Fetva Meclisi
Soru
Hocam, şuan ki miras hukukuna göre yapılan paylaşımlar caiz olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Siz aranızda bir anlaşma yaparak paylaşıyorsanız yani herkes ortak bir miktar üzerinde, razı oluyorsa sakıncası olmaz.
Selamünaleyküm. Miras nedeniyle orada hakkı bulunanlar size orayı kullanmayı helal ediyorlarsa bir sakıncası yoktur. Bir hak talebinde bulunan olursa hakkına düşen kadarını, kendinizi orayı kiralamış gibi kabul edip hakkına düşen kadarını vermelisiniz.
Selamünaleyküm. Herkes razı ise, baskı söz konusu değilse o şekilde bölüşmenizde sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Evet, sözünü ettiğiniz durum iman dairesini zorlayacak kadar ağır bir durumdur. Allah onları da bizi de dininde sabit kılsın. Siz yine de koparan taraf olmayın, tebliğ için açık bir kapınız muhakkak bulunsun. Onları şeytanları ile baş başa bırakmış olursunuz.
Şeriatımızın belirlediği rakamlara itiraz etme şeklinde olmayan ama kendi aralarında belirledikleri şekilde taksimat yapanların aldıkları haram olmaz. Öyle bir durumda hissesine fazla düşecek olan, diğer mirasçı yerine hakkından feragat etmiş olur. Bunda da sakınca yoktur. Öyle bir malın size intikalinde inşaallah haramlık olmaz.
Bir insan ölmeden malını miras gibi taksim etmemelidir. Miras, ölümden sonrasına kalsa daha iyi olur. Evlatlardan birinin Kur'an'ın hükmüne itiraz etmesi onun bileceği bir iştir; mesele iman meselesidir. Siz karışmayın. Kalan size helaldir. O yasal bir güç kullanıp malına haram karıştıracaksa onun bileceği bir durum.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm, Herkes kendi bütçesine göre ödeme yapar. Durumu iyi olan biraz daha yüksekten, daha iyi olan daha da yüksekten vermelidir.
Selamünaleyküm. Yazlık ve arsanız satılık değilse zekât vermeniz gerekmez.
Selamünaleyküm, Bizim itikadımız şöyledir: Ne tür günah olursa olsun, günahından tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Kendinizi buna göre ayarlayın. Siz Rabbinize dönün, gerisini de O'na bırakın. Kalbiniz rahat etsin. Bundan sonrasını daha geniş düşünün. Allah yardımcınız olsun, kalbinize huzur versin. Saliha olmaya sizi muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm, Sigara helal olmamasına rağmen içeni dinden çıkmaz. Buna göre de sigara içene zekât verilebilir.
Selamünaleyküm, Bizim de kalbimiz rahat değil onlar hakkında ama kati bir belgemiz de yoktur. Bu nedenle de haramdır diyemiyoruz.
Selamünaleyküm. Hayır, mezhepten değil keyiften ve çokbilmişlikten kaynaklanıyor. Namaz gibi bir mukaddesat hatta dinin bütünü üzerinden şöhret yakalama özentisinden kaynaklanıyor. Kılınamayan namazın kaza edilmesini emreden Peygamber aleyhisselamın hadisi şerifi gayet açıktır. (Bakınız: Buharî, 597; Müslim, 684; Ebu Davud, 435; Tirmizî, 178; Nesaî, 613; İbni Mace, 696) Bugüne kadar ilim adına adı duyulmuş bu ümmetin büyüklerinden bize intikal eden temel görüş böyledir; kılınmayan namaz kaza edilir! Bir elin parmağını geçmeyecek kadar az sayıdaki ilim adamı da namazın kazası konusunda farklı görüş beyan etmişlerdir. Bizim, ümmetin yekûnu denebilecek büyük grubuna intiba edeceğimiz bellidir. Farklı düşünenlerle beraber bakıldığında şunu söyleyebiliriz: a- Namazı unuttuğu veya uyuya kaldığı gibi şer'i bir özre bağlı olarak kılamayan kimsenin kaza edeceği hükmünde hiçbir ihtilaf yoktur. b- Uzun bir zaman tembellik gibi bir nedenle kılmayan hakkında ise cumhurun yani tamamına yakın ulemanın hükmü tövbe edip kaza etmesinin gerekliliğidir. Sadece İbni Teymiye ve İbni Hazm'ın fikri olarak da, uzun zaman namazı kılmayanın kaza etmesinin imkânı olmadığı görüşü vardır. Bu iki âlime göre de, namazı uzun süre kılmayan daha sonra o namazları kaza edemez, etse de namazı kabul olmaz. Burada bir ayrıntıya girmemizde yarar vardır. Bu iki ilim adamına göre uzun süre namaz kılmayan daha sonra namazlarını kaza edemez. Zira bu içtihadın sahipleri uzun süre namaz kılmayanı: - Namaz kılmadığı için kâfir kabul etmektedirler. Kâfir de namaz kılmaya karar verdiğinde yeniden İslam'a dönmüş gibidir. 'Yeniden İslam'a girenin, eski yanlışlarını İslam siler' kuralına göre namazları ondan sorulmaz. - Asi bir mü'min olduğu ihtimaline göre de olsa, onca namazı vaktindeki gibi yeniden kılması artık mümkün değildir. Onun görevi namazlarını kaza etmek değil, ömür boyu gözyaşı akıtmaktır. Bu iki ihtimalden hangisine dayanarak, 'namazın kazası yoktur' demek hoşlarına gidecektir; bunu da onlar belirlesin! Namaz kılmayanlara kâfir diyeceklerse, biz Allah'tan korkarız diyemeyiz. Yok, bir müçtehidin içtihadını cımbızlayarak komik görüşler ihdas edilecekse o zaman da din eğlence değildir, deriz.