Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm muhterem hocam. Ramazan orucunu hastalıkları sebebiyle tutamayan bir yakınım tutamadığı orucunun fidyesini nasıl ödemeli? Diyanetin gün başına açıkladığı ortalama 9-10 tl üzerinden mi hesaplamalı? Kendisinin maddi zenginliği ortalama bir aileninkinden bir hayli fazlaca bu durumu da göz önünde bulundurarak bizi aydınlatırsanız memnun olurum sevgili hocam. Allah'a emanet olunuz.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sizin Ramazan ayında bütçenizden onu çıkarmanız yeterlidir.
Selamünaleyküm. 'Orucun parası' olmaz. Fidye olur. Fidye ise, bir daha düzelmesi mümkün görülmeyen bir hastalıktan ötürü oruç tutamayanın vereceği her gün için bir fitre miktarı paranın adıdır. Bunu da kendi çocuklarınıza ve torunlarınıza vermeniz mümkün değildir. Ailenizden olmayan birine vermelisiniz.
Selamünaleyküm.Hiç bir şey yapmanız gerekmez. Allah mübarek etsin, işinizi kolay etsin.
Selamünaleyküm. Fitre günlük değildir. 8,5*3 şeklinde ödemeniz gerekir. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Doktor, oruç için uygunluk raporu vermiyorsa fidye verirsiniz. Düzelme durumu olursa yani doktor rapor verirse oruçlarını tutar.
Selamünaleyküm. Alacağınızdan umut kesmedikçe onu da elinizdeki para gibi sayın. Umut kesince de bir kenara yazın, elinize geçerse zekatı ne kadar geçti ise verirsiniz. Yoksa bir şey gerekmez. Zekat hesaplamadan önce sattığınız ve sizden çıkışı yapılmış ürünlerin zekatı gerekmez. Mal üzerinden zekat vereceğiniz zaman, verdiğiniz malın piyasa fiyatını hesap edin yani sizden piyasaya çıkış fiyatını. Siz ve eşiniz, Müslüman bir doktor tarafından ikaz edildi iseniz veya yılların tecrübesi ile kendinizi iyi biliyorsanız oruç tutmayabilirsiniz. İyileşme ihtimali olmayan bir hastalık ise her gün için bir FİTRE miktarı kadar fidye verirsiniz. Kurban fıkhını bildiklerine itimat ettiğiniz kurumlara verebilirsiniz. Allah kabul etsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Yazlık ve arsanız satılık değilse zekât vermeniz gerekmez.
Selamünaleyküm, Kur'an'ın nasıl yapılacağını beyan ettiği bir konuda başka kimsenin söz hakkı olmaz. Miras da buna dâhildir. Kur'an dışında bir kaynaktan miras bölüşümü kuralı almak isteyerek ve beğenerek olursa dinden çıkmaya kadar götürür kişiyi. İstemeyerek ve en azından gönülden karşı koyarak olursa dinden çıkarma nedeni olmayabilir.
Selamünaleyküm, Bizim de kalbimiz rahat değil onlar hakkında ama kati bir belgemiz de yoktur. Bu nedenle de haramdır diyemiyoruz.
Selamünaleyküm. Hayır, mezhepten değil keyiften ve çokbilmişlikten kaynaklanıyor. Namaz gibi bir mukaddesat hatta dinin bütünü üzerinden şöhret yakalama özentisinden kaynaklanıyor. Kılınamayan namazın kaza edilmesini emreden Peygamber aleyhisselamın hadisi şerifi gayet açıktır. (Bakınız: Buharî, 597; Müslim, 684; Ebu Davud, 435; Tirmizî, 178; Nesaî, 613; İbni Mace, 696) Bugüne kadar ilim adına adı duyulmuş bu ümmetin büyüklerinden bize intikal eden temel görüş böyledir; kılınmayan namaz kaza edilir! Bir elin parmağını geçmeyecek kadar az sayıdaki ilim adamı da namazın kazası konusunda farklı görüş beyan etmişlerdir. Bizim, ümmetin yekûnu denebilecek büyük grubuna intiba edeceğimiz bellidir. Farklı düşünenlerle beraber bakıldığında şunu söyleyebiliriz: a- Namazı unuttuğu veya uyuya kaldığı gibi şer'i bir özre bağlı olarak kılamayan kimsenin kaza edeceği hükmünde hiçbir ihtilaf yoktur. b- Uzun bir zaman tembellik gibi bir nedenle kılmayan hakkında ise cumhurun yani tamamına yakın ulemanın hükmü tövbe edip kaza etmesinin gerekliliğidir. Sadece İbni Teymiye ve İbni Hazm'ın fikri olarak da, uzun zaman namazı kılmayanın kaza etmesinin imkânı olmadığı görüşü vardır. Bu iki âlime göre de, namazı uzun süre kılmayan daha sonra o namazları kaza edemez, etse de namazı kabul olmaz. Burada bir ayrıntıya girmemizde yarar vardır. Bu iki ilim adamına göre uzun süre namaz kılmayan daha sonra namazlarını kaza edemez. Zira bu içtihadın sahipleri uzun süre namaz kılmayanı: - Namaz kılmadığı için kâfir kabul etmektedirler. Kâfir de namaz kılmaya karar verdiğinde yeniden İslam'a dönmüş gibidir. 'Yeniden İslam'a girenin, eski yanlışlarını İslam siler' kuralına göre namazları ondan sorulmaz. - Asi bir mü'min olduğu ihtimaline göre de olsa, onca namazı vaktindeki gibi yeniden kılması artık mümkün değildir. Onun görevi namazlarını kaza etmek değil, ömür boyu gözyaşı akıtmaktır. Bu iki ihtimalden hangisine dayanarak, 'namazın kazası yoktur' demek hoşlarına gidecektir; bunu da onlar belirlesin! Namaz kılmayanlara kâfir diyeceklerse, biz Allah'tan korkarız diyemeyiz. Yok, bir müçtehidin içtihadını cımbızlayarak komik görüşler ihdas edilecekse o zaman da din eğlence değildir, deriz.
Selamünaleyküm, Bizim itikadımız şöyledir: Ne tür günah olursa olsun, günahından tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Kendinizi buna göre ayarlayın. Siz Rabbinize dönün, gerisini de O'na bırakın. Kalbiniz rahat etsin. Bundan sonrasını daha geniş düşünün. Allah yardımcınız olsun, kalbinize huzur versin. Saliha olmaya sizi muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Orucunuzu erteleyin, tutamadığınız kadarını kaza edersiniz. Geçmiş olsun.