Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben 8 aylık evliyim. Eşimle aramız elhamdullilah çok iyi. Eşimin ailesi yurtdışında, iki erkek kardeşi Türkiye’de. Normalde haremlik selamlık uyguluyoruz ama kardeşlerine karşı uygulamaya çalıştığımda sorun çıkarıyor, hatta eşimin kardeşi sürekli bizde kalmak istiyor, eşim de buna razı oluyor. Eşimin gece nöbeti var, ben caiz olmadığını söylediğimde beni ailemle tehdit ediyor, kimse gelmeyecek diye eşime karşı tavrım ne olmalı?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Yaptığınıza devam edeceksiniz, yapacak çok bir şeyiniz yoktur. Eşinizi çalıştırmakla yanlışı siz kabul etmişsiniz. Eşiniz evde olmalı ki bunlardan o sorumlu olsun. Yine de sabretmeye devam edeceksiniz. Bir zaman sonra o da yaptıklarına pişman olacaktır. Sabretmek çek çarenizdir. Tatlı diliniz de sizi kurtarır ondan önce.
Selamünaleyküm. Siz, eşinizle ilişkinizi düzgün tutun. İyi bir eş olun, eşiniz dışında kimse ile iyi geçinmek zorunda değilsiniz. Bu bir insanlık meselesidir, görev değildir. Hak etmeyene insanlık yapılması gerekmeyebilir.
Selamünaleyküm. Evli bir insan, evlendiği kişinin haklarını omzunda taşıyan biri durumuna gelir. Elbette bekârlık günlerindeki gibi yaşamayacaktır. Ondan bunu beklemeniz de doğru değildir. Artık, size ne kadar vakit ayırabilirse o kadarı ile dostluğunuz devam edecektir. Onun ev mahremiyetine de dikkat edeceksiniz.
Aleykümselam. Bir mü’min kadının iş edinip çalışma mecburiyeti olmadan eşinin ona müreffeh bir hayat sağlama mecburiyeti vardır. Bunun karşılığında da kadının kadınlık dışında ek bir hizmet yapma mecburiyeti yoktur. Dinimizin genel ilkesi böyledir. Ne yazık ki dinimizi kendi hırs ve menfaatlerimize göre şekillendirmeye cüret ettiğimiz bir dönemde yaşıyoruz. Eşinizin sizden böyle bir şey isteme veya annesine istetme hakkı yoktur ama sizin bunu insanlık olarak yapmanız sizin artınız olur. Aile huzurunuzu sarsmadan sorun çözmeye gayret ediniz. Mevcut durumu değil ileriyi düşünün. Allah yardımcınız olsun.
Nikâhtan sonra eşinizin sizi evinize alması gerekirdi. Makul bir sebeple bunu yapmaması sizi haklı duruma getirir. Siz de hakkınızı talep edebilirsiniz ama bu esnada oluşabilecek gerginlik, ileriki yıllarda sizi sürekli bunaltabilir. İyi ölçün iyi tartın ve öyle karar verin. Bu anlattığınız durumda siz haklısınız ama hakkınızı size kim ve nasıl verecek onu iyi tespit edin.
Selamünaleyküm. Eşinizin kız kardeşi ile evinizde kalmasının dinen hiçbir sakıncası olmaz. Aranızdaki görgü ve müsamaha ise sizin bileceğiniz bir iştir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Âyette geçen 'mü'min iken kâfir oldunuz' ifadesini nereye koyacaksınız? Bir ikinci husus da şudur: Mü'min böyle bir hatayı zaten kastederek yapmaz. Yapıldığında bu hatanın bedelinin ne olabileceği tekit edilmek istenmektedir. Evet, sözünü ettiğiniz şekilde abartılı kabul edilebilecek bir yorumdur da denebilir ama ulemamızın din üzerinden şakalaşmayı anladıkları tarzlardan biri budur. Elbette bizim anlatımımız Kur'an'ımıza yön verecek bir anlatım asla olamaz ama meselenin ağırlığını izah etmeye gayret ediyoruz. Allah yardımcımız olsun. İkazınız için teşekkür ederim.
Selamünaleyküm. Siz böyle bir gelişmeden haberdar değilken bunlar oldu ise sizin bir vebaliniz olmaz. Kız yok dedikten sonra siz teklif etti iseniz yine vebaliniz olmaz.Sizin izahınızdan anlaşılan, sizin bir kastınız olmamıştır. Arkadaşın size okuduğu hadise de inşaallah muhatap değilsiniz.
Selamünaleyküm. Bu bilginin sıhhati konusunda hiçbir tereddüt yoktur. Yüzde yüz sahih bilgilerdendir. İsrailiyattan olduğunu söyleyen de olmamıştır.Neden gibi soruları ise dinimizin her bölümü için sormak mümkündür? Din ise tartışmak için değil iman etmek içindir. Örnek olarak bu meseleyi ele alırsak size şunu söyleyebilirim: Bu hususta senelerce tartışılsa neticede ikna etmek yerine daha fazla derine batırmak gibi sonuç çıkar. Bu nedenle itikadınızı koruyun, kimse ile tartışmayın deriz size.
Selamünaleyküm. Allah'ın verdiğine razı olmak en güzelidir. Ondan geleni değerlendirmedikten sonra kız olsa ne olur, erkek olsa ne olur? Ondan bize geleni değerlendirdik mi yeter, kazanırız.
Aleykümselam. Burada zekât sadece 110 gram altınınız elinde bulunduğu zaman söz konusu idi. O elinizde bir yıldan fazla bulundu ise ve o esnada onun değerini düşürecek kadar bir borcunuz yoktuysa onun yüzde iki buçuk kadarını zekât vermeniz gerekirdi.Araba bineğinizdi, onun zekâtı yoktu.Şu anda da elinizdekinden çok fazla borcunuz var, yine zekât vermenizi gerektiren bir durum yoktur.
Aleykümselam. Keşke elinizi kıpırdatmasanız da din üzerinden böyle bir münakaşa oluşturmasaydınız. O daha bereketli olurdu. Telfik bu değildir belki ama fitne böyle başlar.