Fetva Meclisi
Soru
Evleneli iki yıl oluyor ve eşimle iki yıldır haremlik selamlık mevzunu düşünüyoruz. Benim iki kız kardeşim var, eşimin bir erkek kardeşi var. Eşimin kardeşi evli, hanımı var. Çeşitli zamanlarda bir araya geliyoruz. Mesela beyimin kardeşine gittiğimizde bir arada oturmamızın -tesettürlü- mahzuru var mıdır? Yoksa ayrı mı oturmalıyız? Veya eşimle ailemi ziyarette gittiğimizde eşim, ben, annem, babam ve kız kardeşlerim aynı odada bulunabilirler mi? Nur suresi 61. ayeti gösteren bazı kimseler yemek yerken toplu şekilde bulunabilinir diyorlar. Bir de misafirliğe eşimin arkadaşları ve hanımları da geliyor, onlarla kadın erkek ayrı odada oturuyoruz ama akraba olunca yapamıyoruz. Arkadaş hanımları da tesettürlü ise bir arada oturulabilir mi? Yoksa hem akraba hem arkadaş meclislerinde kesinlikle ayrılmalı mı? Özetle, haremlik-selamlık arkadaş ve aile içinde nasıl olmalı?
Cevap
Benzer fetvalar
Başka bir ayrıntı yoksa sadece kocası yanında olan bir kadını ziyaret için haram ifadesini kullanamayız. Haram olmasa da riskten ve kerahiyetten söz etmemiz de şarttır. Mahremiyete dikkat ediliyorsa ve evde o yabancı erkekle tek başına kalınmıyorsa haram demeyiz. Bunu, bir zaruret olmadığı sürece sadece keyfi bir maksatla yapmanız ise mü'min bir bayan vakarına yakışmaz.
Selamünaleyküm. Sizin bekar olmanız veya onun bekar olması durumunda evlenebileceğiniz derecede olan bir kadınla aynı evde, onun ev kıyafetleri içinde iken beraber olmanız doğru değildir. Evet, sizin veya onun şu anda zihin olarak bir sıkıntısı yoktur belki. Hatta birbirinizi kardeş gibi görüyorsunuzdur ama vakti gelince de evlenen evleniyor. Bu nedenle böyle karma bir ortam İslamî değildir. Niyetlerin, samimiyetlerin iyi olması hükmü değiştirmez. Şeriat'ımız, fertlerin özel durumlarına göre değil yaratılışımızın gerektirdiği genel yapımıza göre hüküm verir. Sizin evinizin mesela bayram ortamındaki tatlı manzaranın yıllarca devam etmesi, dedenizin o zevki yaşaması da iyi bir şeydir. Dolayısıyla sizin bir orta yol bulmanız gerekir. a- Kadınlar ve erkekler, evli olsun bekar olsun mümkünse ayrı salonlarda otursunlar. Yemekler ayrı yensin. Tuvalet, banyo ihtiyaçları müstakil bölümlerde giderilsin. b- Bu ölçüyü kurmak fiziki mekân olarak mümkün değilse, bayanlar bedenlerinin rahatlıkla incelenemiyeceği bir kıyafetle evde dolaşsınlar. Bu kıyafet, bir çeşit sokak kıyafeti olsun. Ama dikkat edildiğinde bir erkeğin zevk alacağı incelik ve dikkat çekicilikte olmasın. c- Böyle bir ortamı oluşturamıyorsanız, belki de bunu isteyen ayıplanıyorsa o takdirde Allah'tan korkan biri orada zorunluluk kadar bulunacak, tatilini başka bir yerde geçirecek. Hoş bir ortamda üç gün duracağız diye Rabbimizin gazabına muhatap olamayız.
Selamünaleyküm. Böyle bir konuda sizin haklı olduğunuzu tartışmak bile yanlıştır. Haklısınız ama bu haklılığınızın karşınızdakiler tarafından anlaşılması gerekiyor. Durumu ikna ederek, cedelleşmeden çözmeye çalışın. Böyle bir konuda aranızda tartışma çıkar ve büyürse bütün bir ömür boyunca sizi rahatsız edecek sonuçlar üretebilir. Her şeye rağmen evinizde kalırsa odanızı kilitleyerek, ona odasından çıkmasına karşı belli tedbirler getirerek hem dikkatini çekin hem de tedbir almış olun. Dikkat edin, evlerde huzur kolay gider ama kolay gelmez.
Selamünaleyküm. Müslüman bir hanımın kendi evinde kimseden rahatsız olmayacak şekilde yaşaması en tabii hakkıdır. Bir iki günlük misafir getirmek eşinin hakkı olabilir ama sürekli bulunan bir yabancıyı kabul etmemek de hanımın hakkıdır. Aile içi huzursuzluktan endişe eden bir hanım, dış kıyafet gibi bir kıyafetle aynı evde, sofrada bulunabilirler ama halvet (baş başa yalnız kalma) durumu asla caiz değildir.
