Fetva Meclisi
Soru
Ben 2.5 yıllık evlıyım. bir oglum var . eşime ne zaman anne babama gideceğimi söylesem,yada abime ablama gidecegimi söylesem izin vermiyor hayır diyor. bende kendim giderim dediğimde sinirlenmeye başlıyor.huzursuzluk çıkarıyorsun diyo.kayınvaldemlerle oturuyoruz ve ayrıyetten kendisi 3 güne bi arkadaşlarıyla buluşuyor gecenin 11-12sine kadar oturuyor.bunlar huzursuzluk çıkarmıyor ama benim aileme gitmeyi istemem huzursuzluk çıkarıyor. eşim izin vermeyince gidemiyorum o göndermedigi için ona günahı ne, ben ondan habersiz gitsem bana günahı ne. onun göndermeme gibi bi hakkı var mı cevabınız için şimdiden teşekkurler.
Cevap
Benzer fetvalar
Şöyle yapın: Siz anne ve babanıza karşı mükemmel bir evlatlık yapın. Ellerini öpün, yemeklerini yiyin, onları gezmeye götürün, ara sıra torunlarını onlara götürün... Bunlar sizin görevlerinizdendir, yapın bunları. Eşinizi ise onlara götürmeyin. Onun gitmesi ve onlarla yemek yemesi asıl görevi değildir. Madem fitne çıkıyor, onu fitne ortamından uzak tutun. Anne babanızın onun da muhakkak gelmesini isteme hakları yoktur. Yaklaşık altı ay böyle yaparsanız biiznillah aralarındaki husumet erir, siz de rahat edersiniz. Bu arada da böyle bir gelişmeyi dert etmeyin kendinize, aralarını düzeltene kadar geçici olduğunu bilin ve rahat edin.
Evlenmeden önce düşünmeniz gereken şeyleri şimdi düşünmenizin bir yararı yoktur boşuna ailenizle kötü olmayın. İyilik temennisi ile etrafınıza bakmaya çalışın. Eğer evliliğiniz sizin için katlanılmayacak hâl alırsa, aile büyüklerinize durumu arz edin ama dedikodu ile yıpranmayın yıpratmayın.
Selamünaleyküm. Size Allah'ın tanıdığı hakları eşinizin koruması şarttır. Bu durumu eşinize iletin. Sizi koruyamayacaksa eşi olarak neden tutuyor? Anne baba hakkına sığınması yanlıştır. Sizin anlattığınız gibi ise eğer siz diretebilirsiniz. Ne kadar duygusal olup olmadığınızı ise yakınlarınızla istişare ederek kararlaştırın.
Selamünaleyküm. Eşiniz sizi, dinen boşadı ise şu anda sizinle yeniden nikâh yapması gerekir. Bu nikâh için de babanızın izni gerekecek. Sizi dinen boşamadı ise, siz hâlâ onun eşisiniz. Onun eşi iseniz 'gel' dediğinde gideceksiniz. Annenizin bu durumda beddua etmeye hakkı yoktur.
Kocanıza (anne babası özellikle kendisine muhtaç değilse) mutlu olacağınız yerde bulunmanızın daha doğru olduğu konusunda ikna etmeye çalışın. Kesinlikle gidecekse de aile huzurunuzun olabileceği yeri tavsiye edin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Nikâhlandıktan sonra bir kadının birinci derecede ihtimamı erkeğine karşı olmalıdır. Ailenizi bu hususta ikinci plana atmalısınız. Eşiniz huzurunuz için şarttır.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. 'Orucun parası' olmaz. Fidye olur. Fidye ise, bir daha düzelmesi mümkün görülmeyen bir hastalıktan ötürü oruç tutamayanın vereceği her gün için bir fitre miktarı paranın adıdır. Bunu da kendi çocuklarınıza ve torunlarınıza vermeniz mümkün değildir. Ailenizden olmayan birine vermelisiniz.
Selamünaleyküm. Nikâhın nikâh olabilmesi için iki erkeğin ya da bir erkek iki kadının hazır bulunması gerekir. Bundan fazlası bulunsa daha iyi olur, bereket olur. Esas olan da gelinin ve damadın orada bulunmalarıdır. Vekil de gönderebilirler. Düğüm vesaireyle ilgilenmeyin. Mü'min, Allah'a teslim olmuş, O'nun korumasıyla yaşayan insandır. Dünyalık yaşayanların sıkıntıları bizi üzmesin.
Sılayı rahim, Allah'ın emirlerindendir. Kuzeninizle sılayı rahim bağınızı korumanız böylece Allah'ın emri olmaktadır. Annenizin böyle bir karar vermeye hakkı yoktur. Yine siz onu üzmeyecek bir siyaset güdün. Görüşün, aşırı ve aleni görüşmeyin.
Selamünaleyküm. Haram işleyen birine yardım edimesine kendi ölçülerinizle engel olmanız görevinizdir.
Zekât, anne, baba, dede, nine, çocuk ve torunlara verilmez. Bunların dışında fakir iseler, kaynana, kaynata, kardeş ve yeğenlere verilebilir. Allah'a emanet olun.
Şeriatımızda evlatlık edinme yoktur. Dolayısıyla evlat olarak alınan biri herhangi biri gibidir. Herhangi birine nasıl mal bırakılıyorsa ona da o şekilde bırakılabilir. Bir insanın malından sadece çocukları mirasçı olarak yararlanmazlar; mirasta hakkı olan başkaları da vardır. Eğer ortada imani bir sorun yoksa mesela, malın intikal etmesi halinde onu şerre kullanacak imanı olmayan biri söz konusu olduğu için malını o akrabaya bırakmak istemiyor gibi bir durum varsa mesele yoktur. Bunun dışında iki türlü uygulama yapılabilir. Bir: Sağlığında iken kişi malını herhangi birine verir. Bu da onun vicdani bir sorunu olur. Yani kimseye 'malını neden birine verdin' şeklinde bir sorgulama yapılmaz. İki: Ölümünden sorası için vasiyet bırakır. Bu vasiyet ise malın üçte birini aşmamalıdır. Aşması halinde ise, mirasçıların vasiyeti kabul etmeme hakkı olur. Mirasçılar itiraz etmiyorlarsa bir sakıncası yoktur.