Fetva Meclisi
Soru
Kocam zekatı, annesine, kardeşlerine veya benim anneme verebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Anne babaya, dede ve nineye, evlat ve toruna zekât verilmez.
Zekât alabilmesi için bir Müslüman’ın fakir olması gerekir. Kardeşiniz fakir durumda ise annesi sağ olsa da siz ona zekât verebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Kardeş kardeşe zekât verebilir. Usul ve furua zekât verilmez. Yani babaya anneye, dedeye nineye zekât verilmez. Çocuğa ve toruna zekât verilmez.
Enişteye, normal şartlar kedisinde tahakkuk ediyorsa zekât vermekte bir sakınca yoktur. Allah kabul etsin.
Bir insanın eşinin cezaevinde olması fakir olmasını gerektirmez. Zekât ise fakire verilir. Eşi cezaevinde ve kendisi de fakir ise zekât verebilirsiniz.
Eşinizin kaynanası olan annenize zekât vermesinde bir sakınca yoktur. Yalnız annenizin kurban kesmek için böyle bir zorlamaya girmesine de gerek yoktur. Bu şekilde keserse ibadet olur.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Şeriatımızda evlatlık edinme yoktur. Dolayısıyla evlat olarak alınan biri herhangi biri gibidir. Herhangi birine nasıl mal bırakılıyorsa ona da o şekilde bırakılabilir. Bir insanın malından sadece çocukları mirasçı olarak yararlanmazlar; mirasta hakkı olan başkaları da vardır. Eğer ortada imani bir sorun yoksa mesela, malın intikal etmesi halinde onu şerre kullanacak imanı olmayan biri söz konusu olduğu için malını o akrabaya bırakmak istemiyor gibi bir durum varsa mesele yoktur. Bunun dışında iki türlü uygulama yapılabilir. Bir: Sağlığında iken kişi malını herhangi birine verir. Bu da onun vicdani bir sorunu olur. Yani kimseye 'malını neden birine verdin' şeklinde bir sorgulama yapılmaz. İki: Ölümünden sorası için vasiyet bırakır. Bu vasiyet ise malın üçte birini aşmamalıdır. Aşması halinde ise, mirasçıların vasiyeti kabul etmeme hakkı olur. Mirasçılar itiraz etmiyorlarsa bir sakıncası yoktur.
Mü'minlerin aralarındaki ilişki muhabbet ve yardımlaşma üzerine kurulu olmalıdır. Kur'an ve sünnet bizi böyle istiyor. Ancak bu, mü'minlerin aralarında tartışma olmayacağını, şeytanın onları birbirlerine karşı kışkırtmayacağını göstermez. Arada bir sorunlar da olacaktır. Bunun için üç güne kadar olan küslüklere izin verilmiştir. Üç günden fazla uzayan küslükler caiz değildir. Ama bir gerçek var ki o da şudur: Sevgi zorla yeşermez, kalp kolay kolay affetmez. O zaman biz de ilişkimizi asgari düzeyde sürdürürüz. Selam verir alırız. Hastalıkla ilgileniriz. Gıybet ve nemimesini yapmayız. Bunun ötesinde derin muhabbetin oluşmasını zamana bırakırız.
Haremlik selamlıktan maksat, birbiriyle (bekâr olmaları halinde) evlenmeleri caiz olacak bir erkekle bir kadının temas ve göz emniyetini sağlamaktır. Burada, illa kötü bir durum olacak diye araştırmanın gereği yoktur. Zira şeriatımız, insanların yapısı gereği düşebilecekleri en uç tehlikeyi bile dikkate alarak bizim için tedbirler getirmiştir. Haremlik ve selamlığın her zaman uygulanması mümkün olmayabilir. O zaman şu ölçülere dikkat edeceğiz: Beraber bulunulan ortamda kadınların kıyafetleri ve oturup kalkmadaki rahatlıkları, oradaki erkeklerin o kadın üzerinde izleme ve beyinde sonuçlandırma aşamasına imkân oluşturmayacak tarzda olmalıdır. Bu, sokak kıyafeti veya başka bir tarzla karşılanabilir. Ama ev içi kıyafetlerle bu güvenliğin sağlanması mümkün değildir. Eğer ev içi kıyafetimiz de bunu sağlıyorsa mesele yok demektir. Daha açık bir ifade ile şöyle söyleyebilirim: Mesela, gelen misafirler, bir önceki gelişlerine göre kadınlardan birinin hamileliğinin şu kadar ilerlediğini anlayabiliyorlarsa ya da erkeklerden biri, bir önceki ziyarete göre kadının biri iki kilo zayıfladığını hissedebiliyorlarsa göz güvenliği sağlanamamış demektir. Siz buna kıyas ederek genel çizgileri çizebilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken önemli husus şudur: Erkeklerin, çok yakın samimiyet sahibi olmaları gibi nedenler, kadının rahat olmasını gerektirmiyor. Zira dinimiz, kötüye karşı tedbirden önce kötülüğün zihinlerde bile oluşmaması için tedbir almaktadır. Bu ayrıntıya idrak edemeyenler, haremlik-selamlık olarak ifade edilen yaşam tarzını anlamakta zorlanmaktadırlar. Allah'a emanet olunuz.
Sılayı rahim, Allah'ın emirlerindendir. Kuzeninizle sılayı rahim bağınızı korumanız böylece Allah'ın emri olmaktadır. Annenizin böyle bir karar vermeye hakkı yoktur. Yine siz onu üzmeyecek bir siyaset güdün. Görüşün, aşırı ve aleni görüşmeyin.
Selamünaleyküm. Nikâhın nikâh olabilmesi için iki erkeğin ya da bir erkek iki kadının hazır bulunması gerekir. Bundan fazlası bulunsa daha iyi olur, bereket olur. Esas olan da gelinin ve damadın orada bulunmalarıdır. Vekil de gönderebilirler. Düğüm vesaireyle ilgilenmeyin. Mü'min, Allah'a teslim olmuş, O'nun korumasıyla yaşayan insandır. Dünyalık yaşayanların sıkıntıları bizi üzmesin.
Bir eşin hanımına karşı hassas olmasını takdir etmek lazım. Abartılı olmadığı sürece erkeğin eşini kıskanması imanî bir konudur. Eşinizin genç yeğenlerinizle öpüşmenizi hoş görmemesi bence de doğrudur. Belki el öpme düzeyinde veya kucaklaşma düzeyinde olabilir. Oturulup görüşülebilir. Bedeninizin ayrıntılarını izleyebilecekleri bir ortamı onlarla paylaşmanız da doğru olmaz. Eşinizi anlayışla karşılayın; dengeli ve seviyeli bir görüşme ortamı oluşturun. Sizin de kalbiniz daha rahat olacaktır. Allah'a emanet olunuz.