Fetva Meclisi
Soru
Selamün aleyküm hocam. Geçen seneden tutamadığım oruç borçlarım var. Parasını bu ramazan gelmeden önce çok mağdur durumda olan kendi öz kızıma versem olur mu yoksa yabancıya mı vermem gerekiyor? Lütfen yardımcı olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Hiç bir şey yapmanız gerekmez. Allah mübarek etsin, işinizi kolay etsin.
Kardeşinizin oruç tutması gerekmez. Kardeşiniz ve anneniz için her tutulmayan oruca ayrı ayrı bir fitre miktarı (bu yıl için 27 TL) verirsiniz. Bunu verdiğinizde evinizde eksikli olacak kadar sıkışık bir bütçeniz varsa vermeyebilirsiniz. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Annenizin öbür oğluna vereceğiniz bir fidye olmaz. Annenizin sulbundan olmayan birine vermeniz gerekir.
Selamünaleyküm. Hanımınız için FİDYE vermeniz caiz değildir. İyileşmesini bekleyeceksiniz. Bir iki yıl da olsa bekleyecek ve o tutamadığı gün kadar kaza ettireceksiniz.
Selamünaleyküm. Verdiğiniz zamanki miktara göre veriniz.
Selamünaleyküm, Herkes kendi bütçesine göre ödeme yapar. Durumu iyi olan biraz daha yüksekten, daha iyi olan daha da yüksekten vermelidir.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Nikâhın nikâh olabilmesi için iki erkeğin ya da bir erkek iki kadının hazır bulunması gerekir. Bundan fazlası bulunsa daha iyi olur, bereket olur. Esas olan da gelinin ve damadın orada bulunmalarıdır. Vekil de gönderebilirler. Düğüm vesaireyle ilgilenmeyin. Mü'min, Allah'a teslim olmuş, O'nun korumasıyla yaşayan insandır. Dünyalık yaşayanların sıkıntıları bizi üzmesin.
Sılayı rahim, Allah'ın emirlerindendir. Kuzeninizle sılayı rahim bağınızı korumanız böylece Allah'ın emri olmaktadır. Annenizin böyle bir karar vermeye hakkı yoktur. Yine siz onu üzmeyecek bir siyaset güdün. Görüşün, aşırı ve aleni görüşmeyin.
Selamünaleyküm. Evet, anne babanıza gitmeniz gerekir. Aynı şehirde oturuyorsanız ayda bir, farklı şehirlerde oturuyorsanız yılda iki kere gidebilirsiniz. Ancak bu sorunu kendi yönteminizle çözmeyin. Bibere tuz dökmüş oluyorsunuz. Aile büyüklerinizi devreye koyun, onların müdahalesi ile çözülsün mesele.
Zekât, anne, baba, dede, nine, çocuk ve torunlara verilmez. Bunların dışında fakir iseler, kaynana, kaynata, kardeş ve yeğenlere verilebilir. Allah'a emanet olun.
Şeriatımızda evlatlık edinme yoktur. Dolayısıyla evlat olarak alınan biri herhangi biri gibidir. Herhangi birine nasıl mal bırakılıyorsa ona da o şekilde bırakılabilir. Bir insanın malından sadece çocukları mirasçı olarak yararlanmazlar; mirasta hakkı olan başkaları da vardır. Eğer ortada imani bir sorun yoksa mesela, malın intikal etmesi halinde onu şerre kullanacak imanı olmayan biri söz konusu olduğu için malını o akrabaya bırakmak istemiyor gibi bir durum varsa mesele yoktur. Bunun dışında iki türlü uygulama yapılabilir. Bir: Sağlığında iken kişi malını herhangi birine verir. Bu da onun vicdani bir sorunu olur. Yani kimseye 'malını neden birine verdin' şeklinde bir sorgulama yapılmaz. İki: Ölümünden sorası için vasiyet bırakır. Bu vasiyet ise malın üçte birini aşmamalıdır. Aşması halinde ise, mirasçıların vasiyeti kabul etmeme hakkı olur. Mirasçılar itiraz etmiyorlarsa bir sakıncası yoktur.
Mü'minlerin aralarındaki ilişki muhabbet ve yardımlaşma üzerine kurulu olmalıdır. Kur'an ve sünnet bizi böyle istiyor. Ancak bu, mü'minlerin aralarında tartışma olmayacağını, şeytanın onları birbirlerine karşı kışkırtmayacağını göstermez. Arada bir sorunlar da olacaktır. Bunun için üç güne kadar olan küslüklere izin verilmiştir. Üç günden fazla uzayan küslükler caiz değildir. Ama bir gerçek var ki o da şudur: Sevgi zorla yeşermez, kalp kolay kolay affetmez. O zaman biz de ilişkimizi asgari düzeyde sürdürürüz. Selam verir alırız. Hastalıkla ilgileniriz. Gıybet ve nemimesini yapmayız. Bunun ötesinde derin muhabbetin oluşmasını zamana bırakırız.