Fetva Meclisi
Soru
Annemler teyzemin kocası yani eniştemle atıştılar, konuşmuyorlar. Bu yıl da tesadüf kuzenim benimle aynı şehirde üniversite kazandı. Kuzenimle hiçbir sorunum yok, çok iyiyiz ama annem 'onunla görüşürsen hakkımı helal etmem' diyor. Annem biraz fazla sinirli ve temizlik hastalığı var. Akrabalarımızı pis insanlar gibi görüyor. Bu yüzden konuşmamı istemiyor. Bir de tartışmaları var tabi ki. Benim kuzenimle hiçbir sorunum olmadığı halde konuşmamam mı gerekiyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Teyzenle annenin istediği gibi kökten ilişkilerini kesmen caiz olmaz. Annenin incinmesine de göz yumamazsın. İkisinin ortası olarak şöyle yap: Teyzenle bağlarını koparmayacak (mesela telefon bağlantısı kurarak) bir yöntem oluştur. Bir araya gelip anneni de üzme.
Allah'a iman ve kulluktan sonra en büyük vazifemiz ebeveynimize itaattir. Onların meşru hiçbir isteğine yok deme hakkımız yoktur. Meşru olmayan isteklerini de kırmadan, incitmeden reddetme hakkına sahibiz. Sizin, dayılarınızla veya o derecen yakın bir akrabanıza sılayı rahimde bulunmanız da Allah'ın emri idi. Amma babanızı kırmayacaktınız. Çünkü babanızın rızası çok daha değerlidir. Ne edip edip gönlünü alın. O emretti diye dayınızı itmeniz de gerekmiyor ama onun haberi olmadan veya daha makul bir yolla o bağı kurabilirsiniz. Anne babanızın değerinde hiçbir değer yok, bunu bilin. Ayağına kapanın duasını alın, kendinizi affettirin. Dünyadaki mahçubiyetler geçicidir; ahiret perişanlığını unutmayın. Allah yardımcınız olsun.
Allah babanızdan razı olsun; dinini öne alarak hayatına yön vermeye çalışmış. En azından niyeti ile kazanacaktır diye umuyor ve dua ediyorum. Böyle bir uygulamayı yaparken ölçüde aşırı olmuş da olabilir. Tamamen kâfir olanla bile bir nebze bırakılması gereken bir çizgiden söz edebiliriz. Siz babanızın emrinde olduğunuz sürece ona itaat edin, kendiniz müstakil bir ev sahibi olduğunuzda ise helal/haram sınırlarını kollayacak ve itidali bırakmayacak bir çizgi oluşturursunuz. Allah yardımcınız olsun.
Çirkin bir günah işlediniz, haklı idiyseniz de hatalı duruma düştünüz. Tevbe edin, istiğfar edin, bulabildiklerinizle de helalleşin.
Annene inat gidiyor gibi bir görüntü vermeden gidebilirsin. Özellikle halan ve amcanlar yani birinci dereceden akraban olanlar sılayırahim bakımından önemlidirler. Onlara git. Gidince fazla kalma, gelince de tartışma ortamından uzak dur. Geçiştirici cevaplarla ortamı yumuşatmaya çalış. Ve giderken niyetin Allah rızası olsun ki akıbetin hayrolsun.
Selamünaleyküm, Babanızın gazabını çekecek işleri yapmadan farz olan sılayı rahimi sürdürebilirsiniz.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Nikâhın nikâh olabilmesi için iki erkeğin ya da bir erkek iki kadının hazır bulunması gerekir. Bundan fazlası bulunsa daha iyi olur, bereket olur. Esas olan da gelinin ve damadın orada bulunmalarıdır. Vekil de gönderebilirler. Düğüm vesaireyle ilgilenmeyin. Mü'min, Allah'a teslim olmuş, O'nun korumasıyla yaşayan insandır. Dünyalık yaşayanların sıkıntıları bizi üzmesin.
Selamünaleyküm. 'Orucun parası' olmaz. Fidye olur. Fidye ise, bir daha düzelmesi mümkün görülmeyen bir hastalıktan ötürü oruç tutamayanın vereceği her gün için bir fitre miktarı paranın adıdır. Bunu da kendi çocuklarınıza ve torunlarınıza vermeniz mümkün değildir. Ailenizden olmayan birine vermelisiniz.
Selamünaleyküm. Evet, anne babanıza gitmeniz gerekir. Aynı şehirde oturuyorsanız ayda bir, farklı şehirlerde oturuyorsanız yılda iki kere gidebilirsiniz. Ancak bu sorunu kendi yönteminizle çözmeyin. Bibere tuz dökmüş oluyorsunuz. Aile büyüklerinizi devreye koyun, onların müdahalesi ile çözülsün mesele.
Zekât, anne, baba, dede, nine, çocuk ve torunlara verilmez. Bunların dışında fakir iseler, kaynana, kaynata, kardeş ve yeğenlere verilebilir. Allah'a emanet olun.
Şeriatımızda evlatlık edinme yoktur. Dolayısıyla evlat olarak alınan biri herhangi biri gibidir. Herhangi birine nasıl mal bırakılıyorsa ona da o şekilde bırakılabilir. Bir insanın malından sadece çocukları mirasçı olarak yararlanmazlar; mirasta hakkı olan başkaları da vardır. Eğer ortada imani bir sorun yoksa mesela, malın intikal etmesi halinde onu şerre kullanacak imanı olmayan biri söz konusu olduğu için malını o akrabaya bırakmak istemiyor gibi bir durum varsa mesele yoktur. Bunun dışında iki türlü uygulama yapılabilir. Bir: Sağlığında iken kişi malını herhangi birine verir. Bu da onun vicdani bir sorunu olur. Yani kimseye 'malını neden birine verdin' şeklinde bir sorgulama yapılmaz. İki: Ölümünden sorası için vasiyet bırakır. Bu vasiyet ise malın üçte birini aşmamalıdır. Aşması halinde ise, mirasçıların vasiyeti kabul etmeme hakkı olur. Mirasçılar itiraz etmiyorlarsa bir sakıncası yoktur.
Mü'minlerin aralarındaki ilişki muhabbet ve yardımlaşma üzerine kurulu olmalıdır. Kur'an ve sünnet bizi böyle istiyor. Ancak bu, mü'minlerin aralarında tartışma olmayacağını, şeytanın onları birbirlerine karşı kışkırtmayacağını göstermez. Arada bir sorunlar da olacaktır. Bunun için üç güne kadar olan küslüklere izin verilmiştir. Üç günden fazla uzayan küslükler caiz değildir. Ama bir gerçek var ki o da şudur: Sevgi zorla yeşermez, kalp kolay kolay affetmez. O zaman biz de ilişkimizi asgari düzeyde sürdürürüz. Selam verir alırız. Hastalıkla ilgileniriz. Gıybet ve nemimesini yapmayız. Bunun ötesinde derin muhabbetin oluşmasını zamana bırakırız.