Mahremiyet ölçülerine dikkat etmemiz dinimizin gereğidir. Bu dikkatimizde temel ölçü olarak şu hususu ele alabilirsiniz: Oturup kalkma esnasında size haram olan erkeklerin sizin bedeninizin ayrıntılarına vakıf olmalarını engelleyecek kıyafet ve davranış içinde olmak. Meselenin özü budur. Bunun için ayrı odalarda oturmak, laubali konuşmamak, temastan kaçınmak, beraber aynı masada yememek temel ölçülerimiz olabilir. Dış kıyafet gibi bir kıyafetle hoş geldiniz demenizde ise sakınca olmaz.
Selamünaleyküm. Yaşlıların bu tür beklentileri ile mücadelenin anlamı yoktur. Bilakis onların iman dairesini zorlamalarına neden olabilir, dikkat ediniz. Bir bayan çarşaf ile olmasa bile, çarşaf gibi bol bir kıyafetle, oturup kalkışına dikkat ederek yaşlıların yanında oturabilir. Mahremi olmayan gençler de bulunuyorsa o ortamda, kıyafetini biraz daha DIŞ KIYAFET şartlarına benzetir. Kısa oturumlarla işi geçiştirerek sıkıntıyı gidermenizi tavsiye ederiz. Eşinizi bu hususta desteksiz bırakmayın. Bilakis hassasiyetinden ötürü ona minnettar olmalısınız. Allah Teâlâ'dan sabır ve sebatınızın devamını dilerim.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Mü'minlerin aralarındaki ilişki muhabbet ve yardımlaşma üzerine kurulu olmalıdır. Kur'an ve sünnet bizi böyle istiyor. Ancak bu, mü'minlerin aralarında tartışma olmayacağını, şeytanın onları birbirlerine karşı kışkırtmayacağını göstermez. Arada bir sorunlar da olacaktır. Bunun için üç güne kadar olan küslüklere izin verilmiştir. Üç günden fazla uzayan küslükler caiz değildir. Ama bir gerçek var ki o da şudur: Sevgi zorla yeşermez, kalp kolay kolay affetmez. O zaman biz de ilişkimizi asgari düzeyde sürdürürüz. Selam verir alırız. Hastalıkla ilgileniriz. Gıybet ve nemimesini yapmayız. Bunun ötesinde derin muhabbetin oluşmasını zamana bırakırız.
Bir eşin hanımına karşı hassas olmasını takdir etmek lazım. Abartılı olmadığı sürece erkeğin eşini kıskanması imanî bir konudur. Eşinizin genç yeğenlerinizle öpüşmenizi hoş görmemesi bence de doğrudur. Belki el öpme düzeyinde veya kucaklaşma düzeyinde olabilir. Oturulup görüşülebilir. Bedeninizin ayrıntılarını izleyebilecekleri bir ortamı onlarla paylaşmanız da doğru olmaz. Eşinizi anlayışla karşılayın; dengeli ve seviyeli bir görüşme ortamı oluşturun. Sizin de kalbiniz daha rahat olacaktır. Allah'a emanet olunuz.
Şeriatımızda evlatlık edinme yoktur. Dolayısıyla evlat olarak alınan biri herhangi biri gibidir. Herhangi birine nasıl mal bırakılıyorsa ona da o şekilde bırakılabilir. Bir insanın malından sadece çocukları mirasçı olarak yararlanmazlar; mirasta hakkı olan başkaları da vardır. Eğer ortada imani bir sorun yoksa mesela, malın intikal etmesi halinde onu şerre kullanacak imanı olmayan biri söz konusu olduğu için malını o akrabaya bırakmak istemiyor gibi bir durum varsa mesele yoktur. Bunun dışında iki türlü uygulama yapılabilir. Bir: Sağlığında iken kişi malını herhangi birine verir. Bu da onun vicdani bir sorunu olur. Yani kimseye 'malını neden birine verdin' şeklinde bir sorgulama yapılmaz. İki: Ölümünden sorası için vasiyet bırakır. Bu vasiyet ise malın üçte birini aşmamalıdır. Aşması halinde ise, mirasçıların vasiyeti kabul etmeme hakkı olur. Mirasçılar itiraz etmiyorlarsa bir sakıncası yoktur.
Zekât, anne, baba, dede, nine, çocuk ve torunlara verilmez. Bunların dışında fakir iseler, kaynana, kaynata, kardeş ve yeğenlere verilebilir. Allah'a emanet olun.
Sılayı rahim, Allah'ın emirlerindendir. Kuzeninizle sılayı rahim bağınızı korumanız böylece Allah'ın emri olmaktadır. Annenizin böyle bir karar vermeye hakkı yoktur. Yine siz onu üzmeyecek bir siyaset güdün. Görüşün, aşırı ve aleni görüşmeyin.
Selamünaleyküm. Nikâhın nikâh olabilmesi için iki erkeğin ya da bir erkek iki kadının hazır bulunması gerekir. Bundan fazlası bulunsa daha iyi olur, bereket olur. Esas olan da gelinin ve damadın orada bulunmalarıdır. Vekil de gönderebilirler. Düğüm vesaireyle ilgilenmeyin. Mü'min, Allah'a teslim olmuş, O'nun korumasıyla yaşayan insandır. Dünyalık yaşayanların sıkıntıları bizi üzmesin.