, kötüye karşı tedbirden önce kötülüğün zihinlerde bile oluşmaması için tedbir almaktadır. Bu ayrıntıya idrak edemeyenler, haremlik-selamlık olarak ifade edilen yaşam tarzını anlamakta zorlanmaktadırlar. Allah'a emanet olunuz.
Mü'minlerin aralarındaki ilişki muhabbet ve yardımlaşma üzerine kurulu olmalıdır. Kur'an ve sünnet bizi böyle istiyor. Ancak bu, mü'minlerin aralarında tartışma olmayacağını, şeytanın onları birbirlerine karşı kışkırtmayacağını göstermez. Arada bir sorunlar da olacaktır. Bunun için üç güne kadar olan küslüklere izin verilmiştir. Üç günden fazla uzayan küslükler caiz değildir. Ama bir gerçek var ki o da şudur: Sevgi zorla yeşermez, kalp kolay kolay affetmez. O zaman biz de ilişkimizi asgari düzeyde sürdürürüz. Selam verir alırız. Hastalıkla ilgileniriz. Gıybet ve nemimesini yapmayız. Bunun ötesinde derin muhabbetin oluşmasını zamana bırakırız.
Şeriatımızda evlatlık edinme yoktur. Dolayısıyla evlat olarak alınan biri herhangi biri gibidir. Herhangi birine nasıl mal bırakılıyorsa ona da o şekilde bırakılabilir. Bir insanın malından sadece çocukları mirasçı olarak yararlanmazlar; mirasta hakkı olan başkaları da vardır. Eğer ortada imani bir sorun yoksa mesela, malın intikal etmesi halinde onu şerre kullanacak imanı olmayan biri söz konusu olduğu için malını o akrabaya bırakmak istemiyor gibi bir durum varsa mesele yoktur. Bunun dışında iki türlü uygulama yapılabilir. Bir: Sağlığında iken kişi malını herhangi birine verir. Bu da onun vicdani bir sorunu olur. Yani kimseye 'malını neden birine verdin' şeklinde bir sorgulama yapılmaz. İki: Ölümünden sorası için vasiyet bırakır. Bu vasiyet ise malın üçte birini aşmamalıdır. Aşması halinde ise, mirasçıların vasiyeti kabul etmeme hakkı olur. Mirasçılar itiraz etmiyorlarsa bir sakıncası yoktur.
Zekât, anne, baba, dede, nine, çocuk ve torunlara verilmez. Bunların dışında fakir iseler, kaynana, kaynata, kardeş ve yeğenlere verilebilir. Allah'a emanet olun.
Sılayı rahim, Allah'ın emirlerindendir. Kuzeninizle sılayı rahim bağınızı korumanız böylece Allah'ın emri olmaktadır. Annenizin böyle bir karar vermeye hakkı yoktur. Yine siz onu üzmeyecek bir siyaset güdün. Görüşün, aşırı ve aleni görüşmeyin.
Selamünaleyküm. Nikâhın nikâh olabilmesi için iki erkeğin ya da bir erkek iki kadının hazır bulunması gerekir. Bundan fazlası bulunsa daha iyi olur, bereket olur. Esas olan da gelinin ve damadın orada bulunmalarıdır. Vekil de gönderebilirler. Düğüm vesaireyle ilgilenmeyin. Mü'min, Allah'a teslim olmuş, O'nun korumasıyla yaşayan insandır. Dünyalık yaşayanların sıkıntıları bizi üzmesin.