Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Hocam kendi evimde oturuyorum, hanım ve ben resmi kuruluşta çalışıyoruz. Elde nakit para ve altınımız yok ancak bir de yazlığımız ve 400 m2 bir arsam var kiraya da vermiyorum. Zekât hesabını nasıl yapacağım? Allah kolaylıklar versin.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Arabayı saymayın. Borçlarınız varsa onları da düşün. Elinizde nakit veya bankada birikmiş paranız, altınlarınızın toplamı 81 gram altından fazla ediyorsa, bu sizin zekât verecek durumda olduğunuzu gösterir. Bu durumda mevcudun % 2,5 kadarı zekât olarak verilecektir. Kaç yıl böyle geçti ise şimdi onları aynı oranda verebilirsiniz. Bundan sonra da, her yılın bir gününü mesela, Ramazan ayının 1’ini kendinize zekât günü kabul edin. O gün geldiğinde, sözünü ettiğimiz miktar kadar paranız varsa zekât verirsiniz. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Altınların sizinle ilgisi yoktur, zekatları da sizinle ilgili değildir. Eşiniz için ise altınlar zekât açısından zekât gerektirecek oranda duruyor. 81 gram altın barajdır. Altını gram olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Buna göre eşinizin zekât vermesi gerekmektedir. Evinizin borçları varsa bu borçları da eşiniz üslenirse o borçları düşebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Arabayı saymayın. Borçlarınız varsa onları da düşün.Elinizde nakit veya bankada birikmiş paranız, altınlarınızın toplamı 81 gram altından fazla ediyorsa, bu sizin zekât verecek durumda olduğunuzu gösterir. Bu durumda mevcudun % 2,5 kadarı zekât olarak verilecektir. Kaç yıl böyle geçti ise şimdi onları aynı oranda verebilirsiniz. Bundan sonra da, her yılın bir gününü mesela ramazan ayının birini kendinize zekât günü kabul edin. O gün geldiğinde, sözünü ettiğimiz miktar kadar paranız varsa zekât verirsiniz.Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Zekatınız için bir gün belirleyin. O gün geldiğinde malınızı sayın. Borçlarınızı düşün. Elinizde net kalan malın yüzde iki buçuğunu zekat olarak verin.
Selamünaleyküm. Altınlarınızın toplam gramını öğrenin. Toplam gramdan borçlarınızın toplamını düşün. Geri kalanın yüzde iki buçuğunu zekât olarak verin.
Selamünaleyküm. Araba almaya niyet etmek yeterli değildir. Arabanın anlaşmasını yapıp taksitlerine imza atarsanız o zaman zekât vermeniz gerekmez.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm, Herkes kendi bütçesine göre ödeme yapar. Durumu iyi olan biraz daha yüksekten, daha iyi olan daha da yüksekten vermelidir.
Selamünaleyküm, Bizim de kalbimiz rahat değil onlar hakkında ama kati bir belgemiz de yoktur. Bu nedenle de haramdır diyemiyoruz.
Selamünaleyküm, Kur'an'ın nasıl yapılacağını beyan ettiği bir konuda başka kimsenin söz hakkı olmaz. Miras da buna dâhildir. Kur'an dışında bir kaynaktan miras bölüşümü kuralı almak isteyerek ve beğenerek olursa dinden çıkmaya kadar götürür kişiyi. İstemeyerek ve en azından gönülden karşı koyarak olursa dinden çıkarma nedeni olmayabilir.
Selamünaleyküm. Hayır, mezhepten değil keyiften ve çokbilmişlikten kaynaklanıyor. Namaz gibi bir mukaddesat hatta dinin bütünü üzerinden şöhret yakalama özentisinden kaynaklanıyor. Kılınamayan namazın kaza edilmesini emreden Peygamber aleyhisselamın hadisi şerifi gayet açıktır. (Bakınız: Buharî, 597; Müslim, 684; Ebu Davud, 435; Tirmizî, 178; Nesaî, 613; İbni Mace, 696) Bugüne kadar ilim adına adı duyulmuş bu ümmetin büyüklerinden bize intikal eden temel görüş böyledir; kılınmayan namaz kaza edilir! Bir elin parmağını geçmeyecek kadar az sayıdaki ilim adamı da namazın kazası konusunda farklı görüş beyan etmişlerdir. Bizim, ümmetin yekûnu denebilecek büyük grubuna intiba edeceğimiz bellidir. Farklı düşünenlerle beraber bakıldığında şunu söyleyebiliriz: a- Namazı unuttuğu veya uyuya kaldığı gibi şer'i bir özre bağlı olarak kılamayan kimsenin kaza edeceği hükmünde hiçbir ihtilaf yoktur. b- Uzun bir zaman tembellik gibi bir nedenle kılmayan hakkında ise cumhurun yani tamamına yakın ulemanın hükmü tövbe edip kaza etmesinin gerekliliğidir. Sadece İbni Teymiye ve İbni Hazm'ın fikri olarak da, uzun zaman namazı kılmayanın kaza etmesinin imkânı olmadığı görüşü vardır. Bu iki âlime göre de, namazı uzun süre kılmayan daha sonra o namazları kaza edemez, etse de namazı kabul olmaz. Burada bir ayrıntıya girmemizde yarar vardır. Bu iki ilim adamına göre uzun süre namaz kılmayan daha sonra namazlarını kaza edemez. Zira bu içtihadın sahipleri uzun süre namaz kılmayanı: - Namaz kılmadığı için kâfir kabul etmektedirler. Kâfir de namaz kılmaya karar verdiğinde yeniden İslam'a dönmüş gibidir. 'Yeniden İslam'a girenin, eski yanlışlarını İslam siler' kuralına göre namazları ondan sorulmaz. - Asi bir mü'min olduğu ihtimaline göre de olsa, onca namazı vaktindeki gibi yeniden kılması artık mümkün değildir. Onun görevi namazlarını kaza etmek değil, ömür boyu gözyaşı akıtmaktır. Bu iki ihtimalden hangisine dayanarak, 'namazın kazası yoktur' demek hoşlarına gidecektir; bunu da onlar belirlesin! Namaz kılmayanlara kâfir diyeceklerse, biz Allah'tan korkarız diyemeyiz. Yok, bir müçtehidin içtihadını cımbızlayarak komik görüşler ihdas edilecekse o zaman da din eğlence değildir, deriz.
Selamünaleyküm. Orucunuzu erteleyin, tutamadığınız kadarını kaza edersiniz. Geçmiş olsun.
Selamünaleyküm, Bizim itikadımız şöyledir: Ne tür günah olursa olsun, günahından tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Kendinizi buna göre ayarlayın. Siz Rabbinize dönün, gerisini de O'na bırakın. Kalbiniz rahat etsin. Bundan sonrasını daha geniş düşünün. Allah yardımcınız olsun, kalbinize huzur versin. Saliha olmaya sizi muvaffak kılsın.